pişmanım desem yaşayamadıklarımdan
kömürü elmasa dönüştüren zaman
ve anlamını yitiren anlam tanıklığından
itiraflarımı
kirli sakallarında saklıyorum
...
Devamını oku »
sür merheminden yaralıyım
dindir ağrılarımı aşk iksirinden sun
aşığıyım karanfil rengine
çöl susuzluğum dengine
söyle yâr nedir çare?
...
Devamını oku »
Aynı dalgaların vurgunuyuz.
Aynı rüzgârda savruluyoruz,
Neden aynı kalpte buluşamıyoruz?
Onca fırtınayı birlikte atlattık,
...
Devamını oku »
Tugtekin gülümseyerek, “Eyvallah ustam, sağ ol,” dedi ve arkadaşlarına döndü. Kerem takıldı hemen: “Ooo kanka, tanınıyoruz ha!” Tugtekin omuz silkti, “Ara ara geliyorum, kafam dağılıyor,” dedi.
Az sonra balık ekmekler geldi. Dursun Usta, “Afiyet olsun gençler,” deyince hepsi bir ağızdan, “Sağ ol ustam, eline sağlık,” diyerek yemeye başladılar. Aslı’yla Pınar ilk lokmadan sonra birbirlerine baktı. “Çok güzelmiş ya, bayıldık… Hep gelelim buraya,” dediler. Tugtekin kahkaha atarak, “Beni batıracaksınız galiba,” diye espri yapınca masadaki gülüşmeler sahil boyunca yayıldı.
Balık ekmekten bir lokma daha alan Tugtekin, merakla Aslı’ya döndü.
“Aslı, benimle konuşmak istediğin konu neydi?” dedi.
Aslı lokmasını yuttu, koladan bir yudum aldı. Hafifçe gülümsedi ama gözlerinde ciddi bir ifade vardı.
...
Devamını oku »
Can katar aşığın dertli özüne,
Sürmeler çekilmiş ela gözüne,
Baharın neşesi yaz olur her an.
Kırmızı rengiyle kalpleri dağlar,
...
Devamını oku »
Can katar aşığın dertli özüne,
Sürmeler çekilmiş ela gözüne,
Baharın neşesi yaz olur her an.
Kırmızı rengiyle kalpleri dağlar,
...
Devamını oku »
Merakla bekleyen arkadaşları hemen etrafını sardı. Kerem gülümseyerek, “Aslı, yüzün gülüyor; hayırdır?” diye sordu. Pınar da espri yaparak, “Herhâlde ikramiye aldı,” dedi. Aslı dayanamadı, gülerek, “Yok ya arkadaşlar… Ben de fotoğraf projesine katılıyorum. Ebru Hanım öyle istedi,” dedi.
Kerem’le Pınar bu habere en az Aslı kadar sevindiler. Çünkü düzen değişecekti; onlar ocağın başına geçecek, yeni gelen personeller garsonluk yapacaktı. Yani iş bölümü daha dengeli olacak, herkes kendi alanında rahatlayacaktı. Bu yeni düzenle birlikte çay bahçesindeki heyecan bir kez daha tazelendi; herkes bu gelişmeden mutlu olmuştu.
Ve artık her şey yavaş yavaş düzene giriyordu. İş bölümü oturmuş, herkes yerini bulmuştu. Tugtekin’in de işi bir nebze hafiflemişti. Kısa bir boşluk yakaladığında telefonuna baktı ve Aslı’nın mesajını gördü. Hafifçe gülümsedi. Hemen cevap yazdı: “Çıkışta bir yerde oturur, konuşuruz.”
Aslı telefonunun titremesiyle mesajı okudu. İçinde tarif edemediği bir heyecan vardı. Kısa ve sakin bir cevap yazdı: “Tamam, olur.”
Günün geri kalanında ikisi de işlerine devam etti ama akıllarının bir köşesinde akşam yapılacak o konuşma vardı. Sanki sadece proje değil, başka bir şey de şekillenmeye başlıyordu; henüz adı konmamış, ama hissi yavaş yavaş büyüyen bir şey…
...
Devamını oku »
Tunçtan kapısı girilmez
Eni sonu bir bilinmez
Bir meyâli dünyadır aşk
Ne aslını gören olmuş
...
Devamını oku »