Parlain
68 şiiri ve 38 yazısı kayıtlı Takip Et

Gözyaşı



Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 22.12.2020 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

"Telefunumu bırakayim de, tükkanınıza gelip gidip durmiyim, ürün gelince siz beni arayın, en iyisi bu, di miii ama?"

Uzun, sarı saçlarını siyahın yağmalamaya giriştiği, parfüm kokusunun kesifliği sonucu neredeyse koku alma duyumu kaybedecek gibi olduğum bu afet-i devran hanımefendi doğrusu bulunduğumuz hafta içinde ikinci kez gelmiş bulunuyordu. İlkinde, sigara almak için dükkandan çıkarken Kamil’e birkaç hususu tembih ettiğim konuşmanın hemen üzerine geldiğini hatırlıyorum. Yanında babacan tavırlı, kahve çekirdeği renginde takım elbisesi, aynı renge boyadığı bıyık, saçlarıyla anımsadığım yaşlıca bir beyefendi vardı. O gün, onlara iyi günler dileyerek dışarı çıkmıştım. Şimdiyse, yapmacık serzenişini üzerime boca ederken kocaman gözlerini üzerime dikmiş olan bu kadına bir şeyler söylemek için ağzımı açamadan çalan telefonuna cevap verdi ve insanın içinde yapay bir üşüme getiren üslubunun devamını getirdi. Ardından da konuşarak öylece çıkıp gitti. Neredeyse Kamil’in duyacağı biçimde iç sesim olan , "çok şükür gitti" cümlemi dışarı aksettirecek oldum da hemen kendimi toparladım. Zira, okuldan terk olup, haytalığının tedavisi için babası tarafından dükkanıma yazdırılmış olan Kamil, sahte sarışın afetin kapıdan çıktığı anları belleğinin en ilkel kısımlarına eklemekle meşguldü.

Biraz da Kamil’i dürtüsel halinden sarsarak uyandırmak maksatlı;

"Satın alan olmasa bile şu "tereddütlü gözyaşı" kutularını getir bakalım, sonra da deponun numarasını çevir, ne zaman gelecekmiş öğrenelim," sözümü duraksamadan, bir miktar emir tonunda söyledim.

Biraz önce anlattığım mantıksız gibi görünen sahnenin örüntüsü, ilkin, o elim ve gizemli olay ile başladı. İki yıl kadar önce, aniden tüm kıtalarda, devletlerde, el değmiş, değmemiş, ayak basılmış basılmamış, her toprağı, ağacı, nebatının, yağmurunun, güneşinin altında, üstünde, içinde dört dönen, nefes alan genci, yaşlısı tüm gezegenin nesneden gayrı aklına kefil tüm canlılarının gözyaşları akmamaya başladı. Evet, evet, gözyaşı denen olgu yok oldu ve kimsecikler ağlayamaz hale geldi.. Bebeler gönlünce nazlanamadı. Cenazeler kuru ağıtlara gark oldu. Sevgililer ayrılırken şöyle acılarını göğüslerini gere gere ilan edemediler. Şairlerse işte onlar, ilginç bir biçimde bu yoksunlukla maddi dünyaya ilgi duymaya başladılar. Bunu da kendini olumsuzlayarak benliğe ulaşma olarak açıklasalar da şaka maka zengin oldu hepsi. Her neyse.

Elbette bilim insanları her zaman olduğu gibi insan neslini en konforlu koşullara koşum atı gibi sürmekle mükelleftiler. Güçlü devletlerin bütçeleri ayrıldı ve çalışmalar derhal başladı. Çok geçmeden gözlere damlatmak suretiyle en az iki dakika şarıl şarıl yanaklara süzülen yaşları sağlayan bir göz damlası icat edildi. Denek çalışmaları derken onay çıkar çıkmaz ülkelerin tamamı sıraya girmekte gecikmedi. Yalnız, göz damlasının etken maddesi mavi topaç gezegenimizde oldukça kısıtlıydı. Bu nedenle doğal maddenin replikası yapıldı yapılmasına da o da yalnızca gözleri dolu dolu yapıyordu. Bir ismi de oldu nurtopu gibi; TEREDDÜTLÜ GÖZYAŞI. Dalga mı geçiyorlar bizle ne?

Kim derdi onu bu kadar özleyeceğimi?
Ah gözyaşım, közyaşım, nereye gittin bi habersizim nicedir ve sanki acılarım kimlik kazanıp dertop olmuş da bu yoğunlaşma ruhuma açtığı sayısız yarayla gücümü yenilenmemek üzere canımın içindeki bir yere bağışlıyor. Şimdi içimdeki yangının sessiz seyircisi oldum. Oysa olsaydın, saatlerce günlerce ağlayabilirdim.

Hoşçakal demek düştü bana sonsuza dek, sonsuzdan sonra belki karşılarız.


Beğen

Parlain
Kayıt Tarihi:21 Aralık 2020 Pazartesi 10:34:20

GÖZYAŞı YAZISI'NA YORUM YAP
"Gözyaşı" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Enûma Eliš
22 Aralık 2020 Salı 22:03:41

Bu yazı beni neden bu kadar üzdü ki… Dış dünyanın ve maddenin iç dünyaya, yalınlığa ve doğallığa karşı üstünlüğünü okumak her zaman içimi acıtır. Düşünmek, gülmek, ağlamak, sıcaklık, soğukluk, yalınlık; elimizde, yüzümüzde, yüreğimizde hissettiğimiz onca duygudan azar azar uzaklaşıyor muyuz?

Biz özümüzden uzaklaştıkça, kendimiz kendi göz önümüzden çekilince; ağlamak gibi bize bağışlanmış bir güzelliğin de tereddüdüne mi düşüyoruz böyle.

Doğru hayat koşullarımız, konforumuz günden güne daha da daha da daha da iyileşip duruyor. Yakında evlerimizden çıkmadan her şeyi siparişler ederek nefes almamızı dahi istemeyen bir dünyaya dönüşüvereceğiz. Nerde kaldı o doğallığımız, ruhun en derin dünyası nerde kaldı, yakındır en yalın hayvânî, ilkel hislerimizde yok olur gider... Biz nelerden uzaklaştırılıyoruz böyle.

Gözümüzü sahte bir sarışınlıkla boyayıp duruyorlar. Evriliyoruz en ilkel hâlimizden en yapay hâle doğru…

Gözümüzün nuru gözyaşımızı da yakındır kaybedeceğiz. Hissizlik hâkim olacak; en his insani şairler ve dahi.

Güne gelen yazınızın haklı başarısını tebrik ederim.
Saygı ve sevgi ve selamlarımla.





3 cevap yazılmış Cevap Yaz


Parlain Yazının sahibi 22 Aralık 2020 Salı 22:49:30
Herhalde bugünün benim için en hoş yanı yazımın günün yazısı seçilmesiyle fikirlerini paylaşan değerli kalemlerin kaybolan gözyaşı fikrimin başlangıcına dair daha önce aklıma gelmeyenleri düşünmeme vesile olmalıdır. Yorumunuzun benim için ne değerli olduğunu bir eski zaman özleyeni olarak çoğu kez gözlerimin dolmasına neden olanları hatırlattığını ifade etmek isterim. İnsan ürettiği araçların esiri olduğunda duygusal açlığının ruhunda açtığı yaraları önce kavrayamaz. İnsanı insan yapan ilkelliği, doğanın bir parçası olduğunun gerçeğidir aynı zamanda. Şehir insanının metal ve duvardan hapishaneleri çoğu kez ağacı, toprağı ve belki en önemlisi insanı insana unutturur. Gözyaşı insani olandır, çaresizliğimiz çaremizin mümkünlüğünü taşır ve kıymetli Psikatrist Engin Geçtan'ın kitabına ismini veren şu kısa cümle; "İnsan olmak, " en değerlimizdir.

Hüzünlemeyin sakın, bu güzel satırlarınızı okuduğumdan dünya için umutluyum ben.

Teşekkür ederim. Sevgi ve saygılarımla.

Enûma Eliš 22 Aralık 2020 Salı 22:55:53
Bu nasıl tesadüftür. Hiçbir yerde bahsetmezken hem.. şu an elimde okuduğum dönüp dönüp okuduğum Engin Geçtan, “ İnsan Olmak” kitabından bahsetmiş olmanız. Ne bileyim bi o kadar da şaşırdım.

Tekraren tebrik ederim.
Parlain Yazının sahibi 22 Aralık 2020 Salı 23:28:41
Tesadüf diyelim sahiden ilginç oldu. Sevindim de. Çok özel bir kitaptır, dönüp dönüp okunmalı, hatırlattıkları mühim.

Teşekkür ederim. Sevgiler.
Gülüm Çamlısoy
22 Aralık 2020 Salı 20:52:27
Tebrik ederim güne eşlik eden kaleminizi.

Selam ve saygılarımla

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Parlain Yazının sahibi 22 Aralık 2020 Salı 21:01:20
Çok teşekkür ederim.
Saygı ve selamlarımla.
perisultan
22 Aralık 2020 Salı 20:39:45
kaleme sağlık güzel bir üslup hayatın içinden espiriler tereyağından kıl çeker gibi alıp yazıya nakş etmişsiniz. hayatta nelere tanık olmuyoruz ki.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Parlain Yazının sahibi 22 Aralık 2020 Salı 20:52:35
Ve garip bir biçimde gülmenin de bir yolunu buluyoruz. Mizah, kudretli bir devam olanağıdır yaşam için. Duyguların dışa vurumu belki, bilemiyorum benim olmazsa olmazımdır. Bazen şiirin içinde dahi aradığım oluyor.
Teşekkür ederim. Saygımla.
Mehmet Burhan AKIN
22 Aralık 2020 Salı 16:43:55

Edebi cümlelerle yazılmış kusursuz bir metin... insan betimlemeleri; akıcı bir dil ve usandırmayan bir üslupla gergefin üzerine işlenen dantel misali nakşedilmiş bir eser okudum. Ayrıca bilgi birikimi olan usta bir kalem tanımış oldum.

"...........yapmacık serzenişini üzerime boca ederken kocaman gözlerini üzerime dikmiş ...."

İnsan vardır bildiğim;

Durduğu kişi karşısında konuşurken ağzını gevreten, esnetenlerden, kaşını gözünü oynatan ve yüzünü halden hale sokanların davranışlarından asla hoşlanmam. Sözde; bu konuşma tarzıyla kendilerini farklı gösterme gayretine girerler.

Onlardan uzak durmak en iyisidir deyip oradan uzaklaşıyorum. Kimi kalemler de bu tip insanlara tıpa tıp benzerler. Edebi tarzdan uzaktır yazıları.

Kaleminizi tebrik ederim, Saygılarımla Efendim.



2 cevap yazılmış Cevap Yaz


Parlain Yazının sahibi 22 Aralık 2020 Salı 20:30:22
Mehmet Burhan Akın; Öykümü ustalıkla ele alan yorumunuzu okuyunca öykü yazdığınızı tahmin ederek sayfanıza gittim, bir solukta okuduğum son eseriniz "Er mektubu görülmüştür"ün ardından diğer eserlerinizi de okuyacağımı bilmenizi isterim. Anadolu toprağı eşsiz, çetin doğası, yalnızlığı ile öykünüz gibi nicesinin içerisinde en canlı haliyle var olacaktır sanıyorum. Kıymetli bir yazardan güzel ve umut veren sözler duymak elbette bir edebiyat heveslisi için yüreklendiricidir. Teşekkür ederim.

Saygı ve selamlarımla.

Parlain Yazının sahibi 22 Aralık 2020 Salı 20:32:12
Mehmet Burhan Akın; Öykümü ustalıkla ele alan yorumunuzu okuyunca öykü yazdığınızı tahmin ederek sayfanıza gittim, bir solukta okuduğum son eseriniz "Er mektubu görülmüştür"ün ardından diğer eserlerinizi de okuyacağımı bilmenizi isterim. Anadolu toprağı eşsiz, çetin doğası, yalnızlığı ile öykünüz gibi nicesinin içerisinde en canlı haliyle var olacaktır sanıyorum. Kıymetli bir yazardan güzel ve umut veren sözler duymak elbette bir edebiyat heveslisi için yüreklendiricidir. Teşekkür ederim.

Saygı ve selamlarımla.

Aygün Deniz
22 Aralık 2020 Salı 15:02:21
Kutlarım günün seçkisini. Saygılar.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Parlain Yazının sahibi 22 Aralık 2020 Salı 20:17:25
Teşekkür ederim. Saygı ve selamlarımla.
deniz_tayanç
22 Aralık 2020 Salı 12:09:06
Doğal olanı yaşamak hiç te kolay değil. an be an imtihan gerektirir.
Acıma, merhamet gibi duyguların sınırını tayin edip ona göre davranmak müşkil...
Ve pek çok hissiyatımızın da öyle...
Zorluk şeklen değil...
Dahilen...
O yüzden İslami bir kaide: Ameller niyyetlere göre...
Okunası yazardan okunası dört başı mamur bir yazıydı...
Çok saygımla.


3 cevap yazılmış Cevap Yaz


Parlain Yazının sahibi 22 Aralık 2020 Salı 13:24:30
Hegel'in iki esnaf örneği vardır bu konuda; biri müşterisi fark ederse bir daha almaz ve suçlu bulunurum düşüncesiyle, diğeri ise öyle olması gerektiği için eksik gramajla satış yapmaz. Niyet dediğinizden aklıma geldi. İnsan yanılsa da hakikatini hatırlamalı sanıyorum. Hakikatin ne olduğu konusu ise değişkenliği ve farklı yönelimleri birlikte belki iyiliğin, erdemin ve inancın etrafında olagelmiştir, hatırlamamız gerekendir.

Değerli yorumunuz için ben teşekkür ederim Deniz Tayanç,

Saygı ve selamlarımla.
deniz_tayanç 22 Aralık 2020 Salı 18:55:14
Yüce gönüllü olmak ayrı bir mazhariyet...
Mazhariyet ayrı bir lütuftur...
lutf ise bizatihi, nedensiz, sonuçsuz güzeldir...
Güzelliklerle kalınız...
Parlain Yazının sahibi 22 Aralık 2020 Salı 20:42:22
Bu güzel sözlerse hatırlamak ve üzerinde düşünmek için bir lütuf olmalı okuyanlar için.

Esenlikler dilerim.
Rû //
22 Aralık 2020 Salı 11:32:21

insanlar arasında doğrudan iletişimin azalması ve içsel değil maddi zenginleşmenin revaçta olması sonucu bir çeşit aleksitimik  (duygu sağırlığı ya da körlüğü) oluşması durumunda ihtiyaç hasıl olabilir tereddütsüz gözyaşı damlalarına...

duygusal hayatları kısır, insan ilişkileri zayıflamış, toplum içinde yükselen bir dumanı gördüğünde bananecilikler,aile içinde eşinden her akşam dayak yiyen bir kadının önce bağırıp çağırıp karşı koyarak tepki vermesi daha çok baskı altında kaldığında öğrendiği çaresizlikle  olağan bir durummuş gibi kabullenmesi artık dayak saatine alışması örnekler o kadar çoğaltılabilir ki...

bir gün  ders saatimizin boş olduğu bir vakitte okulun kütüphanesinden kitap seçip bir metin okudum gözlerim dolu dolu oldu..öğretmen arkadaşım sordu "hayırdır ebru ne bu hüzün".. o metni ona da okudum.. aynen şöyle yazıyordu

."şimdi benim sevmeye kıyamadığım bebeğimin etini toprak altında kurtlar böcekler yiyecek öyle mi?.

arkadaşımın hiçbir şey hissetmeyip "ee nolmuş ki" demesi...

sonuç olarak duygularımızı vicdanımızı kaybediyoruz. her şeye kör ve sağırız duyarsızız. bunları yazarken bile üzülüyorum.

güne gelen yazınızdan herkes farklı çıkarımlar yapabilir.. benim ilk izlenimim ise bu yönde...

tebrik ediyorum kaleminizi...
selamlarımla. ..

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Parlain Yazının sahibi 22 Aralık 2020 Salı 13:13:52

Geçenlerde ülkemizin değerli düşünürlerindem İoanna Kuçuradi hanımın bir söyleşisinde vermiş olduğu bir örnek bahsettiğiniz duygu körlüğünün dehşet vercici bir örneği olabilir, zira Malezya'da bir genç kız sosyal bir platform üzerinden kullanıcılara intihar edeceğini ve bunu onaylamaları durumunda yapacağı üzerine bir soru yöneltiyor. Maalesef oylamaya katılanların yüzde altmışı evet oyu vermeleri üzerine genç kız yaşamına son veriyor. Burada meselenin ne olduğu üzerine uzun konuşmalar yapılabilir elbette ama bu uç örneğin uzağında daha zararsız gibi görülen duyarsızlaşma halinin dünyanın geldiği son durumun sorumlusu olmadığını da söyleyemeyiz. Ön yargılar dayanağı ile toplumsal bir faciaya dönüşmüş sosyal medya üzerinden gerçekleşen kollektif linç hareketlerini, samimi gelmeyen yorumları, başkasının acısından keyif alanları ya da bahsettiğiniz hissizleşmeyi ve daha nicesini ben de sizin gibi üzülerek takip ediyorum.

Yazımdan çıkarımlarınız beni hem mutlu etti bir yandan hüzünlenmenizi de dilemezdim. Yalnız, okuduğu birkaç satırla gözleri dolan duyarlı ve kıymetli öğretmenlerimize ne kadar ihtiyacımız olduğunu düşündüğümü yazmasam olmazdı.

Teşekkür ederim. Selam ve saygımla.
muslumbayram
22 Aralık 2020 Salı 09:49:21
Zira, okuldan terk olup, haytalığının tedavisi için babası tarafından dükkanıma yazdırılmış olan Kamil, sahte sarışın afetin kapıdan çıktığı anları belleğinin en ilkel kısımlarına eklemekle meşguldü.


Uzun, sarı saçlarını siyahın yağmalamaya giriştiği, parfüm kokusunun kesifliği sonucu neredeyse koku alma duyumu kaybedecek gibi olduğum bu afet-i devran hanımefendi

BENCE BU KAMİL SİZ OLMAYASINIZ;))))))))))
NİCE SAYGILARIMLA

muslumbayram tarafından 22.12.2020 11:43:21 zamanında düzenlenmiştir.

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


Parlain Yazının sahibi 22 Aralık 2020 Salı 12:54:31
Sahiden çok güldüm Müslüm Bayram, iyi geldi yazdığınız, teşekkür ederim.

Kâmil olmadığımı sanıyorum, umarım değilimdir.

Sevgi ve saygımla.
muslumbayram 22 Aralık 2020 Salı 13:07:42
benimkisi espriydi zaten hocam
yazınızdan öyle yorum çıkarmadım aslında
ancak hayat çok sıkıcı
biraz gülümsemek adına yorumu böyle yazdım

insanlar farklı algılasa da fark yaratmak güzeldir

nice sevgiler saygılarımla
Özer YILMAZ1
22 Aralık 2020 Salı 03:15:44
Kaleminize sağlık, tasvirler mükemmel,.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Parlain Yazının sahibi 22 Aralık 2020 Salı 09:30:58
Çok teşekkür ederim. Saygı ve selamlarımla.
İsabella
22 Aralık 2020 Salı 00:07:33
Şuan algılayamadım yazıyı, sorunun bende olduğunu düşünüp yarın yeniden okumaya karar verdim.

3 cevap yazılmış Cevap Yaz


Parlain Yazının sahibi 22 Aralık 2020 Salı 09:29:12
Sevgili İsabella,

Öykünün yazarı olarak değil aynı zamanda sizin gibi bir okur olduğumdan söyleyeceğim; ortada bir sorun olmadığıdır. Ünlü düşünür Gilles Deleuze, yazdığı oldukça karmaşık felsefi dili olan eserini yayınlamasının ardından aldığı mektuplar arasında onu en mutlu edenin kağıt katlama derneği"nden geleni olduğunu söyler. Çünkü eser, kıvrım kavramı ile ilgilidir. Deleuze'e şöyle derler; "Bizi anlatmışsınız." Okur, eserde kendini bulmaz ise karşılaşma yaşanmamış demektir. Algı konusu ise kendimden bildiğim üzere geliştirilebilir olduğudur, bunun içinse başta zor gelen metinleri okumak, hazır sunulan fikirleri onaylamadan önce uzun uzun düşünmek faydalıdır.
Yine de ikinci okumanızın olumlu bir havada geçmesini dilerim.

Selam ve saygımla.
İsabella 22 Aralık 2020 Salı 13:47:15
Söz verdiğim gibi yeniden uğrayıp okudum yazınızı. İnsanın ruh hali o an ne hissediyorsa onun dışına çıkamıyor galiba. Bugün daha dinç kafayla okudum.
Şimdi oldu :)
Tereddütlü dökülemeyen gözyaşlarımızın anısına birgün oturup hüngür hüngür ağlamalı.
Şimdilerde gözyaşısız cenazelere ben çok şahit olmaya başladım. Merhametini kaybeden insanların gözyaşları buhar olup uçuyor, havaya karışıyor, sonra da başımıza taş olarak düşüveriyor. Yo yo başımıza değil kalbimize...
👏
Parlain Yazının sahibi 22 Aralık 2020 Salı 20:37:00
Hayatın telaşı ve zihnimizi meşgul edenler söz konusuyken benzer süreçleri yaşadığımızı düşünüyorum. Gözyaşlarının sevinçten olacağı günler dileğiyle, ikinci kez okuduğunuz için teşekkür ederim.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.