3
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
44
Okunma

Karanlık bir bodrum katında birikti asfalyalar.
Kendi kusuruyla beslenen o dipsiz boşluk,
Beton blokların arasından sızan rutubet gibi
Yayılıyor şimdi avuçlarıma.
Şimdi üzerine beton dökülen o eski arsa,
Çocukken dizimizi kanatan o keskin taşların
Üst üste yığılmış sessizliği...
Biz tırnaklarımızla kazıdığımız o kuyularda
Yalnızca kendi uğultumuzu biriktirdik.
Herkes kendine ait bir gökyüzü uydurdu,
Kimse sormadı yolunu kaybeden o göçmen kuşlara;
Şimdi herkes ceketinin düğmelerini ilikliyor alelacele,
İçindeki boşluk görünmesin diye.
Bir mülkiyet sancısıdır zonkluyor şakaklarında;
Miras kalan o paslı makas,
Hükmünü giydiren o eski esnaf ağzı,
Hepsi aynı tezgahın çürük malı.
Vicdanı bir kantar gibi ortaya koyanlar,
Kendi ağırlığından korkup kaçtılar ilk önce.
Tezgaha bıraktığın o sahte paralarla
Gecenin en koyu yerinden kendine pay isteyebilirsin.
Ama unutma;
Temele sızan o soğuk sızı,
Dualarını kabul etmeyecek kadar yorgun artık.
Herkes kendi hissesine düşen o dilsizliği bölüşüyor.
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.