0
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
68
Okunma
Sükût-u Sevda
Sus ey gönül, sus be yüreğim!
Bilirim, bu yangın vuslatın narıdır.
Sus ki; bilmesinler beklediğini,
Bu sükût, yârin en zarif rızasıdır.
Kâh sessizce ummanlarda boğulmak,
Kâh bir hıçkırıkla kapıya dayanmak...
Sadece uzaktan, en derinden bakakalmak,
Gözü değil, özü Hakk’a bağlamak
Muradım.
Sus ey gönül! Mahzunluğun O’nu mahzun etmesin,
Sırf o üzülmesin diye, sen de kendini ezme.
Kaderine râm ol, nefsini incitme,
Üzüldüğünü duyurup, yârin kalbine sızı verme.
Sakla didelerinden süzülen o yaşı,
Derviş sabrıyla karşıla, sakın çatma kaşı.
Bırak; O’nun tecellisi gülsün sende,
O hep gülsün,
Senin sessizliğin, en büyük duan sayılsın.
Menzilin gizli,
Derdin her daim mahrem kalsın,
Kahrın da hoş olsun, lütfun da...
Sen sadece sus ey yüreğim;
Üzüldüğünü bilmesin, üzüldüğüne üzülmesin.