Para, gübre gibi etrafa yayılmazsa işe yaramaz. BACO [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM



Kitap Ara:
Kitap Kişi
Erguvan Yayınevi

Erguvan Yayınevi

• Erguvan Yayınevi Kitapları | • Erguvan Yayınevi İletişim Bilgileri | • Erguvan Yayınevi Hakkında Bilgi
Sitemizde Erguvan Yayınevi isimli yayınevine ait Toplam 91 kitap bulunuyor.
2001 yılında 1990’lı yılların en büyük ve itibarlı kitap dağıtımcısı olan BİRLEŞİK DAĞITIM’ın faaliyetine son vererek kitap/yayın dünyasından çekilmesinden sonra, benim için de en amansız, en sıkıntılı günler başlamış oldu. 1993 Şubat’ından beri itibarımla, becerilerimle, tecrübelerimle ve yayın dünyasındaki dostlarımın esirgemedikleri yardımlarıyla geliştirip büyüttüğümüz firmamız, müessesemiz 7.8 şiddetinde bir zelzeleyle berhava oluvermişti. Yayın dünyasının – o günlerde – en büyük Kitap Dağıtım firması çöküp gitmişti. Artık işsizdim ve Cağaloğlu adeta benim varlığıma tahammül edemez bir tavır sergiliyordu. Sanki ben Cağaloğlu’nda nefes almasam o çok daha rahat edecek, mutlu olacakmış gibiydi. Ne var ki, ben de hep yayın dünyası içinde yaşamış, hayat iksirimi hep bu efsunlu dünyada içmiştim. Bir kere kokladığım mürekkep kokusu damarlarımdaki oksijenim haline gelmişti. Başka sektörlerde ekmeğimi kazanmak, çoluk çocuğumun rızklarını temin etmek gayretim de hüsranla ve beni çok daha derinden sarsan, inciten şok bir acı gerçekle neticelenmişti. Artık yapmam gereken tek iş, yine içinde büyüdüğüm, gönlümde büyüttüğüm dünyaya, onca yıl sonra elde ettiğim birikimlerimle, becerimle, bilgimle yeniden ama farklı bir biçimde “merhaba” demekti. Kitap Dağıtımcılığından Kitap Yayıncılığına tutunmaktı, orada rızk aramaktı; böylece yok olmadığımı, yaşama azmimin bitmediğini, tükenmediğimi, yayın dünyasına söyleyecek daha çok sözümün olduğunu, yayın dünyasına olan borcumun da hala bitmediğini, bitirilemediğimi haykırmam gerekiyordu. Benden uzaklaşarak beni adeta sessizce cezalandırma yöntemini seçen yayın dünyasının ekâbiranına karşı müstağni olduğumu, sermayesiz de olsa, parasız pulsuz da olsa, çalışıp-çırpınarak ama onurlu bir savaşla varlığımı devam ettireceğimi, boynu bükük mazlumluğu oynamadan, her zaman ki vakarımla, tevazuumla alnı ak-başı dik bir vaziyette ayakta olduğumu göstermeliydim. İşte bu amaç ve şevkle yayınevimi kurdum: Tarih, 16.Ekim.2002 idi. Yayınevimin adı da, taa çocukluğumdan beri hasretini çektiğim, içinde yaşarken bile özlemiyle yanıp tutuştuğum İSTANBUL’dan mülhem olmalıydı. Ne var ki, İstanbul’u çağrıştıran her güzelliğe adeta ambargo konmuştu. Burada imdadıma yıllar boyu dostluğundan gurur duyduğum, dostluğuyla huzur bulduğum güzel insan, örnek Müslüman, Diğergamlığın timsali Hüsnü KILIÇ kardeşim imdadıma yetişti ve bana “Yayınevinin adını ERGUVAN koyalım. Çok yakışır, sana da çok yaraşır.”dedi. O an o kadar heyecanlandım ki, tarif edemem. Bunu nasıl akledemediğime hâlâ daha esef ederim, çünkü her Mayıs ayında ben Boğaz’da o güzelim ERGUVAN’ları seyretmek için boğaz gezisine çıkar, o betimsiz mor çiçekli ağaçlar arasında upuzun hülyalara dalar giderdim. Birçok yakınıma, dostuma, arkadaşıma ERGUVAN’lardan bahsederdim, bahsetmişimdir. İşte o gün bu güzel teklif ve hatırlatma ile birlikte Yayınevimin adı ERGUVAN oldu ve hali hazırdaki bu müthiş güzel, gayet sanatkârane Erguvan logosunu da YILDIZ hanım çizip bana armağan etti. Elleri, zihni, kabiliyeti, zevki dert görmesin; sonsuza dek güzellikler üretsin İnşâAllah. Hemen o dar vakitte Hüsnü Bey kardeşimden ödünç olarak aldığım -(o vakitler henüz TL. den altı sıfır atılmamıştı)-200.000.000.-(iki yüz milyon) lira ile kuruluş işlemlerini başlattım ve 16.Ekim.2002 günü de ERGUVAN YAYINEVİ’m “ERGUVAN İletişim Hizmetleri” serlevhasıyla hayata atılmış oldu. O günlerde her nedense ERGUVAN YAYINEVİ olarak bu ismi almamız maalesef mümkün olmamıştı. Aradan 495 gün sonra yayınevimin adını “Erguvan İletişim Hizmetleri YAYINEVİ VE DAĞITIM “ şeklinde tescil ettirdim. Allah bağışlasın iki güzel oğlum var. Her ikisi de Üniversite Kamu Yönetimi mezunu. SERNUR, Yüksek Lisans yaptı, doktora için hazırlanıyor. TARIK ise Kamu Yönetiminden mezuniyetini belgelemeye çalışıyor. Çocuklarımın kitaplarla dostlukları kıskanılacak derecede iyi. Yayıncılığa karar verirken elbette ki çocuklarımın konumları, idealleri, amaçları da etkili oldu. İstiyorum ki, ERGUVAN YAYINEVİ yıllar yıllar boyu nesilden nesile tevarüs eden binlerce cilt yayına imza atmış, Türkiyemizin, İslâm Ümmetinin, İnsanlığın kültürüne, tarihine, hayatına, ideallerine katkı sağlamış bir kültür elçisi olsun. İşte bir-iki cümlede özetlediğim bu amaçlar doğrultusunda yayına başladı ERGUVAN YAYINEVİ. “Besmele”yle Rabbimizden her şeyin güzelini, hayırlısını, faydalısını dileyerek yayınımıza, Yüce Rabbimizin buyruğu olan Kur’an-ı Kerim’in; saygıdeğer Mustafa HİZMETLİ tarafından hazırlanmış olan Yüce Meali ile başlangıç yaptık. Çok da bereketini, ikramını, faidesini gördük. Prestij, itibar ve takdir kazandık. İkinci eserimiz ise kadim aile dostum, güzel ve çok fedakar, aydınlık ufku olan yürekli insan Prof. Dr. Muhammed Nur DOĞAN’ın hazırladığı harukülâde güzel bir çalışma olan, yine Hüsnü Bey kardeşim ve güzel sanatkar Yıldız Hanımın büyüleyici estetik zevklerini ve heyecanlarını taşıyan NÜANS AJANS imzasını taşıyan muhteşem FATİH DİVANI ve ŞERHİ oldu. Bu yaptığımız hayırlı başlangıçla,”bundan böyle biz Allah’ın izni keremiyle insanlık âleminin İslâmla tanışması, insanlığın Allah’ın adâletiyle huzur, mutluluk içinde şeref ve haysiyetiyle yaşayabilmesine yardımcı olacak şekilde her türlü dini, edebi, ilmi, tarihi, coğrafi, felsefi, kültürel eseri yayınlamak, insanlık ailesine katkıda bulunmak istiyoruz. Hedefimiz, insanlık şeref ve haysiyetini incitecek hiçbir yayına imza atmamıza imkan vermeyecek bir yayın politikasıdır: İNŞÂALLAH! diyoruz. İşte bu inanç, anlayış ve cehdle kitaplarımızı yayınlamaya devam edeceğiz!” sözünü veriyoruz. “Biz, yaşadığımız toplumun, değerlerinin ve insanlığın geçmişi, geleceği ve bugünü üzerine kafa yoranların; insanlığı var kılan tarihini, coğrafyasını, yaşadıkları mekanı, kültürlerini, dinlerini, dillerini, edebiyatlarını, sanatlarını etraflıca, içtenlikle ve bütünüyle bilenlerin; söyleyecek sözü, yüreğinde taşıdığı ıstırabı, yarınlara ait endişesi, tasası olanların sığınağı olmayı hedefledik. Yayınevimiz toplumumuzun, İslam Ümmetinin ve insanlığın karşı karşıya kalabileceği fikri tehlikeleri sezebilen, insanlık ailesinin doğru imanını durağanlaştırıp yok etmeye çalışan eskimiş zihniyetleri fark edebilen ufku geniş, zihni aydınlık aydınlarımızın, bilge zatlarımızın bipervâ konaklayacakları bir mekan olacak. Burada din ve devlet adına “TABU”lara asla hayat hakkı tanınmayacak. “Egemenlerin” değil, “FİKRİ HÜR,VİCDANI HÜR” olanların ‘egemenliği’ söz konusu olacak. Pop yayınların, çok satanların değil, değer katan yayınların sığınacağı sakin liman olacak ERGUVAN. Erguvan Yayınevi, aynen efsunkâr ve hülyalı çiçeklerinin güzelliği gibi şairlerimizin,edebiyatçılarımızın,ozanlarımızın da güzelliklerini sergileyip gür bir seda ile haykırabildikleri özgürlük mekanı haline gelecektir. Erguvan Yayınevi,insanlık âleminde kötü giden gidişata karşılık toplumu sarsacak söylemi olanların, yok olmaya karşıvar olma sinerjsii üretebileceklerin arenası olacaktır. Erguvan, küfrün, inkarın, zulmün, haksızlığın her türlüsüne karşı koyuşun simgesi, kaynağı, cevheri olacaktır.” Bizi takip edenlere, okuyucularımıza,dostlarımıza,sevenlerimize insanlığa karşı bu şekilde özetlediğimiz ideal ve gayelerimizin senedini imzalıyor ve Allah’ın boyasıyla boyayıp, mührüyle mühürlüyoruz. Allah bize kimsenin hakkını yemeyi, kimsenin de hakkımızı gasbedip yemesini nasip etmesin!..Allah’ın izniyle bu yayınevinden parayı,maddiyatı önceleyen,maddi menfaatler için küçülen,kirli işlere alet olan,biraz daha fazla kazanmak uğruna yüce değerlerimizi ayaklar altına alan kitapların yayınlandığını hiç kimse göremeyecek, bugünden yarına bu yayınevinde çalışan hiçbir kimse de buna cesaret edemeyecektir, İnşâAllah! Seviyeli, mazbut, tutarlı, gerekirse radikal, ama hep Hakk’tan yana bir yayın çizgimiz olacaktır. Bu çizgiden sapma gösterdiğimiz an dostlarımızın uyarılarını beklediğimizi şimdiden bildirmek isteriz. Bu hususta Hz. Ömer’in razı olduğuna biz de rıza göstereceğiz. 1976 yılında; kendisinden çok şeyler öğrendiğim; doğru, tahrif edilmemiş tarihi, doğru okumayı (yeniden) bana sevdiren, İstanbul’un yağmalanmış, yok edilmiş İslâm damgalı tarihini öğreten, tanıtan, İstanbul’u yeniden ve daha şuurluca sevmeme vesile olan, güzel İslâm yazısını (Kur’an mührüyle, lisanıyla taçlanmış Osmanlı Türkçesini) bilmenin ve sevmenin zevk ve şerefinin şuurunu beynime adeta zerk eden, muhterem Kadir MISIROĞLU ağabeyimle, Almanya dönüşü Vilâyet Han’da SEBİL GAZETESİ’yle birlikte başlayan ikinci İstanbul maceram ve çalışma hayatım, 2004’te ERGUVAN YAYINEVİ ile anlam kazandı.(- İstanbul’da başlayan birinci çalışma hayatım 1970–71 yıllarında Bizim ANADOLU GAZETESİ’nde rahmetli M.Emin ALPKAN ağabeyin yanında başlamıştı-). 15.Şubat.2007’den itibaren de meftunu olduğum boğaza nazır olan, CAĞALOĞLU’nda Ankara Cad. Ünal Han’ın 5 inci katındaki ERGUVAN YAYINEVİ’nin nezih ve nazenin bürosunda, ERGUVAN’ımızın köklerinin uçsuz bucaksızlaşmasıyla, dal-budak salması amacıyla (bendeniz Mekki YASSIKAYA) sevgili dostum ve can/mal ortağım Abdülaziz BİÇKİOĞLU ile birlikte, ideallerimizi gerçekleştirebilmek ve helâl kazançlarımızla ailemizin geçimini temin edebilmek için çabalıyoruz. Bir var olma, boyun eğmeme, sağlam omurgalı dik durma mücadelesi vermeye çalışıyoruz.
Son Yayınlanan Kitapları
Abdürrahim Semavi

Erguvan Yayınevi

Yaşanmışlığı yazmak... Ya da ne kadarını yazmak, yazabilmek... Bir yandan yıllarca beynimi, yüreğimi, ruhumu zorlayan sorular diğer yandan dostlarımın bu konudaki ısrarı… Ben de dayanamadım, yazmayı denedim. Her denemem; yazmalarımı aylar, yıllar sonrasına erteledi... 2010 yılında yine başladım yazmaya. Ancak güç yetiremeyince ses kayıt cihazına anları okuyarak deşifre etmeyi tercih et..»»
Yılmaz Yalçıner

Erguvan Yayınevi

Yusuf Yüzlülere İthafen44 Yıl sonra yeniden yayınladığımız Yokuşlarda Susamak Türkiye’nin karanlık yıllarını anlatan bir dönem romanıdır. Ülkenin sağ sol diye kutuplara ayrıldığı gençlerin birbirine kırdırılarak kaos ortamının oluşturulduğu zor zamanları ele almaktadır. Memleket evlatlarının meydan yerine atılarak saf duygularla oyun kurucuların planlarına nasıl alet oldukları edebi bir şekilde..»»
Nihat Bengisu

Erguvan Yayınevi

1. Cihan Harbi sonrasında, başta İspanya’da başlayıp tüm dünyaya yayılan İnfluenza gribinde en az ölümün Müslüman ülkelerde olduğunu hatırladım. Koruyucu etkenin ise, abdest olduğunu öğrendim. Bunun üzerine, dînî rükünlere, Tıbb-ı Nebevî açısından bakmaya, araştırmaya ve paylaşmaya başladım. Zaman içinde pek çok soru ve cevaplar gündeme geldi ve bu konularda konferanslar verdim. Derken Covit..»»
Hasan Basri Çantay

Erguvan Yayınevi

Önceden hazırlandığı halde Yayını en sona kalan Hasan Basri Çantay’ın Akifnâme’si; Eşref Edip’in (2 cilt) ve Midhad Cemal’in Mehmet Akif’leri; bu dört büyük cilt, Akif hakkında bugün en temel kaynaklarımız arasında sayılırlar. Dolayısıyla bu dört cilt, Akif konusunda yapılacak her türlü çalışmalar için, sağlam birer hazine değerindedirler. Kaldı ki bu husus, bugünden geriye bakarak çıkarılan bir s..»»
Kadir Keskin

Erguvan Yayınevi

Keşke ÖncedenBöyle Bir Kitapla Karşılaşmış Olsaydım “Gençler bilebilse, yaşlılar yapabilse.” Birikim ve enerjinin bir türlü bir araya gelmeyişinin hikâyesidir bu söz. Değerli Eğitimci-Yazar Kadir KESKİN’in yazıp söyledikleri de, birikim ve enerjinin bir araya geldiği hayatın içinden yaşanmış ibretli gerçeklerdir. “Elli yıl eğitime emek vermenin getirdiği sosyal bir birikim olmalıydı ve bunlar baş..»»
Kadir Keskin

Erguvan Yayınevi

Kadir Keskin. Eğitimci, yazar. Bu güne kadar vermiş olduğu konferans ve seminerlerin sayısı 472. Yazdığı kitaplar en az dört, bazısı 25 baskı yaptı. O, hayatını küçük- büyük, evli- bekâr  demeksizin yazıyla/ sözüyle insanımızın nasıl mutlu, huzurlu yaşaması gerektiğini anlatmaya adamış bir öğretmen. Yani öğretmeye hâlâ devam ediyor. Sanki bu günleri işaret edercesine; “Para ilaç satın alabilir ama..»»
Abide Abbas Nesrin

Erguvan Yayınevi

Çin’in zulmü altında inleyen Doğu Türkistanlı soydaşlarımızdan ülkemizde hürriyeti nefesleyen biri olan şaire kızımızdan afakımıza özgürlük özlemini haykıran kısık bir ses. Uygur muhacir şaire Abide Abbas Nesrin’in ilk şiir kitabı "Turna"yı Uygurca olarak yayınladık. Yurdundan uzakta ama anavatanındaki akıl almaz zulümle yaşayan soydaşlarının acısını, ıztırabını, çilesini yüreğinde ve kendi dün..»»
Arif Yıldırım

Erguvan Yayınevi

Bir eğitimcinin 80 yıllık hayat serüveninden damıtılarak süzülen hatıralarını anlattığı elinizdeki bu kitapta, 1940’lı yıllardan itibaren Anadolu’da yaşanan sosyal ve ekonomik değişimlerden örnekler de yansıtılmaktadır. Arif Hoca, Ülkemizde ilk açılan yedi İmam Hatip Okulu’ndan biri olan Isparta İmam Hatip Okulunun ilk öğrencilerindendir. Bu hatıratında; aynı zamanda feyz aldığı, İmam Hatip ruh..»»
Metin Köse

Erguvan Yayınevi

“Günlük tutma âdetim yok. Hiç günlük tutmadım. Hatıralarımı yazmayı da düşünmüyordum. Geçen bayramı Aksaray’da oğlumun evinde geçirdim. Üniversitenin hocaları ziyaretime geldiler, hepsi de genç akademisyen. Epey konuştuk, sohbet ettik. “Hocam, bunları yazmalısınız.” dediler ve beni ikna ettiler. Yazmaya başladım. Yedim-içtim, gezdim-tozdum diyecek değildim tabii. Aslında bunlar da bir hatıra, a..»»
İsmail Eryılmaz

Erguvan Yayınevi

İkinci Dünya Savası sonrasında ekonomisini yeniden toparlamak isteyen Almanya, büyük bir işgücüne ihtiyaç duydu. Söz konusu işgücü açığını karşılamak için 30 Ekim 1961 yılında, Almanya’nın Bonn kentinde, “İşgücü Alımı Anlaşması” başlığıyla “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Türk Firmaları İşçilerinin İstisna Akdi Çerçevesinde İstihdamına İlişkin Anlaşma..»»
İsmail Eryılmaz

Erguvan Yayınevi

“Almanya penceresinden bakarak M. Akif merhumun mısralarını değerlendiren İsmail abimize teşekkürler. Tahsilini ve iş hayatını Almanya’da geçirmiş olanlar için yazarın uzun uzun anlatımları aslında Almanya’da çalışan/yaşayan insanımızın yaşadıklarına bir mukaddime mahiyetindedir. Öncelikle şu gerçeği belirtelim. Avrupa’ya ilk gelenler ya para kazanmak için işçi olarak veya tahsil için talebe..»»
Merdan Tufan

Erguvan Yayınevi

Dil birçok anlamı içinde barındırır ve o dili kullanan insanlara ortak şeyler söyler. Kelimeler adeta bir parola gibidir. Mesela “Taş” dediğimiz zaman Türkçe konuşan insanların zihninde sert, katı bir cisim canlanırken bir İngiliz’in, Fransız’ın zihninde ya hiç bir şey canlanmaz ya da bambaşka şeyler canlanır. Yemek ısmarladığınız bir İngiliz dostunuz hesap ödemeye kalkınca ona İngilizce olarak, “..»»
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.