1
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
80
Okunma

Dünya,gözümün kaldığı ve asla sahip olamayacağım o renge iştahlandırıyor kalbimi Tanrım!
Dünya küçük dediğim yerlerden tek başıma geçmeyi öğreniyorum şu sıralar.
Sırf kabul görsün diye göstere göstere fırlatıyorum yorgun adımlarımı dik yokuşların yüzüne.
Uzaklaşıyorum…
Eksik şeylere daha da eksilerek.
Lüzumsuz bir uzaklıkta kalıyor ve “benim”dediğim şeylere dokunamıyorum.
Şehrin en karanlık köşesinde;benim hiç konuşmayan hikayem için hıçkırarak ağlayan bir çocuğu gizliyor yalnızlık.
“Nasıl yaşanır?”dediğim her şeyin ayaklarına dolanıyorum.
Düştüğüm yerin üzerinde ağrıyan yeri,kalbimden biliyorum.
Üzerine sessizce kapandığım gövdemi kesiyor kanatlarım.
Kanatlarımda kan ağrısı.
Ağırlaşıyorum…
Uçmak için boğazımda tuttuğum haykırışın doksan dokuz adıyla yalvarıyorum sana.
Uyut beni Tanrım!
İçimi uyut,sonra nefesimi…
Bir tufanla gel!
Kopar beni en son gördüğünün kucağından.
Bakma sen gözyaşlarıma,kimseye bağlı değilim.
Kimseye ısmarlamadım kimsesizliğimi.
Belli etmem gittiğimi.
Hissettirmem,acıtmam kimsenin kalbini.
Sadece kalbim kadar bir boşluk kalsın vakitsiz gelenlerin koynunda.
Sonra unuttur Tanrım,
Uykumda çek al yanına beni…
İçimi bir tek sen biliyorsun.
Kalbimi koyacak yer bulamadığım zamanlarda,
Girdiğim o yasaklı odalarda,çıkışı gösteren suretlerin gözü önünde gücenmişliğime şahitsin.
Ve geceyi gündüzden ayırmamak için gözümü kırpmadan sabahlayışıma.
Yazıldığım her hikayeye sancılanıp,zamana bırakmışlığıma.
Uyut beni Tanrım!
İçimi uyut,sonra nefesimi…
Gözlerimde yaralanmış yıldızları düşür ay ışığının koynuna.
Yakamozla sevişen denizlerin doruklarında kurula gözlerimi.
Yüzüme çarpan,avutulmamış şarkıları kopar dalgaların sırtından.
Zaten yaram kendini derine itmiş.
Bak,kan bulaşacak gözlerime birazdan…
5.0
100% (7)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.