Persepone
50 şiiri ve 30 yazısı kayıtlı Takip Et

Cennet



Nem, havada bulunan su buharı oranıdır. Evde, oranından bahsedilen nem türüne bağıl nem denir. Uzmanlar, evde ve kapalı alanlarda ideal bağıl nem düzeyinin %50 olması gerektiğini belirtir. %60’ın üzerinde ve %40’ın altında olan nem oranı sağlıklı bir yaşam ortamı oluşturmaz. Nem düzeyi klima ve havalandırma cihazları üzerinde yer alan göstergelerle ölçülebilir. Ayrıca nem ölçüm cihazları da alınabilir.

Beğen

Persepone
Kayıt Tarihi:1 Kasım 2020 Pazar 15:29:26

CENNET YAZISI'NA YORUM YAP
"Cennet" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Canan Köksal
1 Kasım 2020 Pazar 22:47:23
''Beyaz bir kağıdın üzerine alalade damlamış siyah bir mürekkep lekesine'' bakarken biraz daha yakın baktıkça belki insan güvertesi çürümüş gemileri bile görebilir.

Bilemiyorum bulutları okumayı sever misiniz? Ya ağaçları ?
Bu ara okulun bahçesindeki ağaçların gövdesi büyülüyor beni, hangi lisanda yazıldığını bilmediğim bir anıta benziyor her birinin yüzü. Belki bana bir şey fısıldar diye -aslında çok fazla çocukça- olanca şefkatle dokunuyor bekliyorum.

Ya yağmur uzun bir ayet değil mi ?
Gece yağan kar ...Bilhassa gece yağan...!
Neler düşünür insan, belki de sözsüz anlatıyorlar fakat ben o lisanı henüz deşifre edemiyorum.


Fotograflar ...
Çok cesursunuz inanın, ölümün yüzüne anne eteğini bırakmış kızlar bakabilir,evet onlar yapabilir , saçlarını soğuk vurmuş kızlar...
Üşümeyin lütfen çok güzel ve bol köpüklü bir kış geliyor.. :))

Sevgiyle Persepone ...


1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Persepone Yazının sahibi 1 Kasım 2020 Pazar 23:32:29
Öncelikle yorumunuzun beni nasıl mutlu ettiğini açıklamaz isem sonraki yazdıklarım üzülecek ve sitem edecek gibi geliyor. Varlığınız titrek kalemime güç verdi, bunun için teşekkürlerimi kabul edin.

Belki de aynı yolda farklı zaman dilimlerinde yürüyen insanlar gibi birbirimizi bilmeden ama aynı izleri takip ederek ilerliyoruzdur. Bulutların söyleyeceklerini ya da ağacın konuştuğu dili ben de merak eder dururum. Neden bir kedi gözlerime aniden dönüp bakar, ormanın ruhu benimle konuşur mu soruları aklıma gelir aniden. Doğa konuşkandır da biz dinlemeyi unuturuz desem yanılır mıyım?

"Yağmur uzun bir ayet değil mi?," mesela şu sözünüz okumam ve üzerinde düşünmem için karşımda olmalı. Kelimelerin gücü karşısında dizlerimin bağı çözülüyor bazen. Söz; iyiyi de, güzelliği de var eden.

Kimi, annesinin eteğini keskin ilahi bir buyrukla bırakır. İşte o zaman insanın içinde daima esecek olan kış, gerçeği olur...

Sözlerinizi unutmadan, gelecek olan kışa geceleri bakmayı denersem; çocukluğuma ait olan köpüklü ve sevecen olanı görebilirim içim ısınmış olarak. Umut var....

Sevgi ve selamlarımla.....
Enûma Eliš
1 Kasım 2020 Pazar 20:06:06

Şubat’ta doğmamdan herhalde soğuğu ve kışı ve üşümeyi severim. Pek çok kişiden farklı olarak pırıl pırıl güneşi de karlar üzerine doğduğunda... öyle ki aklım başımdan gider âdeta.
Zihin gölgeliyken kimi güneşi diler, kimi ise her şey olduğu gibi donup kalsın ister.

Hayatımız bir ırmak boyu akıyorken içindeki küçük bir balık misali, ırmakla aynıyla akmaya gayret ediyoruz. Bu akıntıda, balık hafızalı mı olmalı, emin değilim. Ama şu bir gerçek ki “Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür." Yeri gelir unutmak, insana verilen en büyük nimet hâline de gelir. Acıyı ilk andaki hâliyle anımsadığımızı düşünsek; bu bile yeterince ürkütücü değil mi?

Bi’ fotoğraf ânı olduğu yerde bırakır. O ân için artık zaman donar kalır. Zaman ve mekân mefhumu kalmamıştır. Buna nazaran zihnimizde yer eden kimi kokular, kimi görüntüler yıllarca bizimle yaşar.

Umalım ki; uzun uzun baktığımız hep güzel olsun ve hep güzellikler kalıcı olsun.
Irmağın öte tarafında gerek; esas güzellikleri görebilmek.

Sevgi ve selamlarımla, herdem iyi niyetle...


1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Persepone Yazının sahibi 1 Kasım 2020 Pazar 22:23:39
Öncelikle iyi ki doğmuşsunuz da her firsatta daha çoğunu okumayı dilediğimiz şiirlerinizle buluşmuşuz ve iyi ki ileride havasını seveceğiniz bir ayda dünyaya gelmişsiniz. Mesela ben, hüzne bulandığımda eylül ayına söylenirim. Yollarda oradan oraya savrulan, rüzgarın ahbabı olmuş yapraklara bakıp kendimi görür gibi olurum :)

Hayat dengeye mahsus, belki de unuttuğumuz kadar hatırlıyoruzdur. Bazı anıların unutulması, onları bize çivileyenleri fark etmemizle mi mümkündür ya da neden bazıları derin yarıklar oluşturur belleğimizde bilemiyorum. “Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür" sözündeki tespit, bahsettiğiniz gibi insanın en büyük nimetlerinden biridir sanıyorum. Sorunuza cevabım ise evet düşüncesi bile ürkütücü. Eğer balıklarsa bu konuda başarılı olan, ben izlerinden gitmeye gönüllüyüm.

Karamsarlıkla bilenen yazımdan sonra ırmağın öte tarafını gösteren yazınız, dostluğun ne mühim olduğunu ve gülümsemenin bir fotoğraf karesinden yaşama taşabileceğini hatırlattı. Hepimiz için güzellikleri görebilmeyi umut ediyorum.

Sevgi, selamlar...

Tamamıyla iyi niyetle ve unutmamak dileğiyle yazıldı...

Necati Kavlak
1 Kasım 2020 Pazar 19:58:17
Ozanım!

Tırnak içindeki,
"Cennette olduğuna emin misin?" sorunun bendeki cevabı evettir.
Niçin mi?
Biliyorsunuz, semavi dinlerde, cennet ve cehennem, ahiret için öngörülen
mükafat ya da ceza olarak karşımıza çıkar. Ve cennet tanımında sanki Anadolu
tarif edilir.
Bu fakire yaratan nasip etti, ilamın doğduğu topraklar gördü. Medine ve Mekke'nin
havasın soludu, suyunu içti.
Ve İnandı ki, Türkiye Cumhuriyeti dünya cennetidir. Ve bizler cennette yaşıyoruz.
Onun içindir ki yazdığım Nutuk başlıklı yazımda, Atatürk'e ve Nutuk'a dil uzatanları
eleştirmiştim.


Selam ve sevgilerimle

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Persepone Yazının sahibi 1 Kasım 2020 Pazar 22:13:28
Memleketimizin güzelliklerini korumak hepimizin vazifesi olduğundan belki de sorum, "cenneti korumaya gönüllü müsün?" olarak değiştirilebilir ve insan cennetini içinde yaşayabilir. Olumlu bakış açınız ve güzel yorumunuz için teşekkür ederim.

Selam ve sevgilerimle..
muslumbayram
1 Kasım 2020 Pazar 18:43:25
Türkiye coğrafya olarak gerçekten Cennet
Lakin; Bizim insanımız yani bizim içimizden birileri bu cennet vatanımızı cehenneme çevirmede çok mahirler
Kazdağlarının yüzde yetmişine maden ruhsatı verilmesinde hiç bir sakınca görmeyenle aynı yerde yaşamak zorundayız
Bu dahi cehennem değerli kalem
Keza Muğla ilinin dağlarının yüzde 65 i ne maden arama ruhsatı verilmiş
Bundan daha dehşetli bir resim olabilir mi???
Ve son olarak da o beton yığınları altında kalmaya aday milyonlarca çürük binalarımız var
Ve nice mezar taşları sahiplerini bekliyor
Tebrikler güzel bir yazı
Günümün yazısı diyorum
Nice saygılarımla

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Persepone Yazının sahibi 1 Kasım 2020 Pazar 19:07:43
Bahsettiğiniz gibi Kaz Dağları, sahip olduğu eşsiz doğasıyla olduğu kadar başka bir ülkede olsa jeopark olmaya müsait yapısı ile muhteşem bir alandır. Sarıkız'ın Edremit körfezine uzanışı, sonra Sabahattin Ali'nin bir öyküsüne de konu olan Hasanboğuldu dinleyenin içini sızlatır. Bu zenginliği ziyan etmenin yolunu bulmak da insana düşüyor malumunuz güzel memleketimizin çoğu köşesi de aynı tertip içerisinde. Depremle ilgili hissettiğim aciziyetle birkaç satır karalamak istedim. Depremin beklenebilir bir doğa olayı olduğunu, uyum edemeyenin bizler olduğumuzu bir kez daha düşünmek durumunda kaldım. Çok, çok üzülerek.

Değerli yorumunuz için ben teşekkür ederim.

Saygılarımla...


Jirr
1 Kasım 2020 Pazar 17:46:48
Yıllar önce vasiyeti üzre ölü, güzel bir kadına dokundum. Gül suyuna sonra, biraz çörek otuna.. Fotoğrafı var ve o katılığı hala unutamadım. Olmasa da unutamazdım.

Prozac, paxera, xanax gittikçe dozu artan bir miras olarak kaldı ondan bana.

Her şeyi denedim; "Zira, acının uzantılarını filtreleyen" bir başka şey yok.

Unutamayacaksın..

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Persepone Yazının sahibi 1 Kasım 2020 Pazar 18:43:14
Yazımı daha sert kılmamak için eklemediğim kısım da yaşlı kadın ile benzer koşullarda olduğum gerçeği de vardı. Acıdan steril yaşamlara öykünüyorum. Anlattıklarınızı ise kendimce anlayabiliyorum. Etkisini tamamen atlatmanın mümkünlüğü ufukta görünmüyor. Yazmanın sanatsal bir tutkunun dışında bu kalın katmanlara yapılan sondajlar olduğu fikrim de yok değil. Bilmek çoğu kez saklamaktan evladır. Unutamadığıma bir de kelimeler aracılığıyla bakmak istedim. Bana sonrasında da anlatacakları olduğunu ve unutmayacağımı bilerek.

Sevgi ve selamlarımla.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.