0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
38
Okunma
Eyy başına buyruk aşk.!
Acemiyim, safım, cahilim karşında.
Okula yeni başlayan çocuk gibi,
Bilmediğim sorular sorma !..
Sorma ardı arkası gelmeyen bilmeceleri,
Bal badem ağzım nikotin kokar geceleri,
Zifiri karanlıkta, yarım bir Ay’ın şavkı vurur,
Kefenim sırtımda raks ederim uykunda,
Ilık nefesine tutarım üşüyen yüreğimi,
Ruhum;
Ha çıktı çıkacak kıpraşan göz kapağından..
Eyy meymenetsiz aşk.!
Viraneyim, biçareyim, divaneyim karşında,
Issız kalabalıklara düşmüş gök taşı gibiyim..
Beni alan göz bebeklerine ne çirkinlikler değmiş, bilirim.
Kulağım, sağır bir çığırtkan gibi duyar sesini.
Islak çay yapraklarını dizen kadınlar gibi ellerim.
Ya sen.!
Sen nasılsın iki gözümün çiçeği?
Eyy asi aşk.!
Okyanustaki balıkların yanına ilişen
Bir kadeh anason gibisin.
Ya da; kahvaltıdaki peynire musallat olan yüzsüz.
Tıpkı, tatlı uykuları zehir eyleyen eli oraklı Azrail,
Ve; en güzel şarkılara yakışan hüzzam makamı,
Boynuma asılmış, gül görünümlü yağlı urgan..
Eyy vazgeçilmez aşk.!
Uykusuzluğumun sebebi,
Uyanışlarımın nedeni,
Gök kubbede aradığım gök taşı..
Daha kaç okyanusta boğulacağız,
Kaç istiridye açacağız seni bulmak için?
Varlığından bihaber;
Kaç bin masal dinleyeceğiz,
Kaç yüz yıl “gönül açıp” dileneceğiz ha..!
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.