1
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
49
Okunma

Ben Kürt olarak doğdum,
Bir kimlik değil, bir yük verdiler omzuma.
Adımı nüfusa yazdılar belki
Ama kaderimi silgiyle çizdiler.
Daha çocukken öğrendim:
Bazı insanlar doğar,
Bazıları katlanır.
Her gün öldüm.
Kurşunla değil hep,
Bazen bir bakışla,
Bazen “yok saymak” denen o sessiz infazla.
En çok da
Anlatmaya çalışıp anlatamamak öldürdü beni.
Yeniden doğdum.
Çünkü ölmek bile lükstü bize.
Toprağın altında değil,
Ayakta kalmaya zorlanarak gömdüler bizi.
Küllerimden kalktım,
Ama küller hâlâ gözlerimdeydi.
Ölümü kabullendim,
Çünkü yaşam
Her gün pazarlık istiyordu benden.
“Biraz sus, biraz eğil,
Biraz kendinden vazgeç” dediler.
Ben sustum,
Ama içimdeki çığlık
Daha da büyüdü.
Yaşama alışayım dedim…
Bir ev kurayım içimde,
Bir huzur yerleştireyim göğsüme.
Tam alışıyorken,
Bir gece daha yıkıldım.
Bir hayal daha kurşun yedi,
Bir sabah daha eksik uyandım.
Ben her seferinde
Bir parçamı toprağa bıraktım.
Ama toprağın bile
Beni tanıdığına emin değilim.
Çünkü bu coğrafyada
Toprak bile yorgun,
İnsan olmak daha da ağır.
İçimde mezarlıklar var,
Taşsız, isimsiz.
Her mezarda bir dil,
Her mezarda bir çocuk,
Her mezarda yarım kalmış bir “keşke”.
Beni güçlü sanıyorlar.
Bilmezler…
Güç dediğin şey
Çaresizlikle yapılan bir anlaşma.
Ağlamamayı öğrendim,
Çünkü ağlayınca da
Kimse gelmedi.
Ben çok öldüm.
Ama bir türlü
Tam rahat edemedim.
Çünkü yaşamak zorunda bırakılanlar
Asla huzurla ölmez.
Eğer bu dizeleri okuyan
Bir an durduysa,
Kalbi sıkıştıysa,
Bir boşluğa düştüyse…
Bil ki bu şiir
Sana yol göstermek için yazılmadı.
Bu şiir
Çıkışsızlığı tanıman için yazıldı.
Çünkü bazen
İnsan düşünür,
Düşünür…
Ve hiçbir kapı bulamaz.
İşte ben
O kapısız yerden yazıyorum.
5.0
100% (2)