2
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
140
Okunma

Ey sen, taşlara kazınmış eski bir isim
rüzgârın bile unuttuğu dilinde hâlâ
anneannenin ninnisi, dedenin son tespihi
ve bir avuç toprak ki içinde bütün sevdiklerin uyur
Geçmiş, öyle bir ağırlıktır ki
omuzlara değil, göğsün tam ortasına oturur
nefes alırken çıtırtısını duyarsın
kırık bir plak gibi döner durur içinde
Ama bak, o kırık plak hâlâ çalıyor
iğne çizse de, takılsa da aynı nakarata
“Biz vardık” diyor, “kanla, aşkla, ekmekle vardık”
ve bir gün ateş olsa da küllerimiz bile dik duracak
Ey sen, geçmişi sırtında taşıyan
biliyorum bazen yoruldun, bazen lanet okudun
ama bırakma o yükü yere
çünkü o yük aynı zamanda kanadın
Düşenin kalktığı yerden başlar tarih
ve sen hâlâ kalkıyorsun
her sabah aynı yarayla, aynı inatla
gözlerinle “devam” diyorsun dünyaya
Selam olsun sana
eski aşkların, eski yaraların, eski toprağın torunu
sen ki geçmişin küllerinde doğmuşsun
ve hâlâ içindeki o eski ateşle yanıyorsun.
Yüreğin dağ gibi dursun.
Geçmiş aşağıda kalsın demeyiz artık
geçmiş içimizde, damarlarımızda, göğsümüzde
ve en önemlisi:
hâlâ bizi ileri taşıyor.
5.0
100% (7)