Yahyâ Sâlih Altındağ
45 şiiri ve 28 yazısı kayıtlı Takip Et

Hz.mûsâ (a.s)'nın allâh'ı dâveti



HZ.MÛSÂ (a.s)'NIN ALLÂH'I DÂVETİ


Değerli dostlar sevgili ihvanlar,bu gün Hazreti Musa Aleyhisselam’ın bir kıssasını anlatacak ve karınca kararınca zevk etmeğe çalışacağız inşaallah. Rivayete göre Hazreti Musa Aleyhisselam Rabb’ine dua eder ve kendisini ziyaret etmesini,kendisine izzeti ikramda bulunmak istediğini niyaz eder. Allah;Hazreti Musa Aleyhisselam’ın dua ve niyazına icabet eder ve Hazreti Musa Aleyhisselam’a seslenir. Ya Musa dua ve niyazını kabul ettim ve falanca gün evine misafir geleceğim sen de o zamana kadar hazırlığını yap der. Hazreti Musa Aleyhisselam, Rabb’inin kendisini ziyaretine geleceği o güne kadar bütün hazırlıklarını yapar. O gün gelir ve Hazreti Musa Aleyhisselam, Rabb’inin geleceği saati beklerken birden kapısı çalınır ve Rabb’inin geldiğini zannederek sevinçle kapısını açar,kapıyı açtığında karşısında hırpani kılıklı bir ihtiyar ile karşılaşır ve ihtiyara ne istediğini sorar. İhtiyar,aç ve susuz olduğunu söyleyerek Hazreti Musa Aleyhisselam’dan karnını doyurmasını ve su ihtiyacını karşılamasını ister. Hazreti Musa Aleyhisselam ihtiyara,kapının önünde duran kovayı göstererek kuyudan su çekmesini ister. İhtiyar gider kuyudan suyu çeker ve gelir. Hazreti Musa ihtiyara bir bardak su ile bir parça ekmek verir ve ihtiyara,önemli bir misafrinin geleceğini ve o yüzden gitmesini söyler, ihtiyarı kapısından yollar ve Hazreti Musa Aleyhisselam Rabb’inin gelmesini bekler. Bu bekleyiş sabaha kadar sürer ama ne gelen var ne giden. O gece Rabbi’nin gelmediğine üzülen Hazreti Musa Aleyhisselam Rabb’ine seslenerek Ya Rabb’im beni yanlış anlama,senden sual olunmaz ama benim ziyaretime gelecektin söz vermiştin,söz verdiğin halde niye gelmedin deyince Rabb’i Hazeti Musa Aleyhisselam’a seslenerek; Ya Musa ben sana geldim senden beni doyurmanı ve su vermeni istedim ama sen elime kovayı verip beni kuyudan su çekmem için yolladın, bir parça da ekmek verip beni kapından çevirdin. Yâ Musa,sen beni nasıl bir surette bekledin?. Ben kuluma"İnsan suretinde"gelirim.Eğer sen,kapına gelip senden kendisini doyurmanı ve su ihtiyacını gidermeni isteyen kulumu evine alıp doyursaydın beni doyurmuş olacaktın. O kulumun su ihtiyacını gidermiş olsaydın,benim su ihtiyacımı gidermiş olacaktın,eğer o kulumu kapından çevirmeyip evinin baş köşesine oturtsaydın beni baş köşeye oturtmuş olacaktın. Hazreti Musa Aleyhisselam mahzun bir vaziyette hatasını anlar ve Rabb’ine tövbe istiğfar eder.
Evet sevgili derviş kardeşlerim, Hazreti Musa Aleyhisselam’ın bu kıssası bizlere çok şeyler anlatıyor. Şimdi bizlerin bu kıssadan çıkarmamız gereken"Zevk"şu olmalıdır.Hazreti Musa Aleyhisselam Allah’ü Teala’yı Zat-ı ile beklemiştir ama; Allah Hazreti Musa Aleyhisselam’ın karşısına bir esma sıfatı ile çıkınca,istemeden Allah’ı insan suretinde kabul etmek istememiştir.Çünkü Rabb’ini Zat-ı ile beklemiştir. Ama, Allahü Teala yarattığı kulunun karşısında her an esma sıfatları ile apaçık dururken,yani Allahü Teala kulunun dışında değil, kuluyla berabarken biz aciz kullar nedense Allah’ı yarattıklarıyla beraber olarak kabullenmeyip,her daim kulunun dışında başka bir yerde ve mekanda zanneder dururuz.Oysaki Allahü Teala bir ayetinde bakınız ne diyor biz kullarına.

20 TaHa suresi 46: ... Ben sizinle beraberim; görür ve işitirim... diyor. Ve Hazreti Peygamberimiz (s.a.v)’de Bir Hadis-i kudsî’de şöyle buyurmaktadır:

“Ben gizli bir hazine idim, bilinmeyi arzuladım, bunun için de mahlukatı yarattım.” (K. Hafâ)

Bunu bir bilgi, bir haber değil, aynı zamanda bir emir olarak kabul etmek gerekiyor. Çünkü Allah-u Teâlâ’yı tanımak insanın en başta gelen vazifesidir.

Evet sevgili can kardeşlerim,demek ki Allahü Teala gizlideyken bilinmekliğini istiyor ve tüm yaradılan mahlukatı halk ediyor.Bu da bize gösteriyor ki, Allahü Teala yarattıklarının dışında değil,aksine yarattıklarıyla beraber olduğunu söylüyor.Bakınız değerli can dostlarım. Allah-u Teâlâ’nın varlığı kadimdir, evveli yoktur. Zamandan da ezelden de önce vardı. Zât-ı akdes’inin varlığından evvel hiç bir şey yoktu. bütün varlıklar O’nun buyurduğu bir kelime ile meydana çıkmışlardır.
Değerli kardeşlerim;Hazreti Resûlullah Aleyhisselam yine bir Hadis-i şerif’te buyurulduğu üzere:

“Allah var idi ve Allah’tan başka bir şey mevcut değildi.” (Buharî. Tecrid-i sarih: 1317)

Sonra varlığını ve kemalini duyurmayı, hikmetiyle kâinatı ve insanları yaratmayı irade buyurdu ve dilediği şekil ve nizam üzere yarattı.

İşte böyle kardeşlerim,demek ki Allahü Teala; var iken hiç kimse yoktu yalnız o vardı. Ne demek bu?! Yani Allah her daim yarattığı mahlukatıyle beraberdi,yoksa yarattıklarının dışında başka bir yer,zaman ve mekanda değildi. Allahü Teala’nın varlığı kaimdi ve evveli yoktu demek, zat-ı iledir ve zat’da bir tek olandır,Hakk’tır. Bütün varlıklar yani hayal alemi,onun buyurduğu bir kelime ile meydana çıkmışlardır. Ne demek! Yani Allahü Teala,zatından sıfatlarını yarattı yani mahluk elbiselerini yarattı ve o esma sıfatlarından da kendisi işlemesi,hayat,ilim,irade,semi,basar,kelam,kudret ve tekvin’i kendi gerçekleştirmesi için cümle vücudatı yarattı ve tüm bu hasletleri kendisi yapması için tüm mahlukatı halk etti. Yoksa Allah başka bir zaman da ve mekanda yarattıklatının dışında durup onlara kumanda atmek için yaratmadı.Sadece ve sadece kendi işlesin diye mahlukatı halk etti. Biz zavallı bî çare kullarsa bunu anlayıp idark edemediğimizden,Hazreti Musa Aleyhisselam’ın yaptığı gibi,Allah’ı zatıyla geleceğini hayal ederek sonunda hayal kırıklığına uğramaktan başka hiç bir şey elde edemeyiz.
Allah’ın veli kullarından Zeynep Arıcan hanımefendi annemiz bir ilahisinde Allahü Teala’nın tek hakikat olduğunu bizlere şu dizelerle çok iyi anlatmaktadır ve Zeynep annemiz bakın lahisinde ne diyor.

HAKİKAT OLAN HAK’TIR

Ne sen varsın, ne de ben, cümle var olan Hak’tır.
Aç gönül gözünü bak, âleme dolan Hak’tır.

İlmi tasavvuf ile Hakk’ı arayan aşık,
Ben bilirim zannetme, her şeyi bilen Hak’tır.

Severim Mahlûkunu Halikinden dolayı,
Sen severim sanırsın, seven sevilen Hak’tır.

Benliğinle beş vakit namaz kılarım dersin,
Ben kılarım zannetme namazı kılan Hak’tır.

Can sana emanettir, nice sahib olursun?
O emaneti sana veren Hak, alan Hak’tır.

Bu canı ten kafeste bâkî mi sandın acep?
Her şey fanidir elbet, tek bâkî kalan Hak’tır.

Fırsat elden gitmeden, can uçurmadan Zeyneb,
Gel öğren hakikatı, hakikat olan Hak’tır.

Değerl dostlarım sevgili derviş kardeşlerim,demek ki bizler,bizim olduğunu zannettiğimiz her şeyin hakikat de Allahü Teala’ya ait olduğunu bileceğiz ve kul,yani "Kullanılan eşya" olduğumuzu idrak edeceğiz. Yoksa Hazreti Musa Aleyhisselam’ın yaptığı gibi,Rabbim görün bana göreyim seni misali Allah’ı zat-ı ile beklemeyecek ve Yüce Allah’ı yarattığı mahlukların dışında hayal etmeyeceğiz. Zeyneb annemizin dediği gibi,ne sen varsın ne de ben,cümle var olan Hakk’tır!. Biz dervişler de gönül gözlerimizi açalım uyumayalım ve aleme dolan,her yer de baki olan Hakk’ı Hak ile müşahade etmeye bakalım. Çünkü hadiste dediği gibi; “Allah var idi ve Allah’tan başka bir şey mevcut değildi.” (Buharî. Tecrid-i sarih: 1317) ve aslada olmayacak!. Yaradılan kainat da sadece Allah var ve Bâki Allah olacak. Gerisi boş zanlardan başka bir şey değildir.Her kimki derse,Allah var bir de ben varım,ol kişi bilsinki yalancıdır yalancıdır yalancı. Allah’ı olanın canı yoktur,canı olanın da Allah’ı yoktur. Ya Allah’ın kulusun ya da Zanlarının,yani canına kulsun. Hazreti Ali (k.v.)’nin buyurduğu gibi. "Allah var Allah’la beraber başka hiç bir şey yok" Zyeneb annemizin,son beyitte dediği gibi,,fırsat elden gitmeden,can uçurmadan yani canımız tendeyken görelim Hakikati. Yani Ölmeden evvel ölelim vücud kabrine girelim ve hakikati yaşarken görelim. Yoksa can bedenden uçup gittiğinde,beden toprak olduğunda Ne Allah’ı göreceksin,ne de sesini duyacaksın.Allah’ı görmek ve sesini duymak istiyorsan ver canını al Cananını. Yani "İlmi Ledünni" ile öl,eski anlayışını öldür,yeni anlayışta diril ki Hak sana ilimle görünsün ve Hakk’ı Hak ile müşahade edebilesin.

Cümle canlara,derviş kardeşlerime,Mü’min ve Mü’mine kardeşlerime Aşk-ı niyaz ile baki selam ederim.Cümleniz Allah’a emanet olunuz. Huu...

Fakirullahmelâmî

26/01/2011/Pazartesi.

Kaynak: www.fakirullahmelami.com/?Syf=22&Mkl=108797

Beğen

Yahyâ Sâlih Altındağ
Kayıt Tarihi:9 Temmuz 2011 Cumartesi 19:15:37

HZ.MÛSÂ (A.S)'NIN ALLÂH'I DÂVETİ YAZISI'NA YORUM YAP
"HZ.MÛSÂ (a.s)'NIN ALLÂH'I DÂVETİ" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.