Sabrı olmayanlar ne kadar fakirdirler.-- shakespeare
CEMRE_YMN
CEMRE_YMN

Müebbet Sızı

Yorum

Müebbet Sızı

( 25 kişi )

23

Yorum

39

Beğeni

5,0

Puan

318

Okunma

Müebbet Sızı

Müebbet Sızı


Yollar yoruldu bu amansız inadımdan,
Her durakta kendi gölgeme çarptım bugün.
Tozlu raflarda unutulmuş mektup mahzunluğuyla,
Kendi içimde gurbete düştüm, bittim.

Adınla başlayıp suskunlukla biten,
Yarım kalmış bir alfabenin sancısı bu.
Dilimin ucunda düğümlenen her sessiz harf,
Kendi kıyametini bekleyen dilsiz bir duadır.

Uçurum kenarında, rüzgâra inat büyüttüğüm,
Boynu bükük sarı çiçek sonunda soldu.
Toprağına can verdiğim gözyaşlarım kurudu,
Celladına aşık bir ömrün son perdesidir bu.

Kendi gözyaşımda doğup, hıçkırığımda boğuldum,
Kimse duymadı feryadı, dumanı tütmez yangını.
Aynadaki yabancıya bakarken tanıyamadım yüzümü,
Varlığın için kendi benliğimi kurban ettim.

Zaman bir cellat gibi acının boynuna ipi dolar,
Sancıyı iyileştirmez, sızısını ruhun en derinine mayalar.
Eskiden keskin bir bıçaktı kalbimde hissettiğim,
Şimdi iliklerimde buz tutmuş ağır bir mühür.

Sen benden her gün bir parça koparıp giderken,
Ben her gün biraz daha yokluğunla doldum.
İçimdeki kalabalık arttı da kalbimdeki yerin dolmadı,
Ben senin gibi bakmayı öğrendim de, sen hiç "biz" olmadın.

Dokunmaya kıyamadığım dikişsiz, paslı yırtık,
Artık kemiğe dayanan, benim en mahrem yaram.
Kabuk bağlamasına izin vermediğim sızıdır kimliğim,
İyileşirse seni tamamen kaybetmekten korktuğum...

Şimdi soğuyan kahve ve titreyen ellerim şahidim,
Masada bıraktığın boşluk, dünyanın en derin kuyusu.
Her solukta ciğerime batan çürümüş hatıra,
Ben kimsesizliği, hiç uğramadığın şehirlerde büyüttüm.

Seni beklemekten vazgeçmedim, kaderime sadakatim,
Yenileceğimi bile bile girdiğim en büyük meydan savaşı.
Kılıcım kırık, kalkanım toz duman ama ruhum nöbette,
Sen gelmesen de, yollarında çürümeyi seçtim.

Artık aynadaki enkaz yabancıya bir bak ne olur,
Gözlerindeki feri kendi elleriyle boğmuş, umut intihar etmiş.
Yüzündeki her çizgi, uğruna verilen sessiz harbin kalıntısı,
Bu beden, parmak uçlarınla yavaş yavaş yıktığın bir virane artık.

Seni bekleyecek bir "ben" kalmadı, yollarda tükendim,
Ayak izlerimin üzerine gökyüzünden zift karası karlar yağdı.
Dönüp baksan da tanıyamazsın harabeye dönmüş kalbi,
Bıraktığın çocuk, dipsiz ve kör kuyularda can verdi.

Anlatılacak ne varsa bitti, çekilecek ne kadar çile varsa çekildi,
Sustu içimdeki kemikleri kıran fırtına.
Geriye sadece dilsiz bir sessizlik ve hiç dinmeyen sızı kaldı;
Giden gitti, bekleyen bitti; ruhumda müebbet bir SIZI kaldı.
Cemre Yaman

Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (25)

5.0

100% (25)

Müebbet sızı Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Müebbet sızı şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Müebbet Sızı şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi Etkili Yorum
Kąrsî
Kąrsî, @k-261-rs
30.3.2026 10:28:52
5 puan verdi
İlham dolu o güzel yüreğinden dökülenler yoğun bir kayboluş, tükeniş ve tek taraflı sevginin yıkımı üzerine kurulu. Birine duyduğun derin bağlılık uğruna kendi benliğini yavaş yavaş kaybetmişsin.Sevgi karşılık bulmamış; bu yüzden hisler zamanla acıdan kimliğe dönüşmüş yani acı artık geçici değil, kalıcı bir parça olmuş.

“Beklemek” şiirin ana damarlarından biri: gelmeyeceğini bilse bile vazgeçemediğin bir umuda sadık kalmışsın.İçsel durum giderek ağırlaşıyor: başta keskin bir acı varken, sonunda bu acı donuk, derin ve sürekli bir sızıya evriliyor.

Aynadaki yabancı, harabeye dönmüş kalp, dilsiz harfler gibi imgelerle anlatılan şey şu: artık geri dönülemez bir iç çöküş yaşanıyor.
Finalde ise net bir kabulleniş var; “Giden gitmiş, bekleyen bitmiş.”Geriye sadece sessizlik ve ömür boyu taşınacak bir sızı kalmış.

Velhasılıkelam gönül sesin karşılıksız ya da yarım kalmış bir aşkın insanı nasıl kimliğinden edip içsel bir enkaza dönüştürdüğünü, ama buna rağmen vazgeçememenin trajedisini anlatıyor.

Her günün güzelliğe çıksın inşallah, hak eden bir yüreksin.

Her “keşke” bir tecrübe oluyor aslında zamanımızı yitirse de bizi bitirse de. Ama bazen “ keşke” de diyemiyoruz ya asıl sıkıntımız orda sanırım.

Her zaman ki gibi enfes bir şiirdi.

Selam, duam ve sevgilerim seninle.
Mehmet Salih Demirsoy
Mehmet Salih Demirsoy, @olumunesevenler
3.4.2026 00:40:20
5 puan verdi
Değerli dost kalemi canu gönülden kutluyorum
Harika dizeler düşmüş yürek sayfana beğenerek
Okudum
Şiirler de buluşmak dileğiyle şiirle kalın selamlar sevgiler değerli dost yürek sevgili dost kalem iyi geceler diliyorum
alaturka044
alaturka044, @alaturka044
1.4.2026 10:45:23
günümüzde güler yüzü maske olarak kullanmak sığındığımız liman
hayatını cennete çeviremez ama hayattan cennete gidebilir insan
gücünün yettiği kadar sevgini acını paylaş ekmeğini isteyenlere böl
vicdan merhamet sabır şükür hayatınıza değer katsınlar her zaman
Şair Mehmet Demirdelen
Şair Mehmet Demirdelen, @sair-mehmet-demirdelen
31.3.2026 19:17:16
5 puan verdi
Harika duyguları yazmış kaleminiz
Güzel ve anlamlı sözler ile
Beğenerek okudum yüreğinize sağlık kaleminiz daim olsun Kıymetli Şaire saygılar 👍🙏
Ahmet Coşkun 1
Ahmet Coşkun 1, @ahmetcoskun1
30.3.2026 22:12:53
5 puan verdi
Ayrılık acısı
insanı tükenişe sürükler
terk etmeyen özlemi
insan ruhunda onulmaz yaralar açar
bir usta ayrılık acı konusunda nasihatte bulunmuştu
şöyle 'Mutluluğu başka bedende arama bulamazsın'
gereksiz demiştim ama haklıydı
uzun acıklı bir yoldu çizilen
yüreğine sağlık...

Ali Rıza  Coşkun
Ali Rıza Coşkun, @alirizacoskun
30.3.2026 19:08:40
5 puan verdi
“Müebbet Sızı” şiiriniz, ayrılığın ve bitmeyen özlemin ruhu nasıl kemirdiğini çok derin bir lirizmle anlatıyor. “Giden gitti, bekleyen bitti; ruhumda müebbet bir SIZI kaldı” dizesi, şiirin bütün ağırlığını ve kalıcı yarasını tek bir çarpıcı ifadede topluyor.

Kısacası:
- Her bölümde ayrılığın farklı yüzleri — mektup, aynadaki yabancı, boş masa, solmuş çiçek — metaforlarla işlenmiş.
- İçsel bir çığlık, sessiz bir feryat ve kalıcı bir yara olarak “sızı” şiirin merkezinde duruyor.
- Son bölümde ise bu sızı artık bir kimlik, bir müebbet hüküm gibi kalıcı bir varlık haline geliyor.

Kaleminize sağlık, bu şiir hem bir aşkın ağıtı hem de ruhun derin bir mahkûmiyetini dile getiren güçlü bir eser.
Aşık-ı boğaz
Aşık-ı boğaz, @asik-ibogaz
30.3.2026 19:05:19
5 puan verdi
Çok güzel duygu yüklü bir şiir tebrikler hocam saygılarımla.
yön
yön, @yon
30.3.2026 15:52:56
5 puan verdi
Bu şiirde çok yoğun bir melankoli ve özlem var. Sanki bir sevgilinin gidişi, geride kalanın iç dünyasını nasıl yıktığını anlatıyor.

Soğuyan kahve ve titreyen ellerim şahidim" derken, o anın acısı hala hissediliyor gibi. Dünyanın en derin kuyusu" masada bıraktığı boşluk, çok çarpıcı bir benzetme .

"İçimdeki kalabalık arttı da kalbimdeki yerin dolmadı" cümlesi, belki de en vurucu olan. Kalbinde hep yer var, ama o geri dönmüyor .

Yüreğine kalemine sağlık.değerli kalemin daim,ilhamin bol olsun . Nice güzel eserlerde buluşmak dileğiyle esenlik dileğiyle esen kalı
Kızılelmalım
Kızılelmalım, @kizilelmalim
30.3.2026 15:24:07
5 puan verdi
Kendinize has tarzınız ve zengin kelime hazinesi ile, yazmış olduğunuz gönül sesinizi beğeniyle okudum. Gönlünüze gelen ilhamınız bol , kaleminiz daim olsun, selam ve sevgilerimle kalın sağlıcakla...
redfer
redfer, @redfer
30.3.2026 14:13:10
Varlığını başkasının yokluğunda eriten bir ruhun,
keskin bir acıdan soğuk bir hissizliğe evrilen o trajik dönüşümünü
sarsıcı imgelerle resmeden derin bir aidiyet ve tükeniş manifestosuydu şiir.

Yazan gönül var olsun.
hosoglu
hosoglu, @hosoglu
30.3.2026 14:07:13
5 puan verdi
Aşk denen cezayı müebbet yedim
Kırk yıldır çekerim, bir gün inmiyor
Deryaya atarsam hafifler dedim
Dalgalar duruldu, yürek dinmiyor.

Ömrüm aşk damında, aşkın esiri
Ne desem faydasız, olmaz tesiri
Cenk ile devirdim yarım asırı
Ciğerim kül olmuş, artık yanmıyor.
Zerrin özen
Zerrin özen, @zerrinozen
30.3.2026 13:32:16
5 puan verdi
Şairem şiir derin bir iç yakarışı ve başlığı harika bir şiir.
Şiiri ve üstade şaireye kut ve Mut dolu olsun.
Selamlar sevgiler sunuyorum ✍️🙏
Cevdet
Cevdet, @cevdet-
30.3.2026 13:12:57
5 puan verdi
Emeğinize sağlık güzel bir çalışma
Alptekin Yazar
Alptekin Yazar, @alptekin-yazar
30.3.2026 13:05:47
5 puan verdi
Güzel şiirdi, ziyadesiyle hüzün ve sızı doluydu, bitsin artık bu ızdırap diyesi geliyor insanın. Mavi gözler bu ızdırapın üstüne toprak serpmeli. Acı ızdırap da bir yere kadar.
Yine de şiirler acı ve hüzne göbekten bağlıdır ya çaresizim.
Bu nefis şiiri ve değerli şairimi yürekten kutluyorum.
En içten selam ve saygılarla.
erbensalim
erbensalim, @erbensalim
30.3.2026 11:30:18
5 puan verdi
"Şiirde en dikkat çekici nokta, acının bir noktadan sonra 'kimlik' haline gelmesidir. 'Kabuk bağlamasına izin vermediğim sızıdır kimliğim' dizesi, kaybı tamamen yok etmemek için acıyı taze tutma arzunu harika özetliyor. Şair, sevdiğini kaybetmektense o acıyla yaşamayı (müebbeti) göze alıyor. Kendi benliğini bir başkası için kurban edişin, aynadaki yabancıya dönüşmenin ve nihayetinde 'bekleyen bitti' diyerek teslim olmanın çok dürüst bir hikayesi. Yüreğinize sağlık, çok sarsıcı mısralar."bahtın açık olsun sanal güzeli
bdbedri
bdbedri, @bdbedri
30.3.2026 11:14:26

Eserinizi okudum. Harika bir yapıt ve emek ürünü.. Çok yazmak olanaklı.. Ancak çok meşgul etmeden...
Kısaca..
Bğu şiir, derin bir yalnızlık ve özlem duygusunu çok katmanlı bir şekilde anlatıyor. Her dizede iç dünyadaki çöküşü, kendini tüketişi ve vazgeçmeyişi hissediliyor. Özellikle “kendi gözyaşımda doğup, hıçkırığımda boğuldum” ve “ben senin gibi bakmayı öğrendim de, sen hiç 'biz' olmadın” gibi dizeler çok etkileyici. Acıyı hem estetik hem de samimi bir dille aktarmışsın. Uzun soluklu, hüzünlü ve içe işleyen bir metin olmuş.
Kalemine sağlık. Tebrik eder selam ve sevgiler sunarım. .
Dosteli_
Dosteli_, @dosteli
30.3.2026 10:22:05
5 puan verdi
Her zaman böyledir gidenden geriye kalan bu sızı hep hüznün resmini çizer. Yapacak olan yapılacak olan nedir diye düşünüyor insan okurken.
Etkili Yorum
YEŞİLIRMAK
YEŞİLIRMAK, @yesilirmak1
30.3.2026 09:17:02
Bekleyişin insanı nasıl içten içe tüketebileceğini ve bir sevgilinin yokluğunun kimliği nasıl parçalayabileceğini son derece güçlü ve acı verici bir dille anlatıyor.
Sadece bir ayrılık hikayesi değil, aynı zamanda "ben" kavramının aşk uğruna nasıl feda edildiğinin trajik bir dökümü.

Şiirde zaman, iyileştirici bir güç olarak değil, "cellat" gibi boynu dolan bir işkenceci olarak resmediliyor. Bu bakış açısı, daha önceki çalışmalarınızda suyun "niyetsiz, şifasız" akışıyla kurulan bağlamı derinleştiriyor. Burada su yerine geçen "gözyaşları" bile toprağa can verememiş, sadece kurumuş.

Zamanın yarattığı bu donukluk, "iliğinizde buz tutmuş ağır bir mühür" benzetmesiyle somutlaşıyor.

Geçmişin keskin bıçağından, bugünün hissiz mühürüne dönüşüm, umudun tamamen tükenişini simgeliyor.

Şiirin en çarpıcı temalarından biri, aynada tanınmayan bir yüzle karşılaşma anıdır. "Kendi gölgeme çarptım bugün" ve "Aynadaki yabancıya bakarken tanıyamadım yüzümü" dizeleri, dış dünyadan kopuşun içsel bir yabancılığa dönüşmesini gösteriyor.

Bekleyiş, kişinin kendi benliğini silmesi pahasına sürdürülen bir "meydan savaşı" haline geliyor. Kahve soğuyor, eller titriyor ama bekleyen kişi gelmiyor; geriye kalan tek şey, "dipsiz ve kör kuyularda" ölen o eski çocuk.

Sessiz harflerin düğümlenmesi ve "dilsiz bir dua" olma durumu, anlatıcının ifadesizliğini ve çaresizliğini vurguluyor. İyileşme süreci reddediliyor çünkü kabuk bağlamak, sevilen kişiyi tamamen kaybetmek anlamına geliyor. "

Kabuk bağlamasına izin vermediğim sızıdır kimliğim" dizesi, acının artık bir yük değil, varoluşun temel taşı olduğunu kanıtlıyor. Bu durum, aşkın hem en büyük gücü hem de en derin zayıflığı olduğunu gösteriyor.

Doğa imgeleri de bu içsel çöküşü yansıtıyor. Rüzgara inat büyütülen sarı çiçek soldu, toprağa verilen gözyaşları kurudu. Dışarıdaki doğanın solması, içerideki ruhun viraneye dönüşmesiyle paralel ilerliyor. "Çürümüş hatıra"nın ciğerlere batması, geçmişin artık canlı bir anı değil, toksik bir yük haline geldiğini gösteriyor. Şiirin sonunda kalan tek şey, kemikleri kıran fırtınanın susması ve müebbet bir "sızı"dır.

Zerrin'in yokluğunda şekillenen hüzün ve kaybın evrensel halini alarak, okuyucuyu derin bir empati ve hüzün atmosferine sürüklüyor. Kelimelerin ağırlığı, sessizliğin gürültüsüyle yarışıyor.

Ne güzel anlatmış yüreğinin sesini Cemre şaire kardeşim..
Böyle bir eseri yorumlarken kıssadan hisse deyip kısa kesmek istemiyorum yorumu...
KALEMİN , RUHUN HER ZAMAN MUTLU OLSUN...
🙏🙏🙏✍️ ✍️ ✍️
Ebuzer Ozkan
Ebuzer Ozkan, @ebuzerozkan
30.3.2026 09:08:42
5 puan verdi
Şiiriniz, derin bir iç yıkımın ve vazgeçemeyişin ağır yükünü çok güçlü imgelerle taşımış; “müebbet sızı” hissi iliklere kadar işliyor.

“Bir yara vardır kapanmaz, hatırayla beslenir,
Sessizlik büyür içinde, insan kendine yenilir…”

Yüreğinize sağlık, sarsıcı ve unutulmaz bir eser olmuş; selam ve saygılarımla.
Tercanlı24
Tercanlı24, @tercanli24
30.3.2026 06:54:27
Emeğinize sağlık güzel bir çalışma anlamlı dizeler kutlarım emeğinizi selamlar sevgiler saygılar gönderdim
Kul Yorgun
Kul Yorgun, @kulyorgun
30.3.2026 05:35:46
5 puan verdi
Şiir, derin bir terk edilmişlik, yok oluş ve kalıcı acı üzerine kurulmuş, oldukça ağır ve katmanlı bir çalışma.

Sevgili Cemre , “Müebbet Sızı”nda sevgilinin gitmesiyle başlayan ve artık geri dönüşü olmayan bir ruhsal yıkımı anlatıyor. Şiir baştan sona, seven kişinin kendi benliğini yavaş yavaş kaybetmesini, beklemenin insanı nasıl içten içe çürüttüğünü ve geriye sadece “müebbet bir sızı” kaldığını işliyor.



Şiirin en güçlü yönü, acıyı somut ve bedensel imgelerle vermesi. “Boynu bükük sarı çiçek sonunda soldu”, “paslı yırtık”, “dipsiz ve kör kuyu”, “zift karası karlar”, “virane beden” gibi ifadeler acıyı sadece duygusal değil, fiziksel ve görsel olarak da hissettiriyor. Bu imgeler şiire derinlik katıyor.

Şair, terk eden kişinin yokluğunu “her gün bir parça koparıp gitmek” olarak tanımlıyor. Bu, sevgilinin gidişinin ani bir olay olmadığını, sürekli ve yavaş bir erozyon olduğunu gösteriyor. Seven kişi ise bu erozyona karşı direnmek yerine, kendi benliğini feda ederek “senin gibi bakmayı” öğreniyor. En çarpıcı cümlelerden biri:
“İçimdeki kalabalık arttı da kalbimdeki yerin dolmadı.”
Bu dize, yalnızlığın paradoksunu çok iyi yakalıyor: Dışarıdan bakınca kalabalık bir hayat, içeride ise derin bir boşluk.

Şiirde zaman da önemli bir unsur. Zaman “cellat gibi” tasvir ediliyor; acıyı iyileştirmiyor, aksine “ruhun en derinine mayalıyor”. Eskiden keskin bir bıçak olan acı, artık “iliklerde buz tutmuş ağır bir mühür” haline geliyor. Bu geçiş, acının ilk şokundan kalıcı bir yaraya dönüşmesini çok güzel anlatıyor.

Son bölümde şiir zirveye çıkıyor:
“Giden gitti, bekleyen bitti; ruhumda müebbet bir SIZI kaldı.”
Burada artık umut, beklenti veya direnç kalmamış. Geriye sadece dilsiz bir sessizlik ve hiç dinmeyen bir sızı kalıyor. Bu kapanış, şiiri karamsar ama çok samimi ve güçlü kılıyor.


Tema:Terk edilmişlik, kendini yok etme, beklemenin yarattığı yavaş ölüm ve kalıcı ruhsal sızı.

Üslup: Yoğun, edebi ve imgelerle dolu. Dil ağır ama akıcı.
-Duygu: Umutsuzluk, teslimiyet ve derin hüzün hâkim. Şiir okuyucuyu rahat bırakmıyor; uzun süre etkisini sürdürüyor.


Bu şiir, seven kişinin kendi elleriyle yıktığı bir viraneye dönüşmesini ve geriye kalan “müebbet sızı”yı çok derin, acı dolu ve edebi bir dille anlatan başarılı bir çalışma. Acıyı süslemeden, olduğu gibi ve ağır bir şekilde veriyor. Okurken insanın içinde uzun süre kalan, boğucu bir hüzün bırakıyor.

Gerçekten etkileyici ve katmanlı bir şiir olmuş. Özellikle “içimdeki kalabalık arttı da kalbimdeki yerin dolmadı” ve “bu beden, parmak uçlarınla yavaş yavaş yıktığın bir virane artık” dizeleri çok güçlü.

Kalemine kelamına yüreğine sağlık.
☕🙏✍️
Etkili Yorum
ramazancelik
ramazancelik, @ramazancelik
30.3.2026 03:22:19
"Hamlıktan pişmeye" giden yolda, yanmanın acısına takılıp kalmış bir ruhun feryadıdır. Sevgiliye duyulan sadakat (sadakat-i aşk), şairi kendi benliğinden soyutlamış ancak henüz o büyük "huzura" ve "sekineye" (iç huzura) ulaştıramamıştır; bu yüzden sızı "müebbet" kalmıştır kalem8n daim olsun inşallah.
Dost Kalem
Dost Kalem, @dostkalem1
30.3.2026 03:03:07
5 puan verdi
Artık aynadaki enkaz yabancıya bir bak ne olur,
Gözlerindeki feri kendi elleriyle boğmuş, umut intihar etmiş.
Yüzündeki her çizgi, uğruna verilen sessiz harbin kalıntısı,
Bu beden, parmak uçlarınla yavaş yavaş yıktığın bir virane artık.

Kutlarım yürekten...şiirinizi çok severek okudum. Yani her şey bir yana umudu kaybetmeyelim. Umut müminin ekmeği aşıdır. Zaten bu enkazdan ümide yaslanarak çıkabiliriz. Yine anlam ve anlatımıyla usta kaleminizden özgün ve nadide bir eser okudum. nice güzel paylaşımlara ....saygılarımla
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL