1
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
57
Okunma
Bilir misin, ben gelincik toplayamam.
Çünkü bilirim; bazı güzellikler dalında, uzaktan sevilir. Gelincikler, incinmeye yazgılı insanların çiçeğidir.
Bir el değmeye görsün... Yapraklarını sessizce toprağa bırakır, ince boynunu mahzun bir gelin gibi eğer.
Her bahar onları gördüğümde, bahtı yarım kalmış kırsal gelinleri gelir aklıma.
Bazen de o eğik boyunlarda kendi ömrümün yorgunluğunu görürüm.
Kırılmadan da eğilebilen insanların sessiz hikâyesidir sanki gelincikler.
Ne tuhaftır; nice derde derman olan bu narin çiçek, kendi ömrüne çare olamaz.
Şifayı başkalarına dağıtır, ama rüzgârın ilk sert nefesinde usulca çekilir hayattan.
Gül kadar övülmez,
adına destanlar yazılmaz belki. Ama kırların en içten gülümsemesi odur.
Sarı gelin papatyayla kardeştir; toprağın bağrında büyüyen, gösterişsiz ama yüreğe dokunan bir güzelliktir.
Ey gelincik...
Sen bana hayatı öğretiyorsun. En narin olanın da en derin izi bırakabileceğini...
Bu yüzden seni koparmaya kıyamam.
O en güzel kırmızınla, al yanaklı güzel kızsın.
Seni her gördüğümde, kırların sessizliğine yakışan utangaç bir gülümseme gelir aklıma. Güzelliğin gösterişten değil, inceliğinden doğar.
Rüzgârın en hafif dokunuşunda bile ürperir, yapraklarını usulca bırakırsın.
Belki de bu yüzden seni, kırılgan ama onurlu insanlara benzetirim.
Sen bana, hayata karşı dimdik durmaya çalışırken içinde nice fırtınalar koparan kadınları hatırlatırsın.
En küçük hoyratlıkta boynunu eğsen de güzelliğinden hiçbir şey kaybetmezsin.
Çünkü gerçek zarafet, güçlü görünmekte değil; incinse de içindeki asaleti koruyabilmektedir.
Gelincik, sen yalnızca bir kır çiçeği değilsin.
Kırların kızısın, baharın utangaç yüzüsün ve narinliğin en güzel hâlisin.
Aliye Uyanık
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.