3
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
44
Okunma
Mekân doğuruyor mekânı,
Bir kentin rahminde bin kent gizli.
Zamanın kırık aynasındaİlerliyor o gölgesiz vakit...
Ey İstanbul!
Surlarının göğsünde saklı o nehir,
Akmıyor, sızıyor bir sır gibi.
Duyuluyor fısıltısı yaklaşan kıyametin;
Sahi, ifşa vakti kimin?
Ve İstanbul...
Aslında kim?
Tükenişi unutan bir coğrafya bu.
Adımlarla ölçülmez,
Gezmek: sığ bir yanılsama.
Gözün sınırlarına sığmaz,
Görmek: bir tül arkası.
Zihnin çekmecelerine sığmaz,
Bilmek: yarım kalmış bir rüya.
Kimbilir ey dilsiz katedral, ey saklı deniz!
Kimbilir?
Hangi maskenin arkasındasın şimdi?
Biz, onun damarlarında dolaşan kan,
O, içimizde durmadan büyüyen okyanus.
Varlığımız, onun varlığıyla mühürlü;
Öyle derin,
Öyle kimliksiz ve çizgisi saklı...
Hafızanın ilk odası,
Medeniyetin ilk ağlamasıdır bu şehir.
Soruyorum boşluğa yankısızca:
İstanbul kim?
Cevap: Surların harcındaki o karanlık susta...
Ancak rüyasını kuranlar bilir.
Özcan İşler
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.