Aptallığın en büyük kanıtı, aynı şeyi defalarca yapıp farklı bir sonuç almayı ummaktır einstein
CEMRE_YMN
CEMRE_YMN

Suçlu Kim Sormuyorum_Artık

Yorum

Suçlu Kim Sormuyorum_Artık

( 28 kişi )

20

Yorum

31

Beğeni

5,0

Puan

350

Okunma

Suçlu Kim Sormuyorum_Artık

Suçlu Kim Sormuyorum_Artık

Adını dilimin ucunda bir mühür gibi taşıyorum,
Dokunsam kırılacak bir cam sessizliği var aramızda.
İçimde biriken gri dumanı üflüyorum boşluğa,
Kendi sesimin yankısından bile irkilerek.

Sırtındaki soğuk ceketin rüzgârı kesiyor yüzümü,
Gözlerindeki gitme telaşı buraları zehirliyor.
Sen kendi mukadderatının peşine düşmüşken,
Ben ayaküstü infaz edilen bir mahkûm gibiyim.

Hiçbir makul açıklaması yoktu bu zamansız gidişinin,
Tam ortasından yarıldı üzerinde yürüdüğümüz zemin.
Sana biriktirdiğim ne varsa avuçlarımda eridi,
Ne fırlatıp atabildim, ne de bir işe yaradı.

Şimdi odanın ortasında derin bir boşluk oturuyor,
Bıraktığın sandalyede artık bir yabancı var.
Gözlerimi kaçırıyorum eşyaların dik bakışlarından,
Sanki her biri, gidişinin faturasını bana kesiyor.

İnsan kendi içinde büyüttüğü yangından kaçamazmış,
Söndürmeye çalıştıkça harlanan bir şeyler var göğsümde.
Sana dair ne bir sitem var dilimde artık, ne de bir çağrı,
Sadece içimdeki gürültülü sessizliği susturamıyorum.

Bütün pencereleri kapattım dışarıdan yükselen seslere,
İçeride, senin hiç bilmediğin bir iklim hüküm sürüyor.
Ne kış diyebilirim bu donukluğa, ne de bahar,
Sadece zamanın durduğu, meçhul saniyedeyim.

Kırılan gururum değil, ona çoktan veda ettim ben,
İçimi acıtan, son bakışındaki korkunç yabancılık.
Sanki yıllarca aynı göğe bakmamışız gibi,
Sanki bu eller, senin ellerine hiç dokunmamış gibi.

Bir mahkeme kuruluyor her gece bu sessiz odada,
Ne savcısı var bu davanın, ne de bizi savunacak bir delil.
Kendi kendimin celladı olmaktan yoruldum artık,
Suçlu kim sormuyorum, hüküm çoktan giydirildi.

Yüzümdeki çizgiler artık seni anlatmıyor aynalara,
Kendi ekseninde dönen dikey bir yalnızlık bu.
Baktığım her açı kendi merkezine çıkıyor,
Zaten insan, en çok kendi kalesinde yeniliyor.

Zamanı temize çekecek hiçbir lügat kalmadı elimizde,
Kelimeler de anlamını yitirdi ağır enkazın altında.
Sen orada kendi hikâyeni yeniden yazarken,
Ben buradaki eski satırları tek tek çiziyorum.

Bir vedayı bile beceremedik seninle usulünce,
Kapıyı çarpıp çıkmak kadar basitti senin adaletin.
Arasında kalakaldığım iki kapı eşiğinde,
Şimdi rüzgârın yönünü tayin etmeye çalışıyorum.

Bırakıyorum artık haklı çıkma gayretlerini, bu sessiz odada kendi gölgemi bile siliyor adımlarım,
Masada ne öfkeyle bırakılmış bir resim var şimdi, ne de göğsümde taşımaya değer tek bir sitem.
Sen kendi mukadderatının peşinden gidip yepyeni bir hikâyeye çoktan nefes olmuşken,
Ben ayaküstü infaz edilen bir mahkûm gibi, bu dipsiz boşlukta sadece susuyorum.

Cemre yaman

Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (28)

5.0

100% (28)

Suçlu kim sormuyorum_artık Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Suçlu kim sormuyorum_artık şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Suçlu Kim Sormuyorum_Artık şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi
Kul Yorgun
Kul Yorgun, @kulyorgun
18.5.2026 21:28:48
5 puan verdi
Sevgili Cemre

Bu şiir, ayrılığın anatomisini içten dışa yaran, kanayan bir otopsidir. Bir veda değil, varoluşsal bir infazdır. Şair, terk edilişini ne romantik bir yasla ne de öfkeyle süsler; aksine, kendi içinde kurduğu mahkemede hem sanık hem hakim hem cellat olur. Şiir boyunca hâkim olan duygu, “gürültülü bir sessizlik”tir: konuşulamayan, susturulamayan, ancak yaşanabilen bir boşluk hali.

“Adını dilimin ucunda bir mühür gibi taşıyorum”
Adı artık bir kelime değil, bedene kazınmış bir mühürdür. Konuşulsa dökülecek, yutulsa zehir olacak bir şey. Dilin ucunda durması, hem yakınlığını hem söylenemezliğini vurgular. Mühür, kalıcıdır ama aynı zamanda kapalılığı simgeler; artık açılmayacak bir kapıdır o ad.

“Dokunsam kırılacak bir cam sessizliği var aramızda”
Ayrılık, fiziksel bir mesafeden öte, kırılgan bir şeffaflık yaratmıştır. Cam, görünür ama geçirmez. İkisi de birbirini görebiliyor gibi görünse de aslında aralarında keskin, soğuk, kırılgan bir engel vardır. Dokunma anında parçalanacak olması, en ufak temasın bile felakete yol açacağını anlatır.

“İçimde biriken gri dumanı üflüyorum boşluğa”
Gri duman: Ne ateşin kırmızısı ne de masum bir buhar. Kederin kirli, ağır, solunamaz hali. Üflenmesi boşunadır çünkü duman içerde birikmiştir; dışarı atılsa da izi kalır, kokusu siner. Kendi sesinin yankısından irkilmesi ise, yalnızlığın en derin yarasıdır: kendi varlığından bile korkar hale gelmek.

“Sırtındaki soğuk ceketin rüzgârı kesiyor yüzümü”
Terk edenin arkası dönük hali, hâlâ fiziksel bir darbe olarak hissedilir. Ceket soğuktur çünkü duygusuzdur. Rüzgârı yüzü keser; yani ayrılık, geride kalana keskin, dondurucu bir yara açar. “Gözlerindeki gitme telaşı buraları zehirliyor” dizesi ise muhteşemdir: gidenin aceleciliği, kalanın yaşadığı mekânı bile zehirli bir atmosfere çevirir.

“Ayaküstü infaz edilen bir mahkûm gibiyim”
En güçlü imgelerden biri. Mahkûm, en azından yargılanma sürecini yaşar. Burada ise yargısız infaz vardır: hiçbir savunma hakkı tanınmadan, ayaküstü, aniden bitirilen bir hayat. “Zemin ortasından yarıldı” dizesiyle birleşince, dünyanın birdenbire ikiye bölünmesi, stabil zeminini kaybetme hissi doruğa çıkar.

“Sana biriktirdiğim ne varsa avuçlarımda eridi”
Biriktirmek, gelecek için saklamak demektir. Avuçlarda erimesi ise o geleceğin yok oluşudur. Ne fırlatıp atabiliyor ne tutabiliyor; tam bir çaresizlik. Eldeki her şey (anı, duygu, emek) kum gibi akıp gitmiştir.

“Odanın ortasında derin bir boşluk oturuyor”
Boşluk, soyut bir kavram olmaktan çıkar, somutlaşır ve “oturur”. Bıraktığı sandalyede artık bir yabancı vardır: o yabancı, belki de eski benliğidir ya da hiç tanımadığı yeni halidir. Eşyalar dik dik bakar; çünkü mekân artık suç ortağı değil, tanık olmuştur.

“İnsan kendi içinde büyüttüğü yangından kaçamazmış”
Yangın dışarıdan gelmez; kendi beslediği, büyüttüğü bir şeydir. Söndürmeye çalıştıkça harlanması, acının paradoksudur: unutmak istedikçe daha çok hatırlarsın.

“Son bakışındaki korkunç yabancılık”
Şiirin belki de en vurucu yeri. Yıllarca aynı göğe baktıkları halde, son bakışta tanınmaz hale gelmek. Ellerin hiç dokunmamış gibi olması, bütün ortak tarihin silinmesidir. Bu, fiziksel ayrılıktan çok daha derin bir kopuştur: anlamın, ortak gerçekliğin çöküşü.

“Bir mahkeme kuruluyor her gece bu sessiz odada”
Gece, mahkeme salonuna döner. Ne savcı ne avukat ne delil. Sadece kendi kendine sorgu. “Kendi kendimin celladı olmaktan yoruldum” dizesi, acının nihai durağıdır: suçlu aramaktan vazgeçmiştir çünkü hüküm çoktan giydirilmiştir. Suçlu kim sorulmaz artık.

“Zamanın durduğu, meçhul saniyedeyim”
Zaman ne akar ne durur; askıdadır. Ne kış ne bahar; duygusal iklim donmuştur. Bu “meçhul saniye”, travmatik zaman algısının en güzel ifadesidir.

“Kendi ekseninde dönen dikey bir yalnızlık”
Yalnızlık artık yatay bir genişlik değil, dikey bir derinliktir. Kendi ekseninde dönmek, dünyanın merkezinden çıkıp kendi merkezine hapsolmaktır. “En çok kendi kalesinde yeniliyor insan” , kale, korunmak için yapılan şeydir; ama aynı zamanda hapishanedir.

Son bölümdeki “iki kapı eşiğinde” imgesi ise olağanüstüdür. Ne tamamen çıkabilmiştir ne girebilmiştir. Ara bölgede, eşiğin üstünde asılı kalma hali. Rüzgârın yönünü tayin etmeye çalışmak, artık hiçbir yöne ait olmama halidir.


Sevgili Cemre , bu şiirde Türkçe’nin bütün imkânlarını zorlamış. Ne fazla süs var ne yapay imgeler. Her metafor, acının etine saplanmış bir bıçak gibi. Şiir, “suçlu kim” sorusunu sorup cevabı reddediyor; çünkü mesele suçlu bulmak değil, acıyı olduğu gibi taşımayı öğrenmektir.

Burada ne mağduriyet narası var ne de intikam. Sadece çıplak, dürüst, ağır bir duruş. Bu yüzden nutku tutuyor insanın. Çünkü okurken kendi sessiz odanızda, kendi mahkemenizde oturduğunuzu fark ediyorsunuz.

Şair, “sadece susuyorum” diyor sonunda. Ama o susuş, binlerce kelimeden daha gürültülü.

Sevgili Cemre , bu şiirle modern Türkçe şiirin en güçlü seslerinden birini ortaya koymuş. Okuduktan sonra odanızdaki boş sandalye size de dik dik bakmaya başlıyor. Ve siz de, bir daha “suçlu kim” diye sormuyorsunuz.

Muazzam bir yapıt
Yaşanmış reellik.

Kalemine, kelamına , yüreğine sağlık.
☕🙏
Özkan Değirmenci
Özkan Değirmenci, @ozkan-degirmenci
20.5.2026 20:42:33
5 puan verdi
Sevgili Cemre Hanım bu şiiri bir kaç defa okudum aslında yorum yapmayı istemiyordum ama içinde kadar ağır bir dram yüklü ki odalar dışına çıkmalı bence.
Şiir boyunca insanın hem karşısındakiyle hem de kendi içinde verdiği savaşı çok güçlü hissettiriyorsun. Özellikle “kendi kendimin celladı olmaktan yoruldum artık” ve “insan en çok kendi kalesinde yeniliyor” dizeleri, duygunun en sert yerinden vuruyor. Dilin ağır ama akıcı; kırgınlık, yabancılık ve tükenmişlik hissi okuyucuya doğrudan geçiyor. Final kısmındaki kabulleniş ise şiire çok etkileyici bir kapanış vermiş.
Saygılar Allaha emanet olun
Kul Seyyah
Kul Seyyah, @kul-seyyah
19.5.2026 10:31:53
5 puan verdi
Değerli dost şair, bir ayrılığın ama bu ayrılığın mahşere kadar sürecek bir ayrılık olduğunu bariz bir şekilde ve çok güzel anlatmışsınız.
Gidenin ardından ne hayaller kurdunsa tümünün bittiğini üzülerek anlatan dizeler şiire bir hüzün katmış.
Yüreğinize ve kaleminize sağlık. Tebrik ediyorum ve yürekten kutluyorum sizi.
Selam ve saygılarımla esen kalın.
YEŞİLIRMAK
YEŞİLIRMAK, @yesilirmak1
19.5.2026 06:13:39
5 puan verdi
Bu şiir, sadece bir ayrılığın değil; mukadderat, yabancılaşma ve insanın kendi içine dönen adalet arayışının çok güçlü, sarsıcı bir portresi.

Kelimelerin ağırlığı, her mısrada insanı kendi içindeki o gürültülü sessizlikle baş başa bırakıyor.
​Özellikle şu iki bölüm, şiirin duygusal ve felsefi omurgasını o kadar net kuruyor ki:

​"Sanki yıllarca aynı göğe bakmamışız gibi,
Sanki bu eller, senin ellerine hiç dokunmamış gibi."

​Geçmişin paylaşılan tüm ortak hafızasının, tek bir anlık "yabancılık" ile silinip gitmesini bundan daha can acıtıcı anlatmak zor olurdu. İnsanın en çok canını yakan şey vedanın kendisi değil, o ana kadar inşa edilen her şeyin bir anda hiç var olmamış gibi hissettirilmesidir.

​Ve şiirin felsefi olarak zirveye ulaştığı, o vurucu teslimiyet:

​"Baktığım her açı kendi merkezine çıkıyor,
Zaten insan, en çok kendi kalesinde yeniliyor."

​Dışarıdaki savaşı kaybetmek kolaydır da, insanın kendi içinde, kendi kurduğu dünyada ve kendi kalesinde mağlup olması... İşte o, kaçacak hiçbir yer bırakmaz.

Şiir boyunca devam eden mahkeme, cellat ve mahkûm metaforları, bu içsel yenilgiyle birleşerek muazzam bir finale ulaşıyor.

​Son kıtadaki ritim değişimi, uzun dizelerle gelen o sinematografik akış, sanki her şeyi geride bırakırken atılan o son, yorgun bakışı simgeliyor
gibi.

Haklı çıkma gayretinin bitişi, öfkenin bile sönümlenip yerini saf bir boşluğa bırakması...
​Her bir imgesi çok ince işlenmiş, sarsıcı ve derin bir eser.

Gönlü güzel kardeşim
Kaleminize, hissinize sağlık.
LinaMour
LinaMour, @linamour
19.5.2026 01:27:23
5 puan verdi
yüreğinize sağlık
Turgay Kılıç
Turgay Kılıç, @kilic27
19.5.2026 01:18:48
Yüreğinize kaleminize sağlık... Yaralı bir şiir...
Saygı ve Selamlarımla...
Hayrullah
Hayrullah , @hayrullah1
18.5.2026 23:34:44
5 puan verdi
Emeğinize sağlık değerli hocam akıcı bir üslupla yazılmış şiiriniz için tebrik eder başarılarınızın devamını dilerim, yüreğiniz dert görmesin kaleminiz kavi ilhamınız bol olsun nicelerine inşallah selamlar saygılar
Dost Kalem
Dost Kalem, @dostkalem1
18.5.2026 23:20:10
5 puan verdi
Yürekten kutlarım, anlam, anlatım ve verdiği duyguyla çok harika bir şiir okudum, yüreğinize ve kaleminize sağlık, nice güzel paylaşımlara saygılarımla
Musa Aslansofuoğlu
Musa Aslansofuoğlu , @musaaslansofuoglu
18.5.2026 23:15:24
5 puan verdi
Şairem yüreğiniz hep çağlasın
Mehmet Salih Demirsoy
Mehmet Salih Demirsoy, @olumunesevenler
18.5.2026 23:04:17
5 puan verdi
Bütün imgelerin isyanda olsa da
Af eden bir tane mısran olmasa da
Hernekadar dizelerin yargısız infaza mahkum kılsada
Her şiirin gün şiiri olamalı
Yürekten kutluyorum değerli dost kalem i
Günüm şiiri seçtim diyip geçemek gerek
Gün şiirim seciyorum
Şiirle kalıp biz okuyuculardan
Bu gibi güzel dizeleri esigememeniz dileğiyle iyi
Geceler kalemdaşım
yön
yön, @yon
18.5.2026 22:59:48
5 puan verdi
Karşındaki kişi çoktan gitmiş, kendi yoluna bakıyor. Sen ise hâlâ orada kalmışsın, onun gitme” telaşının yarattığı soğuklukla yüzleşiyorsun. “Ayaküstü infaz edilen mahkûm” dizesi tam da bunu vuruyor: hüküm verilmiş, ama senin haberin yokmuş gibi duruyorsun.
En vurucu yer şu: kelimeler bile bitmiş. Kavga edecek, açıklayacak, temize çekecek bir dil kalmamış. Sen geride kalan sayfaları tek siliyorsun, o ise yeni bir hikâye yazıyor. Yani aynı anı iki farklı zamanda yürek sesin daim olsun.
erbensalim
erbensalim, @erbensalim
18.5.2026 22:40:33
5 puan verdi
"İnsan bazen en büyük harbi ve en çetin mahkemeyi kendi içinde, o sessiz odalarda kuruyor. Haklı çıkma gayretlerini bırakıp, kendi kalesinde yenilmeyi asil bir sükutla kabul etmek de sevdaya ve vedaya dahildir. Kelamın ardındaki bu dikey yalnızlığı, zamanın durduğu o meçhul saniyeleri böylesine zarif bir edebi duyarlılıkla selamlayan kıymetli gönlünüze minnettarım. Sayfama getirdiğiniz esenlik ve o kavi yorumunuz için yürekten teşekkür ederim. Ruhunuz her daim huzurla dolsun. Saygı ve hürmetle..."
ben YEP
ben YEP, @benyep
18.5.2026 22:04:51
5 puan verdi
"İnsan kendi içinde büyüttüğü yangından kaçamazmış," Aynen öyle...
Güzel bir şiir okudum. Emeğinize sağlık.
Saygılar...
Etkili Yorum
Merdümg.riz
Merdümg.riz, @merdumg-riz
18.5.2026 21:16:44
5 puan verdi
Bir mahkeme kuruluyor her gece bu sessiz odada,
Ne savcısı var bu davanın, ne de bizi savunacak bir delil.
Kendi kendimin celladı olmaktan yoruldum artık,
Suçlu kim sormuyorum, hüküm çoktan giydirildi.

Maalesef insanın en büyük çıkmazı bu... Dünyanın her haksızlığına ses yükseltiriz de, kendi içimizde kurulan o acımasız mahkemelerin duvarlarını bir türlü aşamayız.
​Çünkü insan, en çok kendi zaaflarını, pişmanlıklarını bilir. Gece olup perde kapandığında, o kürsüye oturan iç sesimiz ne bir şahit dinler ne de hafifletici bir sebep arar. Doğrudan en ağır cezayı kesiverir kalbimize.

Tebrik ederim. Saygılarımla...

Etkili Yorum
Halit Durucan
Halit Durucan, @halitdurucan
18.5.2026 21:15:21
5 puan verdi
Kahır yüklü, dramatik ve yüreği ezen bir yarım kalmış sevda türküsüydü dinlediğim. Görseldeki gözyaşı etkileyiciydi... Müzik dinletisiyle şiiri okumak bir ayrı güzellik oldu. Yürek sesinize selam şairem. Har zamanki deminde ve tadındaydı... Selamlar saygılar

Halit Durucan tarafından 18.5.2026 21:20:21 zamanında düzenlenmiştir.
Etkili Yorum
Ebuzer Ozkan
Ebuzer Ozkan, @ebuzerozkan
18.5.2026 21:09:13
5 puan verdi
“Bazı ayrılıklar bağırarak değil,
İnsanın içindeki sesi yavaşça öldürerek gider.
Ve en ağır hüküm bazen
kimsenin yüzüne okunmadan verilir…”

Final bölümü ise kırgınlığın ötesine geçmiş bir tükenmişliği çok etkileyici biçimde hissettiriyor. Kelimeleriniz yalnızca bir ayrılığı anlatmıyor; insanın kendi içindeki yıkımla yüzleşmesini de gözler önüne seriyor. Yüreğinize sağlık, derin izler bırakan çok güçlü ve edebi değeri yüksek bir eser okudum. Kaleminiz daim olsun, nice anlam yüklü şiirlerde buluşmak dileğiyle. Selam ve saygılarımla.
Güven Tekin
Güven Tekin, @guventekin
18.5.2026 20:55:02
5 puan verdi
Gidene güle güle gelene hay hay diyelim kalemnize sağlık olsun yüreğiniz incinmesin
Hayalleryumağı
Hayalleryumağı, @hayalleryumagi
18.5.2026 20:51:42
5 puan verdi
sorma gitsin
tebrikler
mükemmel
esenlikler dilerim
DÜŞLER SIĞINAĞI
DÜŞLER SIĞINAĞI, @dusler-siginagi
18.5.2026 20:47:28
5 puan verdi
yüreğiniz dert görmesin
her şeyde bir hayır vardır
tebrikler
selamlarımla
vahap  ünsal
vahap ünsal, @vahapunsal
18.5.2026 20:47:12
5 puan verdi
Çok güzel bir eser düşmüş sayfaya kalemin kelamın varolsun değerli şair dost nice güzel eserlere inşallah selamlar sevgiler
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL