İnsanların elinden hayalleri alınacak olursa, başka ne zevkleri kalır? Foostenelle [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM

Osmanlı evladı tarihçi,araştırmacı,yazar Kadir Mısıroğlu Üstadımızı da ahirete yolcu eyledik..

Osmanlı evladı tarihçi,araştırmacı,yazar Kadir Mısıroğlu Üstadımızı da ahirete yolcu eyledik..


Alimin ölümü alemin ölmesidir.
’Ölüm dostu dostuna kavuşturan bir köprüdür.

Ölüm olmadan Sevgiliye kavuşmak mümkün müdür?
Ölüm güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber sav. diyen şairin dediği gibi hepimiz ölüm denilen gerçekle er geç bir gün karşılaşacağız.

Önemli olan ölmek değil de öldükten sonra başımıza neler geleceğini düşünmemektir demişler..

Ölüm bizi Allah’ımıza kavuşturan en ulvi hadisedir.
Dünyaya geldik O’nun eserlerini gördük,
O’nun emirlerindeki isabete inandık, O’nun eserlerine gönlümüzden vurulduk.

Şimdi de sevine sevine O’na kavuşmayı özlemeliyiz.
Ölüm kâfirler için bir azap bir ıztıraptır.
Müslümanlar için bir surur ve saadet olmalıdır.

Üstad Kadir Mısıroğlu da bugün Hakka yürüdü..

Yakın tarihimizin hakikatlerini en cesur şekilde dile getiren ve bir "Osmanlı münevveri" olan Kadir Mısıroğlu vefat etmiştir.

Kendisine Allah’tan rahmetler diler ailesine taziyelerimi takdim ederim.

İlahi tevafuka bakın ki Ramazan’ın ilk gecesi Rabbine kavuştu.

"Ben ölünce ’bir Osmanlı öldü’ deyin, vallahi hayatım boyunca böyle yaşamaya gayret ettim, mücadelem dinime ve ecdadıma düşman olanlarladır" demişti.

Kadir gecesi doğmuştu, Ramazan’ın ilk gecesi rabbine kavuştu. "Ben ölünce ’bir Osmanlı öldü’ deyin,vallahi hayatım boyunca böyle yaşamaya gayret ettim, mücadelem dinime ve ecdadıma düşman olanlarladır" demişti.Allah rahmet eylesin.

Merhum Mısıroğlu’nun her fikrine katılmam.
Ama yiğidi öldür hakkını yeme. Mısıroğlu "keşke yunan galip gelseydi" ifadesini kullanmamıştır.

Dediği şudur; "Yunan galip gelseydi, Cumhuriyetin ilk yıllarında yapılan radikal düzenlemeleri Yunan bile yapamazdı yapmaya cesaret edemezdi.Etse bile bu müslüman millet silahla karşı koyardı.". Söylenen budur.

Tarihin gerçekliği yoluna adanmış bir ömür..

Tarihçi yazar Kadir Mısıroğlu, "Yunan Mezalimi - Türk’ün Siyah Kitabı", "Filistin Dramı’nın Düşündürdükleri", "İslam Dünya Görüşü" ve "Tarihten Günümüze Ermeni Meselesi ve Zulümler" gibi birçok eser kaleme aldı.

Dün akşam vakitlerinde hayatını kaybeden tarihçi yazar Kadir Mısıroğlu, bugün son yolculuğuna uğurlanacak.

Trabzon’un Akçaabat ilçesinde 1933’te dünyaya gelen Mısıroğlu, okula başlamadan önce Kur’an-ı Kerim dersleri aldı. İlkokulu da Akçaabat’ta tamamlayan Mısıroğlu, okula devam etmesini istemeyen babasını büyük çabalar sonucu ikna ederek 1947’de ortaokula kaydoldu.

Doğup büyüdüğü mahallesinde "Kadir Paşa" olarak anılan, heyecanlı yapısıyla bilinen ve çocuk yaşlarında sürekli kitap okuyan Mısıroğlu’nun hayatı, 1947’de ortaokula kaydolduğunda öğrendiği, Necip Fazıl Kısakürek’in "Büyük Doğu" dergisiyle önemli bir dönüm noktasına geldi.

Mısıroğlu, Trabzon Lisesi ve Trabzon Öğretmen Okulu’ndan arkadaşları vasıtasıyla "Sebilürreşad" ve "Serdengeçti" dergileriyle tanışırken, lise yıllarında Mehmed Akif ve Kazım Karabekir gibi birçok isim için anma etkinlikleri gerçekleştirdi.

Bu dönemde dört milliyetçi kuruluşun birleşmesiyle oluşan Türk Milliyetçiler Derneği’nin Akçaabat Şubesini kuran Mısıroğlu, 1953’te kapatılıncaya kadar derneğin başkanlığını yaptı.

Yayın dünyasına kendi adıyla 1948’de girdi
Mısıroğlu, aynı yıl İstanbul’un Fethi’nin 500. yıldönümü dolayısıyla yapılan kompozisyon yarışmasını kazanırken, Giresun’da veremediği bir dersin olgunluk imtihanını, 1954’te Erzurum’da vererek liseden mezun oldu.

Hemen ardından İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine kaydını yaptıran ve annesinin biriktirdiği parayla İstanbul’a yerleşen Mısıroğlu, bir yandan çalıştı bir yandan üniversite eğitimine devam etti.

Kadir Mısıroğlu, fakülte yıllarından itibaren yayıncılık yapmayı ve konferanslar vermeyi hızlandırarak hukukçuluktan çok tarihçiliğe yönelirken, daha önce müstear isimle yazılar yayımlasa da yayın dünyasına kendi adıyla 1948’de, "Yeni Polathane" gazetesinde çıkan bir şiiriyle girdi.

Üniversite öğrenciliği sırasında, aralarında "Vefa", "Seyhan", "Karadeniz" ve "Yıldız" yurtlarının bulunduğu yedi öğrenci yurdu açan Mısıroğlu’nun, Aynur Aydınaslan ile 1961’de yaptığı evliliğinden sırasıyla Abdullah Sünusi, Fatıma Mehlika ve Mehmed Selman isimli üç çocuğu oldu.

Hakkında birçok dava açıldı..

Kadir Mısıroğlu 1964’te "Sebil Yayınevini" kurdu ve basılı ilk kitabı "Lozan Zafer mi, Hezimet mi?", bu yayınevinin ilk kitabı oldu. Kitabın 1970’te basılan genişletilmiş ikinci baskısı, açılan davalar nedeniyle toplatıldı.

Mısıroğlu’na, 1970’in ocak ayında Milli Türk Talebe Birliği’nin İstanbul’daki genel merkezinde verdiği konferans nedeniyle Eskişehir Örfi İdare Mahkemesince 7 yıl hapis, 5 yıl amme haklarından men ve 20 ay sürgün cezası verildi.

Mısıroğlu’nun aldığı cezanın infazı Eskişehir Sivil Cezaevi‘nde başlayıp İstanbul Sağmalcılar Cezaevi, Bakırköy Akıl Hastahanesi Adli Servis ve Cerrahpaşa Hastahanesi Psikiyatri Kliniği aşamalarının ardından 1974’ün mayıs ayında çıkarılan genel afla sona erdi.

Haftalık "Sebil" dergisini 1976’nın başından itibaren çıkarmaya başlayan ve bu dergideki yazılarından dolayı 163. madde kapsamında hakkında çok sayıda dava açılan Mısıroğlu, 1977 genel seçimlerinde MSP’den Trabzon milletvekili adayı olduysa da kazanamadı.

Ertesi yıl aynı partiden MSP Genel İdare Kurulu’na seçilen Mısıroğlu, 12 Eylül 1980 darbesi sonrasında bütün Genel İdare Kurulu hakkında tutuklama kararı verilmesi üzerine, 30’dan fazla ağır cezalık davayı ardında bırakarak yurt dışına çıkmak zorunda kaldı ve Almanya’nın Frankfurt şehrine yerleşti.

Mısıroğlu, Almanya tarafından eşi ve çocuklarına oturma izni verilmemesi üzerine İngiltere’de yaşamaya başladı. Türkiye’de düşünce hürriyeti kısıtlanan Mısıroğlu, 12 Eylül darbecilerinin cezaevlerinde yaptığı işkenceler ve idamlar ile şüpheli ölümler sebebiyle yurda dönmeyince Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarıldı.

Gurbette 11 yıl:

Bunun üzerine İngiltere’ye giden tarihçi yazar, 1 buçuk yıl zor günler geçirdiği Londra’dan, geçimini sağlayacak bir iş bulmak için Almanya’ya döndü.

Mısıroğlu, 11 yıllık gurbet hayatını daha sonra "Gurbet İçinde Gurbet" kitabında anlattı.

Mısıroğlu, 1991’de 163. madde TCK’dan çıkarılınca Türkiye’ye dönüş yaparak yazı ve yayın çalışmalarını sürdürdü ama yurda dönüşünün birinci ayından itibaren yeni davalarla mücadele etmeye devam etti.

Yakın dönem tarihine ilişkin çalışmalarıyla bilinen ve hakkında yapılan çarpıtmalar nedeniyle zor dönemler geçiren Kadir Mısıroğlu, dün akşam vakitlerinde, tedavi gördüğü hastanede çoklu organ yetmezliği nedeniyle vefat etti.

Üstadın bazı eserleri:

"Amerika’da Zenci Müslümanlık Hareketi", "Aşıklar Ölmez!", "Barbaros Hayreddin Paşa", "Doğru Türkçe Rehberi yahud Bin Uydurma Kelimeyi Boykot",

"Bir Mazlum Padişah: Sultan Abdülaziz", "Bir Mazlum Padişah: Sultan Abdülhamid", "Bir Mazlum Padişah: Sultan Vahideddin", "Cem Sultan’ın Papağanı", "Cemre (Şiirler)", "Düzmece Mustafa", "Filistin Dramı’nın Düşündürdükleri", "Geçmiş Günü Elerken", "Hayat Felsefesi Yahud Yaşamak Sanatı",

"Hicret: Aziz Vatandan Ayrılışın Hikayesi", "İslam Dünya Görüşü", "İslam Yazısına Dair", "İslamcı Gençliğin El Kitabı", "İthaflı Fıkralar", "Kavuklu İhtilalci: Şeyh Bedreddin", "Kırık Kılıç",

"Macar İhtilali", "Makbul ve Maktul İbrahim Paşa", "Malkoçoğlu Kardeşler", "Mimar Koca Sinan", "Moskof Mezalimi", "Muhtasar İslam Tarihi", "Musul Mes’elesi ve Irak Türkleri",

"Osmanoğulları’nın Dramı - 50 Gurbet Yılı", "Perili Köşk (Masal)", "Piri Reis", "Tarihten Günümüze Ermeni Meselesi ve Zulümler", "Tarihten Günümüze Tahrif Hareketleri",

"Uzunca Sevindik", "Üç Hilafetçi Şahsiyet", "Üstad Necip Fazıl’a Dair", "Yunan Mezalimi - Türk’ün Siyah Kitabı", "Kırk Bir Görgü Şahidinden Naklen Benden Tarihe Haberler"


Milletin öz evlatları bir zamanlar öz yurtlarında paryaydı.Kanunları bunlar çıkartıyor,milletin Merkez Bankasının başına müdürü bunlar atıyor,1923 den sonra İngilizin elliden sonra ABD nin borusu ötüyordu bu güzelim ülkede..

Şartları gözönüne aldığımız zaman Türkiye Cumhuriyetinin sömürgecilerin istilası altına girdiği aşikardır.Egemen güçlerin dediği Lozan’da olmuş cephede kazanılan masada altın tepside mağluplara sunulmuştur.

Bunu dile getiren Kadir Mısıroğlu meczup yani deli diye yaftalanmış,1998 de 10 kasımda Demirele bağıran birisi meczup diye 4.5 sene cezaya çarptırılmıştır.

Kadir Mısıroğlu samimi olarak gerçekleri haykıran bir tarihçidir.

Ona gelen haberleri arşivleri araştırarak gerçek yakın tarihi milletin göz önüne taşımaktan kitaplarında Lozanın zafer değil hezimet olduğunu haykırmış,İsmet Paşanın gerçek yüzünü gözler önüne sergilemiştir.

Bugünkü CHP lideri Kılıçdaroğlunun onu eleştirmesi haddi değildir.

Kendisiyle bir kere Havaalanında görüşme fırsatımız oldu.
Bu kadar futursuzca savunmasınının başını belaya soktuğunu soranlara geldik gidiyoruz alemde birşey gizli kalmasın varsın bize meczup desinler demişti.

Önemli olan ona halkın CHPlilerin ne dediği değil Allahın ne dediği imiş.Aldığı mahkumiyetlerde yarın huzuru mahşerde kahramanlık payeleri imiş.

Bende aynı görüşteyim.Bende onun yerinde olmak gerçekleri korkmadan haykırmak isterdim ama ne ilimden ne de cesaretten yana ona benzerliğim yok.

Gerçekleri haykırmak hala suçtur bu memlekette bu milletin öz evlatları hala paryadır köledir bu memlekette yalan diyen karşıma çıksın.

Bakmayın iktidarda 15 yıldır İslamiyete yakın bir hükümet var,bir darbe ile herşey tersine döner Mısırda olduğu gibi..

15 Temmuzu yapanlarda Kemalizm maskesi takan, arkasına ABD yi almış alçak hainler gruhu değilller miydi?
Allah razı olsun mekanı cennet olsun. .

***

Konya Ramazan’a hazır her zaman oldugu gibi.!!!.
Mevlana Müzesi yerine Mevlana Türbesi Mevlana Camiii yazılsa daha iyi olacak..

Mevlana Müzesinde bu mübarek ramazan günü çok açık bayanları görmek üzdü bizi.
Meydanda bu sıcak yaz günü Mevlananın torunlarına yakışmayan görüntüler bizi üzdü Hz.Mevlanayı da elbet üzmüştür.

Manevi istifade için onca yolu gelen müsafirler öğrenciler edebe dikkat etmeyince onca sevap ber hava olup gitmekte değil midir.

Ayasofya Fatih Camii Sultanahmet camiinde yaşanan bu tesettürsüzlük ve mukaddesata saygısızlığa yetkililerimiz ne zaman dur diyecektir.

Her geçen gün İslamın özünden ruhundan tasavvuftan uzaklaşmakta olduğumuzun farkında mıyız?

Dinlerarası Diyalog ruhu tamda budur bana göre..

Şuursuz maneviyatsız ibadetsiz kitapsız edepsiz bir dindar nesil çatır çatır sözde Osmanlı diriliş Payitaht Abdulhamid maskesine bürünmüş olarak gözler önüne sunulmaktadır.

İslam dini tövbe haşa sulandırılmak istenmektedir.

Şia ya selefiliğe Caferiliğe vehhabiliğe kucak açanlar Ehl-i Sünnete kapılarını kaparken gaflet uykusuna daldıklarının acaba ne zaman farkına varacaklardır.


Deizm toplumda popüler hale gelmiş, lise, ortaokul seviyesindeki çocuklar zehirlenmeye devam edilmektedir.

Üzülerek belirtmeliyim ki şia-vehhabi-selefi akımları artık yavaş yavaş amaçlarına ulaşmaktadır.

Tüm bunlar gözlerimiz önünde bastıra bastıra cereyan ederken nasıl herkes bu kadar rahat oluyor anlayamıyorum.

Tefsirler yazılmış, ciltlerce mealler varken "bana göre" diyerek Ümmet-i Muhammed’i zehirlemeye çalışanlara göz yumdukça daha çoook zor günler göreceğimizi şimdiden tahmin etmek zor değil.

Din elden gitmez, insanlar elden gider, gençlik elden gider, yeni nesil elden gider.

Bu çarpıklığa, sapkın inanışlara ses çıkarmayan tüm kurumlar ve insanlar vebal altında elbette.

Cenab-ı Hakk’ın verdiği fırsatları Ehl-i Sünnet çizgisinde değerlendirmeyip meydanı boş bırakıp ses çıkarmadıkça hem maddi hem manevi imtihanlarımız hiç bitmeyecek.

Sonumuz hayrola. Ramazan ayında çok dua etmeniz temennisi ile...

***
Osmanlı döneminde yolsuzlukları ile ünlü Karakuşi adında bir kadı varmış. Bir gün Karakuşi Kadı, bir fırının önünden geçerken burnuna güzel bir koku gelmiş.Vitrinde güveç içinde nar gibi kızarmış sahibini bekleyen nefis bir ördek var.... Karakuşi Kadı, fırıncıya:

- ’Ben bunu aldım’ demiş. Kadıya itiraz edilir mi? Fırıncı hemen ördeği paket yapıp vermiş. Az sonra ördeğin asil sahibi gelmiş:

- ’Hani bizim ördek?’ Fırıncı boynunu büküp:

- ’Uçtu’ deyince iş kavgaya dönüşmüş. Kavga sırasında fırıncı, araya giren bir gayrimüslim müşterinin gözünü çıkarınca korkup kaçmaya başlamış... Gayrimüslim de peşinde kovalıyor...

Bir duvardan atlarken, bilmeden duvarın öteki tarafındaki hamile bir kadının üstüne düşmüş. Kadın, çocuğunu düşürdüğü için, kadının kocası da fırıncının peşine düşmüş. Can havliyle kaçan fırıncının çarpıp devirdiği Yahudi bir vatandaş da kızıp peşlerine takılmış... Sonunda duruma müdahale eden zaptiyeler hepsini yakalayarak Karakuşi Kadı’nın karşısına çıkarmışlar. Kadı sırayla sormuş...

Ördeğin sahibi,
- ’Bu adam ördeğimi hiç etti’ diye şikáyet etmiş.

Karakuşi Kadı, fırıncıya sormuş:
- ’Ne yaptın bu adamın ördeğini?’

Fırıncı- ’Uçtu’ demiş.Kadı, kara kaplı defterini açmış:

- ’Ördeğin karşısında tayyar yazılı. Tayyar ’Uçar’ anlamına gelir. O halde ördeğin uçması suç değil’ diyerek, fırıncının ördek işinden beraatına karar vermiş. Gözü çıkan gayrimüslim vatandaşa sormuş. Onun şikáyetine de kara kaplı defterden bir madde bulmuş:

- ’Her kim, gayrimüslimin iki gözünü çıkara, o müslimin tek gözü çıkarıla...

Davacı:- ’Benim tek gözüm çıktı. Şimdi ne olacak?’ diye sorunca Karakuşi Kadı

- ’Şimdi’ demiş, ’Fırıncı senin öbür gözünü de çıkaracak, biz de onun tek gözünü çıkaracağız. Tabii gayrimüslim şikáyetinden hemen vazgeçmiş, fırıncı bu davadan da beraat etmiş.

Çocuğunu düşüren kadının kocasına da Karakuşi Kadı:

- ’Tamam’ demiş, ’Karını vereceksin, bu adam yerine yeni çocuk koyacak.’ Böyle olunca adam da şikayetini anında geri almış, fırıncı bu davadan da kurtulmuş. Kadı dönmüş Yahudi’ye:

- ’Senin şikáyetin nedir bre?’ Yahudi bir süre düsündükten sonra ellerini açmış,

- ’Ne diyeyim kadı efendi’ demiş, ’Adaletinle bin yaşa Sen, e mi !’

Bu fıkrayı anlattıktan sonra kıssadan hisse:

- Ananı "öpen" kadı ise, kimi kime şikáyet edeceksin?.. Bugün ülkedeki durum bu! Agnadınız mı?

***
Bir gün, arslan kurt ve tilki avlanmak için dağa çıkarlar. Avlanırken geniş arazide daha çok av yakalamak için birbirlerine yardım etmek için aralarında sözleşirler.

Aslanın kurt ve tilkiyle arkadaşlık yapmak zoruna gitse de, yoldaşlığını ikram ve lutuf olarak görür.

İşleri rast gider. Bir yaban öküzü, bir dağ keçisi, bir de tavşan avlarlar. Avlarını kanlar içerisinde sürükleyerek ağaçlık bir su başına getirirler. İyice yorulmuşlar ve acıkmışlardır. Özellikle kurtla tilkinin, ağzının suyu akmaya başlar, paylarını bir an önce almanın hırsı içerisindedirler.

Ormanlar padişahının, bu avları adaletle paylaştırmasını beklerler.

Aslan, kurtla tilkinin açgözlülüklerini farkeder fakat sesini çıkarmaz. Yüzlerine gülerken, kendi kendine, ”Dağıtacağım paya, adaletime güvenmeyene ben ne yapacağım?

Aslan, ”Ey tecrübeli ve ihtiyar kurt, avladığımız hayvanları aramızda adaletli bir şekilde paylaştır. İyi bir adalet ortaya koy, vekilim sensin.”

Kurt, ”Padişahım! Sizin büyüklüğünüze, iri ve büyük olan bu yaban öküzü yakışır. Çevikliğinize ve semizliğinize uygun düşer. Keçi, orta boyda ve irilikte, o da bana uygun düşer. En küçüğümüz tilki olduğuna göre, avımızın en küçük parçası olan tavşan da onun hakkıdır” der.

Aslan bu paylaştırma karşısında kızıp kükrer, ”Ey kurt! Nasıl paylaştırdığını pek anlayamadım. Ey kendini bilmez eşek! Yaklaş ve karşıma geç de bir daha söyle” der. Yanına yaklaşınca bir pençe vurarak kurdu parçalar.

Aslan tilkiye: ”Ey tilki! Şimdi bu avları adaletli bir şekilde sen paylaştır bakalım.

”Tilki önce aslanın önünde saygıyla eğilir, yer öper sonra,

”Bu semiz yaban öküzü, efendimizin kuşluk yemeğidir, güne bunu yiyerek başlarsınız. Şu keçi de aziz padişahımıza, öğle yemeği için güzel bir yahni olur. Lutuf ve kerem sahibi sultanımızın akşam yemeğindeki çerezi de tavşan olsun” der.

Aslan, ”Ey tilki, adaletin ışığını sen yaktın. Tam hakça paylaştırdın. Söyle bakalım, bu taksimi kimden öğrendin?”

Tilki kuyruğunu bacaklarının arasına sıkıştırıp kurnazca gülerek, ”Kurdun başına gelenlerden efendim, kurdun başına gelenlerden” der.

Aslan, ”Alçak kurdun başına gelenlerden ibret alıp hikmetle davrandığın için, bütün avları sana bağışlıyorum” diyerek tilkiyi ödüllendirir.

Paylaştırma işi önce kendisine verilmiş olsaydı, kurdun akıbetine uğrayacak olan tilki, avların taksimini kurttan sonra yapmış olmaktan dolayı yüzlerce kere şükreder.

Adaletli olmak lazım dünyada hem de ahirette ama bazen adaletli davranmak insanın hayatına da mal olabiliyor.
Bugünkü adalet sisteminde haklılar güçsüz haksızlar güçlüdür.
Hakimler adalet terazisinin kefesini eşit olarak uygulayacak olsalar o makamlarda bir saniye duramazlar.
Ya da onları o makama getirenler geri almayı da bilirler.
Üç kadıdan ikisi cehennemdedir buyurmuş Allahın Resulu as.O cehenneme girmeyecek hakim ve kadılardan olmak dileğiyle..

***

Bu sene seçimle gececek bu gidişle..
Aldıgım duyumlara göre İstanbul’da Akp adayı kazanıncaya kadar secimler bir bahane üretilecek tekrar edilecekmiş..Yok daha neler..

Sonrada İstanbul’u almanın hızıyla erken genel seçime gidilecekmiş.
Ayasofya da açılır 3600 ek gösterge verilir bu yolda elbet. .

Ekonomi ne olursa olsun kimin umurunda. .
Oyunuzu Akp li adaya verin de bu iş çabuk bitsin demek istiyorlar.
Göreceksiniz İstanbulda oy patlaması olur. .


Son secimde yaptığım tahmin bütün secimlerinde oldugu gibi yuzde doksan çıktı bilenler bilir.İstanbul Ankara İzmir Akp nin oy oranı Chp mhp oy oranı..

İstanbul da secim yenilenecek dedim oda tuttu.
Şimdi bir tahminim daha var.

Tayyip Erdogan İstanbul Belediyesi’ni almak için böyle giderse kendisi aday olacak!!
Yerine Abdullah Gül veya Babacan partide güçlü bir isim geçecek!!!

Parti’deki küskünlerle barışıp 2002 ruhunu tazelemeye çalışacak.
HDP yi yanına alıp çözüm üretilecek yeni çözüm süreci başlatılacak.

Bahçeli ile yollar ayrılacak..
Başka yolu yok yoksa İstanbul daha yüksek oy oranıyla Chp ye gidecek..
Bütün bunlar varsayım.

İstanbulu alan Türkiyeyi alır.
İstanbulu alamayan Türkiyeyi iktidarı kazanamaz öyle görünüyor..

Hayırlısı ne ise o olsun..

07.05.2019//KIRIKKALE
HİDAYET DOĞAN





Etiketler: sayfam ,




Osmanlı evladı tarihçi,araştırmacı,yazar Kadir Mısıroğlu Üstadımızı da ahirete yolcu eyledik.. başlıklı yazıya henüz eleştiri yazılmamış.





Osmanlı evladı tarihçi,araştırmacı,yazar Kadir Mısıroğlu Üstadımızı da ahirete yolcu eyledik.. başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.


Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
7.5.2019 09:06:34
Toplam 0 yorum yapıldı
196 çoğul gösterim
139 tekil gösterim