Yahyâ Sâlih Altındağ
45 şiiri ve 28 yazısı kayıtlı Takip Et

29 ankebut 57



29 ANKEBUT 57

29 ANKEBUT 57

29 ANKEBUT 57:Kullu nefsin zâikatul mevti summe ileynâ turceûn(turceûne). "Bütün nefsler ölümü tadıcıdır. Sonra Bize döndürüleceksiniz."

Evet değerli can kardeşlerimiz,bu günkü sohbetimizi bu değerli ayet üzerine yapacağız Allah’ın izniyle. Ne diyor Allahü Teala bu ayetinde?! Bütün nefisler ölümü tadacak ve sonra bize döndürüleceksiniz.Peki bizler bu değerli ayetten ne anlıyoruz,ne anlamalıyız?.Allahü Teala,bütün nefis (nefes)’ler diyor,demek ki bize nefesin bir olmadığını bir çok nefesin olduğunu söylüyor.Eee..Hani nefis (nefes)’de Allah’ındı?.Hani bizler öyle diyoruz ya,tek nefis (nefes) var O da Allah’a ait idi,hani bizler yok idik,demek ki varmışız ne dersiniz varmıyız yokmuyuz,ya da nefis (nefes)’ler deyince başka türlü mü anlamalıyız,yoksa okuduğumuz gibi mi?! Tabii ki;nefis (nefes)’ler deyince bizlerin anlayışı ehl-i zahir’den farklı olmalı. Bize göre tabii ki,nefis (nefes) deyince bir olan Hakk’a ait.Zaten herşey ona ait değil mi?!.
Bakın sevgili dervişler,değerli bacım sultanlar bu ayet de ki nefisler deyiminden kasıt Yaradılan cümle mahlukatın zanni varlıklarından başka bir şey değildir. Zaten bunun zıddı olmasına da imkan ve ihtimal dahi yoktur. Neden böyle peki diyeceksiniz,çünkü Allah kendi zatını gizlemesi ve kendinden kendine baki olan yaşantısını idame ettirebilmesi için cümle mahlukatı,yani elbiseleri yarattı ve kendi zatını yarattığı esma sıfatlarında gizledi ve kendinden kendine olan bilinmekliğini böylece murat etti. Biz kullar da zannettik ki Allah bizleri yarattı bizlere vücut verdi,hayat (nefes) verdi. Hakikat de yok böyle bir şey,burada ne var?,burada sadece zanni varlıklarımız var,bizlere ait olmayan unsuri vücudlarımız var ve bizler Allah’dan uzak olduğumuz için,nefesimizin sahibini tanımadığımız için kendimize zanni varlıklar biçtik. Peki şimdi ne yapalım da Allahü Teala’nın müjdelediği bu ölümü tadıp O na dönelim?.İşte bütün mesele bu.Bakınız sevgili canlar ayet ortada ve her nefis ölecek sonra Allah’a dönecek diyor. Peki,Allah’a dönüş ihtiyari olarak ölmekle mi yoksa cebri ölümlemi olacak ne dersiniz? Tabii ki şimdi daha sağ iken,can bedeni terk etmeden,aklımız yerindeyken,ihtiyari olan ölüm ile olacak ki her nefis Allah’a vuslat olsun,olabilsin. Yoksa hiç kimse cebri ölüm ile ölüp kara toprağın altına girdiğinde tekrar dirilip toprak altında Allah’a dönmeyecetir!.Neden böyle? Örnek verelim,her zaman ne diyoruz,bizler Allah’ın elbiseleriyiz,aletleriyiz,sandıklarıyız ve Hazreti Resulullah’ın da kabirleriyiz demiyormuyuz?!. Şimdi,üstümüze giydiğimiz elbiselerimiz hiç diyebilirlermi ki bizler canlıyız,biz sizin üstünüzdeyken siz hayattasınız!.Diyemezler çünkü canları yoktur ve bedenlerimize kulluk etmektedirler. Demek ki gerçek varlığı olmayan materyaller nasıl ki bedenlerimizin kulları ise bizlere ait olduğunu zannettiğimiz bedenlerimiz de hakikat de Allahü Teala’nın elbiseleridirler ve gün gelip de insan esması taşıyan beden denen elbiseler eskidiğnde de;Allahü Teala eski elbiseyi soyar atar. Şimdi hal böyleyken sen nasıl olur da kendine izfe ettiğin bu bedenin toprağa girip sonra orada Allah’a kavuşacağını hayal edebiliyorsun,şaşarım aklınıza. Zaten bu düşünce Tevhid’e aykırı şirk düşüncesinden başka bir şey değildir.
Sevgili can kardeşlerim,bacılarım,bizler bütün nefesler derken şunu anlayacağız. Burada nefislerden murad,az evvel dediğim gibi bize ait olmadığı hal de kendimize isnad ettiğimiz vücud varlığımızın olmadığını anlayacağız.İnsan’ın kendi üzerinde üç fenası vardır ve ,nsan bu üç fenasını "İfna"edecek ve sonra ihtiyari ölümü tadacak ve Allaha dönecektir, bu dönüş başka bir mekanda ve yerde ve zaman da olmaz çünkü bu; Allah’ın düzenine terstir. Bir insan evvela üç fenasını yok edecek,ama bunu kendi kendisine yapması mümkün değil. Azrail’i çağıracak, Azrail gelecek ve onun nefesini kesecek sonra ona yeni bir nefes verecek ve kişi sonra o aldığı yeni nefes ile Allah’a vuslat olacak. İşte kardeşlerim,nefis deyince bizler hemen, Fenai efal,Feani sıfat,Fenai zat olarak anlayacağız nefisler olarak. Bakınız kardeşlerim, Allah dostlarından Zeynep Arıcan hanımefendi annemiz bir ilahisinde olmayan canımıza ten yüklemememizi salık veriyor.Bakınız ne diyor mübarek ilahisinde.

CANINA TEN YÜKLEME

Âşıkın payı sevmek,maşukundur sevilmek,
Cefasın sefa bilip, geredirir dövülmek.

Sana düşen ey talip! Aşk ile bunda gelip,
Her zerreyi Hak bilip huzurunda eğilmek.

Canına ten yükleme,derdine derd ekleme,
Sev,sevilmek bekleme nene gerek sevilmek!..

At benliği ardına,düşüp aşk’ın derdine,
Ulaş sevda yurduna düşünme geri gelmek.

Tiz beni benden ırat,böyle geçilir sırat,
Çün bu tevhidden murad,kişi yokluğun bilmek.

Benliğini bağla gel,ciğer kebab dağla gel,
Firkat ile ağla gel,ola vuslatta gülmek.

Zeyneb aşıksan eğer,sev,bütün varını ver,
Canını meydana ser,böyle gerektir ölmek.

Demek ki canlar;aşık olan sevecek,bütün varını verecek ki hakiki ölüm gerçek olsun ve insan Allah’a dönebilsin. Hatırlayalım, ne diyordu Hazreti Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem efendimiz. "Mutu kable ente mutu" yani ölmeden evvel ölünüz ki Allah’a vuslat olunuz.İşte nefislerin ölümü de sırasıyla olacak. Ne demiştik, Nefsin ilk mertebesi olan Nefsi Emmare yani fenai efal’dir ki,şimdi ölümü tadıp yerini Tevhidi efale terk etsin ve burada Emmare olan nefis Allah’a dönsün.Yani her fiil de fail Allah desin derviş ve dervişin gözünde ikinci bir işleyen kalmasın. İkinci nefis Nefs-i Levvâme yani feani sıfat’tır ki,şimdi ölümü tadıp yerini Tevhidi sıfata terk etsin ve burada Levvame olan nefis Allah’a dönsün.Yani her sıfat da mevsuf Allah desin derviş ve dervişin gözünde ikinci bir sıfat sahibi kalmasın. Üçüncü nefis Nefs-i Mülhime yani fenai zat’tır ki,şimdi ölümü tadıp yerini Tevhidi zât’a terk etsin ve burada Mülhime olan nefis Allah’a dönsün.Yani her vücût da mevcut Allah desin derviş ve dervişin gözünde ikinci bir vücut sahibi kalmasın. Dördüncü nefis Nefs-i Mutmainne yani Makam-ı Cem’dir, şimdi bu makam Allah’lık makamı olduğundan çok tehlikeli bir makam olup,derviş bu makamın halindeyken haşa ya kendisini Allah görür ya da karşısındakileri. İşte bu anlayışı öldürüp ne kendisinin ne de başkalarının Allah olmadığını tasavvur ederek bu düşüncesini öldürüp enfüs afak mevcud Allah olduğunu şuhud edecek ki Hakk’ı Hakk ile kendinde ve başka canlı varlıklarda diriltecek ve dervişin gözünde kulların Allah olmadığı zuhur edecek ki şirk’e düşmesin. Beşinci nefis Nefs-i Râdiyye yani Makam-ı Hazretül Cem’dir ki. Nefs-i râdiyye sahibi derviş ihlâslı, boş konuşmaz, zikirle meşgul, zühd sahibi ve verâ denilen şüpheli şeylerden de son derece sakınarak, bu mertebenin halini zevk ederek Kul’a yaptığı Allahlığı terk ile öldürüp, Allah’a kul olduğunu müşahede ederek kendinde ve her canlı varlıkta olan Allah’ın diri olduğunu şuhut edecek ve dervişin gözünde her gördüğü didar olacaktır. Altıncı nefis Nefs-i Mardiyye yani Makam-ı Cemül Cem’dir ki,bu derecede olan derviş Allah’tan, Allah da o dervişten razıdır. Bu mertebede olan dervişler Allah’tan gayriyi düşünmezler ve Allah’ın mahlûkuna lûtf ile muamele ederler. Gayeleri Allahü Teàlâ’ya yakın olmaktır. onun yarattığı bütün eşyalardaki hikmetleri düşünür ve onun taksimine daima razı olduklarından marifetullah kapısı da kendilerine açıktır. Derviş bu makamda artık,ne Allah ne da kul görür,Allah ile kulunun ayrı olmadığını müşahade ile Hakk’ı gördüğü her mahlukat da zuhura getirir.
İşte sevgili derviş kardeşlerim, Allahü Teâlâ yukarıdaki ayetinde bahsettiği bütün nefisler ölümü tadacak demesinden maksad budur. Yoksa dediğimiz gibi,bir gün öleceğiz ve toprak altında dirileceğiz sonra Allah’ı toprak altında göreceğiz diye bir şey söz konusu değildir olamaz da. Allahü Teâlâ’ya kavuşmak onunla görüşüp konuşmak isteyen kullar,bu işi sonraya bırakmamalıdırlar hemen şimdi Azraili bulup canını vermesi gerekir ki Allah’a dönebilsin.Şimdi dönebilsin,yani ölmeden evvel ölüp beden toprağına gömüldükten sonra Allah’a dönecek yoksa,yarattığı canlıların dışında başka bir zaman da,başka bir mekan da,bir Allah arama,arasan da bulamazsın. Değerli kardeşlerim her kim ki Allah’ı ararsa,ona kavuşmak isterse kendinde arasın ve varını terk eyeyip Allah’a dönsün.Kimse kendi varlığı ile Allah’a dönemez,sadece döndüm zanneder.Allah’a dönmek üzerine evler,yollar yaptığımız,ekip biçtiğimiz toprakta olmayacak,ya nasıl olacak!.Dedik ya,Hazreti Resulullah’ın buyurduğu gibi "Ölmeden evvel ölüp" vücûd kabrine girerek olacak. Sohbetimizi Yunus Emre Hazretlerinin güzel bir lahisi ile noktalarken cümlenize sağlık,sıhhat ve afiyetler dilerim. Allahü Teâlâ cümlemizn kulluğun ilahi dergâhında kabul ve makbûl eylesin inşallah.Cümlenize Aşk-ı Niyaz eder gözlerinizden öperim.Aşk ile huu...

Bana Seni Gerek Seni

Aşkın aldı benden beni
Bana seni gerek seni
Ben yanarım dünü günü
Bana seni gerek seni

Ne varlığa sevinirim
Ne yokluğa yerinirim
Aşkın ile avunurum
Bana seni gerek seni

Aşkın aşıklar öldürür
Aşk denizine daldırır
Tecelli ile doldurur
Bana seni gerek seni

Aşkın şarabından içem
Mecnun olup dağa düşem
Sensin gün be gün endişem
Bana seni gerek seni

Sufilere sohbet gerek
Ahilere ahret gerek
Mecnunlara Leyla gerek
Bana seni gerek seni

Eğer beni öldüreler
Külüm göğe savuralar
Toprağım anda çağıra
Bana seni gerek seni

Yunus’dürür benim adım
Gün geçtikçe artar odum
İki cihanda maksudum
Bana seni gerek seni

Fakirullahmelami.
İstanbul.
29/04/2011/Cuma.

Beğen

Yahyâ Sâlih Altındağ
Kayıt Tarihi:21 Kasım 2017 Salı 03:17:03

29 ANKEBUT 57 YAZISI'NA YORUM YAP
"29 ANKEBUT 57" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.