Yine gecenin tam ortasında sana düştüm sevgilim, Öyle ansızın, öyle derinden… Sanki odamın bütün duvarları Adını içime fısıldıyor bu gece. Ben nereye baksam biraz sen, Nereye dönsem biraz sensizlik var. İnsan sevdiğini göremeyince Her şeyi ona benzetirmiş ya, İşte ben de bu gece Perdeye vuran gölgeyi bile senden sandım. Zemheri ayazı çökerken ruhun pencerelerine, Dışarıda kararmış bir gökyüzü, İçimde ise bekleyişin o soğuk gölgesi.
Şimdi öyle bir haldeyim ki, Sanki içimde bir şey durmadan seni çağırıyor. Susuyorum geçsin diye, Gözlerimi kapatıyorum dinsin diye, Ama yok… Yokluğun gecenin ayazı gibi işliyor içime. Ellerimi birbirine sürüyorum ısınsın diye, Meğer üşüyen tenim değil Sensiz kalan yanımmış. Vakit geceye yenilirken ağır ağır, Zihninin en kuytu, en kirli köşesinde kalsın adın, Sakın arama bıraktığın, çocuksu, inançlı kalbi.
Ben yıkıntının altından, tırnaklarımı kopararak çıktım, Sende bıraktığım ne varsa, Şimdi birer birer çürüyor orada. Bak yine seni düşünmekten Saatin nasıl ilerlediğini anlamadım. Gece hüzne büründü, sokaklar sessizleşti, Ben hâlâ içimde sana çıkan yolları geziyorum. Belki bir yerde sesin kalmıştır diye, Belki bir köşede bana bıraktığın sıcaklık vardır diye… İnsan bazen bir şehri değil, Bir kişiye ait hatırayı dolaşırmış. Yorgun düşmüş bu kentin sokaklarında, Sana varmayan adımların ağırlığı var üzerimde.
Öyle çok ihtiyacım var ki sana bu gece, Başımı omzuna koyup Hiç konuşmadan durmaya… Sadece nefesinin içimdeki bütün yangını Usulca söndürmesine. İçimde biriken derin, sessiz sitemle. Çünkü içimde öyle yorulmuş bir taraf var ki, Senden başka hiçbir şeyin iyi gelmeyeceğini biliyorum. Şimdilerde seni özlemek İçimde ince bir sızı gibi değil artık, Bildiğin koca bir boşluk sevgilim. Nereye baksam orada, nereye kaçsam peşimde.
Bazen durup kendi kendime “Şimdi gelse sarılır mıydım ,önce, ağlar mıydımdiye? Bilmiyorum, Sonra gözlerim doluyor, Çünkü insan en çok Gerçek olmayacağını bildiği hayale yeniliyor.. İşte yine böyle bir gecedeyim. Kalem elimde, aklım sende, Ruhum sana varmayan yollarda. Sabah olur mu bilmiyorum Ama bildiğim tek şey şu: Bu gece de içimden sana doğru durmadan bir şeyler akıyor.
Ve ben yine Sana söyleyemediklerimi Geceye bırakıp susuyorum sevgilim… Kırık bir keman sesi eşliğinde, Kimsesiz kalmış bir liman gibi, Viran bir fasıldan kalan son hecelerle.
Yarım kalmış bir hikâyenin son satırıyım artık, Üzerine kar yağmış bir mezar sessizliğiyle. Sana çıkan her yolun sonunda bir uçurum, Ve ben her gece o uçurumdan Kendi içime, yani sana düşüyorum sevgili.. Cemre Yaman
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Güzel ve anlamlı sözler yazmış kaleminiz Değeri yüksek kelimeler ile, harika bir şiir çıkmış ortaya... Kaleminiz gücü sayfaları süslemiş... Beğenerek okudum .. Yüreğinize sağlık kaleminiz daim olsun. Kıymetli Şaire saygılar benden..🙏👍
Yüreğinize emeğinize Ellerinize sağlık Değerli kalemdaşım Yazıp bizlerle paylaştığınız / Gecenin ucu sana çıkıyor Sözlerinizi büyük bir Beğeniyle okudum Kaleminiz kavi ilhamınızın daim Olması temennisiyle En kalbi duygularımla Huzur dolu yarınlar adına Sonsuza dek esenlikler dilerim.
"Bazen durup kendi kendime “Şimdi gelse sarılır mıydım ,önce, ağlar mıydımdiye? Bilmiyorum, Sonra gözlerim doluyor, Çünkü insan en çok Gerçek olmayacağını bildiği hayale yeniliyor." Gerçekten de öyle... Emeğinize sağlık. Saygılar...
“Gecenin Ucu Sana Çıkıyor” şiiriniz, özlemin ve yokluğun geceyle birleştiği çok güçlü bir duygu atmosferi kuruyor. “Meğer üşüyen tenim değil, sensiz kalan yanımmış” dizesi, metnin özünü yani sevdanın yokluğunun en derin üşümeyi getirdiğini çarpıcı biçimde özetliyor.
Kaleminize sağlık; kısa ama yoğun bir şiir, hem hasretin karanlıkla iç içe geçtiğini hem de sevdanın her ayrıntıda yankılandığını içten bir lirizmle yansıtıyor. Özellikle kapanıştaki “Ben hâlâ içimde sana çıkan yolları geziyorum” ifadesi, şiire hem dramatik hem de unutulmaz bir kapanış katmış.
Gecenin sessizliğini bir iç hesaplaşmaya dönüştüren güçlü bir anlatım var şiirde. Özlem artık sadece bir duygu değil, mekânı bile dolduran bir varlık gibi işlenmiş; gece, soğuk ve yokluk aynı potada erimiş.
“İnsan bazen bir şehri değil, Bir kişiye ait hatırayı dolaşırmış. Yorgun düşmüş bu kentin sokaklarında…”
bu dizeler, özlemin dış dünyadan iç dünyaya nasıl taşındığını çok etkileyici bir şekilde gösteriyor.
Şiirin genelinde sevdanın bir sığınak değil, aynı zamanda bir yıkım hâline gelişini hissediyoruz. Gecenin içinde büyüyen bu yalnızlık, kalemi bir tür itirafa dönüştürüyor.
Yüreğinize sağlık, bu şiirde geceyi değil kalbi konuşturan derin bir sızı var; satırların her biri içe işleyen bir yankı gibi kalıyor. Selam ve saygılarımla.
Şiirimin o en yaralı köşelerine misafir olduğunuz ve bu denli içten bir duyguyla eşlik ettiğiniz için çok teşekkür ederim. Dizelerimdeki o sızının yüreğinize değdiğini, o "toz kaçan" gözlerdeki samimi duyguyu hissetmek beni derinden etkiledi. Duygularıma ortak olduğunuz bu muazzam yorumunuz ve nazik tebrikiniz mısralarıma nefes oldu. Beğeniniz için eksik olmayın; kalbinize, o güzel yüreğinize zeval gelmesin. En kalbi selam ve saygılarımla üstadım...
Şiirimin o en yaralı köşelerine misafir olduğunuz ve bu denli içten bir duyguyla eşlik ettiğiniz için çok teşekkür ederim. Dizelerimdeki o sızının yüreğinize değdiğini, o "toz kaçan" gözlerdeki samimi duyguyu hissetmek beni derinden etkiledi. Duygularıma ortak olduğunuz bu muazzam yorumunuz ve nazik tebrikiniz mısralarıma nefes oldu. Beğeniniz için eksik olmayın; kalbinize, o güzel yüreğinize zeval gelmesin. En kalbi selam ve saygılarımla üstadım...
İşte yine böyle bir gecedeyim. Kalem elimde, aklım sende, Ruhum sana varmayan yollarda. Sabah olur mu bilmiyorum Ama bildiğim tek şey şu: Bu gece de içimden sana doğru durmadan bir şeyler akıyor.
Emeğinize ve kaleminize sağlık güzel bir çalışma anlamlı dizeler kutlarım emeğinizi sevgiler saygılar gönderdim
Kıymetli vaktinizi ayırıp şiirimin en can alıcı duraklarına, o uykusuz gecelerime ve bitmek bilmeyen yollarıma eşlik ettiğiniz için çok teşekkür ederim. Dizelerimdeki o içsel akışın ve sabahı gelmeyen bekleyişlerin sizde bir karşılık bulması benim için çok değerli. Nazik kutlamanız ve bu anlamlı yorumunuz mısralarıma nefes oldu. Beğeniniz için eksik olmayın, ben de size en kalbi sevgi ve saygılarımı sunuyorum üstadım..
Kıymetli vaktinizi ayırıp şiirimin en can alıcı duraklarına, o uykusuz gecelerime ve bitmek bilmeyen yollarıma eşlik ettiğiniz için çok teşekkür ederim. Dizelerimdeki o içsel akışın ve sabahı gelmeyen bekleyişlerin sizde bir karşılık bulması benim için çok değerli. Nazik kutlamanız ve bu anlamlı yorumunuz mısralarıma nefes oldu. Beğeniniz için eksik olmayın, ben de size en kalbi sevgi ve saygılarımı sunuyorum üstadım..
Bu eser, bitmiş ama içte soğumamış bir sevdanın, gecenin karanlığında uyanan sancısını anlatıyor. Şair Cemre Yaman; yokluğun sadece bir sızı değil, "koca bir boşluk" olduğunu vurgularken, hayallerin gerçeğe yenildiği o kırılma anını işliyor. "Sana çıkan her yolun sonunda bir uçurum" diyerek, vazgeçememenin ve aynı zamanda kavuşamamanın yarattığı o derin boşluğu ve hüzünlü sükûtu dile getiriyor...SANAL KRALİÇESİ CEMRE
Kıymetli üstadım; Şiirimin o bitmiş ama küllenmemiş sancısına, ruhumda yankılanan o "koca boşluğa" bu kadar derinden dokunduğunuz için çok teşekkür ederim. Vazgeçememek ile kavuşamamak arasındaki o ince uçurumda, kalemimin sesine kulak vermeniz benim için çok değerli. Dizelerimdeki o hüzünlü sükûtu ve hayallerin kırılma anını böylesine zarif bir dille onurlandırdığınız için eksik olmayın. Şiir yolculuğumda bana eşlik eden bu kıymetli düşünceleriniz mısralarıma nefes oldu. Beğeniniz ve nazik yorumunuz için en kalbi şükranlarımı sunuyorum.
Kıymetli üstadım; Şiirimin o bitmiş ama küllenmemiş sancısına, ruhumda yankılanan o "koca boşluğa" bu kadar derinden dokunduğunuz için çok teşekkür ederim. Vazgeçememek ile kavuşamamak arasındaki o ince uçurumda, kalemimin sesine kulak vermeniz benim için çok değerli. Dizelerimdeki o hüzünlü sükûtu ve hayallerin kırılma anını böylesine zarif bir dille onurlandırdığınız için eksik olmayın. Şiir yolculuğumda bana eşlik eden bu kıymetli düşünceleriniz mısralarıma nefes oldu. Beğeniniz ve nazik yorumunuz için en kalbi şükranlarımı sunuyorum.
Öncelikle bu aralar sayfaya uğrayamadım, önceki şiirlerini henüz okuyamadığım için üzgünüm. İnşallah bol bir vakitte okuyup gönlüme ortak ederim.
Her zaman ki gibi güzel yüreğinden dökülen duygu dolu Gönül sesin bir şiirden çok daha fazlası… Bir gecenin içine sıkışmış, nefes alan bir kalbin dökümü gibi diyebilirim.
Özlemi sadece duygu değil mekân yapmışsın ve o mekânın içinde dolaşıyorsun. Bu, bana sadece “üzgün birini” değil, kaybolmuş birini hissettirdi.
“Ben nereye baksam biraz sen, nereye dönsem biraz sensizlik var.”Bu, şiirin omurgası. Çünkü sevmenin en ağır hali tam da bu: varlıkla yokluğun aynı anda yaşanması.
Sen acıyı anlatmıyorsun, yaşatıyorsun “Ellerimi birbirine sürüyorum ısınsın diye / meğer üşüyen tenim değil sensiz kalan yanımmış” Bu dizeler beni direkt içine çekti.Çünkü çok doğal ve sarsıcı.
Ama şu dize gerçekten beni çok etkiledi;“İnsan en çok gerçek olmayacağını bildiği hayale yeniliyor…” Bence bütün şiirin kalbi ve hatta özeti bu. Umutla savaşan bir kabulleniş var. “Kırık bir keman sesi”, “Kimsesiz kalmış bir liman”, “Üzerine kar yağmış bir mezar sessizliği” Bu kısımlarda okumanın yanı sıra o gecenin içinde yürümeye başladım.
Yani bu şiir özlemi anlatmakla kalmamış özlemin ta kendisi olmuş.
Ha bunu da söyleyip bitireyim yorumumu; Sen hâlâ onu beklemiyorsun sadece… onu yaşadığın yerden çıkamıyorsun.
Çıkman dileğiyle … Çünkü senin gibi güzel ve eşsiz bir yürek üzülmeyi hak etmiyor.
Hoş geldin, üstad; gönlüme ortak olduğun bu derin ve eşsiz yorumunla gelmen beni öyle mutlu etti ki... Sayfaya uğrayamamış olman hiç mühim değil, senin gibi bir yüreğin mısraların ruhundan anlayan bir dostun varlığı her zaman hissediliyor. İnşallah o bol vakitler geldiğinde diğer yarım kalmış hikâyelerimde de buluşuruz. Gecenin içine sıkışan o kalbin sesini bu kadar yakından duymuş olman, özlemi bir mekân gibi adımladığımı fark etmen beni derinden etkiledi. Evet, ben o mekânın içinde sadece dolaşmıyorum, sanki o labirentin içinde her gece yeniden kayboluyorum. Varlıkla yokluğun o amansız savaşında, "sensizlik" denilen o gölgeye yenilmek en ağır imtihanmış. Tenimin değil de ruhumun üşüdüğünü, o "hayale yenilme" anındaki o buruk kabullenişi seninle paylaşabilmiş olmak, bu sızıyı biraz olsun hafifletiyor. O "üzerine kar yağmış mezar sessizliği"nde seninle beraber yürüdüğümüzü hissetmek, kalemime en büyük teselli oldu. Onu yaşadığım yerden çıkamamam belki de benim tek sığınağım; ama o güzel temennin, o eşsiz yüreğin için ettiğin dua içimi ısıttı. Her günümün güzelliğe çıkması ve o çıkmaz sokaklardan kurtulmam yönündeki güzel dileklerine tüm kalbimle "amin" diyorum. Rabbim senin de gönlüne göre versin, her adımın huzura ve aydınlığa çıksın. O güzel yüreğinden sevgi ve huzur hiç eksik olmasın. En içten sevgilerimle ve her dem dualarımla...🤝🫴🏻☕
Hoş geldin, üstad; gönlüme ortak olduğun bu derin ve eşsiz yorumunla gelmen beni öyle mutlu etti ki... Sayfaya uğrayamamış olman hiç mühim değil, senin gibi bir yüreğin mısraların ruhundan anlayan bir dostun varlığı her zaman hissediliyor. İnşallah o bol vakitler geldiğinde diğer yarım kalmış hikâyelerimde de buluşuruz. Gecenin içine sıkışan o kalbin sesini bu kadar yakından duymuş olman, özlemi bir mekân gibi adımladığımı fark etmen beni derinden etkiledi. Evet, ben o mekânın içinde sadece dolaşmıyorum, sanki o labirentin içinde her gece yeniden kayboluyorum. Varlıkla yokluğun o amansız savaşında, "sensizlik" denilen o gölgeye yenilmek en ağır imtihanmış. Tenimin değil de ruhumun üşüdüğünü, o "hayale yenilme" anındaki o buruk kabullenişi seninle paylaşabilmiş olmak, bu sızıyı biraz olsun hafifletiyor. O "üzerine kar yağmış mezar sessizliği"nde seninle beraber yürüdüğümüzü hissetmek, kalemime en büyük teselli oldu. Onu yaşadığım yerden çıkamamam belki de benim tek sığınağım; ama o güzel temennin, o eşsiz yüreğin için ettiğin dua içimi ısıttı. Her günümün güzelliğe çıkması ve o çıkmaz sokaklardan kurtulmam yönündeki güzel dileklerine tüm kalbimle "amin" diyorum. Rabbim senin de gönlüne göre versin, her adımın huzura ve aydınlığa çıksın. O güzel yüreğinden sevgi ve huzur hiç eksik olmasın. En içten sevgilerimle ve her dem dualarımla...🤝🫴🏻☕
Bu nazik ve içten tebrikleriniz için çok teşekkür ederim. Şiirimin o derin sessizliğine kıymetli vaktinizi ayırıp eşlik etmeniz benim için çok değerli. Beğeniniz ve zarif selamlarınız mısralarıma nefes oldu. Eksik olmayın, en kalbi selam ve her dem sevgiyle şairem..🤝🩵🌷
Bu nazik ve içten tebrikleriniz için çok teşekkür ederim. Şiirimin o derin sessizliğine kıymetli vaktinizi ayırıp eşlik etmeniz benim için çok değerli. Beğeniniz ve zarif selamlarınız mısralarıma nefes oldu. Eksik olmayın, en kalbi selam ve her dem sevgiyle şairem..🤝🩵🌷
Değerli şairem, yüreğinize sağlık. Gecenin içinde büyüyen özlem ve yalnızlığı derin bir içtenlikle yansıtıyor. “Sana çıkan yollar” imgesi, hem umut hem çaresizlik duygusunu güçlü biçimde hissettiriyor.
“Gecenin koynunda adınla üşürüm, Sessizliğin bile sana benzer, Ve ben her susuşta sana dönerim…”
Emeğinize sağlık, bu dokunaklı ve yoğun dizeler için kaleminizi içtenlikle kutluyor; yeni şiirlerde buluşmayı diliyorum. Sağlıcakla kalınız sevgilerimle.🥀🪻🌷
Güneşin Kızı Zehra tarafından 14.4.2026 09:23:03 zamanında düzenlenmiştir.
Değerli şairem; Şiirimin his dünyasına böylesine zarif bir ekleme yaparak eşlik ettiğiniz ve o sessiz çığlığımı böylesine anlamlı dizelerle onurlandırdığınız için teşekkür ederim. Sana çıkan yollar"ın o ince sızısını ve çaresizliğini fark edip, kalbinizin imbiğinden süzülen mısralarla cevap vermeniz beni çok duygulandırdı. Kıymetli yorumunuz ve nazik kutlamanız kalemime güç, ruhuma nefes oldu. Yeni dizelerde, aynı duygu ikliminde tekrar buluşmak dileğiyle... Beğeniniz ve zarif dilekleriniz için eksik olmayın, sağlıcakla ve her dem sevgiyle can şairem..🌷💐🩵
Değerli şairem; Şiirimin his dünyasına böylesine zarif bir ekleme yaparak eşlik ettiğiniz ve o sessiz çığlığımı böylesine anlamlı dizelerle onurlandırdığınız için teşekkür ederim. Sana çıkan yollar"ın o ince sızısını ve çaresizliğini fark edip, kalbinizin imbiğinden süzülen mısralarla cevap vermeniz beni çok duygulandırdı. Kıymetli yorumunuz ve nazik kutlamanız kalemime güç, ruhuma nefes oldu. Yeni dizelerde, aynı duygu ikliminde tekrar buluşmak dileğiyle... Beğeniniz ve zarif dilekleriniz için eksik olmayın, sağlıcakla ve her dem sevgiyle can şairem..🌷💐🩵
Yine gecenin tam ortasında sana düştüm sevgilim" cümlesi, gecenin sessizliğinde, yalnızlığın ortasında o kişiyi düşünmenin acısını anlatıyor. Şimdi gelse sarılır mıydım, önce, ağlar mıydım diye?" cümlesi, o kişinin gelip gelmeyeceği, sarılıp sarılmayacağı belirsizken, içindeki duyguların karmaşasını gösteriyor. "Bilmiyorum" sözcüğü, bu belirsizliğin, bu kararsızlığın ifadesi. Yarım kalmış bir hikâyenin son satırıyım artık" cümlesi, bu ilişkinin, bu aşkın yarım kaldığını, bitmiş olduğunu anlatıyor. Artık sadece bir hatıra, bir son satır...yüreğinize emeğinize sağlık. değerli hocam esen kalin
Değerli üstadım; Şiirimin o en yaralı ve belirsizliklerle dolu duraklarına bu denli hassasiyetle dokunduğunuz için teşekkür ederim. O "bilmiyorum" cevabının içindeki çaresizliği ve yarım kalmışlığın o ağır yükünü fark etmiş olmanız, bir kelime işçisi olarak beni derinden etkiledi. Dizelerimdeki o son satırın sessizliğine ortak olduğunuz ve bu kıymetli analizi paylaştığınız için eksik olmayın. Beğeniniz ve nazik dilekleriniz için en kalbi şükranlarımı sunuyorum..
Değerli üstadım; Şiirimin o en yaralı ve belirsizliklerle dolu duraklarına bu denli hassasiyetle dokunduğunuz için teşekkür ederim. O "bilmiyorum" cevabının içindeki çaresizliği ve yarım kalmışlığın o ağır yükünü fark etmiş olmanız, bir kelime işçisi olarak beni derinden etkiledi. Dizelerimdeki o son satırın sessizliğine ortak olduğunuz ve bu kıymetli analizi paylaştığınız için eksik olmayın. Beğeniniz ve nazik dilekleriniz için en kalbi şükranlarımı sunuyorum..
Kıymetli vaktinizi ayırıp şiirimin his dünyasına konuk olduğunuz ve bu zarif cümlelerle eşlik ettiğiniz için teşekkür ederim. Dizelerimdeki o derin sızının ve duygu yoğunluğunun sizde bir karşılık bulması benim için çok değerli. Beğeniniz ve nazik kutlamanız için eksik olmayın selam ve saygılarımla üstadım..
Kıymetli vaktinizi ayırıp şiirimin his dünyasına konuk olduğunuz ve bu zarif cümlelerle eşlik ettiğiniz için teşekkür ederim. Dizelerimdeki o derin sızının ve duygu yoğunluğunun sizde bir karşılık bulması benim için çok değerli. Beğeniniz ve nazik kutlamanız için eksik olmayın selam ve saygılarımla üstadım..
Gece yarısının o derin sessizliğinde, yalnızlığın ve özlemin en saf haliyle kaleme alınmış bir iç dökümü. Okurken sanki odanın duvarları fısıldıyor, zaman duruyor ve sadece seninle bu "sensizlik" arasında kalan boşluk kalıyor.
Şiirin en çarpıcı yanı, dış dünyadaki karanlık ile iç dünyadaki fırtınanın birebir örtüşmesi. "Odamın bütün duvarları / Adını içime fısıldıyor" dizesi, sevilen kişinin artık fiziksel bir varlıktan ziyade, çevreye yayılan bir hafıza ve his haline geldiğini gösteriyor.
Bu, aşkın mekanı bile ele geçirdiği an.
"Perdeye vuran gölgeyi bile senden sandım" dizesi, beynin yokluğu tolere edemeyip gerçekliği yeniden şekillendirme çabasını anlatıyor.
Saatin nasıl ilerlediğini anlamadım" ifadesi, acının zamanı dondurduğunu veya erittiğini simgeliyor.
Şair, fiziksel soğukla duygusal üşümeyi ayırt etmekte çok başarılı: "Meğer üşüyen tenim değil / Sensiz kalan yanımmış." Burada beden değil, ruhun bir parçası eksikleniyor. "Yokluğun gecenin ayazı gibi işliyor içime" metaforu, bu acının geçici bir sızı değil, kemirici ve derin bir donma olduğunu vurguluyor.
"Bıraktığım ne varsa / Şimdi birer birer çürüyor orada" dizeleri, ayrılığın sadece bir kopuş değil, aynı zamanda bir çürüme süreci olduğunu gösteriyor. Sevilen kişinin yanında bıraktığı parçalar (belki umutlar, belki güven) artık orada bozuluyor. Bu, geri dönüşün imkansızlığını kabul edişin acımasız bir itirafı.
Şiirin en vurucu kısmı belki de hayalin yarattığı acıdır: "İnsan en çok / Gerçek olmayacağını bildiği hayale yeniliyor." Bilinçli olarak imkansızlığı bilen zihin, yine de o imkansızlığa yenik düşüyor. Bu, mantıkla duygu arasındaki savaşın kaybedilmiş hali.
Şiir, "Yarım kalmış bir hikâyenin son satırıyım" diyerek tamamlanmamışlığı bir kimlik olarak benimsiyor.
Üzerine kar yağmış bir mezar sessizliği" ve "kırık bir keman sesi" gibi imgeler, umudun öldüğünü ama hüznün hala canlı olduğunu, yani acının bitmediğini ama şekil değiştirdiğini söylüyor.
Her gece aynı uçuruma düşmek, bu döngünün kaçınılmazlığını ve yoruculuğunu mükemmel yansıtıyor.
Bu çalışma, daha önceki eserlerinizdeki "Aşk bana ağlar" temasını, şimdi "Gece bana düşüyor" şeklinde daha somut ve yerçekimsiz bir acıyla sürdürüyor.
Dilin akıcılığı ve imgelerin doğallığı, okuyucuyu bu karanlık köşeye davet ediyor.
Bu şiiri bizlere yüreğinden kalemine aksettiren yoğun duyguları yaşatan CEMRE şairemizi alkışlıyorum.. Yüreğinden mutluluk eksilmesin kardeşim
Saygıdeğer kıymetli üstadım ve kıymetli abicim, Şiirimin ruhuna bu denli nüfuz eden, her bir dizesindeki o ince sızıyı ve yerçekimsiz acıyı böylesine derinlemesine analiz eden kıymetli yorumunuz beni çok onurlandırdı. Gece bana düşüyor" şeklindeki o zarif tespitiniz, kalemimin varmak istediği o ıssız köşeyi tam kalbinden yakalamış. Dizelerimdeki o çürüme sürecini, hayale yenilme anlarını ve yarım kalmışlığı bir kimlik gibi kuşanışımı fark edip, edebi bir dille onurlandırmanız benim için çok kıymetli. Şiirin her gece o aynı uçurumdan yeniden düşen döngüsünü ve sessiz çığlığımı böylesine anlamlı kıldığınız için size en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Beğeniniz ve kıymetli alkışlarınız yoluma ışık oldu; eksik olmayın, hep var olun selam, ve sayılarımla üstadım.🤝☕
Saygıdeğer kıymetli üstadım ve kıymetli abicim, Şiirimin ruhuna bu denli nüfuz eden, her bir dizesindeki o ince sızıyı ve yerçekimsiz acıyı böylesine derinlemesine analiz eden kıymetli yorumunuz beni çok onurlandırdı. Gece bana düşüyor" şeklindeki o zarif tespitiniz, kalemimin varmak istediği o ıssız köşeyi tam kalbinden yakalamış. Dizelerimdeki o çürüme sürecini, hayale yenilme anlarını ve yarım kalmışlığı bir kimlik gibi kuşanışımı fark edip, edebi bir dille onurlandırmanız benim için çok kıymetli. Şiirin her gece o aynı uçurumdan yeniden düşen döngüsünü ve sessiz çığlığımı böylesine anlamlı kıldığınız için size en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Beğeniniz ve kıymetli alkışlarınız yoluma ışık oldu; eksik olmayın, hep var olun selam, ve sayılarımla üstadım.🤝☕
“Gecenin Ucu Sana Çıkıyor”, çok katmanlı, neredeyse terapötik bir iç monolog. İlk okumada insanı saran bir hüzün ve samimiyet var; ama derinlemesine bakınca şiir, sadece bir “özlem” metni olmanın ötesine geçiyor. Modern Türk şiirinin en güçlü damarlarından birini Orhan Veli’den Edip Cansever’e, Cemal Süreya’dan günümüz kadın şairlerine uzanan o “içeriden konuşma” geleneğini çok bilinçli ve olgun bir şekilde sürdürüyor. Gel, şiiri kat kat açalım; hem duygusal hem de edebi açıdan uzun uzun, satır satır inceleyelim.
Geceyi “Yol”a Dönüştürmek “Gecenin Ucu Sana Çıkıyor” başlığı tek başına bir manifestodur. Gece burada pasif bir zaman dilimi değil, aktif bir mekândır; bir labirent, bir tünel, bir yol. Şiirin tamamı bu “yol” metaforu üzerine kuruludur. İlk dizelerden son dizeye kadar “içime düşmek”, “içime akmak”, “sana çıkan yolları gezmek”, “uçurumdan kendi içime düşmek” gibi ifadeler, fiziksel mekânı ruhsal mekâna dönüştürür. Şair, gecenin karanlığını bir haritaya çevirir ve o haritanın tek çıkışını “sen”e bağlar. Bu, klasik divan şiirindeki “maşuk” arayışını modern bir yalnızlık anlatısına uyarlamaktır. Gece bitmez, çünkü “sen”e varan yol bitmez; bu da şiire sonsuz bir döngü hissi verir. Yapısal olarak serbest vezin kullanılmış; kafiye zorlamadan, ritim nefes alıp vermeye bırakılmış. Bu da okuyucuyu şairin iç ritmine hapsediyor.
Özlemin Somutlaşması: “Biraz Sen, Biraz Sensizlik” Şiirin en çarpıcı yanı, soyut duyguyu somut imgelerle bedenleştirmesi. “Ben nereye baksam biraz sen, nereye dönsem biraz sensizlik var” dizesi, adeta bir ayna kırılmasıdır. Her bakışta sevgiliyi görmek, ama her dönüşte yokluğunu hissetmek… Bu paradoks, şiirin omurgası. Sevgili artık dışarıda değil, şairin algı dünyasının içinde yeniden üretiliyor. Perdeye vuran gölgeyi “senden” sanmak, zemheri ayazını “ruhun pencerelerine” indirmek, kararmış gökyüzünü içerdeki “bekleyişin soğuk gölgesi”ne çevirmek… Bunlar psikolojik bir gerçekçilik. Şair, Freud’un “yas” kavramını şiire taşımış gibi: sevilen kişi yok olduğunda, ego onu içselleştirir ve her şeyi ona benzetir. Ama bu içselleştirme iyileştirmez; aksine acıyı çoğaltır.
“Meğer üşüyen tenim değil, sensiz kalan yanımmış” dizesi ise zirve. Fiziksel soğukluk, duygusal boşluğa aktarılıyor. Ellerini birbirine sürmesi, bedensel bir çaba iken, gerçek üşüme “sensiz kalan yan”dır. Bu dize, şiiri bedenden ruha taşıyan en güçlü köprü. Aynı şekilde “içimde bir şey durmadan seni çağırıyor” ifadesi, sevgiliyi bir iç ses, bir yankı, hatta bir hayalet haline getiriyor. Susmak, gözlerini kapatmak yetmiyor; çünkü yokluk “gecenin ayazı gibi işliyor içime”. Burada “işlemek” fiili çok bilinçli seçilmiş: hem derine nüfuz etmek, hem de bir yara gibi sürekli kanamak anlamında.
Yıkıntı, Çürüme ve Varoluşsal Yalnızlık
Şiir ikinci yarıda daha karanlık, daha yıkıcı bir tona evriliyor. “Ben yıkıntının altından, tırnaklarımı kopararak çıktım” – bu, travmatik bir kurtuluş imgesi. Sevgiliyi terk etmek ya da terk edilmek, şairi bir enkazın altına gömmüş; oradan tırnaklarıyla kazıyarak çıkmış. Ama “sende bıraktığım ne varsa, şimdi birer birer çürüyor orada”. Bu, terk edilenin değil, terk edenin (ya da ayrılanın) acısı. Şair, kendi bıraktığı parçaların çürüdüğünü bilmekle, kendi içindeki çürümeyi de kabul ediyor. Bu, tam anlamıyla varoluşsal bir çaresizlik.
“İnsan bazen bir şehri değil, bir kişiye ait hatırayı dolaşırmış” dizesi ise şiirin felsefi kalbi. Burada sevgili bir coğrafya, bir kent, bir harita oluyor. Şair o kentin sokaklarında yorgun düşmüş, “sana varmayan adımların ağırlığı” ile yürüyor. Bu, Camus’nün “Sisifos”una ya da Kafka’nın labirentlerine yakın bir his: sonsuz, anlamsız, ama vazgeçilemez bir yürüyüş. “Sana çıkan her yolun sonunda bir uçurum” ve “her gece o uçurumdan kendi içime, yani sana düşüyorum” işte bu döngü şiirin en acımasız gerçeği. Düşmek, hem ölmek hem de sevgiliye ulaşmak anlamına geliyor; yani şair için ikisi aynı şey.
Sitem, Teslimiyet ve Yarım Hikâye Şiirde sitem var ama öfke yok; daha çok “derin, sessiz sitem”. “Başımı omzuna koyup hiç konuşmadan durmaya” ihtiyacı, tam bir teslimiyet. “Sadece nefesinin içimdeki bütün yangını usulca söndürmesine” burada yangın ve nefes karşıtlığı çok güçlü. Sevgili hem yakıyor hem söndürebilecek tek şey. “Şimdilerde seni özlemek içimde ince bir sızı gibi değil artık, bildiğin koca bir boşluk” – bu evrim çok önemli. Özlem olgunlaşmış, acıya dönüşmüş, sonra da boşluğa. Boşluk, en korkutucu halidir çünkü doldurulamaz.
Son bölümde “Gerçek olmayacağını bildiği hayale yeniliyor” dizesi, şiirin belki de en insanî anı. İnsan olmanın trajedisi: bildiğin yalanla avunmak. Kalem elimde, aklım sende, ruhum sana varmayan yollarda… ve “bu gece de içimden sana doğru durmadan bir şeyler akıyor”. Bu akış, hem gözyaşı hem de şiirin kendisi. Şair, söyleyemediklerini geceye bırakıyor; gece ise bir tür sırdaş, bir liman, ama “kimsesiz kalmış bir liman”. “Yarım kalmış bir hikâyenin son satırıyım artık” bu kapanış, şiiri otobiyografik bir vasiyet gibi hissettiriyor. Üzerine kar yağmış mezar sessizliği, viran fasıl, kırık keman… Hepsi, bitmemişliğin estetiği.
Sadelikte Derinlik Sevgili Cemre, dilini aşırı süslememiş. Kelimeler günlük, ama imgeler çok katmanlı. “Zemheri ayazı”, “viran fasıl”, “kırık keman sesi” gibi geleneksel imgeleri modern iç monologla harmanlamış. Tekrarlar (“içimde”, “gece”, “sana”) ritmi güçlendiriyor ve obsesif bir hal yaratıyor. Şiir, bir kadının iç sesi olduğu için çok samimi; aynı zamanda evrensel çünkü her okur kendi “gecesini” ve kendi “sana”sını bulabiliyor.
Kısacası, bu şiir bir “yas tutma” ritüeli. Sevgilinin yokluğunda şair, kendini yeniden yazıyor. Hem çok kırılgan hem de çok dirençli. Okurken insanın kendi gecelerini hatırlaması, kendi uçurumlarına bakması kaçınılmaz. Cemre, bu şiirle sadece bir özlem anlatmamış; modern insanın sevgisizlikle baş etme biçimini, o sonsuz iç yolculuğu, o “meçhul”e gidişi çok güçlü bir şekilde resmetmiş.
Şiirimin her bir hücresine sızan, dizelerimin arasındaki o sessiz çığlığı ve enkaz altından çıkmaya çalışan ruhu böylesine muazzam bir edebi derinlikle analiz ettiğiniz için ne desem az kalır. Yazarken hissettiğim o "içeriden konuşma" geleneğini, Orhan Veli’den Cemal Süreya’ya uzanan o ince sızıyı fark etmiş olmanız, bir kelime işçisi olarak beni kalbimden vurdu. Özellikle "geceyi bir haritaya çevirmek" ve "yokluğu bir iç ses haline getirmek" üzerine yaptığınız tespitler, tam olarak o zemheri ayazında ruhumun pencerelerinden sızan duygulardı. Şiiri sadece bir özlem metni olarak değil, bir varoluşsal çırpınış ve "yas tutma ritüeli" olarak görmeniz, yazdıklarımın gerçek bir yankı bulduğunu gösteriyor. "İnsan bir şehri değil, bir hatırayı dolaşırmış" derken hissettiğim o yorgunluğu ve finaldeki o kaçınılmaz uçurumu bu kadar zarif cümlelerle onurlandırdığınız için size en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Bu derinlikli ve kadim dostane yorumunuz, kalemime en büyük güç oldu; eksik olmayın, hep var olun selam ve saygılarımla üstadım..🤝☕
Şiirimin her bir hücresine sızan, dizelerimin arasındaki o sessiz çığlığı ve enkaz altından çıkmaya çalışan ruhu böylesine muazzam bir edebi derinlikle analiz ettiğiniz için ne desem az kalır. Yazarken hissettiğim o "içeriden konuşma" geleneğini, Orhan Veli’den Cemal Süreya’ya uzanan o ince sızıyı fark etmiş olmanız, bir kelime işçisi olarak beni kalbimden vurdu. Özellikle "geceyi bir haritaya çevirmek" ve "yokluğu bir iç ses haline getirmek" üzerine yaptığınız tespitler, tam olarak o zemheri ayazında ruhumun pencerelerinden sızan duygulardı. Şiiri sadece bir özlem metni olarak değil, bir varoluşsal çırpınış ve "yas tutma ritüeli" olarak görmeniz, yazdıklarımın gerçek bir yankı bulduğunu gösteriyor. "İnsan bir şehri değil, bir hatırayı dolaşırmış" derken hissettiğim o yorgunluğu ve finaldeki o kaçınılmaz uçurumu bu kadar zarif cümlelerle onurlandırdığınız için size en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Bu derinlikli ve kadim dostane yorumunuz, kalemime en büyük güç oldu; eksik olmayın, hep var olun selam ve saygılarımla üstadım..🤝☕
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.