2
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
54
Okunma

Kendimi anlatacak tek bir kelime seç deseler...
"Rıhtım." derim.
İnsan bazen öyle bir yere dönüşüyor ki...
Ne kendinden gidebiliyor,
ne de içinde kalanları uğurlayabiliyor.
Herkes, hayatından geçip gittiği yeri unutuyor;
rıhtım ise geçen her ağırlığı
tahtalarının arasına ömür boyu saklıyor.
Ben de öyle oldum.
Bana dokunan hiçbir insan bende sadece bir anı bırakmadı.
Kimi sesini bıraktı,
kimi susuşunu,
kimi yarım kalan bir cümlenin ağırlığını...
Bazıları ise hiçbir şey söylemeden gitti.
En ağır yükü de onlar bıraktı.
İnsan bazen bir vedanın değil,
kurulamamış bir cümlenin altında yıllarca bekliyormuş.
Kimse anlamıyor...
Rıhtımların görevi gemileri tutmak değildir.
Asıl görevleri, gitmeyi seçenleri sessizce uğurlamaktır.
Alkış beklemeden,
sitem etmeden,
arkalarından tek bir taş bile atmadan...
Yalnızca bakarak...
Yalnızca eksilerek...
Ben de hayatım boyunca bunu yaptım.
Gidenlerin ardından kötü konuşmadım.
İçimde kopan fırtınaları kimsenin omzuna bırakmadım.
Yüzümdeki çizgileri zamana yüklediler.
Oysa onların her biri,
birinin arkasından sessizce yürüyemeyişimin iziydi.
Garip olan şu...
İnsan, en çok sevdiği kişiye liman olmak ister.
Bense liman olmayı bile beceremedim.
Rıhtım oldum.
İnsanlar bana yanaştılar,
bir süre nefes aldılar,
yaralarını sardılar,
umutlarını tazelediler.
Sonra kendi ufuklarına doğru yürüdüler.
Ben ise onların ayak seslerini,
tahtalarımın arasına sıkışmış eski bir ezgi gibi sakladım.
Bir süre sonra beklemek alışkanlığa dönüşmüyor.
İnsanın karakterine dönüşüyor.
Kapıya bakmıyorsun artık...
Telefona uzanmıyorsun...
Bir mesajın geleceğine inanmıyorsun...
Yalnızca içinde açıklayamadığın bir boşluğu her sabah yeniden taşıyorsun.
Kimse görmese de,
o boşluk gün boyunca seninle yürüyor.
Bazen düşünüyorum...
Belki de insanın en büyük yanılgısı,
gelenlerin kalacağını sanması.
Oysa bazı insanlar hayatımıza ait olmak için değil,
bizden bir parça alıp gitmek için uğruyor.
Bunu çok geç öğreniyoruz.
Ben artık kimsenin gelişine sevinemiyorum.
Çünkü her gelişin içinde,
bir gün başlayacak gidişin gölgesini görüyorum.
En güzel kahkahaların bile içinde,
ileride kurulacak sessizliğin yankısı var.
İnsan bunu bir kez fark etti mi,
eskisi kadar rahat sarılamıyor hayata.
Yine de içimde tuhaf bir inat yaşıyor.
Belki bir gün...
Sadece kalmak isteyen biri gelir diye.
Gitmeyi konuşmadan oturan,
suskunluğumu çözmeye çalışan,
yaralarıma merakla değil,
şefkatle dokunan biri...
Belki o zaman ilk kez,
tahtalarımın arasına sıkışıp kalan eski ağırlıklar hafifler.
Belki ilk kez,
beklemek yorulmak anlamına gelmez.
O güne kadar...
Beni anlatacak tek bir kelime soran olursa,
başka hiçbir şey söylemeyeceğim.
"Ben rıhtımım."
Üzerimden geçen herkes kendi yolunu buldu.
Ben ise kimsenin fark etmediği yüklerin altında sessizce kaldım.
Belki de insanın en büyük yalnızlığı budur.
Herkesi bir yere ulaştırırken,
kendisine gidecek tek bir yol bulamamak...
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.