0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
27
Okunma
Zaman gülşeni bir devrim sancısıyla
Eş oluyor beni Tanrıyla
Kelâm ededururken sûkütla
Mahremiyeti durdurmak bilmezken
Bağışlanan her rüya artığıyla boğuşurken
Yuvasında cam kırılır tam ortasından
Sussam en tatlılığıyla acıma üşüyeceğim
Konuşsam küflenmiş bir alev burkulacak üstüme ....
Bu şehrin ışıkları matem tutarken
Beni sezgilerde tutarken bir gezgin
Etten geçip gecikmişsek yarınlara
Gecelere yıldız saydırmamızdandı belki de
yorgun ve zalim
devasa korkuyu
Ve de hüznü atarak üstümüzden
Kim bilir kaç cümle taşıyacaktı hâlim
Yolu buz tutmuşken her külün
Karanlıktan bir özgürlük meşalesi yarattım kendime
Bedbâht olsun diye kelepçeler
Dilini bilmediğim bir dünyanın boynunda dolanan
Müsveddesi faal gibiyken her failden
Yalnızlıktan belki de güvenclerim
Akşam avucumda gezinir
Sen ise kelebek gibi bir günüm de ölüm
İki kıvılcım tutuşuyoruz arza dikili anıtlarla
Durmadan maviye sarhoş olmak için
Tadilatı olmamışken hiçbir düğünün
İpek ezgisinde bir sancı
Candan papuçlarıyla eğiliyken
Balında balina sırtından emerken
Hayra yorulmuş bir sebil rüyasından uyanırken
Buseler kalbim olur çarparım yine belki...
Ölümden ve seni tanırım artık...
Sevgilisi çile olan dudağımda merhem..
Şaraplar dirsek çürütür
Günahlar kimi vaktinden eğilmiş bekler
Yaramaz ağlamalarla
Esirge ve bağışla beni
Gece vaveylayken gündüzler karabasan değil artık
Yazgımda bahar gayrı sözümden bir sûküt ile perçinlenmiş
Eksik bir figür
Beyaz ve de ekşi....
Fincanlarda pastel ile boyanmışken
Rahmine dökülen her sevgi.....
Gezgin imgeler ..
Hayra yorulmuş bir rüya gibi
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.