21
Yorum
34
Beğeni
5,0
Puan
302
Okunma

Sokak lambalarının altında eriyen o gölge bendim,
Sırf sen geçersin diye o buz tutmuş kaldırımlarda bekledim.
İçimde biriktirdiğim binlerce "nasılsın" cümlesi vardı,
Hepsini yuttum, gırtlağımda düğümledim de yine sustum..
Sen başka baharların güneşine uyanırken her sabah,
Ben senin bıraktığın o ayazda, paltosuz öylece kaldım.
Üşümek bile bir hediyeydi bana, senden kalan bir izdi,
Yalnızlığımı her gece, senin yokluğunun üstüne ekledim.
Gözlerinde fer kalmamış bir ressamın son fırçasıydım,
Hangi yana baksam senin o yarım kalmış yüzünü çizdim.
Sahi, kimdi o uykularını senin yoluna feda eden?
Kimdi o, senin canın biraz yansa kendi ruhunu ezen?
Cesaret bende vardı, dünyayı karşıma alacak kadar,
Ama bir şeyler hep eksikti, sanki kader bizden firar.
Ne senin elin tam uzandı bana, ne benim gücüm yetti,
Yarım kalmış bir duanın avuçlarda bıraktığı o sızı yetti.
Yastığımın kenarına sığınmış o öksüz hıçkırıklar benim,
Geceyi bölen ama sana hiç ulaşmayan o feryat benim sesim.
Seni sevmek, bir intihar süsü verilmiş yaşamaktı aslında,
En çok da ben kendi canımdan vazgeçerken yandı bu hayat.
Şehir uyurken üstüme yorgan diye karanlığı çeken bendim,
Artık yankım bile bana yabancı, adını her içime fısıldarken.
Öyle bir boşluk bıraktın ki, dolması imkansız bir kuyu,
Ben o kuyuda boğuldum, sen kıyıda derin uykulardayken.
Ellerim titrerdi adını bir kağıda karalarken bile,
Sanki dokunsam canın yanacakmış gibi titrerdim üstüne.
Şimdi bu eller sadece boşluğa sarılıyor her gece,
Lanetler okuyorum seni sevdiğim o ilk ve o son güne.
Mutfaktaki saatin tıkırtısı bir balyoz gibi inerken başıma,
Zamanın geçmediğini, sadece ömrümü çürüttüğünü anladım.
Seni seven kimdi diye bir an bile düşecek olsan aklına,
Hatırlayacağın tek şey; benim yarım kalmış, silinmiş adım..
Gardıropta asılı duran eski bir hırkanın kokusuyum şimdi,
Sana dair ne varsa içimde, aslında birer birer çürüdü.
Ben o çürüklüğün içinde kendime bir mabet inşa ettim,
Kendi cenazemi kendi omuzlarımda taşıyıp yollarda yürüdüm.
Hiçbir mısra yetmez içimdeki bu koca boşluğu tarif etmeye,
Hiçbir kelime bu yangını söndürecek kadar ıslak değil artık.
Seni seven bu ruh, bir kül yığınıdır şimdilerde sadece,
Ne bir ışık bekliyorum artık, ne de dermanı olan bir tanıklık.
Belki bir gün bir yabancının gülüşünde ararsın o sadakati,
Belki bir yağmur damlası yanağına düşer de beni hatırlarsın.
Ama ben çoktan vazgeçtim seni yine senden beklemekten,
Kendi cehenneminde, kendi yaktığın o ateşle baş başasın.
Şimdi bu sessizlik senin eserin, senin en büyük zaferin olsun,
Seni seven o kimsesiz kadın, toprağa değil içine gömüldü.
Hüsranın mühürlendiği o buz kesmiş kimsesiz gecede,
Sana dair ne varsa bende,
Bana bıraktığın karanlığın koynunda silindi...
Cemre yaman
5.0
100% (29)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.