0
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
38
Okunma
Beni kendi karanlığımda rahat bırakın artık,
Aydınlık vaat eden fenerlerinizi kendinize saklayın.
Taşımaktan yorulduğum bu ruh artık darmadağınık,
Yüzünüzü benden başka tarafa döndürün mümkünse.
Son gün acımazca kıyameti koparanlar nereden bilsin ki?
Eteğimdeki taşları dökmeye hiç niyetim yok,
Anlatsam, kelimeler sığmaz ki bende ki bu lügate.
Sizin sahte dünyanızda teselliler pek çoktur,
Ama benim yerim kalmadı yaptığınız bu ticarette.
Yüreğini dipsiz bir kuyuya salmayanlar nereden bilsin ki?
Gülüşleriniz mülteci kalıyor benim gülüşlerim yanında,
Öyle üstünkörü bakmakla iyi insan olunmaz.
Yıllardır basıyorum o en hassas yerime boşu boşuna,
Canı çıkmış bir kalbe bir darbe daha ne yapabilir ki?
Ağlarken sessizce boğulmayanlar nereden bilsin ki?
Bana o çok övdüğünüz yarınlardan da bahsetmeyin,
Benim takvimim çoktan durdu o en siyah günde.
Yalancı mutluluk masallarıyla avutmayın beni,
Bi geleceğim kalmadı, her şeyim bitti dün de bugün de,
Ömrünü uçurumdan aşağı atmayanlar nereden bilsin ki?
En ağır darbeleri en yakınımdaki siperlerden yedim,
Sırtımdaki izler, en çok değer verdiklerimin eseri.
"Dosttur, can dır" diyerek kime el verdiysem,
Geriye sadece büyük bir enkaz bıraktı o günden beri.
Güvendiği dağlar üstüne yıkılmayanlar nereden bilsin ki?
Akıl vermeyi bırakın bana artık, kendi yolunuza gidin,
Sizin pusulanız benim fırtınamı kaldıracak güçte değil.
Bu hesap sorma değil, sadece edilmiş sessiz bir yemin,
Artık içimdeki o çocuk kolay kolay aldanmaz hiç birinize.
Hayata buzlu bir cam arkasından bakmayanlar nereden bilsin ki?
Şimdi dilediğiniz gibi yorumlayın bu susuşumu,
İster gurur deyin buna, ister derin bir inat.
Görmediniz, göremezsiniz bu adamın yıkılışını,
Bana dar geldi, sığamadım, bitti bu hayat.
Benim gibi parça parça dağılmayanlar nereden bilsin ki?
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.