1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
34
Okunma
Kâtibim
sen ihlal edilmedin mi
suretler bir bir kirlenirken
gecenin soluğundan şafağa sızdırılmış bir ikram gibiyim
yüzümde sarı bir endişe
bir sabır ayiniyim belki de
kötürüm bir kuşku gibi
dillenmeye çabalıyor sözlerim
dilini bilmediğim bir hüküm
mücbin bir sebeple
rüzgarın ağzına doluyor
bütün düşlerimi
rüzgar
derin bir ısırıkla saç diplerimden geçiyor
geçimsizliğim büyüyor
büyüyor gözlerim
gözlerimin içinden
bıçkılanıyor sensizlik
kâtibim söyle
kimin meğili bu damağım da küfür gibi asılı duran
kimin kuşkusu bu içimde çarşaf çarşaf sarrafıma pazarlıyor beni
kimin düşü bu
böyle usta böyle zanaatkar böyle
irice terliyor avuçlarım da
kim ulan bu kim
içimdeki benden daha tanıdık
üstelik tuz kurusu bir iniltiyle üstüme savuruyor gürültüsünü
kâtibim
avuçlarımın nasırı seziyor kalemini
nurumda sızı mahcubiyetim peyda ediyor kendini
içimin üzümü kadeh kadeh masasında duruyor
masanın ayağı ben örtüsü ben masanın kendisi ben
sorma
bu endişe bu itaat mahkumu yüreğim
sana iştahla günah sızdırıyor
kâtibim
bu günaha meğilimi yazma
nurumda iblisin ayak izleri
öyle belirgin öyle derin
kâtibim
bu bir beyan
bu bir zan derdi
tahammül yorgunu bir nida
şimdi eşikteyim
solumda iblisin sureti
sağımda kırgınlığıyla bağdaş kurmuş bir katip
ama
bu bir kanaatten fazla
bir inkardan daha yakın
daha belirgin
daha yorgun bir cümle
ah kâtibim ah
şurada nur’umun kirini yazdığını bilmek
yazdıklarından daha ağır geliyor bana
Ş i m o
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.