Kendine güvenmeyenin en iyi taktiği, susmaktır. LA ROCHEFOUCAUL [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM



Kitap Ara:
Kitap Kişi
Erguvan Yayınevi

Erguvan Yayınevi

• Erguvan Yayınevi Kitapları | • Erguvan Yayınevi İletişim Bilgileri | • Erguvan Yayınevi Hakkında Bilgi
Sitemizde Erguvan Yayınevi isimli yayınevine ait Toplam 36 kitap bulunuyor.
2001 yılında 1990’lı yılların en büyük ve itibarlı kitap dağıtımcısı olan BİRLEŞİK DAĞITIM’ın faaliyetine son vererek kitap/yayın dünyasından çekilmesinden sonra, benim için de en amansız, en sıkıntılı günler başlamış oldu. 1993 Şubat’ından beri itibarımla, becerilerimle, tecrübelerimle ve yayın dünyasındaki dostlarımın esirgemedikleri yardımlarıyla geliştirip büyüttüğümüz firmamız, müessesemiz 7.8 şiddetinde bir zelzeleyle berhava oluvermişti. Yayın dünyasının – o günlerde – en büyük Kitap Dağıtım firması çöküp gitmişti. Artık işsizdim ve Cağaloğlu adeta benim varlığıma tahammül edemez bir tavır sergiliyordu. Sanki ben Cağaloğlu’nda nefes almasam o çok daha rahat edecek, mutlu olacakmış gibiydi. Ne var ki, ben de hep yayın dünyası içinde yaşamış, hayat iksirimi hep bu efsunlu dünyada içmiştim. Bir kere kokladığım mürekkep kokusu damarlarımdaki oksijenim haline gelmişti. Başka sektörlerde ekmeğimi kazanmak, çoluk çocuğumun rızklarını temin etmek gayretim de hüsranla ve beni çok daha derinden sarsan, inciten şok bir acı gerçekle neticelenmişti. Artık yapmam gereken tek iş, yine içinde büyüdüğüm, gönlümde büyüttüğüm dünyaya, onca yıl sonra elde ettiğim birikimlerimle, becerimle, bilgimle yeniden ama farklı bir biçimde “merhaba” demekti. Kitap Dağıtımcılığından Kitap Yayıncılığına tutunmaktı, orada rızk aramaktı; böylece yok olmadığımı, yaşama azmimin bitmediğini, tükenmediğimi, yayın dünyasına söyleyecek daha çok sözümün olduğunu, yayın dünyasına olan borcumun da hala bitmediğini, bitirilemediğimi haykırmam gerekiyordu. Benden uzaklaşarak beni adeta sessizce cezalandırma yöntemini seçen yayın dünyasının ekâbiranına karşı müstağni olduğumu, sermayesiz de olsa, parasız pulsuz da olsa, çalışıp-çırpınarak ama onurlu bir savaşla varlığımı devam ettireceğimi, boynu bükük mazlumluğu oynamadan, her zaman ki vakarımla, tevazuumla alnı ak-başı dik bir vaziyette ayakta olduğumu göstermeliydim. İşte bu amaç ve şevkle yayınevimi kurdum: Tarih, 16.Ekim.2002 idi. Yayınevimin adı da, taa çocukluğumdan beri hasretini çektiğim, içinde yaşarken bile özlemiyle yanıp tutuştuğum İSTANBUL’dan mülhem olmalıydı. Ne var ki, İstanbul’u çağrıştıran her güzelliğe adeta ambargo konmuştu. Burada imdadıma yıllar boyu dostluğundan gurur duyduğum, dostluğuyla huzur bulduğum güzel insan, örnek Müslüman, Diğergamlığın timsali Hüsnü KILIÇ kardeşim imdadıma yetişti ve bana “Yayınevinin adını ERGUVAN koyalım. Çok yakışır, sana da çok yaraşır.”dedi. O an o kadar heyecanlandım ki, tarif edemem. Bunu nasıl akledemediğime hâlâ daha esef ederim, çünkü her Mayıs ayında ben Boğaz’da o güzelim ERGUVAN’ları seyretmek için boğaz gezisine çıkar, o betimsiz mor çiçekli ağaçlar arasında upuzun hülyalara dalar giderdim. Birçok yakınıma, dostuma, arkadaşıma ERGUVAN’lardan bahsederdim, bahsetmişimdir. İşte o gün bu güzel teklif ve hatırlatma ile birlikte Yayınevimin adı ERGUVAN oldu ve hali hazırdaki bu müthiş güzel, gayet sanatkârane Erguvan logosunu da YILDIZ hanım çizip bana armağan etti. Elleri, zihni, kabiliyeti, zevki dert görmesin; sonsuza dek güzellikler üretsin İnşâAllah. Hemen o dar vakitte Hüsnü Bey kardeşimden ödünç olarak aldığım -(o vakitler henüz TL. den altı sıfır atılmamıştı)-200.000.000.-(iki yüz milyon) lira ile kuruluş işlemlerini başlattım ve 16.Ekim.2002 günü de ERGUVAN YAYINEVİ’m “ERGUVAN İletişim Hizmetleri” serlevhasıyla hayata atılmış oldu. O günlerde her nedense ERGUVAN YAYINEVİ olarak bu ismi almamız maalesef mümkün olmamıştı. Aradan 495 gün sonra yayınevimin adını “Erguvan İletişim Hizmetleri YAYINEVİ VE DAĞITIM “ şeklinde tescil ettirdim. Allah bağışlasın iki güzel oğlum var. Her ikisi de Üniversite Kamu Yönetimi mezunu. SERNUR, Yüksek Lisans yaptı, doktora için hazırlanıyor. TARIK ise Kamu Yönetiminden mezuniyetini belgelemeye çalışıyor. Çocuklarımın kitaplarla dostlukları kıskanılacak derecede iyi. Yayıncılığa karar verirken elbette ki çocuklarımın konumları, idealleri, amaçları da etkili oldu. İstiyorum ki, ERGUVAN YAYINEVİ yıllar yıllar boyu nesilden nesile tevarüs eden binlerce cilt yayına imza atmış, Türkiyemizin, İslâm Ümmetinin, İnsanlığın kültürüne, tarihine, hayatına, ideallerine katkı sağlamış bir kültür elçisi olsun. İşte bir-iki cümlede özetlediğim bu amaçlar doğrultusunda yayına başladı ERGUVAN YAYINEVİ. “Besmele”yle Rabbimizden her şeyin güzelini, hayırlısını, faydalısını dileyerek yayınımıza, Yüce Rabbimizin buyruğu olan Kur’an-ı Kerim’in; saygıdeğer Mustafa HİZMETLİ tarafından hazırlanmış olan Yüce Meali ile başlangıç yaptık. Çok da bereketini, ikramını, faidesini gördük. Prestij, itibar ve takdir kazandık. İkinci eserimiz ise kadim aile dostum, güzel ve çok fedakar, aydınlık ufku olan yürekli insan Prof. Dr. Muhammed Nur DOĞAN’ın hazırladığı harukülâde güzel bir çalışma olan, yine Hüsnü Bey kardeşim ve güzel sanatkar Yıldız Hanımın büyüleyici estetik zevklerini ve heyecanlarını taşıyan NÜANS AJANS imzasını taşıyan muhteşem FATİH DİVANI ve ŞERHİ oldu. Bu yaptığımız hayırlı başlangıçla,”bundan böyle biz Allah’ın izni keremiyle insanlık âleminin İslâmla tanışması, insanlığın Allah’ın adâletiyle huzur, mutluluk içinde şeref ve haysiyetiyle yaşayabilmesine yardımcı olacak şekilde her türlü dini, edebi, ilmi, tarihi, coğrafi, felsefi, kültürel eseri yayınlamak, insanlık ailesine katkıda bulunmak istiyoruz. Hedefimiz, insanlık şeref ve haysiyetini incitecek hiçbir yayına imza atmamıza imkan vermeyecek bir yayın politikasıdır: İNŞÂALLAH! diyoruz. İşte bu inanç, anlayış ve cehdle kitaplarımızı yayınlamaya devam edeceğiz!” sözünü veriyoruz. “Biz, yaşadığımız toplumun, değerlerinin ve insanlığın geçmişi, geleceği ve bugünü üzerine kafa yoranların; insanlığı var kılan tarihini, coğrafyasını, yaşadıkları mekanı, kültürlerini, dinlerini, dillerini, edebiyatlarını, sanatlarını etraflıca, içtenlikle ve bütünüyle bilenlerin; söyleyecek sözü, yüreğinde taşıdığı ıstırabı, yarınlara ait endişesi, tasası olanların sığınağı olmayı hedefledik. Yayınevimiz toplumumuzun, İslam Ümmetinin ve insanlığın karşı karşıya kalabileceği fikri tehlikeleri sezebilen, insanlık ailesinin doğru imanını durağanlaştırıp yok etmeye çalışan eskimiş zihniyetleri fark edebilen ufku geniş, zihni aydınlık aydınlarımızın, bilge zatlarımızın bipervâ konaklayacakları bir mekan olacak. Burada din ve devlet adına “TABU”lara asla hayat hakkı tanınmayacak. “Egemenlerin” değil, “FİKRİ HÜR,VİCDANI HÜR” olanların ‘egemenliği’ söz konusu olacak. Pop yayınların, çok satanların değil, değer katan yayınların sığınacağı sakin liman olacak ERGUVAN. Erguvan Yayınevi, aynen efsunkâr ve hülyalı çiçeklerinin güzelliği gibi şairlerimizin,edebiyatçılarımızın,ozanlarımızın da güzelliklerini sergileyip gür bir seda ile haykırabildikleri özgürlük mekanı haline gelecektir. Erguvan Yayınevi,insanlık âleminde kötü giden gidişata karşılık toplumu sarsacak söylemi olanların, yok olmaya karşıvar olma sinerjsii üretebileceklerin arenası olacaktır. Erguvan, küfrün, inkarın, zulmün, haksızlığın her türlüsüne karşı koyuşun simgesi, kaynağı, cevheri olacaktır.” Bizi takip edenlere, okuyucularımıza,dostlarımıza,sevenlerimize insanlığa karşı bu şekilde özetlediğimiz ideal ve gayelerimizin senedini imzalıyor ve Allah’ın boyasıyla boyayıp, mührüyle mühürlüyoruz. Allah bize kimsenin hakkını yemeyi, kimsenin de hakkımızı gasbedip yemesini nasip etmesin!..Allah’ın izniyle bu yayınevinden parayı,maddiyatı önceleyen,maddi menfaatler için küçülen,kirli işlere alet olan,biraz daha fazla kazanmak uğruna yüce değerlerimizi ayaklar altına alan kitapların yayınlandığını hiç kimse göremeyecek, bugünden yarına bu yayınevinde çalışan hiçbir kimse de buna cesaret edemeyecektir, İnşâAllah! Seviyeli, mazbut, tutarlı, gerekirse radikal, ama hep Hakk’tan yana bir yayın çizgimiz olacaktır. Bu çizgiden sapma gösterdiğimiz an dostlarımızın uyarılarını beklediğimizi şimdiden bildirmek isteriz. Bu hususta Hz. Ömer’in razı olduğuna biz de rıza göstereceğiz. 1976 yılında; kendisinden çok şeyler öğrendiğim; doğru, tahrif edilmemiş tarihi, doğru okumayı (yeniden) bana sevdiren, İstanbul’un yağmalanmış, yok edilmiş İslâm damgalı tarihini öğreten, tanıtan, İstanbul’u yeniden ve daha şuurluca sevmeme vesile olan, güzel İslâm yazısını (Kur’an mührüyle, lisanıyla taçlanmış Osmanlı Türkçesini) bilmenin ve sevmenin zevk ve şerefinin şuurunu beynime adeta zerk eden, muhterem Kadir MISIROĞLU ağabeyimle, Almanya dönüşü Vilâyet Han’da SEBİL GAZETESİ’yle birlikte başlayan ikinci İstanbul maceram ve çalışma hayatım, 2004’te ERGUVAN YAYINEVİ ile anlam kazandı.(- İstanbul’da başlayan birinci çalışma hayatım 1970–71 yıllarında Bizim ANADOLU GAZETESİ’nde rahmetli M.Emin ALPKAN ağabeyin yanında başlamıştı-). 15.Şubat.2007’den itibaren de meftunu olduğum boğaza nazır olan, CAĞALOĞLU’nda Ankara Cad. Ünal Han’ın 5 inci katındaki ERGUVAN YAYINEVİ’nin nezih ve nazenin bürosunda, ERGUVAN’ımızın köklerinin uçsuz bucaksızlaşmasıyla, dal-budak salması amacıyla (bendeniz Mekki YASSIKAYA) sevgili dostum ve can/mal ortağım Abdülaziz BİÇKİOĞLU ile birlikte, ideallerimizi gerçekleştirebilmek ve helâl kazançlarımızla ailemizin geçimini temin edebilmek için çabalıyoruz. Bir var olma, boyun eğmeme, sağlam omurgalı dik durma mücadelesi vermeye çalışıyoruz.
Son Yayınlanan Kitapları
Arif Toprak

Erguvan Yayınevi

Gözlerinden dökülüp, yanaklarında soluklanan ve aşağılara doğru nazlana nazlana yol alan, en sonunda da o iki şaheser çukurda yani gamzelerinde biriken gözyaşlarında boğulmuştum o otel odasında. Gözlerindeki sağanağı gördükten sonra gözlerimi sana adamaya karar vermiştim ve kendimi. Ne kadar acı versem kendime o kadar mutlu oluyordum. Ellerimi duvarlara vurup kanatmak, koparmak istiyordum bedeni..»»
Mehmet Ballı

Erguvan Yayınevi

Her Yazar, kendi ruhunun, kişiliğinin rengine, yönelişlerine göre bir yapı oluşturmak için kelimelerle bir yolculuğa çıkar. Uzun ve meşakkatli bir kelime yolculuğu... Bu yolculukta, sözcükler yazarın biricik malzemesidir. Onlarla yatar, onlarla kalkar, onlarla halleşir yazar dediğin “Kitap tek ölümsüzlüktür” der, bir bilge. Hakikaten de kitaplar zekânın çocuklarıdır. Kitapları iki gruba ayırmak ..»»
Hikmet Kızıl

Erguvan Yayınevi

Kristalize olmuş düşüncelerden, damıtılmış duygulardan, ağıta dönüşmüş kelimelerden oluşan bir kitap kaleme almış şair Hikmet Kızıl Kitabın hem duygu, hem düşünce yüklü sayfaları arasında ilerlerken gah kendinizi bir kahraman gibi hissediyorsunuz, gah bir düşünür.. Kimi zaman gözyaşına boğulup kalıyorsunuz, kimi zaman da hayatın acımasız yüzü ile karşılaşıp hazan mevsiminde soluğu alıyorsunuz. »»
Tekin Akgeyik

Erguvan Yayınevi

Enformel yapı, Türkiye'de ekonominin ve istihdamın çok önemli bir özelliğidir. Özellikle İstanbul gibi metropol alanlarda, kentsel işgücü içinde enformel istihdam oranı yüksektir ve bu sökterde esas itibariyle üretim hiçbir mali ve sosyal güvenlik yasalarına tabi değildir. Bu açıdan ülkemizde enformel sektör, bir yaşam kaygısı ile kentsel alanlara akın dene insanların, işsizliğe ve düşük gel..»»
Will Durant

Erguvan Yayınevi

"Medeniyet öncesi adam, medeniyetin form ve temellerini yarattı. İlkel kültür dünyasındaki bu kısa gezintimizde geriye bakınca, yazı ve devlet dışında, medeniyetin her unsurunu görüyoruz. Ekonomik hayatın bütün tarzları orada icat edildi: Avcılık ve balıkçılık, çobanlık ve ziraat, taşıt ve inşaat, sanayi, ticaret ve maliye. Siyasi hayatın bütün basit yolları organize edildi: Klan, aile, köy topl..»»
Ofra Bengio

Erguvan Yayınevi

"Kavissiz dümdüz bir yolda ilerleyebilecek hiçbir yeni ve cüretkar fikir yoktur" Bir İsrailli yetkilinin Türkiye-İsrail ilişkilerini tanımlamak için kullandığı yukarıdaki cümle Türkiye ve İsrail arasındaki ilişkilerin nasıl bir yapıya sahip olduğuna dönük iyi bir özettir. Ortadoğu'nun en çok merak edilen ve üstünde birçok spekülasyon yapılan bölge içi ilişkisi olan Türkiye İsrail ilişkile..»»
Ozan Ahmet Poyrazoğlu

Erguvan Yayınevi

Ozan Ahmet Poyrazoğlu Ercişli Aşık Emrah ile Selbi Han, Derdiyar ile Gül Handan, Köroğlu, Necib Bey, Yaralı Mahmut gibi hikayeleri unutulmuşluktan kurtarmıştır. (Arka Kapak) »»
Mustafa Öztürkçü

Erguvan Yayınevi

"Sahabe" dediğimizde nurani ve güzeide zatların keyfiyetini Efendimiz (s.a.v.) şöyle ifade buyurmuşlardır: "Ashabım yıldızlar gibidir hangisinin arkasından giderseniz gidin hidayeti bulursunuz." Varisi Nebi mazhariyetiyle taltif buyurulan, son devrin en büyük alimi ve müceddidi Bediüzzaman Hazretleri eserleri Risale-i Nur'da, eşi ve benzeri bulunmayan bu nurani şahsiyetlerin mahiyet, konum..»»
Mehmet Sılay

Erguvan Yayınevi

"...Nasip olursa Nisan ayı içinde İspanya'ya giderek Elhamra harabesini görmek istiyorum. Zannederim çok iyi bir şey olacak. Meşhudatımı yazar, bir manzume vücuda getiririm. Bir Müslüman şairi için o havaliyi, o asarı ziyaret etmemek doğru değil. Mamafih bu niyetimden kimseyi haberdar etme, anlıyor musun?... Hayırlısıyla bu seyahat tahakkuk eder, sonra ihtisasatımı nazma da muvaffak olursam çok ..»»
Faik Öcal

Erguvan Yayınevi

Aforizmalar, kimi yerde ustura ağzı dokunuşlar kimi yerde gül teni dokunuşlar bırakıyor belleğin çarmıhında. Her insan kendi çarmıhını taşıyorsa sırtında... Büyük bir haz alırken, yitik ne varsa onu belki de uyandıracaksınız yüreğinizde, sorgulayan bir düş gibi dolaşan imge yüklü sözcükleri okurken Aziz ve Aciz Emanetçi'de... (Önsözden) »»
Aişe Abdurrahman

Erguvan Yayınevi

Anneciğim Amine! Senin aziz evladın, "Cennet annelerin ayakları altındadır" derken, ezelden ebede bütün zamanların şeref ve onuru olan "mukaddes annelik tacı"nı sana giydirmekteydi. Evladının kalbini, kabına sığmayan nasıl bir bilinç ve idrak doldurdu ki, insanların içerisinden ihsan, ikram ve hürmete en layık olanın kim olduğunu soran kimseye; "Öncelikle annen... Sonra yine annen... Sonra..»»
Cemali Ünaldı Hasannebioğlu

Erguvan Yayınevi

Adın, Aşkla 1. Güneşin çocukları ağartırken sırtını dağların geceyi kanırtıp öpüşlerle süsle kalbimi ki senden başka kim, nasıl güpegündüz kılabilir geceyi? ölürken bile hayatı koklar güz yaprakları sen söyledin diye hep aşka dair vurgun gövdelerini seğirte seğirte meydanlarda ve cehri adını kişneyecek kalbimin küheylanları (Kitaptan) »»
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.