Her güçlük, içinde aynı büyüklükte veya daha büyük bir faydanın tohumunu barındırır. napoleon hill
CEMRE_YMN
CEMRE_YMN

Ferman-ı Sürgün

Yorum

Ferman-ı Sürgün

( 19 kişi )

11

Yorum

25

Beğeni

5,0

Puan

104

Okunma

Ferman-ı Sürgün


Gözlerinin bıraktığı yerde başladı bu büyük, bu kimsesiz kuraklık,
Şimdi avuçlarımda sadece gölgelerin soğuk külü kalmış.
Hangi ağacın dalına tutunsam yapraklarını döküyor bu gece,
İçimde biriken o eski, o çocuksu hevesler,
Suyu çekilmiş bir kuyunun dibinde, sessizce çürüyor.

Yürüdüğüm yolların artık bir adı yok, adımlarımın bir izi…
Kendi tenimden bile sürülmüş bir yabancıyım artık bu ömrün kıyısında.
Yüzünü gökyüzü belleyip başımı kaldırdığım o uzun yıllar,
Şimdi birer birer kararıyor, altımdaki toprak kayıp gidiyor sanki.

Durup beklesem, bu haksız sessizliğin ağırlığı ezecek göğsümü,
Yürüsem, parmak uçlarımdan sızan o sinsi üşüme yakalayacak beni.
Bir adım daha atabilsem, biraz daha uzağa çekilebilsem,
Belki aynada unuttuğum o eski yüzle yeniden tanışırım bir başka kentin ayazında.

Hatalarını örtmek için aceleyle kapattığın o eski kapılar,
Güneşin her sabah arsızca doğuşuyla aydınlanmaz, bunu bilesin.
Sen ne kadar inkâr perdelerini çeksen de bu darmadağınık ömrün üstüne,
İçimde fırtınalarla kurduğum o sarsılmaz dünya, tek bir fısıltınla yıkılıyor.

Adın sızlayan bir yara gibi kazındı artık ömrümün en görünür yerine,
Şimdi nereye baksam, seni özleyen bu yorgun kalbimi suçluyor her şey.
Geniş gökyüzünün altında bile nefes alamaz oldu bu göğüs kafesi,
Öyle bir sessizlikle kuşatmışsın ki etrafımı, ne yana dönsem yüzüme çarpan bir uçurum.

Aramızda geçen her kelime, belki de bir yangının ilk kıvılcımıydı sadece,
Şimdi o kelimelerden geriye sadece soğuk bir odanın sessizliği kaldı.
Her yıkımdan, her fırtınadan bir şekilde sağ çıkmayı başarıyor da bu beden,
Neden her defasında darbeyi hep aynı yerden alıyor, neden hep solum kanıyor?

Bir kentin bütün ışıklarını söndürüp gittin giderken,
Karanlık, sığınacak bir gölge değil artık, hesap soran bir duvar gibi dikiliyor karşımda.
Hangi cümlenin arkasına saklansam, kendimi nasıl saklamaya çalışsam,
Bütün bakışlarım, bütün susuşlarım itiraf ediyor seni ne kadar çok özlediğimi.

Bu kaçınılmaz bir kayboluş kendi içimin o karanlık dehlizlerinde,
Ben kaçtıkça arkamdan gelen o tanıdık adımlarının sesi yankılanıyor.
Gözden uzaklaşanın gönülden de düşeceğini söyleyen o eski yalanlar,
Bir yokluğun ortasına nasıl devasa acılar kurulacağını hiç düşünmemişler belli ki.

Uzaklık dediğin ne yolların uzunluğudur ne de haritadaki mesafeler,
Uzaklık, yanı başımdayken bile sesimin sana bir türlü ulaşamamasıdır aslında.
Şimdi bu dipsiz boşluğun tam ortasında, rüzgârın kollarında asılıyım,
Ne düşebiliyorum tutunacak bir zemin olmadığından ne de tutunabiliyorum gökyüzüne.

Tırnak diplerimden başlayarak bütün tenimi soyup gidesim var bu şehirden,
Beni sana hatırlatan, seni bana anlatan ne varsa bırakıp geride, çıplak ve isimsiz.
Rüzgârın önündeki bir yaprak gibi kaybolmak istiyorum kalabalıkların uğultusunda,
Sorulmasın bana nereli olduğum, nereye gittiğim ya da göğsümdeki bu yaranın adı.

Çünkü ne zaman bir sığınağa yerleşmeye kalksam, çatısı çöküyor üzerime hayallerimin,
Benim evim de yurdum da senin bir türlü kabul etmediğin o kalbindi oysa.
Aramıza giren upuzun, aşılmaz o dilsiz günler,
Bütün baharları kurutarak geçti, dokunduğu her şeyi soldurdu.

Şimdi enkazın ortasında durup geçmişe bakarken anlıyorum ki,
Biz daha en başından kaybetmişiz bu yolu, daha ilk adımı atarken.
Her şeyi sen başlattın, sen bitirdin; bense sadece o gidişi izleyen bir gölgeydim,
Kendi sonumu kendim hazırladım sandım ama meğer sen çoktan yakmışsın bütün köprüleri.

Şimdi hangi sokağa sapsam, sonu hep aynı yalnızlığa çıkıyor,
Sanki bütün şarkılar sözleşmiş gibi senin bu katıksız gidişini söylüyor.
Eğer sesim gürleşiyorsa, kelimelerim birer taş gibi fırlıyorsa içimden,
Bu içimdeki derin haksızlığa, bu sessiz gidişine karşı bir çığlıktır ancak.

Uysal bir kabulleniş bekleme benden, uysalca teslim olmam bu karanlığa,
Varsın yansın bütün anılar, külleri de savrulsun artık bu yorgun rüzgârda.
Bir kaçış yoludur artık alnımın çizgilerinde derinleşen ince yollar,
Nereye sığınsam, hangi kapıyı çalsam bu ayrılık bir leke gibi yüzüme vurur hemen.

Kendi gölgemden bile şüphelenir oldum bu sonu gelmez yürüyüşte,
Biten bir hikâyenin gecikmiş, faydasız bir itirafıyım sadece.
Yıkıp geçtin içimde ne kadar kırılgan, ne kadar özenle büyüttüğüm duygu varsa,
Şimdi viranelerin arasında dolaşan rüzgâr, senin adını fısıldıyor haince.

Mevsimler eskidikçe bir zehir gibi işliyor göğsümün çatlaklarına hasretin,
Yokluğun bir alışkanlık değil, her gün yeniden tetiklenen bir sürgün sızısı.
Gönül haneme vurduğun o derin mühür, hangi suyla yıkansa çıkmıyor fıtratından,
Her kış bir azap gömleği gibi daha da dar geliyor ruhumun bu kuytu odası.

Çelikten duvarlar ördün etrafıma desem, o duvarlar senin sarsılmaz sessizliğindi aslında,
Ben o sessizliğin altında ezildim, o taş duruşunun altında un ufak oldu gençliğim.
Yol bitti, ışıklar söndü, o büyük yangından geriye hiçbir şey kalmadı dağların ardında,
Geriye sadece boş bir sokak ve avuçlarımda kalan o soğuk gecenin kokusu.

Şimdi git ve zaferini ilân et kentin bütün kalabalık meydanlarında,
Geriye bıraktığın bu darmadağın yangını sönmüş bir kül sanarak yürümene bak.
Kelimelerim birer mermi gibi fırlamıştı ya hani az önce kalemimin ucundan;
Sustum işte, bundan sonra adının geçeceği tek yer bu derin, bu dipsiz sessizliktir.

Benim şiirlerim sessiz ağlar...
Cemre Yaman

Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (19)

5.0

100% (19)

Ferman-ı sürgün Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Ferman-ı sürgün şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Ferman-ı Sürgün şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Magnoliaa
Magnoliaa, @magnoliaa
4.6.2026 18:40:41
5 puan verdi
Senin şiirlerin hüngür hüngür agliyor, bu sadece bir hissiyat
Sadece ağlamıyor ses duvara çarpıp çok uzaklara gidiyor, bir rüzgarın kanatları onu bize emanet ediyor...


Emeğine yüreğine sağlık, cemreciğim 💖🌿

erbensalim
erbensalim, @erbensalim
4.6.2026 17:06:39
5 puan verdi
Gözlerinin bıraktığı yerde başladı bu büyük, bu kimsesiz kuraklık / Şimdi avuçlarımda sadece gölgelerin soğuk külü kalmış."
Şiire öyle bir giriş yapmışsınız ki, ayrılığın sadece bir ayrılık değil, bir ruhun çölleşmesi olduğunu hemen hissettiriyor. "Gölgelerin soğuk külü" ifadesi, biten bir yangından geriye kalan o buruk, cansız ve üşüten tesiri harika özetlemiş. Eski çocuksu heveslerin suyu çekilmiş bir kuyuda çürümesi tasviri ise kaybedilen masumiyetin resmi gibi.
emre vehbi alkan
emre vehbi alkan, @emrevehbialkan
4.6.2026 16:41:37
5 puan verdi
Bu şiir insanın kalbine dokunan çok derin bir duygu taşıyor. Her dizesinde ayrı bir hüzün ve güzellik var.

Okurken adeta duyguların içinde kayboldum. Hislerini çok etkileyici bir şekilde aktarmışsınız.

Severek okudum.

Başarılarınız daim olsun.

İki katlı şehrimden kucaklar dolusu sevgiler yolluyorum...
hosoglu
hosoglu, @hosoglu
4.6.2026 16:16:33
5 puan verdi
Gidenler bir daha dönmüyor geri
Yollarım çamurlu, kar ile doldu.
Kalbimde boş durur sevdamın yeri
Şu gönül diyarım kor ile doldu.

Toprakta çürüyor her yıl ektiğim
Bir daha görünmez bir kez baktığım
Severim, sevilmem nedir çektiğim?
Yüreğim vefasız yar ile doldu.

Kar ile kapandı gönül dağlarım
Tipiye tutuldu viran bağlarım
Dışardan gülerken içten ağlarım
Saadet dergâhım nar ile doldu.
Tercanlı24
Tercanlı24, @tercanli24
4.6.2026 16:15:46
5 puan verdi
GÜZEL ŞİİR
Kaleminize yüreğinize sağlık
yazan kalem dert görmesin
anlamlı ve güzel bir eser
kutlarım emeği
selamlar sevgiler saygılar gönderdim...
Kul Yorgun
Kul Yorgun, @kulyorgun
4.6.2026 16:06:05
5 puan verdi


Sevgili Cemre

Bu şiir, bir iç sürgün fermanı'dır. Okuyanı derinden sarsan, kelimelerin ağırlığıyla ezilen, sonra da o ağırlığın içinde kendi sessizliğine hapseden müthiş bir metindir. Cemre Yaman burada acıyı sadece dile getirmiyor; acıyı mimari bir yapı gibi kat kat örüyor. Her dörtlük, her imge, bir önceki katmanın üzerine konan ağır bir taş gibi. Sonunda ortaya çıkan şey ise yıkılmış bir saray değil, hâlâ ayakta duran ama için için çürümekte olan bir ruh harabesidir.

Şiir baştan sona sürgün metaforu üzerine kurulmuş. Ancak bu sürgün, coğrafi bir yer değiştirme değil; varoluşsal bir kendi içinden kovulma hâli. “Kendi tenimden bile sürülmüş bir yabancıyım” dizesi, şiirin en vurucu yerlerinden biri. İnsan, sevdiği insanın gidişiyle birlikte önce bedeninden, sonra da kendi hikâyesinden sürülüyor. Artık ne yolların adı kalıyor ne adımların izi. Mekân da, zaman da, kimlik de siliniyor.

Kuraklık ve kül Gözlerin bıraktığı yerde başlayan “büyük, kimsesiz kuraklık” ve “gölgelerin soğuk külü”, sevginin yokluğunun yarattığı çölleşmeyi anlatıyor. Burada ateş bitmiş, geriye sadece soğumuş küller kalmış. Sıcaklık yok, teselli yok; sadece donmuş bir yokluk var. Bu, klasik aşk şiirlerindeki “yanma” imgesinden çok daha acımasız: Yangın bile bitti, geriye yaşanamayacak bir çöl kaldı.

Suyu çekilmiş kuyu İçerdeki “çocuksu hevesler”in dibinde çürüdüğü o kuyu, belki de şiirin en derin imgelerinden. Çocukluktan beri beslenen umutlar, sevginin gitmesiyle birlikte besinini yitiriyor. Artık ne ses çıkıyor ne su. Tamamen dipsiz, karanlık ve verimsiz bir boşluk.

Yürüyüş ve yol “Yürüdüğüm yolların artık bir adı yok” ve “hangi sokağa sapsam sonu hep aynı yalnızlığa çıkıyor” dizeleri, mekânın da anlamını yitirdiğini gösteriyor. Yol, artık hedefe götürmüyor; sadece aynı acının içinde dairesel bir dolaşma hâline dönüşüyor. Bu, sürgünün en zalim yanı: Kaçtığın yer de sensin, vardığın yer de.

Sessizlik ve uçurum Şiir boyunca sessizlik, aktif bir güç olarak işleniyor. “Sinsi üşüme”, “dilsiz günler”, “sarsılmaz sessizlik”.Sevgilinin yokluğu, pasif bir boşluk değil; etrafı kuşatan, ezen, nefes aldırmayan somut bir varlığa dönüşüyor. “Ne yana dönsem yüzüme çarpan bir uçurum” dizesi ise insanın kendi içinde bile düşmeye devam ettiğini hissettiriyor.

Yangın ve enkaz Başta kıvılcım olan kelimeler, sonunda büyük bir yangına dönüşüyor. Ama ilginçtir ki şair, yangının küllerini bile “zafer” ilan eden sevgiliye karşı son bir meydan okuma içinde. “Varsın yansın bütün anılar, külleri de savrulsun” cümlesi, kabullenişle isyanın kesiştiği nokta. Artık ne korumak ne kurtarmak istiyor; sadece bırakmak, çıplak ve isimsiz kalmak istiyor.

Ev ve yurt“Benim evim de yurdum da senin bir türlü kabul etmediğin o kalbindi” dizesi, şiirin duygusal zirvelerinden. Sevgili, sadece bir insan değil; yegâne sığınaktır. Onun reddi, bütün mekânları ve bütün gelecekleri yaşanmaz kılıyor.

Şiir, klasik divan edebiyatındaki “hasret” ve “firak” geleneğini modern bir ruhla, çok daha çıplak ve sert bir dille buluşturuyor. Dil ağır ama yapay değil. Her kelime, gerçekten yaradan çıkmış gibi duruyor. Tekrarlanan “şimdi”ler, zamanın acımasızca aktığını ve her “şimdi”nin yeni bir yara açtığını hissettiriyor.

Sevgili Cemre , bu şiirle adeta şunu söylüyor:
En derin sürgün, sevdiğin insanın gittiği yer değil; onun yokluğunda kendine yabancılaştığın yerdir.

Nutkumuzu tutacak kadar ağır, ama aynı anda da o ağırlığı taşıyabilecek kadar estetik bir metin ortaya çıkmış. Bu, sadece bir ayrılık şiiri değil; varoluşsal bir kovuluşun destanı'dır.

Gerçekten güçlü, gerçekten derin.
Kalemine kelamına yüreğine sağlık.
☕🙏
Ebuzer Ozkan
Ebuzer Ozkan, @ebuzerozkan
4.6.2026 16:04:11
5 puan verdi
“Bir insan en çok kendi içinde sürgün olur bazen,
En uzun yol dışarıda değil, içeride başlar.
Ve bazı gidişler bir kişiyi değil, bütün bir benliği götürür.”

Yüreğinize sağlık, bu şiir güçlü bir duygusal yoğunluk taşıyor; özellikle iç konuşma formu ve uzun cümlelerle kurulan akış, metne romanik değil ama ağır bir dramatik derinlik kazandırmış. Selam ve saygılarımla.
Dosteli_
Dosteli_, @dosteli
4.6.2026 15:49:14
5 puan verdi
Seven ,sevmiş bir yürek için bir yüreğe sürgün edilmek ağır bir yük olsa gerek. Bu eylemlerin altına imza atmakta kolay değil bu acıları sindirmekte. Cemre Yaman acının da ,hüznünde resmini hep ethili çizer. Alkışlar şiire hüzün uzak olsun yüreğinden
DÜŞLER SIĞINAĞI
DÜŞLER SIĞINAĞI, @dusler-siginagi
4.6.2026 15:48:12
5 puan verdi
hangi ağacın dalına tutsam
yapraklarını döküyor bu gece
ne kadar uğraş versem
çözülmüyor bu ayrılık denen bilmece
sessizliğin de bir onuru var
kimisine göre yürek yangını
kimilerine göre ise niceden nice


tebrikler cani gönülden
muhteşem
selam eder esenlikler dilerim
Çerkez Kızı
Çerkez Kızı, @cerkezkizi
4.6.2026 15:44:08
5 puan verdi
harika emeklerinize sağlık siir yüreğiniz var olsun.
Hayalleryumağı
Hayalleryumağı, @hayalleryumagi
4.6.2026 15:41:20
5 puan verdi
tebrikler
mükemmel
selam eder esenlikler dilerim
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL