0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
111
Okunma
Gevşeme deme kendine,
İp çözülmez sabırla tutunca;
Lif lif açılan yük
Omzu öğretir taşıyana.
Yorulduğun an
Kas değil, niyet sızlar;
İrade, kanatlarını
Acıyla hatırlar.
Büküldün sanırsın bazen,
Oysa eğrilik değil bu;
Rüzgârı tanımayan dal
Kırılmayı marifet sayar.
Ağırlık çöktüğünde
Dizlerin konuşur;
Toprakla yapılan bu sohbet
Ayağa kaldırır insanı.
Zayıflık diye andığın hâl
İçte kurulan bir atölye;
Orada ham hâl pişer,
Karar sertleşir.
Gecenin ortasında
Titreyen kandil olursun;
Işık azdır ama
Yol ondan öğrenir yönünü.
Her geri çekiliş kaçış değil,
Yay böyle gerilir;
Mesafe büyürken
Vuruş da olgunlaşır.
Düşmek mi sandın?
Ağırlık merkezi değişti sadece;
Denge,
Yeniden tanımlar adımlarını.
Sessizlik bastığında
Boşluk sanma;
İçinde talim var,
Sesini bekleyen kuvvet.
Korku, eşiğe kadar eşlik eder;
Ötesi cesaretin alanıdır.
Orada güç,
Kendini hatırlar.
Zaman bazen
Kaslarını sınar insanın;
Geçen her an
Direnci yazıya döker.
Unutma,
Zayıflamak çöküş değildir;
Direnmek her zaman
Diş sıkmak demek olmaz.
O yüzden Lâ Taz‘af,
Yani gevşeme;
Sende yorulan şey beden,
Sende kalan şey istikrar.
HABİB YILDIRIM / BÂİN-İ ADLÎ
(9 Ocak 2026)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.