Sahip olduğunuz koşulları değiştirmek için, önce farklı düşünmeye başlayın. norman vincent peale
CEMRE_YMN
CEMRE_YMN

Dilsiz Mühür

Yorum

Dilsiz Mühür

( 26 kişi )

22

Yorum

41

Beğeni

5,0

Puan

386

Okunma

Dilsiz Mühür

Dilsiz Mühür


Köklerimiz kururken bu çorak topraklarda,
Siz sadece çatlayan toprağı bir sanat gibi izlediniz.
Bir yudum suyun hesabını yaparken biz, nefesimiz daralarak,
Siz ufuktaki gökyüzünün mavisinden uzun nutuklar bahsettiniz.
Oysa toprak bizdik, çatlayan bizim tenimizdi her adımda,
Siz bu kuraklığı sadece uzak bir iklimin masalı bellediniz.

Rüzgâr estiğinde savrulan, aslında bizim küllenmiş ömürlerimizdi,
Siz ise rüzgârın önünde uçuşan o gri tozların estetik dansına daldınız.
Yanan her ağacın çıkardığı o son feryat, bizim ciğerimizden gelirdi,
Siz sadece dumanın göğe çizdiği o tuhaf şekillere bakıp anlamlar aradınız.
Külün içindeki koru görmediniz, o ateşin kimi yakıp geçtiğini sormadınız,
Siz yangını bir seyirlik fener alayı gibi sessizce alkışladınız.

Kapılar üzerimize kapandı, kilitler pas tutup çürüdü içimizde,
Bir anahtar tıkırtısı bekledik, bir umut ışığı yıllarca kör kuyularda.
Siz o kapıların ötesinde, kendi yarattığınız yapay güneşinizin içinde,
Gölge oyunları kurup eğlendiniz biz kahrımızdan ebediyen susunca.
Sesimiz duvarlara çarpıp geri dönerken her gece aynı ıstırapla,
Siz duvarın ötesindeki o uğultuyu rüzgârın şarkısı sanıp uyudunuz.

Hangi yorgun gemi liman görmeden karanlık sulara battıysa o biziz,
Siz kurtuluş umudu olan o son limandaki feneri bile ellerinizle söndürdünüz.
Dev dalgalar yutarken enkazımızı birer birer, derinliklerin sessizliğinde,
Siz kıyıya vuran köpüklere bakıp denizin o muazzam durgunluğunu övdünüz.
Altımızdaki uçurumu bilmeden, boğulmanın ne olduğunu bir kez tatmadan,
Siz batışımızı bile suların altında kalan bir hazine hikâyesine döndürdünüz.

Sözcükler boğazımızda düğümlenmiş, iyileşmez ve ağır bir ur,
Siz ise lügatlerden bize fırlatacak yepyeni ve pırıltılı yalanlar seçtiniz.
Bizim en çıplak gerçeğimiz, sizin o süslü ve devasa masallarınızda durur,
Siz o masalın sonu bizim lehimize bitmesin diye sayfaları hep erken kestiniz.
Her harf bir yara bandı olacağına, tuz oldu açıkta kalan yaralarımıza,
Siz sustuğumuz her anı, rızamız varmış gibi tarihin tozlu raflarına dizdiniz.

Zaman, artık sırtımızda taşımaktan yorulduğumuz koskoca bir taş,
Siz kum saatindeki her bir taneyi, ömrümüzden parça parça bizden çaldınız.
Akarken gözlerimizden kanla karışık, kimsenin silmediği o her yaş,
Siz o yaşın bıraktığı soğuk ıslaklıkta, ruhunuza sahte bir huzur buldunuz.
Biz yaşlanırken her saniye bu yükün altında ezilip yok olarak,
Siz geçen yılları bizim enkazımızdan kurguladığınız birer zafer saydınız.

Bir kuyu kazdık kendimize, dünyanın en derin ve en kimsesiz yerinden,
Feryadımız yankılanıp da huzurunuzu bozmasın diye sizin kulaklarınızda.
Siz o derin kuyunun tam ağzında, en emin ve en korunaklı yerinden,
Bakıp geçtiniz öylece, bir toz tanesi bile bırakmadınız o şık ayaklarınızda.
Kuyunun dibindeki karanlık bizim evimiz, sizin ise korkulu rüyanızdı,
Siz bizi o çukurda bırakıp, yukarıdaki aydınlığın tek sahibi olarak kaldınız.

Kuşlar bile terk etti bu yorgun, bu ruhsuz ve bu yaralı şehri artık,
Kanatlarındaki o devasa hüzün yükünü taşıyamaz oldu bu gri sema.
Biz her mevsim biraz daha eksildik, biraz daha gömüldük, azaldık,
Siz ise bizim eksildiğimiz o boşluklara, gösterişli ve boş sahneler kurdunuz tema.
Kanat seslerinin yerini sessizlik alırken sokaklarda bizden kalan,
Siz bu sessizliği yeni bir düzenin, yeni bir dünya tasarımının müziği yaptınız.

Ekmek acıydı sofralarda, su ise zehir gibi yakıcıydı bütün dillerde,
Siz kendi ziyafetlerinizde bize güler yüzle ballı zehirler ikram ettiniz.
Bizim onur kavgamız can çekişen bu ıssız, bu unutulmuş ellerde sürerken,
Siz ise bu haksız kavgadan hep galip, hep mağrur çıktınız ve öylece gittiniz.
Geride kalan bizdik; aç, susuz ve hikâyesi yarım bırakılmış binlerce gölge,
Siz ise tok karnınızla bizim açlığımız üzerine methiyeler düzenlerdiniz.

Aynalar yalan söyler mi diye sorduk, kendi yüzümüzü ararken aynalara,
Siz gerçek görünmesin diye aynaların arkasındaki o ince sırrı bile kazıdınız.
Bizim her eski yaramız kabuk bağlamadan dönüşürken yepyeni bir yaraya,
Siz hiç utanmadan o taze yaraların tam üstüne kendi kanlı isimlerinizi kazıdınız.
Bize bakınca kendinizi görmeyin diye kırdınız bütün o camdan yansımaları,
Siz parçalanan ruhumuzun her zerresini kendi tahtınıza birer taş yaptınız.

Şimdi birer gölgeyiz bu şehrin o tenha, o soğuk ve karanlık sokaklarında,
Siz ise bizim kanımızla aydınlanan meydanlarda gururla, başı dik yürüdünüz.
Bizim son nefesimiz kesilirken sizin o bencil ve soğuk dudaklarınızda,
Siz bizi kendi suskunluğunuzla, kendi kayıtsızlığınızla için için çürüttünüz.
Bir hayaletin bile sığamadığı bu dar ve çıkmaz sokakların her köşesinde,
Biz yok olurken, siz varlığınızı bizim yokluğumuzun üzerine ihtişamla ördünüz.

Son söz henüz söylenmedi ama mühürlendi artık paslı demirlerle dillerimiz,
Siz bu dilsiz mühürden kendinize görkemli bir zafer tacı, bir saltanat ördünüz.
Tükendi bütün umut, bitti yolun sonunda beklediğimiz o sönük, o son iz,
Siz bizi henüz sağken, henüz kalbimiz çarpıyorken kendi sessizliğinize gömdünüz
hayallerimizi..
Cemre Yaman

Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (26)

5.0

100% (26)

Dilsiz mühür Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Dilsiz mühür şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Dilsiz Mühür şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi
Celil ÇINKIR
Celil ÇINKIR, @celilcinkir
27.1.2026 03:14:42
5 puan verdi
Şiirin Adı: Dilsiz Mühür
Şairi: Cemre Yaman
Yorumu Yapan: Kalburabastı Efendi Hazretleri / Celil ÇINKIR

Kalburabastı Efendi cübbeyi düzeltti, bastonu yere bir vurdu; “Hah!” dedi, “Bu şiir mizahı çağırır ama kahkahayı değil, acı acı gülümsemeyi.” Çünkü burada anlatılan öyle hafifinden bir sitem değil; bu, seyredenlerin alkışladığı bir çöküşün tutanağı.

Şair, çatlayan toprağı manzara sananlara, yangını görsel şölene çevirenlere, boğulanı “deniz metaforu” diye anlatanlara öyle bir ayna tutmuş ki; ayna kırılmıyor, bakmaya cesaret edenin yüzü dağılıyor. Efendi der ki: “Bu şiirde mizah, sözün ucunda değil; suskunluğun içinde pusu kurmuş.” Güldürüyor mu? Hayır. Ama insanın içini bir dürtüyor ki, “Ben de mi seyrettim?” diye soruyor.

Kalburabastı Efendi’ye göre bu metin, kelime kelime değil, katman katman sorumluluk yazıyor. Alkışlayan ellerin cebine bakıyor, nutuk atan dillerin suskunluğunu sayıyor. Ve en acısı şu: Dilsiz mühür dediğin, konuşamayanların değil; konuşup da hiçbir şey söylemeyenlerin nişanı. Mizah burada, tam da Efendi’nin sevdiği yerden vuruyor: Hakikati eğip bükmeden, ama eğrileni teşhir ederek.

Vesselam.
“Seyretmek masum değildir; bazen suç, alkışla başlar.”
“Suskunluk her zaman erdem değildir; bazen zulmün en konforlu koltuğudur.”
Dosteli_
Dosteli_, @dosteli
30.1.2026 18:10:18
5 puan verdi
Ne zor ve ne acı şeydir SEN DEYİP susmak Yoklukları o ince sızıları bu denli içten ve etkili vurgularla anlatmak gerçekten kolay olmasa gerek. Dolu dolu bir şiirsellik Etkili etkileyici bir anlatımdı. Dikkatlice okudum
Turgay Kılıç
Turgay Kılıç, @kilic27
27.1.2026 22:33:51
5 puan verdi
Semanın grisi kuşların terk edişi ve ruhsuz ve yararlı bir kent derin bir hüzünü resmediyor... Yüreğinize sağlık saygılarımla hayırlı geceler dilerim...
mesakin
mesakin, @mesakin
27.1.2026 17:11:18
5 puan verdi
Güzel anlamlı sözlerden oluşan bir şiir okuduk tebrik ederım başarılarınızın devamını dilerim saygılarımla
meselci
meselci, @meselci
27.1.2026 17:02:22
5 puan verdi
"Ekmek acıydı sofralarda, su ise zehir gibi yakıcıydı bütün dillerde,
Siz kendi ziyafetlerinizde bize güler yüzle ballı zehirler ikram ettiniz.
Bizim onur kavgamız can çekişen bu ıssız, bu unutulmuş ellerde sürerken,
Siz ise bu haksız kavgadan hep galip, hep mağrur çıktınız ve öylece gittiniz.
Geride kalan bizdik; aç, susuz ve hikâyesi yarım bırakılmış binlerce gölge,
Siz ise tok karnınızla bizim açlığımız üzerine methiyeler düzenlerdiniz."

- Aslında iyiler ile kötülerin savaşı. Savaşı çıkaran, savaşta ısrar eden kötüler; haksızlığa uğrayan, acı çeken ve mazlum olan hep iyilerdir.

Çok değişik, hayatın içinden bir eser olmuş.

Tebriklerimle.
alaturka044
alaturka044, @alaturka044
27.1.2026 16:50:02
su gibi akan zaman nehrinde nasip sandalı ile geziyoruz
kibrit kadar ışığı olan insanlara meşale gibi davranıyoruz
bir çiçek başka çiçekle rekabet düşünmez sade çiçek açar
çiçekler gibi yaşamak varken biz aramıza duvar örüyoruz
Ahmet Coşkun 1
Ahmet Coşkun 1, @ahmetcoskun1
27.1.2026 13:48:22
5 puan verdi
Ben yorum yapmıyorum
bu gerçek analize
güne alıyorum
umarım gelir
toprak bizim üstündeki insan biziz
kuruyan solan çürüyende biziz
mesaj olsun
gönülden kutluyorum bu haklı doğru içten yazımı
saygılarım size...
Ebuzer Ozkan
Ebuzer Ozkan, @ebuzerozkan
27.1.2026 12:31:46
5 puan verdi
Cemre hanım bu güzel şiiriniz,, haksızlık ve kayıtsızlık karşısında ezilenlerin sessiz çığlığını, yitirilen umutlarını ve yaşanan adaletsizliği derin bir biçimde anlatıyor. Toprağın, emeğin ve yaşamın hakkını gasp edenler ile suskun kalmak zorunda bırakılanlar arasındaki dramatik uçurumu hissettiriyor.

“Her dizede bir hayal daha gömülüyor, her nefeste bir feryat daha yankılanıyor. Sessizliğe mahkûm edilen ruhlar, kendi kayıtsızlıklarıyla yarattığınız dünyada kayboluyor.”

Yüreğinize sağlık, harika dizelerdi. Nice güzel eserlerde buluşmak dileğiyle, saygı ve selamlarımla, esen kalın.
Mesut Tütüncüler
Mesut Tütüncüler, @mesut-tutunculer
27.1.2026 11:53:59
5 puan verdi
Cemre Hanım, 'Dilsiz Mühür' ile susanların dili, görünmeyenlerin aynası olmuşsunuz. Siz o aynanın arkasındaki sırrı kazıyanlara inat, gerçeği mısra mısra yeniden yazmışsınız. Kaleminize, o susmayan yüreğinize sağlık.
DÜŞLER SIĞINAĞI
DÜŞLER SIĞINAĞI, @dusler-siginagi
27.1.2026 11:51:14
5 puan verdi
ne ezilen ne ezen
hakça düzen diyoruz
bu konuda da sesimizi yükseltiyoruz
tebrikler
muhteşem
selam eder esenlikler dilerim
Beyzade
Beyzade, @beyzade2
27.1.2026 11:27:03
5 puan verdi
Çok manidar.. Kaleminiz her daim coşsun. Selam ve saygılarımla.
nejat hoca
nejat hoca, @nejathoca
27.1.2026 10:40:00
5 puan verdi
“Dilsiz mühür” ifadesi, aslında insanın iç dünyasında sakladığı ama dile getiremediği duyguların sembolü. Sessizlik burada bir eksiklik değil, tam tersine yoğun bir anlam taşıyor. Söylenemeyen sözler, kalpte birikir ve bir mühür gibi insanın ruhunu kapatır. Şair, bu metaforla hem bireysel hem de evrensel bir gerçeğe işaret ediyor: bazen en güçlü duygular, dile gelmeyenlerdir.
Bu şiir bize şunu hatırlatıyor: bazen sessizlik, en derin sözlerden daha gür bir yankı taşır.
Oktay Güvener
Oktay Güvener, @oktayguvener
27.1.2026 10:14:04
5 puan verdi
Çok güzel bir eser olmuş kaleminize yüreğinize sağlık. Selamlar saygılar.
Destancı
Destancı, @destanci
27.1.2026 10:09:42
5 puan verdi
Peki niçin dümdüz susmak değil de konuşarak susmak? Yine kim bilir… Ama belki “söyleme mecburiyeti”ndendir. Belki tesir etmeyeceği bilinse de, gönlü razı etmek içindir. Belki adlı adınca konuşmak da dümdüz susmak da kırılganlığı ele veriyordur ve onu gizlemenin en iyi yolu konuşuyormuş gibi yaparak susmaktır. Belki birkaç kelime, adını koymaya yarıyordur ve yetiyordur adlandırmak bedeni nadasa bırakmaya
Ya kardeşim sus susmak cevaptır ama mühür vurmak nedir bre mori
Ali Rıza  Coşkun
Ali Rıza Coşkun, @alirizacoskun
27.1.2026 09:27:51
5 puan verdi
Çok güçlü bir şiir olmuş. “Dilsiz mühür” metaforu, susturulmuş seslerin ve görmezden gelinen acıların sembolü olarak çok etkileyici. Şiir boyunca kullanılan karşıtlıklar — sizin çektiğiniz çile ile başkalarının kayıtsızlığı — metne hem toplumsal bir eleştiri hem de derin bir dramatik yoğunluk katıyor. Özellikle “Her harf bir yara bandı olacağına, tuz oldu açıkta kalan yaralarımıza” dizesi, şiirin acısını ve isyanını çok çarpıcı biçimde özetliyor. Duygusal yoğunluğu ve güçlü imgeleriyle unutulmaz bir eser. Kaleminize sağlık!
Etkili Yorum
Kąrsî
Kąrsî, @k-261-rs
27.1.2026 09:15:57
5 puan verdi
Güzel kalem bu sefer ki şiirin çok sert ama aynı zamanda çok soylu bir öfke taşıyor; bağırmıyor, hesap soruyor.

Şiir net bir “biz ve siz” karşıtlığı üzerine kurulmuş.

Ekmek, su gibi en temel yaşamsal imgelerin “acı” ve “zehir”e dönüşmesi, yoksunluğun sadece maddi değil, insani ve ahlaki bir çöküş olduğunu gösteriyor. “Ballı zehir” ifadesi çok güçlü: Yardım, merhamet ya da uzlaşı gibi sunulan şeylerin aslında sömürü barındırdığını açıkça ifade ediyor.

“Tok karnınızla bizim açlığımız üzerine methiyeler düzenlerdiniz” Bana göre bu şiirin en acı yeri. Burada yalnızca bir zulüm değil iki yüzlü bir ahlak teşhir ediliyor.

Bu sadece güzel kaleminden dökülenlerin bir kısmı.


Her zaman taktire şayansın.
Gönül sesin hiç susmasın.

Selam, sevgi ve dua ile.
Kul Seyyah
Kul Seyyah, @kul-seyyah
27.1.2026 08:16:51
5 puan verdi
Şiirin omurgası “biz” ve “siz” karşıtlığı üzerine kurulmuş.
“Biz” ezilen, kuruyan, yanan, boğulan, susturulan tarafız; “siz” ise tüm bu yıkımı uzaktan izleyen, estetize eden, anlamlandırıp kendini aklayan taraf.
Bu karşıtlık neredeyse her dizede yeniden üretiliyor ve şiirin öfkesini diri tutuyor.
Kuraklık, yangın, kapalı kapılar, batık gemiler, kuyu gibi imgeler ortak bir yerde buluşuyor:
Acı yaşanıyor ama tanıklık edilmiyor; hatta daha kötüsü, acı bir “seyirlik nesneye” dönüştürülüyor.
Şiir, yalnızca zulmü değil, zulme estetik kılıf geçirilmesini hedef alıyor.
Çatlayan toprak “sanat”, duman “şekil”, yangın “seyirlik”, batış “hazine hikâyesi” oluyor. Bu çok güçlü bir eleştiri.
Son bölümlerde dil daha da sertleşiyor:
Sözcüklerin yalan üretme aracı olması, tarihin rıza varmış gibi yazılması, zamanın bile gasp edilmesi…
Burada artık sadece fiziksel değil, hafıza ve anlatı şiddeti var.
Dil yüksek, epik ve bilinçli biçimde ağır. Bu bir kusur değil; şiirin taşıdığı öfkeye yakışıyor.
Tekrarlar “Siz… Siz…” suçlamayı ritmik hale getiriyor, okuru rahatlatmıyor — bu bilinçli bir tercih.
İmgeler yer yer çok yoğun; bu da şiiri okunmaktan çok yüzleşilen bir metin yapıyor.
Şiir “acı anlatıyor” ama acıya ağlamıyor.
Daha çok hesap soruyor.
Son dizedeki kuyu metaforu özellikle etkili:

“Feryadımız yankılanıp da huzurunuzu bozmasın diye…”
Bu, suskunluğun bile başkalarını rahatlatmak için seçildiğini söylüyor.
Çok sert ve çok yerinde.
Değerli şairemiz kaleminizden çok güzel bir şiir okudum.
Yüreğinize ve gönlünüze sağlık. Tebrik ediyorum ve yürekten kutluyorum sizi.
Selam ve saygılarımla esenlikler diliyorum.
Hayalleryumağı
Hayalleryumağı, @hayalleryumagi
27.1.2026 08:09:05
5 puan verdi
bu şiir ezilenle ezen arasındaki bağı
güçlü metaforlarla sayfaya yansıtıyor
okuyucuyu derinden etkiliyor
oysa toprak bizdik, çatlayan bizim tenlerimizdi
siz bu kuraklığı sadece uzak bir iklimin masalı olarak
bellediniz mısralarında vurgulandığı gibi
çok tebriklerimle
selam eder esenlikler dilerim
Mehmet DEMİR
Mehmet DEMİR, @mehmetdemir1
27.1.2026 04:04:55
öncelikle şiiri ve şairini tebrik ediyorum bu denli kapsamlı ve tanıklık gibi kaleme alınmış oldukça etkileyici bir şiir gönlünüze sağlık

bu şiir, acının kendisini değilde onun acıya bakma biçimini yargılayan bir nevi sert bir tanıklıktan ibarettir biz ve siz karşıtlığı üzerinden şiddetin faili kadar seyircisini de ifşa eder ki, metin boyunca yazıda doğa ve imgeleri estetik bir süs olarak değilde sanki bedene kazınmış deneyimler olarak kurulmuş gibi, çatlayan toprak tene, yangın ciğere, kuyu hafızaya dönüşür, şiirin buradaki asıl hedefi, yıkımı doğrudan üreten ellerden çok, onu uzaktan izleyip anlatıya, metafora ve anlama çabasına dönüştüren konforlu bakıştır, bu nedenle şiir, umut ya da arınma vaat etmez, suskunluğu bir eksiklik olarak değil, acı sürerken teselli üretmeyi reddeden etik bir tavır olarak sahiplenir
okuru güvenli bir empati alanına davet etmek yerine, nedense kendi konumunu sorgulamaya zorlar, onun için bu şiirde herkes ya bedel ödeyen taraftadır ya da bakmanın sorumluluğunu taşımak zorundadır.

"şiir sanki sorar gibi seyirci kalmak masum mudur" siz ne dersiniz?

eksik olmayın selam ve saygıyla...
gölgesiz
gölgesiz, @golgesiz
27.1.2026 03:32:09
5 puan verdi
Yine harıkalar cıkmıs ortaya topragın çatlaması ama hesaplar umursamazlık bitirdi beni günümun şiiri siz denmiş tebrikler üstadem🙏🏻🌹🥰
Şair Mehmet Demirdelen
Şair Mehmet Demirdelen, @sair-mehmet-demirdelen
27.1.2026 03:18:16
5 puan verdi
Harika duyguları yazmış kaleminiz en içten anlamı çok değer bulan şiir çıkmış ortaya beğendim çok
Yüreğinize sağlık kaleminiz daim olsun.
Kıymetli Şaire saygılar 👍🙏
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL