0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
36
Okunma
Ağayım, paşayım diye övünen,
Salına salına şu ovada gezinen,
Konağında fenerler sönmeyen,
O kudretli paşalar nice oldu?
Sabah olur, kapılar açılır,
Soytarılar önün sıra saçılır,
Bir buyrukla âlem dağılır,
İnci kaftanlı vezirler nice oldu?
At üstünde meydan tutan,
Sofrasında kırk kuzu yatan,
Yoksulun ahından korkmayan,
Saltanat süren beyler nice oldu?
Otağında tuğlar dalardı,
Sancakları ufuklar kaplardı,
Ordular önünde diz çökerdi,
Cihana hükmeden hakanlar nice oldu?
Dağ başında duman kaldı,
Konağında viran kaldı,
Beyden geriye nam kaldı,
Devlet süren ağalar nice oldu?
Kılıç kuşananlar meydanda kaldı,
Nice zaferlerin adı da soldu,
Dünya denen hanın kapısı doldu,
Cihanı titreten erler nice oldu?
Zalimin yüreğine korku salardı,
Atının nal sesi dağları aşardı,
Adı dilden dile destanlaşırdı,
Yağız atlı yiğitler nice oldu?
Kimi altın giydi, kimi taç taktı,
Kimi yoksul evine ateş yaktı,
Gün geldi devranı önüne kattı,
Mazluma tepeden bakan nice oldu?
Ne konaklar kaldı, ne saray kaldı,
Ne altın taht kaldı, ne de şan kaldı,
Bir avuç toprakta bütün nam kaldı,
Dünyaya hükmeden beyler nice oldu?
Şimdi yel eser eski avluda,
Sarı yaprak savrulur yollarda,
Bir garip türkü kaldı dilde:
Dili Sevda Söyler aşıklar nice oldu
Dünya bir değirmen, devran döner,
Bugün gülen yüzler yarın da söner,
İnsan kendisini dünyanın sanırken,
Toprak önünde eğilenler nice oldu?
Ne taç kaldı elde, ne tahtın izi,
Rüzgâr aldı gitti şanın sözünü,
Toprak örttü nice beylerin yüzünü,
Dünya benim diyen nice oldu?
Yiğit Metin Sevindik
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.