Her derde var da tek ölüme yok derman,
Yakında verilir elimize bizim de ferman.
Geçti yaz, solup gitti güz,
Önümüz kış.
Bak şu berbat surat kırış kırış,
...
Devamını oku »
Züleyha Mısır’ın en güzel kadınlarından biri olarak kabul ediliyordu. Soylu ve zengin kadınların bile gözdesiydi. Zaman zaman kadınları da davet eder, gemilerle Nil’de ve sarayda eğlenceler düzenlerdi. Bütün kadınlar ona gıpta ile bakardı. Ciddiyetinden ve duruşundan hiç taviz vermezdi.
Yoldan arabasıyla geçerken tüm gözler ona çevrilir, tüm erkekler, hayranlıklarını gizleyemezdi. Tabi ki Züleyha da bunun farkındaydı. Ama Yusuf büyüyüp serpildik çe Yusuf’tan başka hiçbir şey onu mutlu etmemeye başladı. Eğlenceleri terk etti. Davet ve eğlencelere katılmıyor, evden de pek ayrılmıyordu.
Ona annelik yapan baş hizmetli kadın bile ona söz geçiremiyordu. Bir ara uzaklaşmayı denedi. Nil de geziye çıktı ama Yusuf’suz yapamadı. İlla ki onu görmeliydi.
...
Devamını oku »
Kralın birinci yardımcısı Fotifar, Yusuf’u elinden tutarak, Züleyhanın huzuruna getirir. Bak Züleyha bu güne kadar çok istememize rağmen bir çocuğumuz olmadı. Artık senin yalnızlık çekmeni istemiyorum. Bu çocuğu evlat edinebiliriz dedi. Züleyha çocuğun güzelliğine hayran kalmıştı. Tamam olur dedi. O günden sonra Züleyha Yusuf’tan gözünü ayıramadı.
Gerek yazılı, gerekse sözlü eğitim verenleri, gerekse kılıç ve savunma eğitimlerini bile hep kenardan izlemeye başladı. Ancak bir anneden ziyada ona karşı farklı hisler vardı içinde. Buna engel olamıyordu. Onun gördüğü Yusuf’ta hiçbir erkekte olmayan güzellikti. O güzelliği seyretmeye doyamıyordu.
NİL GÖZLÜ KADIN-3
...
Devamını oku »
Göz boyadık kıraat ile
Cüzice bir irat ile
Zenginleştik be emmoğlu
Yola çıktık erat ile
...
Devamını oku »
İlk defa öylesi aşka dusmustum
Evvelce çok gonul bağım olmuştu
İlk defa öylesi aşka dusmustum
Hiçbir aşkım beni böyle yakmadi
...
Devamını oku »
İKİNCİ ŞANSI İLE KÖLE PAZARINDAN SATIN ALINIYOR
Kuyudan kurtulan Yusuf, Kervan başı tarafından bir köle tüccarına para karşılığı satılır. Pazara çıkarılan köleler, köle tüccarının daha fazla para hırsı ile, övgüler düzülerek satılmaya başlar. O anda oradan geçmekte olan Mısır Kralının maliyeden, hazineden sorumlu yetkilisi, hafif yüksekçe bir yerde satışları yapılan köleler arasın da 6-7 yaşlarında çok güzel bir erkek çocuğu görür.
Kendilerinin bir çocuğu olmamıştır. Onu satın alıp gerekirse evlat edinirim diye düşünür. Köle tüccarına bağırır. Hey köle tüccarı şuradaki çocuğu ben alıyorum der ve kendine bir kese altın atar. Vezirin adanları gidip çocuğu alarak oradan ayrılıp, saraya dönerler.
...
Devamını oku »
Bir düşe öykün bir de düşmeye gör:
Sözcüklerden inşa ettiğin ömrün
Aldığın her darbede açmaya görsün şiir
Kasıtlı bir ölümdür oysa
Şairin vedası
...
Devamını oku »
Hatta Bünyamin Yusuf kuyuya atıldıktan sonra mı yoksa o tarihte küçük bir bebek miydi bilemiyoruz. Çünkü Yusuf’u kuyuya atanlar 10 kişi ve onların içinde Bünyamin yok. Hazreti Yakup’un diğer kardeşlerinden Yusuf’u daha çok sevmesi, ona olan ilgisi, diğer kardeşler üzerinde büyük bir etki yaratmış, Yusuf’u babalarından ayırmanın yollarını aramışlardır
Bu 10 kardeşin Yusuf’a karşı nefreti büyüdükçe büyümüş ve sonunda onu öldürmeye karar vermişlerdir. Babalarından izin alıp, Yusuf’ud a yanlarında götürmek istediklerini söylediklerinde Hazreti Yakup iyi niyetli olmadıklarını hissetse de isteklerini kabul etmek zorunda kalmıştır. Amaçlarına ulaşan 10 kardeş, planlarını uygulamaya koydular.
Yusuf’u öldürüp, kanlı gömleğini babalarına onu kurt parçaladı, geldiğimizde ondan sadece elbiseleri kalmıştı geriye. Bizde onları alıp geldik diyeceklerdi. İçlerinden biri, öldürmenin uygun olmayacağını, onu kuyuya atmanın daha uygun olacağını, kuyuya uğrayan kervanlardan biri bulur, alır götürür bizde böylece Yusuf’tan kurtulmuş oluruz dedi ve kardeşlerini ikna etmeyi başardı.
Böylece Hazreti Yusuf kardeşleri tarafından “babalarını kıskandıkları için” kuyuya atıldı. Gidip Hazreti Yakup’a Yusuf’u kurt kaptığını ondan geriye kanlı gömlek kaldığını söyleyerek, amaçlarını gerçekleştirdiler. Kuyuya gelen bir kervan ise Yusufu kuyudan çıkartarak
Mısır’a götürdü.
...
Devamını oku »
Sere serpe atmıştı, kumsala yorgun bedenini
Gariban Nuri, cennette sanıyordu kendisini
Olup bitenler, her ikisi için de
Çorak çöllerdeki vahalarda içilen
Bir yudum soğuk su gibiydi
...
Devamını oku »
Cehennemden çıkmış zebani gibi
Geldi cennetimizi çürüttü kalbimizi dağladı
Ah illet-i fettan yine bir yuvayı salladı
Görmese idi gözlerim bu asr-ı kıyameti
...
Devamını oku »