0
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
42
Okunma

Heybemdeki tek şiir sensin,
geriye kalan bütün kelimeler
ya yarım kalmış bir tren garı
ya da vakitsiz susmuş bir şehir şimdi.
Ben seni biraz
gece vardiyasından çıkan işçilerin yorgunluğuna benzettim,
biraz da yağmurdan sonra sigarasını yakan adamlara…
Hani herkesin içinde sakladığı
ama kimseye anlatamadığı bir memleket olur ya,
işte sen tam orasıydın.
Omzuma düşen hayatın yükünü
bir tek senin gülüşün hafifletiyordu.
Çünkü bazı kadınlar
çayı demli, türküyü kederli yapar;
bazılarıysa adamın içindeki bütün sokak lambalarını yakar.
Sen ikisini de yaptın.
Şimdi heybemde senden başka ne varsa
eksik, kırık, biraz küskün…
Bir tek seni sakladım
çocukluğumdan kalan ceviz sandığının dibinde gibi.
Çünkü insan
herkesi unutuyor da
kendine iyi gelen bir sesi unutamıyor.
Ve bilirsin,
aşk dediğin şey bazen büyük cümleler istemez;
bir otobüs camında buğulanan isim,
gece yarısı çalan eski bir şarkı,
yahut cebinde unutulmuş bir mendil kadar sessizdir.
Ama yine de
heybemdeki tek şiir sensin…
Ben hangi dizeye dokunsam
parmaklarım sana bulaşıyor.
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.