1
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
64
Okunma

Yorgunum...
Hem de öyle bir yorgunum ki...
İliklerime kadar işlemiş, bir daha konuşamayacak kadar yorgunum.
Yorgun bir kadın, içinden bin kez geçilmiş eski bir köprüdür; herkes karşıya ulaşmıştır, köprünün ağırlığını kimse sormamıştır.
İnsan, en çok görünmeyen yerlerinden yoruluyormuş.
Yüzündeki gülümseme eskimiyor belki...
Fakat ruhunun kıyıları her gün biraz daha aşınıyor.
Bir kadın, yalnızca sevdiği için tükenmez.
Sürekli anlamak zorunda kaldığı için tükenir.
Sürekli toparlayan olduğu için...
Dağılan ne varsa sessizce avuçladığı için...
Hiç kimsenin fark etmediği çatlakları tek başına kapatmaya çalıştığı için...
Sonra bir gün...
Aynı kadın aynaya bakar.
Saçları aynıdır.
Gözleri aynıdır.
Adı aynıdır.
Değişen yalnızca içindeki sestir.
Eskiden şarkı söyleyen o ses...
Artık fısıldamaya bile cesaret edemez.
İnsanlar güçlü kadınları sever.
Çünkü güçlü kadınlar yük olmaz.
Kimse düşünmez...
Güçlü görünen her kadının içinde, yıllardır dinlenemeyen bir kalp çarptığını.
Herkes çiçekleri över.
Köklerin karanlıkta verdiği mücadeleyi konuşan pek çıkmaz.
Oysa çiçeği ayakta tutan, görünmeyen o sabırdır.
Kadın da böyledir.
Evi güzelleştirir.
Bir cümleyi yumuşatır.
Bir yarayı sessizce sarar.
Bir çocuğun korkusunu gülüşe çevirir.
Bir adamın umudunu yeniden ayağa kaldırır.
Sonra gece olur...
Herkes huzurla uyur.
Yorgunluk yalnızca ona kalır.
Hiç kimse bilmez...
Bazı kadınlar ağlamayı bile erteleyerek yaşar.
Çünkü gözlerinden düşecek her damlanın, bir başkasını üzmesinden korkarlar.
İşte en ağır tarafı da budur.
Sürekli başkalarını koruyan bir kadın...
Bir gün dönüp kendi yüreğine dokunduğunda,
Orada bekleyen kişinin kendisi olduğunu fark eder.
Ne kadar ihmal edilmiş...
Ne kadar sessiz bırakılmış...
Ne kadar uzun zamandır sarılmayı bekliyormuş.
Şimdi kimseye kırgınlık taşımıyorum.
Kırgınlık bile yoruluyor bir yerden sonra.
Yalnızca öğrendim.
Bir kadının değeri, ne kadar fedakârlık yaptığıyla ölçülmez.
Kendini ne kadar kaybetmeden yaşayabildiğiyle ölçülür.
Kırılan yerler eskisi gibi görünse de,
Aynı sesi çıkarmaz.
İçimde eksilen hiçbir parçanın adı yok artık.
Yalnızca derinleşen bir sessizlik var.
İnsan en çok,
Kendi içindeki yankıya yabancı kalınca yoruluyor.
Sessizlik bile zamanla yoruluyor.
Beklemek, konuşmaktan daha ağır geliyor.
İçimde kapanan hiçbir kapının sesi duyulmadı.
Yalnızca eksilen umutlar birbirini tanıdı.
Artık hiçbir beklenti büyümüyor.
Sadece suskunluk olgunlaşıyor.
Yorgunum...
Fakat bu yorgunluk yenilmiş bir kadının değil.
Kendi küllerini savurmadan dimdik kalmaya çalışan,
İçindeki bütün inceliği hâlâ koruyabilen,
Sevmekten vazgeçmeyen,
Yalnızca kendini unutmaktan vazgeçen bir kadının yorgunluğu.
İşte bu yüzden...
Sessizliğim bir kırgınlık değil.
Kendime verdiğim en uzun moladır.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.