0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
18
Okunma
Hani o gözlerinin feri sönmeden evvel,
Hani o saçlarında rüzgarın unuttuğu o koku var ya...
Gitme Füruze,
Daha sokak lambaları yanmadı,
Daha demir kapıya vuran olmadı hüzünlü.
Bir cıgara yakarım şimdi karanlığımın ortasına,
Adını kazırım kaldırım taşlarına, parmak uçlarımla.
Gidersen;
Bu şehir öksüz kalır, bu trafolar patlar,
Bu demir parmaklıklar ardında bir adam boylu boyunca devrilir.
Bak, arkanda bıraktığın enkaz tüttü tütüyor,
Dur Füruze,
Gecenin bu saati, ayrılığa omuz verilmiyor!
Biliyorum, ne o eski İstanbul kaldı ne o sokaklar,
Ne de cebimdeki üç kuruşluk umut...
Ama yine de bir çıktığın kapı gıcırtısı gibi yankılanıyor sesin kulaklarımda.
Gitme dedikçe çoğalıyor bu hasret,
Gitme dedikçe daralıyor bu koca dünya.
Bir kahve fincanında ömrü tükettik,
Birikmiş bütün trajedileri sırtlanıp da nereye?
Hadi, çöz o çözülmez düğümleri,
Kapat gözlerini, yaslan göğsümün sol yanına.
Ölümden öte köy yok bilirim ama,
Sensizlik var ya,
Sensizlik adamı diri diri mezara gömer Füruze...
Dur, gitme!
Recep Hayal
Hayaloğlu
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.