0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1685
Okunma

Yorgun, yaşlanmış, biçare düşmüş bir Osmanlı İmparatorluğu’nun ardından, yekpare ve tek vücut olmuş düşman silsilesinin bir milleti tarih sahnesinden silmek istemesinin adıdır Çanakkale. Bu öyle bir destandır ki; yok olmakta olan bir milletin, bütün şer ittifaklarına karşı toptan yok olmayı göze alarak, namus için, vatan için, din için hiç gözünü bile kırpmadan savunmaya geçtiği ve birçok vatan evladının şehadet şerbetini içtiği muhteşem bir destanın adıdır Çanakkale.
Nasıl ki alına yazılan yazılar değiştirilemiyorsa, milletlerin alınlarına yazılan yazılar da er ya da geç tecelli etmekte, değiştirilememektedir. Türk milletinin de alnında bir yazı olacak ki, bu zorlu sınavdan geçti denilebilir.
Onbeşliler, mektepliler, daha neler neler... Hiç gözünü kırpmadan bu güzelim vatan için Hakk’a yürümediler mi? Asla akıbetlerini düşünmeden, bir adım sonra şehit olacaklarını bile bile yürüdüler canla başla düşman üzerine. Adeta ölüm için, adeta kutlu bir çağrıya ölesiye bağlanmış gibi, teker teker içerek şehadet şerbetini...
Peki, atalarımız bizlere bu güzelim vatanı bırakırken acaba nasıl bir düş ile çıkmışlardı dersiniz yola? Onların gayeleri sizce de bu vatana namahrem eli değdirtmemek değil miydi? Soruyorum size: Çanakkale’yi geçilmez kılan en temel ruh hali bu değil miydi? Elbette ki buydu.
Herkes üzerine düşeni yapmıştı; düşman düşmanlığını, şanlı ordularımız da gereğini yaparak sefil güruha Çanakkale’yi mezar kılmıştı.
Öyle bir destandı ki tarihe altın harflerle geçmişti; öyle bir destandı ki iki yüz elli binin üzerinde şehit verilmişti.
Çanakkale, evet... Asla anlatmakla bitemeyecek kadar uzun, asla tarif edilmeyecek kadar da kutsal bir destan. Ne cümlelerimiz yeter onu anlatmaya ne de bilgi hazinemiz.
Ama en azından onu anlayabiliriz; önümüze ışık olarak da yeter ve artar bizlere. Öyleyse ne yapmalıyız? Öncelikle şunu hiçbir zaman unutmamalıyız: Bizlere o gün bunu reva görenler tarihin her devrinde var oldukları gibi bundan sonra da var olacaklardır. Bundan sonra da gözlerini kırpmadan ve hiç bıkmadan bu kahpeliklerini devam ettireceklerdir ve bizlerle sonsuza dek savaşacaklardır. Sosyo-ekonomik olarak, terör olarak hiçbir zaman bu işin peşini bırakmayacaklardır. Bizlere düşen de yeni nesilleri bunun bilincinde olarak yetiştirmek ve bunu kuşaktan kuşağa aktarmaktır.
Ali Rıza Coşkun