0
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
44
Okunma
Gökler yarılınca, akıl duracak,
İlahi terazi mizan kuracak.
Kainat susacak, saat vuracak,
Aklın ötesinde bir hikmet doğar,
O dehşet anında her zerre solar.
Dağlar pamuk gibi atıldığı dem,
Tek bir sahibini haykırır alem.
Hükmünü icra eyler o ulu kalem,
Mülkün gerçek şahı belirdiği an,
Erir teslimiyetle koca bir cihan.
Yıldızlar dökülür, nizam bozulur,
Gözlerdeki fani perde çözülür.
Bütün yaratılmış saf saf dizilir,
Yedi kat göklerin sırrı faş olur,
Hak’tan gayrı olan her şey taş olur.
Kıyamet dediğin uyanış günü,
Orada anlarsın ezel, düğünü.
Terk et o yalanı, nefsin ününü,
Bütün alemler O’na boyun eğecek,
Nurun tecellisi cana değecek.
Gökler katlanınca dürülecek arş,
Korkudan titreyecek o gün her bir baş.
Durduracak her şeyi ulu bir haykırış,
Sur borusu acı acı çaldığı zaman,
Fani olan ne varsa kopacak figan.
Yıldızlar birer birer dökülür gökten,
Dağlar hallaç pamuğu gibi gider kökten.
Hesap günü gelmiştir, kaçış yok şerken,
Denizler tutuşup da yandığı o an,
Mülkün tek sahibini anlayacak can.
Gözlerdeki o perde yırtılıp gider,
Herkes bu dünyada ektiğin güder.
Ananın evladından kaçtığı keder,
Ameller dökülür o gün mizana,
Yalvarış kâr etmez artık zamana.
Güneş dürülüp de karardığı dem,
Tek bir divanda toplanır alem.
Hükmünü nihayet vurur o kalem,
Kıyamet, yalanın bittiği yerdir,
Hakk’ın adaleti, o yüce sırdır...
Ufuk Güney
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.