5
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
97
Okunma
Daha dört yaşındaydın... Hayat, çocukluğunun en güzel yıllarını sana çok görmüştü. Bir çocuk, annesinin dizine başını koyup uyumayı öğrenmeden, sen annenin yokluğunu öğrenmiştin. Daha oyuncaklarınla doya doya oynayamadan, yüreğine ömür boyu taşıyacağın bir hasret düşmüştü.
Kardeşin Alper ise daha üç aylıktı... O, annesinin yüzünü bile hatırlayamayacak kadar küçüktü. Anneniz, sizleri bu dünyaya emanet edip ebedî âleme yürüdüğünde ardında iki masum yavru bıraktı. Ama biliyordu ki siz sahipsiz değildiniz. Çünkü önce sizi Allah’a emanet etmişti. Sonra da geride kalan babanıza, babaannenize, amcalarınıza, halalarınıza, teyzelerinize, dayılarınıza... Hepimiz bir olduk. Hepimiz elimizden geldiğince annenizin eksikliğini unutturmaya çalıştık. Aynı sofralarda büyüdünüz, aynı avlularda koştunuz, aynı evlerin sıcaklığında gözlerinizi hayata açtınız.
Fakat ne yaparsak yapalım, bir annenin boşluğunu hiçbir sevgi dolduramadı. O eksik, senin içinde hiç kapanmayan sessiz bir yara olarak kaldı. Hepimiz seni sevdik, sarıldık, koruduk. Ama annenin kokusunu, annenin sesini, annenin duasını sana geri veremedik. Çünkü bazı yaralara zaman yalnızca kabuk bağlatır; iyileştiremez.
Yıllar geçti... Sen büyüdün. Güzelleştin. Olgunlaştın. Gülüşün evimizin neşesi oldu. Varlığın hepimize huzur verdi. Canımız oldun, ciğerimiz oldun. Seni geleceğe uğurlayacağımız günleri hayal ederken meğer kader bizim için bambaşka bir satır yazıyormuş.
Zaman ne acımasızmış, değil mi Fatma? İnsan en büyük acının ne zaman kapısını çalacağını hiç bilemiyormuş. Bir gün senin ardından ağıt yakacağımızı kim düşünebilirdi? Hangi yürek buna hazırlanabilirdi? Biz seni toprağa değil, özlemimize bıraktık. Sen gittin, ama senden sonra bu evlerin duvarları sessizleşti. Her köşede sesin kaldı, her hatırada gülüşün...
Sonra kendi kendimize dedik ki; hayır... Fatma gitmedi. Fatma Rabbine kavuştu. Çünkü asıl konaklayacağımız yer burası değildi zaten. Asıl yurt orasıydı. Sen şimdi en güzel misafirsin. Belki de yıllarca hasretini çektiğin annenin sıcak kucağındasın. Belki ilk kez doyasıya "anne" diyebildin. Belki ilk kez onun saçlarını okşayabildin. Belki de o seni bağrına bastığında, çocukluğundan beri içinde taşıdığın bütün öksüzlük acısı bir anda dindi.
Kim bilir... Belki şimdi bize bakıp gülümsüyorsun. Belki de, "Ağlamayın." diyorsun. "Ben sandığınız gibi aranızdan ayrılmadım. Ben rahmete kavuştum. Ben anneme kavuştum."
Biz burada gözyaşlarımızı tutamazken, belki sen oradan bize sabrı öğretiyorsun. Biz teselli ararken, belki sen Rabbinin rahmetinde bize dua ediyorsun.
İşte en çok da bunu düşünerek avunuyoruz. Çünkü seni artık ne bize ait bir emanet olarak görüyoruz ne de toprağın sessizliğine bırakılmış biri olarak... Sen şimdi önce Rabbimizin rahmetine, sonra da yıllardır seni bekleyen annenin şefkatine emanet edilmiş en güzel çiçeksin.
Gözlerimiz seni arayacak Fatma. Bayramlarda bir yerin hep boş kalacak. İsmin her anıldığında boğazımız düğümlenecek. Bazen istemsizce kapıdan içeri girecekmişsin gibi bekleyeceğiz. Sonra hatırlayıp yine sessizce ağlayacağız. Çünkü sevilen insanlar ölünce yalnız bedenleri gider; hatıraları evlerin içinde yaşamaya devam eder.
Ama sen bize bakıp üzülme.
Şimdi gül Fatma...
Sen gülmeyi çoktan hak ettin.
Biz burada özleminle yanacağız, sen bize aldırma.
Sen annene sarıl.
Öyle sıkı sarıl ki, yılların bütün hasreti o kucakta eriyip gitsin.
Bizim selamımızı da ona söyle.
Ve olur da Rabbim izin verirse, bir gün yeniden buluşacağımız vakte kadar ikiniz de bizi bekleyin.
Biz seni çok sevdik yeğenim Fatma...
Ve seni, bu dünyadan göçüp gitsen de, ömrümüzün son nefesine kadar sevmeye devam edeceğiz.
ALİ RIZA COŞKUN
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.