6
Yorum
21
Beğeni
5,0
Puan
136
Okunma

“şurda bir garip ölmüş kuşlar yasına gider”
terk edilmiş kasaba sessizliğinde
asılı buldum vakur gölgesini
harfleri solmuş tabeladan
söküp aldım
anı’n diye bıraktığı adını
ev-lad’ını ağacını kedisini yitiren
dilhun bir kadın
hıçkırıklarıyla gürültüler koparıyordu
münferit azimkâr duruşuyla
hiddeti düştü ayaklarımın dibine
“el-nakba… el-nakba”
“el-na… el…”
korktum kendimden
kendimden ve kendisini kaybeden
bu bedbaht kadının kimsesizliğinden
çürümüşlük içinde
âzameti
yerle yeksan olmuş
ins’an
siyahın kendini en çok yakıştırdığı yere
kurşun giyimli devriyeler
mezalim postallarıyla
sin’si matemler yağdırdı
münferit isyanların yetkisizliğinde
şen’qal demişti her giden
/
mutat bakışlar eşliğinde
ardlarında bıraktıkları en’kaza aldırmadan
yıkıntılar arasında topladım
kadının yalnızlığa sarılmış ganimetini
onlar aldırmadı ben aldanmadım
/
ne şen qalabildim ne de ölebildim
anladım ki
-kendi günahını eleyemeyen/başkasına sevap olamazmış…-
Cömert Yılmaz
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.