Şerefle bitirilmesi icap eden en ağır vazife hayattır. -- Toegueville [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM

ŞİİR TAHLİLİ NASIL YAPILIR BİLMİYORSANIZ ÖĞRENİN !

ŞİİR  TAHLİLİ  NASIL  YAPILIR  BİLMİYORSANIZ  ÖĞRENİN !


Tam on kıta şiir yazıyorum ve o şiirime gelen yorumlardan biri şu:

Akıcı anlatımı ve kurgusuyla güzel bir dize okudum.
GÖNÜL DOSTLUĞU HAKKINDA YAZILAN ŞİİRİ KEYİFLE OKUDUM.

Kutlu dileklerimle.
Çok Beğendim.
…………………. Saygı ve Selamlar…

‘’Aaaaa benim şiirime de aynı yorum yazılmıştı’’ Dediğinizden adımın Sami olduğu kadar eminim)))))))

Evet adımdan eminim. Pek çoğunuzun şiirine aynı yorumun yazıldığından, daha doğrusu kopyalanıp yapıştırıldığından da eminim ama şimdi emin olamadığım bir şey var: Ben on kıta yani toplamda kırk dize mi yazdım yoksa tek bir dize miydi tüm yazdıklarım?

Yahu hakikaten dize ne? Aman Allah’ım yoksa ben farkında olmayarak bir sürü laf ettiğim halde ve ettiğim lafların toplamda kırk dize olduğunu sanırken sadece bir dize mi yazmışım?

Hımmm biraz daha çalışmam gerekiyor demek ki. Ama öte taraftan yine de takdir edilmişim. Öyle ya sayın eleştirmen o bir tek dizede anlatımımı akıcı ve kurgumu güzel bulmuş. Dize sayısını da biraz çoğaltırsak bayağı bayağı şiir yazmış olacağız.

Mesela 40 kıta bir dize ederse demek ki kırk dizelik bir şiir yazmam için 40x40= 3600 kıtalık bir şiir yazmam gerekiyor. Eh o kadar da zor değil aslında.

Ve en güzeli de aşırmasyon şiirleri hicveden bir şiirde değerli eleştirmenimizin gönül dostluğu hakkında bir şeyler bulup keyifle okuması (!)

****************************************************************

Evet efendim. Bu girizgahtan sonra ana konumuza geçelim: Yani şiir eleştirileri…

Sitedeki şiir bölümünde ne diyor: ‘’Okuduğunuz şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?’’

Kim istemez ki? Hele de ben bayılırım düşüncelerimi diğer okuyucularla paylaşmaya.

Bayılırım derken öyle kendi isteğim ile bayılmam.

‘’Arkadaşım ! Bu şiirinin falanca dizesinde hece sayısı eksik ya da fazla olmuş. Bak şu mısralarda da kafiyeyi tutturamamışsın. Arkadaşım ! Redif, kafiye değildir. Serbest şiir aklına her geleni yazmak değildir. Şiirde bir bütünlük olmalıdır. Anlaşılır olmalıdır şiir’’ Gibilerden yorumlar yazarım bazen. Eh sen misin böyle yazan en hafif ifadeyle ‘’He sen çok biliyon ‘’ şeklinde, orta ağır bir ifadeyle ‘’ Ukala, kendini beğenmiş’’ olarak ve 9 şiddetinde bir depremle karışık ‘’ Ulan sen kimsin? Ben şiir diye seni sı.arım’ şeklinde salvolarla bayılmış olurum.

Peki yaptığınız yorumdan sonra bayılmamak için ne yapmak lazım?

Bence - biraz zahmetli de olsa- şiir eleştirisi yapacağımıza şiir tahlili yapsak ha. Ne dersiniz?

O halde gelin başka arkadaşların değil doğrudan doğruya kendi şiirlerimden birini ele alarak bir şiir tahlili nasıl yapılır onu anlatmaya çalışayım.

Şiirin tamamı oldukça uzun olduğundan sadece bir kısmını alıyorum.

LÜKRESYA

Sen miydin kargalar teşrik-i mesaiye başlamadan gelen?
Omurilik soğanımı tarlaya göm ki bitmeden yesin doğanlar.
Her şey zıvanadan çıktı Lükresya

Lahuti karanlıklar içinde yankılanırken ayın doğum sancıları.
Geldi çattı yine vakt-i kerahet.
Amipler feryat figan, terliksiler zikirde.
Maydanozlar boynun büktü Lükresya.

Derlerdi ki ‘’kefenin cebi olmaz.’’
Neden suda boğulmaz hiç balıklar…
Varsın bu sefer de üç nokta olsun soru işareti yerine.
Yakındır Deccal’ın gelmesi nasılsa.
Terzi gömlekleri dikti Lükresya.

ŞİİR TAHLİLİ:


ŞİİRİN BİÇİM YÖNÜNEDEN İNCELENMESİ:

Sizler ‘’Biçim’’ mi ‘’ Biçem’’ mi tartışması yaparken hemen başlayalım şiiri tahlil etmeye. Bakalım kanında şeker, idrarında üre, böbreklerde taş var mı?

A) ÖLÇÜSÜ: Şiir görüldüğü gibi on birli hece ölçüsüyle yazılmış. Şair, ara sıra ölçüsüzlük, edepsizlik ve seviye düşüklüğü sapıklığına duhul eylemiş olsa da bu şirin durakları vardır ve o duraklar : Kadıköy, Haydarpaşa, Göztepe, Yenisahra, Batı Ataşehir , Soyak - Yenişehir olarak sıralanmıştır.

Redif derseniz Hak getire. Hak da getirir mi bilinmez elbet. Hüda’nın hikmetinden sual olunmaz.

Ayrıca redif dediğin şeyin şiirde ne işi var? Redif dediğin kışlanın önünde olur. Aynen şöyle:

Kışlanın önünde REDİF sesi var.
Açın çantasını, bakın nesi var.
Bir çift postal ile, bir de fesi var.
Ano Yemendir,
Gülü çemendir
Giden gelmiyor,
Acep nedendir.

Yani şiirde redif olmaz esasında. Redif, kışlanın önünde olur. İçine bile girmez.

B) NAZIM ŞEKLİ: Nazım şekli olarak çok nazlı bir şekli olduğunu söyleyebiliriz. Çok nahiftir. Yüzüne üfürseniz anında nevazil kapar. O bakımdan lütfen sevin ama öpmeyin.

C) NAZIM BİRİMİ: Şiirin nazım birimi ‘’ Nihansın dideden ey Mest-i NAZIM ‘’ birimidir. Bu birimde oldukça faideli hizmetler verilmekte olup kısaca NAB olarak bilinir bu birim.

D) BİRİM SAYISI: Bu birim pek çok alt birimlere ayrılmıştır tabii ki. Mesela ‘’ Yüreğine Sağlık’’ Birimi, ‘’ Kalemin Susmasın’’ Birimi, ‘’Tebrikler’’ Birimi, ‘’ Çok beğendim’’ Birimi gibi. Bu birimler içinde en tehlikelisi ‘’ Yüreğinden öptüm’’ Birimi olup insanlar hakkında iyi niyet beslemedikleri gün gibi aşikardır. Zira bir insanın yüreğinden öpmek için göğüs kafesini yarmanız gerekir her şeyden önce. ‘’Yüreğine sağlık’’ Birimi ise iyi niyetlidir. En azından sizin kalp sağlığınız için duacıdırlar.

Ç) UYAK DÜZENİ: Efendim, uyak düzeni şu şekildedir:

-----a
-----be
-----ce
-----de
-----e
-----fe
-----ge
-----Yumuşak ge
-----he
-----ı
-----i
-----je
-----ke

Görüldüğü üzere bu şiirde çeyrek, yarım, tam, Cumhuriyet, Reşat, Hamit olmak üzere kafiyenin bütün çeşitleri kullanılmıştır.

D) SÖZ SANATLARI:

‘’Sen miydin kargalar teşrik-i mesaiye başlamadan gelen?’’ Mısraında şair aslında gelenin kim olduğunu biliyor. Öyle ya şair kör değil. Koskoca Lükresya’yı görmüyor mu inek? Ama mahsustan bilmezlikten geliyor fakat tabi ki yemiyoruz bu numarasını ve anlıyoruz ki bu dizede Cühela-i Ârifân san’atı var.

‘’ Omurilik soğanımı tarlaya göm ki bitmeden yesin doğanlar’’ Mısraında ise şairimiz Cevriye yapmış. Bitmeden yesin doğanlar?’’ Doğan hem bir yırtıcı kuştur, hem de yeni doğan çocuk anlamımda kullanılmıştır. Bir kelimeyi iki değişik manada kullanmaya Cevriye denir.

‘’ Lahuti karanlıklar içinde yankılanırken ayın doğum sancıları’’ Mısraında ise Cehaletü’n Zırva San’atını görmekteyiz. Ay hiç doğum sancısı çeker mi deyno?

‘’Geldi çattı yine vakt-i kerahet.’’ Burada tesbih sanatı var. Zira ‘’Kerahet vaktinde vakit namazı kılınmaz ama tesbih çekmekte bir mahsur yoktur’’ denmek istenmiş.

‘’ Amipler feryat figan, terliksiler zikirde.
Maydanozlar boynun büktü Lükresya’’ Kesinlikle sürrealizm var. Aksini iddia edeni vururum

‘’ Yakındır Deccal’ın gelmesi nasılsa. ‘’ Burada ise kehanet san’atını görmekteyiz ki buna ‘’ Müneccim parmağı yemek ‘’ de denir.

ŞİİRİN İÇERİK YÖNÜNDEN İNCELENMESİ


Bu şiiri iç-erik yönünden incelemek için önce erik çeşitlerini bilmemiz lazım. Öyle ya hangi eriğin içi yönünden inceleyeceğiz değil mi?

O halde sayalım erik çeşitlerini 1- Can Erik 2- Papaz Eriği 3- Mürdüm Eriği 4- Malta eriği 5- Crimson Glo 6- Obilnaja 7- Red Beauty 8- Black Star 9- Quens Rosa 10- Fortune 11- Diamond 12- Autumn Giant 13- Ttracy Sun 14- Friar 15- Angeleno.

Daha bir sürü erik var. Yukarıdaki şiir dikkat edilecek olursa papazvari bir özellik taşımaktadır. O halde iç-erik yönünden zengin c vitaminine sahip, antioksidan özelliği ile sağlık açısından oldukça faideli papaz eriğidir bu şiir. Ayrıca papaz eriğinin rakıcıların en sevdikleri mezelerden biri olduğunu da göz ardı etmemek lazım bu şiiri tahlil ederken.

Nitekim şiiri derinlemesine irdeleyecek olursak şairin bunu ayık kafayla yazmadığı kesin bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır.

ŞİİRİN ANLAM AÇIKLAMASI:

Şiirin elbette bir anlamı var ille velakin ‘’Mani oluyor halimi takrire hicabım’’

Yine de şairin bu şiirde anlamsızlığın anlamını bizlere oldukça anlamlı bir şekilde duyumsattığının sanrılarını oldukça poligrafik ve pornografik bir şekilde aktardığının varsayımsalı ile devinim yapma imkanını buluyoruz.

Peki şiir bize ne anlatıyor? Yani Şair bu şiirinde ne demek istemiştir:

Şair bu şiirinde kısaca

We are the world, we are the children
We are the ones who make a brighter day
So let’s start giving
There’s a choice we’re making
We’re saving our own lives
It’s true, we’ll make a better day, just you and me

Yani:

Hepimiz kardeşiz bu öfke ne diye
Yaşamak dururken bu kavga ne diye
Dağlar oy oy yollar oy oy
Dağlar oy oy yollar oy oy
Kardeş oy oy

Demek istemiştir.

ŞİİRİN TEMASI:

Her ne kadar şair hakkında mobbing davası açılmış ise de ( Yani taciz davası) Zavallının hiç kimseye en ufak bir teması olmamıştır. Bizzat ben şahidim. ‘’ Bu herif benim kalçalarımı elledi?’’ Diye şairimiz hakkında mobbing davası açan kadına sormak lazım. O kalçalar ellenmez de ne yapılır? Hal böyleyken zavallı şairimiz nefsini ayaklarının altına almış ve hiç bir teması söz konusu olmamıştır. Lütfen boyalı basının yalan ve aspargas haberlerine kulak asmayın. Ekmek musaf çarpsın ki şairimiz masumdur. Bir temas kesinlikle söz konusu değildir.

METİN VE ZİHNİYET:

Metini iyi tanırım. Herifin zihniyeti fena halde bozuktur. O bakımdan belediye başkanlığı seçimlerinde sakın oy filan vermeyin gavata. Bunun babası da böyleydi. Herif ‘’ Ben seçilirsem şehrimize Deniz getireceğim’’ dedi. Biz de oyları ona verdik, herif seçildi. Sonra ne oldu? Gitti Denizli’den Deniz adında bir hatun getirdi. Ondan sonra al takke ver külah bu Deniz’le…

Oğlu Metin de babasının kopyası ‘’ Oylarınızı bana verin ağzınızın içine tuvalet yaptıracağım’’ Demesinden belli herifin zihniyeti.

Kısaca Metin denen herifte zihniyet denen şey nanay. Aman gözünüzü seveyim. Oy moy vermeyin o herife.

ŞİİR VE GELENEK:

Şiirimize tekrar dönecek ve bu şiirin nasıl bir geleneğin ürünü olduğuna bakacak olursak karşımıza tek bir gelenek değil pek çok gelenekler çıkar. Mesela:

1- ‘’Ben yüreğimden dökülenleri yazıyorum’’ geleneği: Bu yepyeni bir gelenek olup şairler genelde popolarından dökülenleri yazmaktadır. Bu gelenekte ise bir başkaldırı, isyan söz konudur. Popodan dökülenleri yazmak kolay. Sıkıyorsa yüreğinizden dökülenleri yazın da görelim.

2- ‘’ Şiir, siz ondan ne anlıyorsanız odur’’ geleneği: Bu gelenekte ‘’ Ben bir mok anlamadım’’ diye bir şey söz konusu değildir. Bir mok anlamadıysanız mutla iki mok, üç mok, dört mok anlamak zarureti vardır.

3- ‘’ Ben kalıplara sığmam ‘’ Geleneği: Evet yani. Şiir ayakkabı mı ki kalıbı olsun değil mi efendim?

4- ‘’Şiir kural tanımaz’’ geleneği: En sevimli gelenek işte budur. Tüm diğer şiir geleneklerini yerle yeksan eden bu gelenek ile artık okuduğunuz bir gazete köşe yazısından şiir tadı almanız mümkün hale gelmiştir.

Sokuşturun cebinize bir şiir ondan sonra dalın trafiğe ve kırmızı ışıkmış, yeşil ışıkmış sallamayın. Sigara içilmeyecek yerlerde yakın sigaranızı rahat rahat. Beyaz donla denize girmenize ‘’Hanzoluk’’ Diyenlere kapı gibi şiirinizi gösterin. Çünkü şiir kural mural tanımaz. Vitesi beşe alın basın gaz pedalına köküne kadar.

DİL VE ANLATIM:

Gördüğünüz gibi Lükresya adlı şiirimizin dili oldukça yalın ve sadedir. Şairimiz oldukça duru, akıcı, berrak bir dil kullanmış olup bu dilde sadece ve sadece minereller vardır. Ph derecesi ise 7.8 civarındadır. Asla ve kat’a kabızlık yapmaz.


ŞİİRİN ANA FİKRİ:


Şairin anasının bu şiir hakkında hiç bir fikri yoktur. Zaten rahmetli olduğu için herhangi bir fikir beyan edecek durumda değildir. Ancak şairimiz sizler için bin bir zahmete girip bu şiir hakkında bir ananın görüşünü almak üzere taa İngiltere’ye kadar gitmiş ve Ana Kraliçe Elizabeth’e ‘’ What do you thing abaut this poem?’’ diye sormuştur. Yani ‘’ Bu şiir hakkında ne düşünüyorsunuz?’’ Diye sormuş ve cevap olarak ‘’ What is this?’’ cevabını almıştır. Yani Ana Kraliçe şiirin perfect olduğu yolundaki kanaatlerini oldukça veciz bir şekilde ifade ettiği gibi İngiltere’de her yıl düzenlenmekte olan ‘’ The Lord of the Rings’’ Ödülünü bu yıl şairimize takdim etmiştir.


ŞAİRİN HAYATI, EDEBİ KİŞİLİĞİ VE ESERLERİ:

Şair 1954 yılında Ankara’da dünyaya gelmiştir ama nüfus cüzdanında doğum yeri Kağızman olarak yazar. Kağızman’ı hayatında sadece bir kez 9 yaşındayken görmüş olan şairimizin babası Kağızman’lı, annesi Sürmene’lidir. Hayatının yarısı öğretmenlik dolayısıyla yurdun muhtelif illerinde, diğer yarısı İstanbul’da geçmiştir. Dolayısıyla belirli bir memleketi yoktur.

On beş sene sürmesi gereken tahsil hayatını on sekiz senede zar zor bitiren şairimiz bekar ( Daha doğrusu dul) ve biri kız olmak suretiyle dört Kangal ( Evlat yani) sahibidir.

Edebiyat Defteri adlı bir edebiyat platformunda iş bu yazı dahil 982 yazısı, 431 şiiri kayıtlı olup başka da bir haltı yoktur. Yani hali hazırda kitapsızlar sınıfına dahildir.

Edebi kişilik olarak ele aldığımızda damarına dokunulmadığı, nasırına basılmadığı sürece oldukça edepli, efendi bir adamdır. Amaaaa. Yanılıp da damarına basarsanız bir edepsizleşir, bir mendeburlaşır ki ne siz sorun ne ben söyleyeyim.

Haa bir de sabah yataktan kalkıp bir ya da iki bardak çay içip üzerine bir de sigara yakmadan bu herife sakın yaklaşmayın. Hatta ceza sahasına girmeyin. Çünkü o anlarda tamamen ayrı bir kişiliğe bürünür. İnsana dönüşmesi ve belirli bir kişiliğe bürünmesi için az zaman tanıyın ona.

Evet…Bir şiir tahlili nasıl yapılır böylece öğrenmiş oldunuz. Bu kıyağımı da sakın unutmayın





Etiketler:

 « Önceki 10 eleştiri   1   2   Sonraki 10 eleştiri » 

19 Ekim 2016 Çarşamba 14:17:20


Hocam...
Biz şiirleri ikiye ayırıyoruz.
Mesela dört kıta ise iki kıta sana iki kıta bana.
Öyle okuyoruz.
Bazı şiirleri de tahlil ediyoruz.
Bize hissettirdiklerini iç gıcıklayıcı bir tarz ile yazıyoruz.
tabi ki beğenmiyoruz.
Çünkü beğenirsek "Şiirden anlamıyo" derler.
Bazı şiirler de var onları tahlil ederken "tüp" veriyoruz.
Ve tüpü doldurup şu pencereye bırakın diyoruz.
Çıkan sonuca göre eleşkiri yapıyoruz.
Fakat en çarpıçık eleştiriler şiiri boydan boya kopyalayıp yapıştırdıktan sonra "Yüreene sağlık" demek bizce.
Tabi ki şiir eleştirisinde en önemli husus şiiri yazanın kim olduğudur.
Sevdiğimiz biri ise "Muhteşem....Fevkalade.... Bayıldım yarım saat sonra ayıldım" diye yazıyoruz.
Sevmediğimiz biri ise N.Fazıl olsa Nazım olsa "Bu da şiir mi? Bu olsa olsa göbek salata olur" diyerek kıllarımızı sayfaya terk ediyoruz.
Ünlü İtalyan Tenor Albaciante Silimantero "Şiir yazan bir insan ile şiir yazmayan bir insanı toplarsan sonuç bir buçuktur" demiş.
Burada değerli üstat Albaciante şiir yazan insanı "yarım porsiyor " saymıştır.
Neden?
Çünkü şiir yazmayan insan dediği kendi babası Maksimos Silimantero'dur.
Maksimos ertesi yıl "basur" isimli şiiri yazmaya çalışırken vefat etti.
Cenazesi çok kalabalıktı.Bir çok şair ve şaire de cenazeye katılıp Papazın "Hakkınızı helal ediyomusunuz?" sorusuna "helal olsun" diye haykırmıştır.
Konu konu delip geçiyor.
Ben affınıza sığınarak bir eleştiride bulunmak istiyorum.
Fakat kızmak yok.....Bak valla de...
Ölümü öp...
Tamam u zaman.....
ya hocam sen de şiir yazarken picama giyiyosun.
Picamaylan şiir yazılır mı?
Bunu söylettin sonunda...Millet duymasın diye kaç zamandır söylemiyodum...
Neyse yazınızdan derin dersler aldık.
Saygı ve selam ile.




erolabi tarafından 10/19/2016 2:19:02 PM zamanında düzenlenmiştir.


    [ Cevap yaz ]    

Yekta Attila  | Yekta  Attila
18 Ekim 2016 Salı 14:45:15


Değerli hocam, sanıyorum Yahya Kemal'in sözüdür; "Şarkılarımız bizim romanlarımızdır" sözü...
Bu söz bile şiirin ne olduğuna ilişkin yeterli ipucu veriyor...
Öyle olmasına öyle de, daha ötesine götüremezsiniz başkasını...
Mevlana'nın "Anlattığın karşındakinin anladığı kadardır" sözünce...
Ben de şimdi kalkıp, şiire saygının mutlak olmasını isteyen biri olarak, şiirden anladığımı açıklama gafletine düşmeyeceğim...
Yalnız, buraya eklediklerimin birer 'düşük', yani 'ölü doğum' olduklarını itiraf edeyim, yeter...
Yeri midir, bilemem, ama bir sözün daha anılması gerekiyor...
Enis Batur'un sözüdür; "Türkiye'de müziğin sevilmediğinin kanıtı, her yerde çalınmasıdır" sözü...
Bizi bu kadar bezgin, kızgın ve umutsuz hale getiren bu ve benzeri mecralar, sizin bu düpedüz alay eden yazınızı bile hak etmiyor, ama şunu da iyi biliyorum ki, gerçek şiirler gökteki ay gibi bu yığınların içinde pırıl pırıl parlarlar...
Anlatmaya çalıştığım şeyin 'göreceli' olduğunu sanacaklar az değilse de, erbabı neyin ne olduğunu biliyor zaten...
Dedim ya, şiir kıskanılacak, 'kem gözlerden' sakınılacak bir 'nesne'dir aslında...
[Lütfen, bu tavrımı hoş görsünler, yazdıklarımı okuyanlar... Şair (Alfred De Musset) "Oydu vehmettiren dahiliğimi" demiyor muydu?....]

Değerli hocam, tabii siz daha samimi, sempatiyle yorumlamışsınız durumu... Ustalıkla...

selam ve saygılarımla.


    [ Cevap yaz ]    

Ahmet Zeytinci  | Ahmet  Zeytinci
18 Ekim 2016 Salı 13:05:57


Gül, gül, gül, hay Allah sizden razı olsun Hocam. Sabah sabah bizlere bayağı pirzola yedirdiniz. Siz bizi güldürdünüz Allah da sizi güldürsün. Gelelim sadede, yorum almak tabi ki her şairi ve yazarı memnun eder lakin bir çok arkadaş dediğiniz gibi, yüreğine sağlık, aferin, gönlüne sağlık kalıplarının ötesine geçemiyor maalesef. Bunu da çok garipsememek lazım ki sitelerde yazı yazan kalem dostlarının bir çoğu gerekli edebi donanımdan yoksun, okumayan, sadece yazmanın ve bu yazmanın sonucunda patlama yapacaklarının zannında olan insanlar. Oysa ki edebiyat ve yazmak, (şiir ya da düz yazı) okuma ile birlikte götürülmesi gereken bir eylemdir. Kullandıkları kelimenin anlamını bile bilmeyen şairler de var. Zaten belli bir zaman geçtikten sonra taşlar yerine oturacaktır. Kitap bastırmak, bu gün en basit, en kolay işlerden. Cebinize koyun bin beş yüz iki bin lira sizin de bir kitabınız olur lakin sonra da eşinize dostunuza aha ben de şiir yazdım al oku diye hediye eder onun ile avunursunuz. Ben de kitapsızın birisiyim, çok da dert değil. Şair ve şiir enflasyonu var memlekette. Üç kişiden beşinin şair olduğu bir ülke burası ne yapalım. Böyle başa böyle tarak, biz de şair oluruz yatarak. Tebrikler içtenlikle Sami Hocam...


    [ Cevap yaz ]    

18 Ekim 2016 Salı 13:01:40


Yazınızı okudum ve hemen aklıma hinlik geldi:)

Şimdi gidip herhangi bir şiire sizin gösterdiğiniz şekilde yorum yapsam ne olur acaba dedim:)


Ama ciddi yorum yapsam:) Dediğiniz gibi ya şiirin yazının yazarı ya da sevgilisi arkadaşı atlayıp sizi cahillikle suçlayabilir:)

Ben eskiden kızardım bu kopyala yapıştır yapanlara..Ama artık kızmıyorum...

Siz burada gerçek yorum yapılabileceğine inanıyormusunuz:)
O yüzden en iyisi suya sabuna dokunmamak:)


    [ Cevap yaz ]    

18 Ekim 2016 Salı 12:42:03


İroni sanatı da bir gondermedir..anlayanlar için..


    [ Cevap yaz ]    

18 Ekim 2016 Salı 12:20:32


Ben şiir konusunda ahkam kesemem. O kadar hadsiz değilim. Sadece bazı denemelerim var. Güzel şiirleri okumayı seviyorum.Ancak sayfam bana hediye edilen bir şiiri paylaştım ve hikaye bölümüne açıklama yaptım.
Pek çok kişi beni tebrik etti :))

Ha bu arada ;' Metini iyi tanırım. Herifin zihniyeti fena halde bozuktur. O bakımdan belediye başkanlığı seçimlerinde sakın oy filan vermeyin gavata. Bunun babası da böyleydi. Herif ‘’ Ben seçilirsem şehrimize Deniz getireceğim’’ dedi. Biz de oyları ona verdik, herif seçildi. Sonra ne oldu? Gitti Denizli’den Deniz adında bir hatun getirdi. Ondan sonra al takke ver külah bu Deniz’le…'

Buradaki Deniz le uzaktan yakından ilgim yoktur. Zira ben çok uysal, akıllı, cici bir kızım :))

Sevgi ve saygılarımla.


    [ Cevap yaz ]    

18 Ekim 2016 Salı 11:01:58


Babacuğum...
Uzun bir müddet ısrarla ve hatta ısrar ötesi bir azimle şiirleri kendimce bana hissettirdikleri ile yorumlamaya, bazı aksayan yerlerini alenen olmasa bile özelinden yazmaya gayret ettim. Seslendirmede yapmaya çalıştığım için okurken tırmalayan kısımları olunca bu şiirde bir aksaklık var diye düşünürüm. Bir yılı aşkın süredir hece yazmaya çalışıyorum. Her gün yeni bir şey öğrenme öğrendiğimi uygulama, uyguladıklarımın doğru olup olmadığını öğrenebileceğim bir yer olarak gördüğüm burası ise gittikçe laçkalaşmakta...ve gittikçe edebiyat sitesi olan bu yerde www gibi Türkçe karekteri bile olmayan yeni tabirle nick name ile dolmaya başladı. Nasıl şiiri analiz edersin ki, koy hatun resmini patlat bir de o ağlak sesinle şiiri bak altında senin dediğin gibi kalemine yüreğine sağlık yorumları mı var :))) uzun süredir girip şiirleri okuyorum zamansızlıktan ve hatta şiirlere düzgün yorum yazın demekten yorulduğumdan kısa ve öz yorum yazıp çıkıyorum.
Uzaktan seyrediyorum seni ey edebiyat defteri...Nerede güçlü kalemler, nerede güçlü yorumlar, nerede mavileşeceğiz diye adeta yarıştığımız şiirler. Şiirlerin hakkını vermemiz lazım. Dam başında saksağan diyen bir şiire 100 yorum gelirken İstanbul'u dinliyorum şiirine 5 yorum gelirse şapkamızı bir kenara koyup bizim de o guruh içinde olup olmadığımıza bakmamız lazım...
Sahi babacuğum ben ne diyordum :))) Vatandaşın birinin yazdığı gibi şiirinizde anlatmak istediğiniz nedir diye sorsak mı ki şiirlerde....
Sevgiler yolluyorum sana bam telime dokundu galiba :)


    [ Cevap yaz ]    

18 Ekim 2016 Salı 09:55:20


Konuyu mizahi olarak ele almanız; akıllarda kalması, kulaklara küpe olması açısından çok güzel olmuş Hocam. Anjiyo yapılacak durumdaki damarlardan birinden girerek, aort boyunca ilerleyip ta böbreküstü bezlere... (yooo çok oldu, :) biraz yukarıya çıkmalıyım) yüreğinize (pardon oradan öpmek yoktu değil mi?..) yüreğinize el sallayıp çıkyor ve de teşekkürlerimiz sunuyorum. Selam ve hürmetlerimle...


    [ Cevap yaz ]    

18 Ekim 2016 Salı 09:44:33

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.

:) ağlanacak halimize eleştirel bir menkıbe deneme yazısı köşe yazısı şiir her ne ise hepsi var evet evet bütünü ile mizahi Akıcı anlatımı ve kurgusuyla güzel bir dize okudum.
GÖNÜL DOSTLUĞU HAKKINDA YAZILAN ŞİİRİ KEYİFLE OKUDUM.dörtlük okudum :) yüreğinizi en dibinden öpüyorum :)
ve bir şiirimsi bırakmak hediye etmek istiyorum

Aklıma düşüp nöronlarımla hemhal olan sensin şiir
Kalbime düşüp de kanımla hemhal olan sensin şiir
Cana düştün niye caniyle hemhal olan sensin şiir
damar açıcı stendin yok kanım aksa hemostatik özelliğin yok
Söyler misin nesin kimsin ve derdin ne senin şiir…Sinan

Sinan ATİK tarafından 10/18/2016 9:44:52 AM zamanında düzenlenmiştir.


    [ Cevap yaz ]    

DeliGarip(Sezai KAYA)  | Sezai KAYA
18 Ekim 2016 Salı 09:25:18


İmtihan yapacakmısınız Hocam???
Yok yapmayacaksanız ben daha çalışmayayım. Sözlü yaparım o zaman sıfır alırsın diyorsanız, derse yeniden bir daha göz gezdireyim. Aslı astarı bir şiir değil mi? Ne olacak yani!!!

İşin şaka tarafı olsa da ağırlık gerçeklerde! Ama iş Sami Hocaya kalmışsa tamam sorun yok! Yalnız İngilizcem pek olmadığından Google Translate yardımıyla çeviri yapıyorum ama o da ortaya çok saçma bir Türkçeyle çeviri yapıyor. O çeviriyi de tekrar düzeltmem gerekiyor ama o kabiliyette bende yok.

Bu birinci ders miydi Hocam?
Haaaa anlamadım ama neyse!

Evet ağabey Edebi bir yanı olm/ayan yazınız bir harika.
Yüreğinden saygıyla öptüm!!!!!
Yüreğin dert görmesin.
Selam ve saygılarımla.



    [ Cevap yaz ]    


 « Önceki 10 eleştiri   1   2   Sonraki 10 eleştiri » 




ŞİİR TAHLİLİ NASIL YAPILIR BİLMİYORSANIZ ÖĞRENİN ! başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.


Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
18.10.2016 01:07:16
Toplam 13 yorum yapıldı
3204 çoğul gösterim
3036 tekil gösterim


Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.