2
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
59
Okunma

Adın gibi kendin de güzelsin
Yakıcı aylardan çıkıpta geldin
Sararmış yapraklarını düşürüp de mi geldin
Dallarda kalmaz yaprağın
Bir bir dökülüp uçacakmı eylül
Bir serin yel eser dağların ardından
Yağmur düşer sessizce toprağın bağrına
Ay vurur pencereme
Rüzgârın uğultusu çatırdatır ağaç dallarını
Sessizce düşürür yorğun yollara yapraklarını
Ayağıma serilen
Hüzünleri savur al götür Eylül
Aylar mevsimler özünü değiştirmiş
Bir yudum suya hasret kuraklık toprağı çatlatmış
Karıncalar çekilip yuvasına gitmiş
Hüznün kederini süpür götür eylül
Hüzün değmiş sararır bir bir yaprakların
Bir yağmur siner topraktan bağrıma
Giden yazın ardında hüzün kalır havada
Bereketinle mi geldin
Gönlüme hüzün yağdırdın mı
Vuslatı ömrüme sığdırdınmı eylül
Bir eylül’dü kopup gittin bir yaprak misali
Gidişin de sonbahar misali
Yaşlarım döküldü yağmur misali
Bir vedanın sessiz çığlığıydın
Kopup gittin içimden
Bir gönül sayfası kapandı
Geride hüznü acıyı bıraktı
Ardından aylar yıllar döktü bir bir takvim yapraklarını
Ne anın kaldı ne de sana çıkan bir yol
Kapanmaz yaranın izi hâlâ kanıyor
Sen de Eylül gibiydin
Geçmişin izleri vurur bir eylül sabahı pencereme
Serçeler yağmur bekler
Bir yaprak düşer sessizce avuçlarıma
Adını söylemeden seni anlatır bana
Yıllar geçer takvim yaprakları savrulur
Bir şiirin içinde sesin kalır
Ben sustukça dizeler çoğalır içimde
Her Eylül’de yeniden kanar bıraktığın yara
Kaç Eylül geçer yokluğunun ardında
Kaç yaprak düşer sessizce avuçlarıma
Her sonbahar adını fısıldar rüzgâr
Ben seni yeniden kaybederim
Seni her Eylül’de yeniden kaybettim
Asya Öztürk
02.09.2026
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.