0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
572
Okunma
İSTANBUL AĞLADI, BEN AĞLADIM
Ben ağladım, İstanbul ağladı,
Gökkubbede hüzün, bende hüzün...
Bir şimşekle dökecek içini sema,
Ben ise sebepsiz ağlar dururum.
İstanbul ağlar, ben ağlarım,
Issız sokaklarda hüzün,
Kimi sokaklarda ise düğün...
Kalabalıklar arasında yalnızlığım,
Kim bilir, belki de benim fazlalığım.
Ağlayan İstanbul’un bulutları,
İşte bendeki gözyaşlarım...
Karmakarışık İstanbul sokakları,
Depremlere gebe benim halim.
Bir fırtına ha koptu, ha kopacak,
Bir şimşek çaksa, İstanbul ağlayacak;
Sebepsiz yaşlarım İstanbul’a karışacak.
İstanbul ağladı, ben ağladım...
Eyüp Sultan’da hüzünlü secdeler,
El açmış ben günahkârda dilenmeler...
Ruhumun derinliklerinde bir yalvarış,
Vuslat, son durağa hüzünlü varış.
Peşi sıra yakarışlar, istemeler,
Aşkın muammasıyla kıvranmalar...
Secdegâhım Sensin gözyaşlarıyla,
İstanbul ağladı, ben ağladım.
Rahmetini döken gökkubbeden ağlamalar,
"Can" derken Canan’dan gelen o ses...
Sabır, sabır, yine sabır;
Ve İstanbul ağladı, ben ağladım.
Utandım bir ara halimden,
Serdengeçti gönlüm, geçti kendinden.
İsyan olmasın ey Sevgili, Sen anlarsın halimden.
Açılsın gökkubbede güneş, artık gülsün,
Ruhundan kopan parça bende kendini görsün.
Bitsin dünyada ömür, ebedi Yâr’i görsün.
Vuslat, Yasinlerle başlasın, Yasinlerle sürsün,
İlk adımda beyaz gelinlikle yürüsün.
Burak olsun tabut, bu beden aşk ile yürüsün;
İstanbul gülsün, günahkâr Yakup gülsün.