1
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
84
Okunma
Kapı bir komşularımız
Onları yaklaşık iki yıldır falan tanıyoruz
Suriyeliler
Beykoz’dan Sancaktepe’ ye taşınmak zorunda kalmışlar
çünkü oturdukları ev tamamen küfe bulanmış
bir de kedileri var sapsarı uzun tüylü
adı Karamel
kızları Ulâ Karamel’e çok düşkün
Karamel durmadı sokak istedi bırakmak zorunda kaldılar
apartmanın kapısını açık bulunca yukarı fırlar
miyav miyav bekler kapılarında açana dek susmaz
bir kere bizim eve daldı
Siyah’ın mamasından yedi
evin bütün odalarını dolaştı hiç yabancılık çekmeden
biliyordu galiba o da gurbete uyum sağlamaya mecbur olunduğunu
Dönmek istiyorlar dönmeleri kolay değil
hâlâ ülkeleri savaş kokuyor
evleri işyerleri hiç bir şeyleri kalmamış hepsi tarumar olmuş
anne yürürken biraz zahmet çekiyor abi hasta
baba döşemeci yanında çalışıyor aslında birinci sınıf usta
ölesiye çalışıyor
Bir de on altı yaşında kız kardeşi var, okula bile gidememiş sekiz yıl olmuş
anne ile kız kardeş Türkçe bilmiyorlar
en iyi konuşabilen Ulâ, çok naif yumuşak ses tonu ile terbiyeli nazik
en ufacık hissedilmiyor varlıkları, öylesine sessizce yaşıyorlar
Ulâ ailesinin sorumluluğunu üzerinde hissediyor çalışıp aileye destek oluyor
meleksi bir kız, saflığın temizliğin resme bürünmüş hali
Ramazanda bir tabak yemek verdiler, dediler Suriye yemek
bayramda bir kutu gül gibi kıvrık şerbetli tatlı ikramı, diyorlar Suriye tatlı
Gelelim ev sahibine
önceki oturan kadının teyzesidir, tadilat yapacağım deyip çıkartmıştı
ben oturacağım diyerek
onlar Zonguldak’a köylerine taşındılar
zaten depremden çok korkuyorlardı aile bir odanın içinde yaşıyordu
onlar gider gitmez ev sahibi Suriyeli komşularımıza evi kiraladı
bir yıl sonra kirayı iki katına çıkardı, şimdi de yirmi bin istiyormuş
eve ben oturacağım diyormuş
baktı ödeyemeyecekler, ikinci yalanını söylüyormuş
Ulâcık diyor ki ev arıyorum, bir ev buldum ancak Suriyeli istemiyormuş
siz bizi tanıyor, arayıp der misiniz, tabii tabii ararız dedik eşim aradı
telefona çıkan kadın sesi, aman ne kibar ne hoş bir ses
buyurun evet evet gelin bakın diyor
bizim komşumuz, çok iyiler evi tutmak istiyorlar gelelim bakalım mı
Suriyeliler der demez
o tatlı latif kadın gidiyor, yerine masallardaki kötü cadı geliyor
hayır hayır Suriyeli’ye olmaz, zaten ben temizlikçiyim evde yoklar diyor
yalan yalan üstüne, acele acele daha önce Suriyelilerle davalık olundu
iyi günler iyi günler deyip sertçe bir ses tonu ile telefonu kapatıyor
Ulâ üzgün biz üzgün
elimizden bir şey gelse keşke diyoruz ama laf olsun diye değil
Allah razı olsun diyor, senden de canım senden de...
Bütün Suriyeliler aynı mı, hayır
bizim ülkemizdekiler aynı mı, herkes iyi mi merhametli mi
tavanları duvarları küf bağlamış bakımsız eve yirmi bin
Suriyeli mi hayır olmaz
biliyor musunuz, bunlar tek tek kaydediliyor , yarın Mahkeme-i Kübra’da
alacaklar haklarını onların her birinden
bu dünya hepimizin
zaten kiracılık sistemi baştan başa yanlış bir sistem
biz de yirmi yıldan fazla kiracıydık, düşünecek olursak, kim kiracı değil ki
anlayamıyorlar, fikri sabit bataklığında boğuluyorlar
kendilerinden başkalarını düşünmüyorlar ve acımıyorlar
merhameti bir dizi film ismi olmaktan ibaret sanıyorlar
Belki bencilce ama kendi adıma söyleyeyim, gitmelerini istemem
çünkü tepeden tırnağa Allah sevgisini hissettiren aile
şükreden, elhamdülillah diyen, selamün aleyküm diye selam veren
O kadar iyiler ki diye başlayan milyonlarca cümle kurabilirim
hiçbir etkisi olmaz, ön yargılı insanlar ikna olmazlar
ne empati yapabilirler ne şefkat duyarlar ne de anlamaya çalışırlar bunlar
Ulâ ve ailesi melekler ailesi sessizce hayata tutunmaya çabalayan bu insanlar
ne yapsınlar, meramlarını kime nasıl anlatsınlar
kazandıkları kirayı karşılamıyorken ne yiyip içsinler, nasıl geçinsinler
kim isterdi vatanından ayrılmayı
yok mu bizim ülkemizde Bulgaristan’dan Yunanistan’dan Gürcistan’dan
Bosna Hersek’ten göç eden, nedir bu insanı dışlayan taşa dönüşmüş insanlık
böyle bir zihniyetten utanıyor olmalı gökyüzünde uçan martı denizde yüzen balık...
Gülhan Çeliktaş
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.