35
Yorum
58
Beğeni
5,0
Puan
566
Okunma

ŞİİRİN HİKAYESİ
"Bir gün Nasreddin Hoca, heybetli bir ağacın gölgesine oturmuş, sofrasını sermiş. Etrafına bakarken yerde incecik dallarda büyüyen devasa karpuzları, yukarıda ise koca ağacın dallarındaki küçücük meyveleri görmüş. İçinden, ’Ey Yüce Yaradan, şu koca ağaca bu küçük yemiş; şu incecik dala bu kocaman karpuz reva mıdır? Ters olmalı değil miydi?’ diye geçirmiş.
Tam o sırada ağacın dalından kopan bir kabak (palamut) büyük bir hızla Hocanın tam kafasına düşmüş! Başı yarılan, sofrası dağılan Hoca, acı içinde doğrulup hemen hatasını anlamış ve şöyle demiş: ’Tövbeler olsun Allah’ım, Sen her şeyi yerli yerince yaratmışsın. Ya o koca ağaçta kabak yerine karpuz yetişseydi, bu kafanın hali ne olurdu?’
İşte bu şiir; insanoğlunun büyük sözler söyleyip bilgece felsefeler yaparken, hayatın küçük bir sürpriziyle (ve bir kabak darbesiyle) nasıl asıl gerçeğe ve şükre döndüğünü mizahi bir dille anlatmaktadır."
Şair Ebuzer Özkan
Bir bilge pîr çıktı, geldi meydana,
Dedi: “Ey cemaat, kulak ver bana!
Yaradan yaratmış yerli yerince,
Yaratmış dünyayı ince mi ince…”
Hoca bir ağacın altına vardı,
Yere eski püskü kilimi serdi.
Soğanla ekmeğe uzandı eli,
Şükürle beslendi bilgenin dili.
Yufkayı çıkardı, koydu bir paket,
Dedi: “Bu ekmekte var bir bereket.”
Bir yeşil soğanla taze ot aldı,
Lezzetin tadına orada daldı.
Bir parça tuzu da serpti ekmeğe,
Başladı keyifle bunu yemeye.
Demli çay doldurdu ince bardağa,
Mis gibi kokular yayıldı dağa.
Tam o an meşeden sarkan bir kabak,
Dedi: “Ben koptum ha, aşağıya bak!”
Yerçekimi denen bir kanun varmış,
Hocanın sofrası biraz da darmış.
Kabak daldan koptu, süzüldü yere,
Nasihat eden o bilgece pîre…
Büyük bir gürültü sardı her yanı,
Korkudan titredi hocanın canı!
Ne soğan bıraktı, ne yufka ekmek,
Nasipte var imiş kabağı yemek!
Çaydanlık fırladı, döküldü közler,
Bir an unutuldu o derin sözler.
Cemaat koşarak dedi: “Ey hoca,
Hani felsefeydi o sözler bunca?”
Dersi dinleyenler şaşırıp kaldı,
Hoca feryadını göklere saldı.
Hoca doğrulup da sildi gözünü,
Bıraktı o eski derin sözünü:
“İyi ki karpuzla dolmamış felek,
Yoksa bu kafaya lazımdı kürek!”
Şair Ebuzer Özkan
Dost Kalemlerden Şiirime İnciler:
Hoca çimenlere serince postu
Kenardan seyretti meraklı dostu
Ne hamsi var ne baluk, bu nasıl alem
Bu dilden düşeni yazar mı kalem?
Dedi ben hocayım, ilimdir işim
Midemin suyuna pek gider dişim
Söz aldı meraklı: Nerde payımız?
Bize uymayanı sürer dayımız.………..hosoglu
Karpuz daldan düşse başa ne çare
Açılırdı serde derin bir yare
Şükür ki her nesne yerli yerince
Hoca dersin aldı kabak değince……Ayla Kaya
imdi hocalar memur-işçiden hallice
Camiye uğrar sadece ezan gelince
Memur işçiyle biraz yer değiştirsin bence
Mutlu olabilir mi adaletsizlik sarınca dört köşe…
——————Dilek Duru Günay
5.0
100% (45)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.