Mutlu olmanın en garantili yolu bir başkasını mutlu etmektir
Rabia Asya Öztürk
Rabia Asya Öztürk

KÜÇÜK ŞAİR

Yorum

KÜÇÜK ŞAİR

( 11 kişi )

14

Yorum

15

Beğeni

5,0

Puan

379

Okunma

KÜÇÜK ŞAİR

KÜÇÜK ŞAİR

Küçük Şair

Bir zamanlar küçük bir şair vardı.

Gece olup da el ayak çekilince, herkes uykusuna daldığında, küçük şair eline kurşun kalemini ve defterini alırdı. Kimi zaman hayatını yazardı, kimi zaman duygularını… Bazen yalnızlığını, bazen yoksulluğunu, bazen de kimseye anlatamadığı şeyleri dökerdi kâğıda.

Kelimeler onun en sessiz arkadaşıydı. Kalemi dili, defteri ise sırdaşı, dert ortağıydı.

Kimseye anlatamadıklarını defterine anlatırdı. Çünkü bazen insan, en çok da söyleyemediklerini yazarken kendini bulurmuş.

Gel zaman, git zaman dört beş defter doldurdu.

Her sayfada biraz kendisi vardı. Birinde çocukluğu, birinde yalnızlığı, birinde kırgınlığı, birinde umutları… O defterler, küçük şairin hayatından kopup gelen sessiz tanıklardı.

Yanan Yapraklar

Yıl 2003’tü.

Küçük şairin içine bir kuşku düştü.
Belkide içine düşen o kuşku hayatının
zulmü olacaktı.

Kendi kendine verdiği cevaptan korktu.

Defterlerini önüne aldı. Sayfaları birer birer çevirdi. Sonra sırdaşım dediği defterleri birer birer kendi elleriyle sobaya attı.

O gün yalnızca sayfalar yanmadı; yıllarca içinde taşıdığı kelimeler de yok oldu.

Alevler yükseldikçe her bir kelimenin çığlığı küçük şairin ruhuna azap veriyordu, onun da ruhu yüreği yanıyordu ve sel gibi akan göz yaşları bu yangına tesir etmiyordu.

Dizeler kül oldu.

Küçük şair ise artık sustu.

O gece kalemini bir daha eline almamaya karar verdi.

Günler geçti.

Aylar geçti.

Yıllar, yılların üstüne eklendi.

Küçük şairin kalemi bir köşede kaldı. Defterler kapandı. Yazdığı cümleler kayıp. İçindeki duygular ise bir yerlere saklandı.

Belki de küçük şair, şiiri bıraktığını sanıyordu.

Oysa şiir onu hiç bırakmamıştı.

Sıradan bir gündü.

Küçük şair bir ütü yapıyordu.

Birden birkaç cümle dolandı diline.

Durdu.

Cümleler gitmedi.

Aksine çoğaldı.

Bırakıverdi ütüyü.

Koştu; kalem, kâğıt aldı.

Yazdı hemen yıllar sonra yüreğinden kopup gelen cümleleri.

Sonra o cümleler dizelere dönüştü.

Bir dize…

Sonra bir dize daha…

Derken arkası geldi.

Küçük şair yeniden yazmaya başlamıştı.

Sanki yıllardır kuruyan bir çeşme yeniden akmaya başlamıştı.

Yazdıkça ilham geldi.

İlham geldikçe duyguları çoğaldı.

Duyguları çoğaldıkça kalemi daha çok konuştu. Artık suskun dili çözülmüştü.

Kalemin Yeniden Doğuşu

Bu kez yalnızca yazmakla kalmadı.

Okumaya da başladı.

Araştırdı.

İnceledi.

Şiiri anlamaya çalıştı.

Kelimelerin peşine düştü. Dizelerin nasıl kurulduğunu, hecelerin nasıl aktığını, bir duygunun nasıl söze dönüştüğünü öğrenmeye çalıştı.

Her öğrendiğini kendi duygularıyla yoğurdu.

Ve bir gün fark etti ki…

Her geçen gün kâğıda dökülen dizeler, bir öncekinden biraz daha güzelleşiyordu.

Belki hâlâ öğreneceği çok şey vardı.

Belki hâlâ eksikleri vardı.

Ama artık korkmuyordu.

Çünkü bu kez kendisini başkalarıyla değil, dünkü hâliyle kıyaslıyordu.

Sonra geçmişte sobaya attığı defterleri düşündü.

İçi yandı yüreği sızladı.

“Keşke onları yakmasaydım,” diye iç çekti.

Ama sonra başka bir şey düşündü:

Belki de o şiirlerin yanması gerekiyordu.

Çünkü o küçük şairin yeniden doğması için eski sayfaların küle dönüşmesi gerekiyordu.

Ve kendine bir söz verdi:

Bir daha kaleminden vazgeçmeyecekti.

Bir daha duygularından utanmayacaktı.

Bir daha “Ben yazamam.” demeyecekti.

Bu yola baş koyacaktı.

Şair Olmak

Çünkü artık biliyordu;

Şair olmak, yalnızca güzel dizeler yazmak değildi.

İnsanların yüreğine dokunmaktı.

Naif olmayı, kibar olmayı, anlayabilmeyi ve anlatabilmeyi öğrenmekti.

Bir insanın gözlerinin içine bakarken tebessüm edebilmekti.

Bir şair, insanlığın varlığını bilmeli; kim olduğunu, neden geldiğini ve nereye gideceğini düşünmeliydi.

Saygıyla baş eğmeyi, gerektiğinde susmayı, gerektiğinde bir insanın elinden tutmayı bilmeliydi.

Çünkü onun yaşadığı duygular, acılar ve kırgınlıklar onu yoğurmuş, pişirmişti.

Düştüğü yerden kendi kalkmıştı.

Gözyaşlarını kendi elleriyle silmişti.

Kimseye tutunmadan, kimsenin omzuna yaslanmadan tek başına yol kat etmeyi öğrenmişti.

Ve bütün yaşadıklarına rağmen, yüreğine umut çiçekleri ekip yola çıkmıştı.

Belki yolu uzun, belki yokuşları çoktu.

Ama artık biliyordu:

Nereye giderse gitsin, yanında kalemi, yüreğinde umudu olacaktı.

Çünkü o küçük şair, acıların içinde kaybolmak yerine, acılarından kendine yeni bir yol çizmeyi öğrenmişti.

İnsan Kalmak

Belki de bütün bunlar onu şair yapan şeylerdi.

Çünkü o, acıyı yaşamıştı.

Yalnızlığı tanımıştı.

Özlemi bilmişti.

Ama bütün bunların içinde insanlığını kaybetmemişti.

Yüreğinde kırgınlıklar olsa da yüzünde tebessümü eksiltmemişti.

Ve zamanla şunu da öğrendi:

İnsan yalnız kendisi için yaşamamalıydı.

Bir insanın varlığı, başka bir insanın hayatına dokunabiliyorsa anlam kazanırdı.

Bazen yaşlı bir insanın elini tutmak…

Bazen bir çocuğun başını okşamak…

Bazen kimsenin fark etmediği bir insanın hâlini sormak…

Bir kuş ile bilmediği diyarlara selam salmak, bir karınca ile dertleşip bir ağaca selam vermek...

Bazen de hiçbir şey söylemeden birinin yanında durmak, insanlığın en güzel şiiriydi.

Toplumun İçindeki Şair

Küçük şair, toplumun içinde yaşarken insanları yalnızca uzaktan seyretmemeyi öğrendi.

İnsanların yüzlerine baktı.

Gülüşlerinin ardındaki hüznü, suskunluklarının ardındaki yarayı, sert görünen insanların içindeki kırılganlığı anlamaya çalıştı.

Çünkü herkesin görünmeyen bir hikâyesi olduğunu biliyordu artık. Yani madalyonun iki yüzü vardı.

Kimi ekmeğinin derdindeydi.

Kimi evine götüreceği bir lokmanın…

Kimi yalnızlığının…

Kimi bir evladın yolunu gözlüyordu.

Kimi bir annenin duasına muhtaçtı.

Kimi ise kalabalıkların ortasında yapayalnızdı.

Küçük şair, bunları gördükçe şiirin yalnızca kendini anlatmak olmadığını anladı.

Şiir, insanı insana anlatmaktı.

Bir toplumun susan tarafına ses olmaktı.

Unutulanı hatırlatmaktı.

Yaraya parmak basarken merhameti de elden bırakmamaktı.

Bir çocuğun gözlerindeki ışığı korumaktı.

Bir annenin yorgunluğunu görebilmek,

Bir babanın sessizliğini anlayabilmekti.

Bir yaşlının yalnızlığını paylaşabilmekti.

Ve hiçbir insanı küçümsemeden, kimseyi hor görmeden, herkesin bir hikâyesi olduğunu bilerek yürümekti.

Şiir Paylaştıkça Çoğalır

Küçük şair artık biliyordu:

Bir kalem, yalnızca kâğıda yazı yazmazdı.

Bazen bir insanın yüreğine umut bırakırdı.

Bazen unutulmuş bir acıyı dile getirirdi.

Bazen bir çocuğun hayaline ışık olurdu.

Bazen de “Yalnız değilsin.” diyebilmenin en güzel yoluydu.

Çünkü küçük şair artık şunu da biliyordu:

İnsan kalamadıktan sonra yazmak, şair olmak hiçbir şey ifade etmezdi.

Şair olmak yalnızca güzel dizeler kurmak değildi.

Acıyı paylaşmaktı.

Mutluluğu paylaşmaktı.

Dostluğu, kardeşliği, sevgiyi, özlemi ve insan olmanın bütün güzelliklerini bir dizede dahi olsa paylaşabilmekti.

Bir insanın acısını kendi acın gibi hissedebilmek, sevincine ortak olabilmekti.

Çünkü paylaştıkça duygular azalmazdı.

Aksine yoğunlaşır, çoğalır ve başka yüreklere ulaştıkça daha da anlam kazanırdı.

Bir dize bazen bir insanın yarasına merhem olurdu.

Bir başka dize, yalnız bir yüreğe arkadaş…

Bir tebessüm, umudunu kaybetmiş birine yeniden yaşama sevinci verebilirdi.

İşte küçük şair bunun için yazıyordu.

Kendini anlatmak için değil yalnızca;

insandan insana bir yol kurmak için.

Ve o yolun adı sevgiydi, dostluktu, kardeşlikti, merhametti, insanlıktı.

Artık biliyordu:

Bir kalemin değeri, yazdığı kelimelerin güzelliği ile değil, o kelimelerin kaç yüreğe dokunabildiği ile ölçülürdü.

Çünkü şiir paylaşıldıkça çoğalırdı.

Duygu paylaşıldıkça derinleşirdi.

İyilik paylaşıldıkça büyürdü.

Ve insan, insana dokundukça gerçekten insan olurdu.

Küçük Şair Büyüdü

İşte bu yüzden bir şairin en büyük eseri, yazdığı şiirler değil; insan kalabilmesiydi.

Şair olmak, bir başkasının sustuğu yerde onun yerine konuşabilmekti.

Bir gözyaşının neden aktığını hissedebilmekti.

Bir insanın kimseye anlatamadığı acıyı birkaç dizeye sığdırabilmekti.

Ve en güzeli…

Hissedebilmekti.

Küçük şairimiz bugün büyüdü.

Artık elinde sadece kurşun kalem ve eski bir defter yok.

Biriktirdiği yıllar var.

Yaşadığı duygular var.

Okuduğu kitaplar, öğrendiği kelimeler, yazdığı dizeler var.

Ve bugün, yazdığı ve okuduğu şiirlerin satır aralarında kendisini yeniden bulmanın mutluluğunu yaşıyordu küçük şair.

Yıllar önce susturduğu kelimeler, şimdi ona yeniden kendisini anlatıyordu.

Her dizede geçmişinden bir parça, her mısrada yüreğinden kopup gelen bir duygu buluyordu.

Belki de yıllar önce yanan defterlerin ardından kaybettiğini sandığı şey, aslında hiç kaybolmamıştı.

Küçük şair, kendi kelimelerinin arasında kendisini yeniden bulmuştu.

Ama içindeki çocuk hiç büyümedi.

Hâlâ geceleri kalemi eline aldığında, o eski küçük şair çıkıyor ortaya.

Yıllar önce yanan defterlerin küllerinden yeni şiirler doğuruyor.

Ve belki de bugün yazdığı her şiir, yıllar önce sobaya attığı bir şiirin yarım kalmış devamıdır.

Küçük şairimiz büyüdü bugün.

Ama yüreğindeki çocuk hâlâ küçük.

Ne kadar yol alırsa alsın, ne kadar şiir yazarsa yazsın, o çocuk hep içinde yaşayacak.

Yüzünde bir tebessüm…

Yüreğinde binbir umut çiçeği…

Elinde artık hiç bırakmayacağı kalemiyle yürümeye devam edecek.

Yoluna çıkarken ardında yalnızca şiirlerini değil, umut çiçeklerini de bırakacak.

Belki bir gün bir çocuk o çiçeklerden birini görecek.

Belki bir insan onun bir dizesinde kendini bulacak.

Belki yalnız bir kalp, yazdığı birkaç kelimeyle yeniden umutlanacak.

İşte küçük şair için asıl mutluluk da bu olacak.

Çünkü yazmak, yalnızca kendini anlatmak değil;

bir insanın yüreğine dokunup orada güzel bir iz bırakabilmektir.

Ve küçük şair artık biliyor:

İnsan büyür, yıllar geçer, hayat değişir.

Ama insanın yüreğinde taşıdığı çocuk, umudunu kaybetmediği sürece hep yaşar.

Kendi Yolunu Yazmak

Ve belki de onun hikâyesinin en güzel tarafı şudur:

Bir zamanlar kendi şiirlerini ateşe atan küçük şair, bugün kelimeleriyle insanların yüreğine dokunmayı öğrenmiştir.

Kendini kaybettiği yerde şiirini bulmuş,

şiirini bulduğu yerde kendini yeniden bulmuştur.

Acıları onu kırmak yerine yoğurmuş,

yalnızlığı onu insanlardan uzaklaştırmak yerine insanları daha iyi anlamayı öğretmiştir.

Düştüğü yerden kalkmış,

gözyaşlarını kendi silmiş,

yüreğine umut çiçekleri ekip yeniden yola çıkmıştır.

Ve artık bir daha vazgeçmeyecektir.

Çünkü bazı insanlar şiiri bırakabilir…

Ama şiir, gerçekten sevdiği insanı kolay kolay bırakmaz.

Küçük şair de bir zamanlar kalemini bırakmıştı.

Ama şiir onu yeniden buldu.

Ve o günden sonra küçük şair, yalnızca şiir yazmaya değil, insan kalmaya söz verdi.

Yüzünde tebessüm,

yüreğinde binbir umut çiçeği,

elinde kalemi,

karşısında upuzun bir yol…

Ve o yolun sonunda ne olduğunu bilmese de yürümeye devam etti.

Çünkü artık biliyordu:

Bazen insan yolunu bulmaz; yürüdükçe kendi yolunu yazar.

Küçük şair de kendi yolunu yazıyordu.

Her dizesiyle biraz daha büyüyor,

ama içindeki o küçük çocuğu hiç kaybetmiyordu.

Belki de onu şair yapan en güzel şey buydu.

Büyüdü ama küçüklüğünü unutmadı.

Acı çekti ama merhametini yitirmedi.

Düştü ama yeniden kalkmayı öğrendi.

Yalnız kaldı, yine de umudunu kaybetmedi.

Ve en önemlisi…

Kalemini bir daha hiç bırakmadı.

Asya Öztürk
16 Ağustos 2026

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (11)

5.0

100% (11)

Küçük şair Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Küçük şair yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
KÜÇÜK ŞAİR yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi
HüznünŞairi
HüznünŞairi, @huznunsairi
17.8.2026 01:09:19
5 puan verdi
Yüreğinize sağlık hocam, hepimiz küçük şairin bu dramatik hikâyesinde bir parça da olsa kendimizden kesitler bulduk. Dramatik ama kararlı bir hikayedir.Bir duruş ve varoluştur. Dilerim ki: küçük şairimiz bir çok büyük işlere imza atsın. Azmi ve yüreğindeki o küçük şair saflığı hiç bitmesin.
Kaleminiz kavi, devriniz daim olsun. Selam ve Saygılarımla.
Yılmaz Tizgöl
Yılmaz Tizgöl , @yilmaztizgol
17.8.2026 21:03:23
Asya Hanım, yıllarca sırdaş bildiği defterlerini kendi elleriyle sobaya atan küçük şairin susuşunu ve şiirin yıllar sonra onu yeniden buluşunu çok içten anlatmışsınız. Ütü yaparken diline dolanan birkaç cümlenin kurumuş bir çeşmeyi yeniden akıtması, yazma tutkusunun insanın içinde kolay kolay ölmeyeceğini gösteriyor. En çok da şairliği güzel söz söylemekten önce insan kalmak, unutulana ses ve yalnız kalana yoldaş olmak şeklinde anlatmanız kıymetli. Küçük şairin büyürken içindeki çocuğu, acı çekerken merhametini kaybetmemesi yazının en güzel yanı olmuş. Kutluyorum hanımefendi, kalbi selamlarımla.
Bawer Bager
Bawer Bager, @bawerbager1
17.8.2026 16:43:54
Sokağın çıkmaz olduğunu bilmesine rağmen sondaki kapıda umudu göreceğine inanmış küçük şair
Bawer Bager
Bawer Bager, @bawerbager1
17.8.2026 16:42:32
Kudretine Şükürler Olsun
Sana gelen sokakların hepsi çıkmaz olsa da, beni sana getirdikleri için çıkmaz sokaklar değiller. Çünkü sonunda sen varsın. Yürüten de sensin, bekleyen de. Kudretine şükürler olsun.
— Bawer Bager
Tamer Karakaş
Tamer Karakaş, @canim-benim
17.8.2026 16:35:18
5 puan verdi
Asya Hanım,

"Küçük Şair" hikayenizi derin bir etkilenmeyle okudum. Özellikle "Bazen insan yolunu bulmaz; yürüdükçe kendi yolunu yazar" cümleniz ve acıları merhamete dönüştürme fikriniz çok güçlüydü.

Büyürken içindeki çocuğu ve umudu kaybetmemeyi bu kadar naif anlattığınız için teşekkürler. Hikayede dediğiniz gibi, kaleminizin değeri bugün benim yüreğime dokunarak yerini buldu. Yüreğinize sağlık.
erbensalim
erbensalim, @erbensalim
17.8.2026 12:00:59
5 puan verdi
Bir çocuğun iç dünyasındaki yalnızlığı, kalemiyle kurduğu sırdaşlığı ve kelimelere sığınışını çok duru ve masum bir dille anlatan, hikâye formunda hüzünlü bir giriş.

Özellikle metnin sonuna koyduğunuz "Yanan Yapraklar" başlığı, okuyucuda aniden derin bir sızı ve merak uyandırıyor. O dört beş defterin, içindeki çocukluk, umut ve kırgınlıklarla birlikte ateşe verilip küle dönüştüğüne dair çok güçlü ve yakıcı bir ima bırakıyor zihinde.
Kul Yorgun
Kul Yorgun, @kulyorgun
17.8.2026 03:59:14
5 puan verdi


bu metin içime uzun oturdu kelime kelime okudum

küçük şairin hikayesi aslında hepimizin hikayesi gibi geceleri herkes uyurken kalemle dertleşmek kelimeleri en sessiz arkadaş yapmak çok tanıdık
dört beş defter doldurup sonra hepsini sobaya atmak kısmı yüreğimi yaktı alevlerle giden sadece kağıt değil yıllarca taşınan yükmüş meğer
ama şiir bırakmıyormuş insanı ütü yaparken bile dönüp geliyor cümleler çünkü içerde biriken susunca daha çok çoğalıyor

kalemin yeniden doğuşu kısmı umut oldu öğrendikçe yazdıkça güzelleşmek dünkü halinle yarışmak çok kıymetli
o yakılan defterlerin belki de yanması gerekiyormuş çünkü külden doğmak için önce yanmak lazım

şair olmak kısmı beni en çok tuttu güzel dize yazmak değil mesele insan kalabilmekmiş birinin gözüne bakıp tebessüm edebilmek elinden tutabilmek susmayı bilmek
acıyı yaşayıp insanlığını kaybetmemek merhameti cebinde taşımak

toplumun içinde şair kısmı da çok gerçek herkesin görünmeyen bir hikayesi var ekmeğinin derdinde olanı yalnız kalanı evlat bekleyeni görmek ve onlara ses olmak
şiir paylaştıkça çoğalır dizesi tam özeti bir kelime birine merhem olabiliyor bir dize yalnız bir kalbe arkadaş oluyor

ve en güzeli küçük şair büyümüş ama içindeki çocuk hiç büyümemiş o çocuk kalemi bırakmıyor çünkü o çocuk umudu taşıyor
yolunu bulmak değil yürüdükçe kendi yolunu yazmak ne güzel cümle

Sevgili Asya kalemine kelamına sağlık 16 ağustos 2026 tarihli bu yazı uzun ama hiç yormadı aksine sarıp sarmaladı
okurken kendi defterlerimi düşündüm kendi küçük şairimi hatırladım teşekkür ederim paylaştığın için.

👌👏☕🙏
bllekz89
bllekz89, @bllekz89
17.8.2026 01:33:01
5 puan verdi
Tek kelimeyle muhteşem
Etkili Yorum
Hikmet-Metin
Hikmet-Metin, @hikmet-metin
17.8.2026 00:46:27
5 puan verdi
Kıymetli kaleminize sağlık. “Küçük Şair” insanın söyleyemediklerini kâğıda emanet edişini, çocuk bir yüreğin kelimelerle kendine sığınmasını çok içten anlatmış. Her defterin bir ömre, her sayfanın bir hatıraya dönüşmesi oldukça dokunaklı. “Yanan Yapraklar” ise bu hikâyeye ayrı bir hüzün katıyor. Kaleminiz daim, kelimeleriniz hiç tükenmesin.
Etkili Yorum
Ke
Kendi Halinde, @kendihalinde
17.8.2026 00:43:46
5 puan verdi
İyi ki o ütüyü yapıyordunuz bizede çok güzel şiirler okumak nasip oldu. Şiirin ne anlama geldiğini ne hissettirdiğini anlattığınız dizeler aynen yüreğimdekiler. Tebrik ediyorum, kaleminize bereket yüreğinize sağlık diliyorum. Sevgiler saygılar.
Etkili Yorum
Yasin Yüksel
Yasin Yüksel, @yasin-yuksel
17.8.2026 00:29:01
5 puan verdi
2003 yılında sobaya atılan defterlerin yarattığı acı ve o "yangın" hissi okuyucuya doğrudan geçiyor. Ancak metnin asıl gücü, o küllerin ardından gelen kabullenişte gizli: "Küçük şairin yeniden doğması için eski sayfaların küle dönüşmesi gerekiyordu." Ütü masasında aniden gelen ilhamla kaleme geri dönüş, şairliğin sonradan seçilen değil, insanı bırakmayan bir alınyazısı olduğunu çok güzel özetlemiş.
Edebi gayretin yanında merhameti, toplumu anlamayı ve bir karıncayla dertleşecek kadar zarif kalabilmeyi edebiyatın merkezine koyan bu naif yolculuk çok kıymetli.
Rabia Asya Öztürk'ün samimi kalemine, dirayetli yüreğine sağlık; insanlığa ve sanata dair bu güzel, umut dolu öykü için yürekten tebrik ederim!
Geceninefendisi
Geceninefendisi, @geceninefendisi
17.8.2026 00:28:06
Kaleminiz hiç tükenmesin kıymetli Şairem…
Şair Mehmet Demirdelen
Şair Mehmet Demirdelen, @sair-mehmet-demirdelen
17.8.2026 00:27:06
5 puan verdi
Duyguları anlatımınız harika
Anlamlı sözler yazmış kaleminiz..
Yüreğinize sağlık kaleminiz daim olsun..
Beğenerek okudum şiirinizi..
Asya hnm saygılar 👍🙏
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL