ÜYELİK GİRİŞİ ÜYE OL
Anasayfa Şiirler Forum Etkinlikler Kitap Nedir? Bicümle Tv Müzik Atölye Arama Blog İletişim Yazılar
Giriş Yap Üye Ol
Sükutumdan dolayı kendimden başka kimse kabahatli değildir. En büyük düşmanım ben idim. NAPOLEON Paylaş
ANASAYFA
ETKİNLİKLER
NEDİR?
TİVİ
BLOG
BİCÜMLE
ATÖLYE
ARAMA

Mevsimlik hikayeler

n.kaygısız
79 Yazısı Kayıtlı


MEVSİMLİK HİKAYELER





Mevsimlik hikayeler
Mevsimlik Hikâyeler
“vızzzz…”
Bir sivrisinek geçti başucundan. İlk akşamdan beri ötesinde berisinde vızlayıp duruyordu kahrolası. Üç beş saatlik uykuyu delik deşik etmişti.
Üstündeki battaniyeyi yana çekip doğruldu Zeliha. Saçları dağılmış tülbendi başından düşmüştü. Gözlerinden uyku akıyordu. Sivrisineğin konduğu yerler de tatlı tatlı kaşınıyordu.
Kalkıp yüzüne su çarptı. Az biraz gözleri açıldı. Pencereyi kapattı. Hava oldukça serinlemişti.
“Gökyüzü bu gece de çakır yıldız,” dedi. Yarına hava açık olacak. Gerçi son günlerde çokça yağmur yağmıştı. Yağmur bereketti. Yağmur bolluk. Yağmur arınmasıydı yerdekilerin. Göktekilerin bir lütfu olmalıydı bu. İş, aş, çokluk demekti…
Mutfağa yöneldi. Az biraz bir şefler yemeliydi. Yarına bir şeyler hazırlamalı. Mutfağa bir iki adım kala durdu.
“Zeynep,” dedi. “Zeynep kalk kızım.” Zeynep’ten ses seda gelmedi. Zeliha tekrar:
“Zeynep,” dedi.
“Kalkıyorum ana,” dedi. “Kalkıyorum.”
Zeliha sapı kopmuş, bir miktar da islenmiş çaydanlığı ocağa sürdü. Çay uykuyu açardı.
“Yağmur yağarken suyunu doldurmalı insan. Bu günler üç beş kuruş kazanılacak günler. İş zamanı, çalışma zamanı.”
Dolabı açtı. Elindeki kaşıkla dolaptan aldığı çökelekten üç beş kaşık çökeleği çanağa koydu. Biraz tuz serpti üzerine. Çay az sonra olurdu. Birer bardak çay içerler, üç beş de çökeleğe ekmek banarlardı.
“Ne koymalı çıkına acep?”
İki domates yıkadı. Bir baş kuru soğan aldı.
“Ne ağırkanlı şu kız.” diye geçirdi aklından. “Ne ağırkanlı. Boşandığından beri bir türlü ayağı değmedi toprağa. Çocuklara özleminden midir nedir anlamadım ki.”
Zeynep iki çocukluydu. Olmamıştı işte. Kırılıvermişti her şey. En acısı iki çocuğunun çok uzaklarda oluşu idi.
Elinden ayağından kan çekilmişti sanki. Aklı uçup gitmişti. Ne hareket etmek ne yiyip içmek.
Gülen konuşan biri değildi artık eskisi gibi.

Ana baba evinde bulmadığını koca evinde de bulamamıştı. Yokluk, yoksulluk insanın her güzelliğine kara çalıyordu işte.
Bu hal, hal mi? Yirmi yedisinde bir kadın bu


"MEVSİMLİK HİKAYELER" içeriğini
okumaya devam etmek için ücretsiz üye ol


Edebiyat Defteri'ne zaten üye misin? Üyelik Girişi Yap


En Çok Okunan Yazıları
SU ÜZERİNE..
Su üzerine..
n.kaygısız
1328
GÖÇMEN KUŞA DAİR NOTLAR
Göçmen kuşa dair notlar
n.kaygısız
7 1176
LEYLA..
Leyla..
n.kaygısız
984
Kara Duvar..
Kara duvar..
n.kaygısız
981
Rüzgara Tutunanlar
Rüzgara tutunanlar
n.kaygısız
953
Son Eklediği Yazılar
Nasıl Bir Ahlak
Nasıl bir ahlak
n.kaygısız
422 2
ESTETİK BİLİNÇ
Estetik bilinç
n.kaygısız
124 0
haziran
Haziran
n.kaygısız
204 1
Haziran yahut Su Hakkı
Haziran yahut su hakkı
n.kaygısız
184 0
Kitapların Hüznü
Kitapların hüznü
n.kaygısız
155 0
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.