1
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
27
Okunma
Kalbim
Karanlık çöküyor dağların göğsüne, sevdiğim,
Puslu patikalarda yırtıcı bir sessizlik dolanıyor.
Hani karanlık yutarken dağların ıssız koyaklarını,
Alın yazısını o yırtıcı pençelerden kaçırır gibi
Geceye karşı demir bir makas kilitler ya;
Ben de bu ıssız, bu amansız dünya ağrısına karşı
Seni korumak için kalbimi mühürlüyorum bu gece.
Ne Kerem gibi yanıp kül olmaya niyetim var,
Ne de Aslı’nın saçlarında savrulup kaybolmaya...
Bizimki o eski masallardan daha öte, daha sağır,
Bir erkeğin sinesinde büyüttüğü en ağır yemin.
Seni benden almaya yeltenen her ne varsa;
Zamanın acımasız dişlerini, mesafelerin o yırtıcı pençesini,
Hepsini sol yanımın o derin kuytusunda bağlıyorum.
Bu erkek sinesinde çarpan en ağır, en mağrur davuldur kalbim;
Bir kurdun puslu gecede sürüsünü gözettiği gibi,
Gözü kara, tetikte ve sırılsıklam sevdana nöbette.
İsimsiz bir ferman gibi kazıdım seni bu ömre,
Kimse hecelemesin, kimse çözemesin diye gizemini.
Varsın Mecnun çöllerin kumunda tüketsin ömrünü,
Varsın Leyla bir serabın ardında ağlasın;
Ben seni bu fani dünyanın şerrinden sakınmak için
Aşkın o en kadim, en tılsımlı duasına sarıyorum.
Kapattım öfkenin ağzını, kilitledim ayrılığın bütün yollarını,
Yalnızca sana çıksın, yalnızca sana yürüsün diye adımlarım.
Dağ kurdu acıkır da hani, gözü döner ya karanlıkta,
İşte öyle çetin ve acımasız bir çağın tam ortasında,
Gönlüm seni buldu, seni bildi, seninle diz çöktü.
Şimdi hangi kem göz, hangi uğursuz rüzgar dokunabilir ki sana?
Ben senin etrafına kalbimden koca bir hisar ördüm;
Hüznün, yalnızlığın ve gitmelerin ağzını dualarla bağladım.
Ferhat dağları deldi de ne geçti eline?
Şirin bir saray odasında çaresizce beklemedi mi?
Ben dağları delmeye değil, seninle dağ olmaya geldim.
Gözlerini mühürledim gözlerime, sözlerini sözlerime;
Gayrı ne ölüm ürkütür bu erkek yüreğini, ne de ayrılık.
Göğe bakıp sabır dileyen o yalnız kurdun asaletiyle,
Sürüden ayrı, kalabalıklardan uzak, sadece senin izinde...
Söz verdim bu cana, bu bedene, bu mağrur gurura:
Dünya üstümüze kapansa da, sen bu kalbin içinde güvende olacaksın.
Ne kurda yem ederim sevdana açılan o beyaz sayfayı,
Ne de fırtınanın koynuna terk ederim uykularını.
Herkes sustuğunda, gece yarısı o uğursuz sirenler sustuğunda,
Sadece göğsümün kafesindeki o hırçın nehir kalacak geriye.
Tılsımlı bir ayet gibi sakladım seni ömrümün kıyısında,
Bakışların kor ateş, varlığın bana en büyük muska.
Bağladım yalanların dilini, kapattım şerrin kapısını;
Yalnızca senin masalın serbest bu gönül coğrafyasında.
Aç kurtlar gibi üzerimize saldıran o koca yalnızlığa inat,
Bu kalbin her odası, her hücresi seninle nefes alıyor.
Sessiz, isimsiz ama dağlar kadar dik ve azametli bir sözdür bu:
Bu erkek sine nefes aldıkça, kalbim senin en güvenli yurdundur.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.