1
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
59
Okunma
Hasret dağlarıma karlar yağdı canım,
Sen gittiğin gün, güneş küstü pencereme.
Göğsümde kırılan bir gökyüzü var şimdi,
Yıldızlar avuçlarımdan dökülen dualar gibi.
Yüreğimdeki çığlıklar geceyi ikiye bölüyor,
Ay, hüznümü örtmeye yetmiyor.
Sessizlik, siyah bir kefen gibi
Omuzlarıma seriliyor usulca.
Yüreğimde uzayan yollar çıkmıyor sabahlara,
Umut, kanadı kırık bir turna misali
Göç edip gidiyor gözlerimin ufkundan.
Ben ise sensizliğin kıyısında,
Kendime bile varamayan bir yolcuyum.
Gözlerim her sabah
Yağmura durmuş bulutlar gibi uyanıyor.
Kirpiklerimde biriken damlalar,
İçime sığmayan hasretin denizine karışıyor.
Adını her andığımda
Göğsümde bir dağ yerinden kopuyor.
Kalbim, küle dönmüş bir kor gibi
Kendi yangınında sessizce yanıyor.
Ne rüzgâr acımı savurabiliyor,
Ne zaman seni benden silebiliyor.
Bir ömür sonbahar dökülüyor yüreğime,
Her yaprakta biraz daha eksiliyorum.
Sensizlik, kök salmış yabani bir sarmaşık gibi
Ruhumu sessizce sarıyor.
Şimdi hangi yıldız göz kırpsa seni sanıyorum,
Hangi rüzgâr esse sesini duyuyorum.
Ve her gece, karanlığın avuçlarında
Kırık bir keman gibi inliyor yüreğim.
Bil ki...
Bazı ayrılıklar mezar taşı istemez;
İnsan, sevdiğinin yokluğunda da gömülür.
Ben hâlâ nefes alıyorum belki,
Ama ruhum, senin gittiğin günün akşamında kaldı.
Hasret dağlarıma yağan karlar erimiyor canım...
Çünkü sen yoksan,
En sıcak mevsim bile
İçimde üşüyen bir kıştan öteye geçemiyor.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.