4
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
65
Okunma
İnsan, ilerlerken değil; durduğunda, yönünü kaybettiğinde, köklerinden koptuğunda kaybolur. Zamanın baş döndürücü bir süratle üzerimizden geçip gittiği, dijital gürültülerin ruhun fısıltılarını yuttuğu bu çağda, kendimize ve hayata dair vereceğimiz en büyük mücadele, kendi özümüzü muhafaza edebilme gayretidir. İşte bu yüzden, göğe açılan bir el, hüzünle titreyen bir sine ve yarınlara umutla bakan bir çift göz gibi bağırıyorum Mevla’ya: Eyleme beni!
Bizi biz yapan, bu topraklara kök salmamızı sağlayan ne varsa; hepsi birer mukaddesat, birer varoluş pusulasıdır. İmanımızla yeşeren kalbimizi, dinimizin huzur veren gölgesini, insanlığımızın o ince ve narin dokusunu üzerimizden söküp almaya çalışan gürültülere karşı bir siperdir bu nida. Bizi kul olmaktan, bizi insan olmaktan, bizi birbirimize merhametle sarılmaktan eyleme... Çünkü biliriz ki insan, merhametini kaybettiğinde heykelleşir; inancını kaybettiğinde ise savrulan bir toz bulutuna dönüşür.
Arkamıza dönüp baktığımızda, taşında ter, toprağında kan, dualarında adımız saklı duran ecdadımızı görürüz. Onlar ki, bize sadece bir coğrafya değil, bir şahsiyet, bir duruş ve tükenmez bir geçmiş bıraktılar. Onların aziz hatırasından, dualarındaki o derin hikmetten, bizi biz kılan köklerimizden koparmaya çalışan her türlü gaflete karşı durmak bir vefa borcudur. Tarihinden utanan, geçmişini unutan bir nesil, geleceğe köprü kuramaz. Bizi ecdadımızın izinden, o dualı geçmişimizden eyleme...
Ve gelecek... Gözlerinin içinde yarının güneşini taşıyan, her bir gülüşüyle evlerimize bereket, gönüllerimize neşe katan evlatlarımız, çocuklarımız... Onlar bizim bu dünyadaki en içli duamız, yarınlara bıraktığımız en temiz izimizdir. Çocuklarımızı merhametten, sevgiden, doğrudan ve iyilikten uzaklaştıracak her türlü karanlığa karşı onları bağrımıza basıyoruz. Bizi, onların temiz dünyasına rehber olmaktan; çocukları da kendi masumiyetlerinden eyleme... Onların neşesi, yorgun ruhlarımızın en büyük tesellisidir. Bir çocuğun tebessümünde saklı olan o umut, fırtınalı denizlerde yolumuzu aydınlatan bir deniz feneri gibi parıldar.
Hüzün ve umut, tıpkı gece ile gündüz gibi yan yana yürür bu hayatta. Yitirdiklerimize, unuttuklarımıza, zaman zaman kaçırdığımız o ince insanlık hallerine içimiz cız eder; kırık bir hüzün çöker göğsümüze. Ama tam o anda, bir ecdad duasının yankısı, bir evladın masum sarılışı, alnımızın secdeyle buluştuğu o sessizlik anı gelir ve yüreğimizi taze bir sevinçle doldurur. Umut, işte o köklerin derinliğindedir.
Yarabbi, bizi insanlığımızdan, vicdanımızdan, sevgimizden ve bizi biz yapan tüm mukaddes değerlerimizden eyleme... Geleceğe yürürken ayağımızın tökezlemesine, ruhumuzun kararmasına izin verme. Eyleme beni kendimden, eyleme bizi geleceğimizden.
ALİ RIZA COŞKUN
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.