16
Yorum
27
Beğeni
5,0
Puan
277
Okunma

Adını koymadığım bir masal bu,
Kimse bilmeyecek hangi iklimden geldiğini.
Ama her satırda,
Kendi sesini duyacaksın mısraların arasında.
Bu şiirde;
Kah bir mülteci gibi sığınacağım gülüşüne,
Kah fırtınalı bir denizde,
Liman saydığım ellerine bırakacağım kendimi.
Sesini saklayacağım harflerin kuytusuna,
Suskunluğun bile bir nakarat olacak bu sayfada.
Bir ömür yazıyorum sana.
Zamanın parmak uçlarından süzülen,
Dünü yarınla barıştıran,
Yorgun omuzlarıma bıraktığın huzuru,
Bakışlarındaki derin kuyuyu yazacağım.
Her gece başımı yastığa koyduğumda
Ruhuna dokunan ince sızıyı,
Gözbebeklerinde saklanan mucizeyi,
Hiç gidilmemiş yolların pusulası gibi
Kalbime kazıdığım izi yazacağım...
Bir sessizlik yazıyorum sana.
Anlamayacak kalabalıklar neden sustuğumu,
Anlayanlar dalından düşen sarı yapraklar,
Pencere kenarına tünemiş dertli serçeler,
Geceyi aydınlatan isimsiz yıldızlar,
Toprağa düşen ilk yağmur damlası bilecek.
Adını içimden geçirirken,
Soluğumun titreyişinden,
Gönlümün en kuytu köşesine,
Damarlarımdaki asil sızı gibi seni yazacağım...
Ekmek gibi, su gibi elzem,
Alın teri gibi helalinden yazıyorum seni.
Sofrada eksilmeyen bereket,
Gönülde dinmeyen bir niyet gibi...
Tuzun yaraya kattığı sızı değil,
Yaranın kabuk bağladığı sabırla
İlmek ilmek dokuyacağım varlığını.
Zemheride üşüyen bir elin ateşi bulması,
Karanlıkta kalan bir gözün ışığa duası gibi,
İhtiyacım olan en saf nefesi yazacağım...
Bir şükür yazıyorum sana.
Diz çöktüğüm her duanın amini,
Avuçlarımda biriken sonsuz güveni,
Hiçbir lügatte karşılığı olmayan
Tarifsiz aidiyeti yazacağım.
Öyle bir şiir olacak ki bu;
Sen okurken kendi kalbinin sesini,
Ben yazarken ömrümün geri kalan nefesini
Toprağa düşen bir tohumun sadakatiyle,
Gökyüzüne açılan kolların hasretiyle yazacağım...
Bir yıkım yazıyorum sana.
Sarsılacak içimdeki eski şehirler,
Eskiye dair ne varsa küle dönecek,
Sadece senin bakışın kalacak ayakta.
Taşın kalbi yumuşayacak bu mısralarda,
Dağların yankısı senin adını fısıldayacak.
Kimsenin uğramadığı terk edilmiş duraklarda,
Yalnızlığın çehresini seninle değiştiren,
Kaderin en ince, en hassas noktasından
Ömrüme süzülen büyük devrimi yazacağım...
Bir gurbet yazıyorum sana.
İçimde senden başka gidilecek yer kalmadığını,
Tüm yolların sana çıkmak için yorulduğunu,
Haritaların seni göstermediği haksızlığı,
Mürekkebimle kainata meydan okuyarak yazacağım.
Pusulamın şaştığı, rüzgarın ters estiği anlarda
Ruhumun tek kıblesi olan eşsiz duruşunu,
Gözlerimin ferinde saklanan gizli ışığı,
Yüreğimin en ücra, en kimsesiz köşesinde
Bahtıma açılan cennet bahçesini yazacağım...
Bir vuslat yazıyorum sana.
Hiç kavuşmamış ellerin titreyen duasında,
Hiç bakışmamış gözlerin derin rüyasında,
Zamanın durduğu muazzam saniyede,
Alın yazımın seninle nasıl birleştiğini yazacağım.
Mesafe dediğin ne ki; bir harf kadar yakın,
Bir nefes kadar iç içe olduğumuz anı,
Kalp atışlarının birbirine karıştığı ritmi,
Evrenin sustuğu ve sadece ruhumuzun konuştuğu
Mukaddes sessizliği mısra mısra yazacağım...
Bir sızı yazıyorum sana.
Gidişlerin bile bir kalışı müjdelediği,
Hasretin vuslatı beslediği ince damarı,
Gözyaşının kirpiklerde donduğu anın masumiyetini,
Kalemimin ucunda kanayan aşkı yazacağım.
Hüznün bile sana yakıştığı bu garip dünyada,
Kederi seninle bölüşmenin ağır asaletini,
Yükünü yüküm bildiğim, yolunu yolum saydığım,
Her zorlukta biraz daha sana bağlandığım
Kopmaz halatın her bir ilmeğini yazacağım...
Bir mucize yazıyorum sana.
Kupkuru bir çölde açan ilk çiçeğin hayretini,
Zifiri karanlıkta parlayan kutup yıldızını,
Umudun bittiği yerde başlayan büyük başlangıcı,
Seninle yeniden doğan bu yorgun ruhu yazacağım.
Kirpiklerinden dökülürken gizli gölge,
Tenine değen her bir meltem rüzgarına,
Hayallerimin ötesinde duran mutlak gerçeğe,
İçimdeki sönmeyen büyük yangının ateşiyle
Ebedi bir aşkın şahidini mısralara yazacağım...
Bir mühür yazıyorum sana.
Kalbimden kalbine giden gizli geçitlerin başına,
Hiçbir yabancı elin değemeyeceği mukaddes kapıya,
Ömrümün senet gibi senin emrine verildiği günü,
Mürekkebi ruhum olan bu sonsuz ahdi yazacağım.
Yıllar geçse de rengi solmayacak bu sevdanın,
Eski türkülerin bitmeyen yanık kokusuyla,
Her okuyanın kendi yarasını bulacağı derinlikle,
Seni benden, beni senden ayırmayan bağı
Kainatın alnına silinmez bir yazı gibi yazacağım...
Bir son yazıyorum sana.
Aslında hiç bitmeyecek, hep taze kalacak bir son.
Kağıdın bittiği ama kelamın sürdüğü noktada,
Sana olan borcumu ömrümle ödediğimi,
Bu şiirin her harfinde seninle yaşadığımı yazacağım.
Kitaplar kapansa da, kalemler kırılsa da,
Rüzgar bu dizeleri senin pencerene taşıyacak.
"Sen benim içimde büyüttüğüm sonsuz aşksın" diye
Gözlerimi bu dünyaya senin adınla yumarken,
Ruhumun son nefesini de sana, sadece sana yazacağım...
🩶•.¸📓¸.•🩶
Şiir @Cemre Yaman
❤Ş🅸🅸🆁 🅾🅻🅰 🅰ş🅺 🅾🅻🅰✒
5.0
100% (18)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.