6
Yorum
30
Beğeni
5,0
Puan
440
Okunma

Uykunun aynasına dokunmak,
uçurumun kalbini açmak...
Buzdan bir parmak üşüyor
rüyanın nabzında;
zemheri çökmüş kirpiklerime.
Gözkapaklarının arkasına düşen
ateşi yakmak
duymak karanlığı,
üflemek güneşleri:
Tekinsiz odak.
Eşikten uçarken
boşlukta çarpışmak.
Menzili geç girdaplı uyanış;
gecenin içindeki seyyah,
karanfil kokulu heybe.
Puslu bir ney sesiyle
küllenirken uykular,
kırılan cam, ana rüyanın yası.
Sızmaz;
nefesin bağıyla,
ne de dilsiz hecelerle.
Gözlerimi dehlize çeviremem.
Zaman dilsiz;
dallarından kopmuş üzümler gibi
dökülüyor kuruyan nehirlere,
lâl bir çığlık gibi çekilirken avazım.
Közde ve sinede işlenen sır;
hecelerden söküp bir çöle bırakıyorum.
Sahte gölgeler siliyor serapların bağrını,
Seherin duvarsız mabedinde.
Hırka yırtan divanların içinde,
semaya duran soğuk kemerler.
Nârın adsız hıçkırığında meczuplar:
Yitmek, sadece yitmek için.
Varmak, sadece varmak için.
Yorulan aynadan kalan gölgeler
birer birer çekiliyor kuyuya;
noktalar, hendesi bir kafes
fısıldıyor sabaha
....
5.0
100% (20)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.