Davidoff
113 şiiri ve 222 yazısı kayıtlı Takip Et

Hediye "yaşayan efsane"



HEDİYE

Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 2.10.2017 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.



‘’ İKİ EKİM ‘’

2 Ekim 1932 Bizim yakışıklı ve çok beyefendi babamızın doğum günüdür.

O zanneder ki biz onun doğduğu günü unutup aramıyoruz. Haklı aslında. Bizde de kabahat git şöyle elleri çiçeklerle, sarıl boynuna. Babacım diye, diye öp kokla. Şımarık şeyler yap, ne bileyim işte. Bize şımarıklığı da öğretmedi ki hiç. Şimdi nasıl şımarıklık yapacağız ki, nasıl boynuna sarılıp

-Babacığım diye boynuna sarılacağız ki? O çocukken kaç kere bizim boynumuza sarıldı yavrularım diye düşünüyorum bazen. Sonra şöyle de düşünüyorum; onun babası kaç yaşında ölmüştü diyorum. O biliyor muydu ki babaların yavrularına sarılmaları gerektiğini? Tabi ki “hayır.”

İşte bütün film başlamadan burada bitiyor diyordum kendi kendime.

Babasız büyümek çok zor olsa gerek. Onun babasız ve zorlukla yaptıklarını çocukken hep bize yaptırmak istedi.

Okuyacaksınız. Sizin okumanızı çok istiyorum.
Eskilerin sözü onunda dilinde askı olmuştu adeta. “İmkânım olmasa bile ceketimi satar sizi yine okuturum.” Bunu neden söylediğini yıllar sonra bizden gizli röportaj yaptığı “Yaşayan Efsaneler” sayfasında okuduğumuz küçük bir çocukluk anısında daha da iyi anladık. O konuyu bir başka zaman paylaşmak istiyorum. Şimdi gidelim eskilere…

Zor çocukluk, zor yıllar…

Hani derler ya evin direği babadır diye. Siz ona çok inanmayın. Sadece baba ile iş bitmiyor, direk mutlaka eğiliyor. Dedem rahmetli olunca, evin bütün yükü rahmetli babaanneme ve o yaşta henüz çocuk olan babamın üstüne kalıyor. İstanbul’un ilçesi olan Şile’de yaşamakta mecbur oldukları zaman İstanbul’a yürüyerek gidip gelmek zorunda kalmaktalar. O zamanlar yol yok, gece vakti önlerine yaban domuzları çıkacak diye korkudan ne yapacaklarını bilmiyorlar.

Babamın tek amacı okuyabilmek. O zamanlar okumak ona hayal gibi geliyor. Ne bulursa okuyor, yerdeki kâğıt parçalarını bile birbirine ekliyor okuyor.

Derken; ensesinde okşarcasına bir tokat duymuş.

-Ne yapıyorsun yine mi okuyorsun? Diye bir ses. (Köylere eşya getirip satan tek bacaklı Gazi. Herkes onu çok seviyor. İşi bitince köyden lahana alıp İstanbul’a götürüyor teknesiyle. Savaşta bacağının birini kaybetmiş ama umurunda bile değil. Vatanıma feda olsun der bazen, bacak da neymiş?)

-Okuyorum Gazi Baba. Seviyorum okumayı.
-Annene söyleyeyim seni İstanbul’a götüreyim orada okutayım. Ne dersin, istemez misin? Demiş.
-Annem bırakmaz ki, hem kardeşlerim daha küçük. Onlara ne olacak?
-Sen okursan onlara faydan olur, böyle kalırsan hiçbir faydan olmaz. Hadi gel konuşalım annenle.

-Nazire Hanım gel seninle konuşacaklarımız var, ya evet de, ya hayır. Az sonra tekne kalkacak gideceğim ona göre bende yoluma koyulayım. Gazi Baba ile babaannem bir şeyler konuşmuş. Vurmuş bahçe kapısına elindeki bastonu ile çıkıp gitmiş Gazi.

-Lahanaları yüklediniz mi tekneye? Gözünden yaşlar iniyormuş..

On dakika sonra Gazi Baba sinirli, sinirli yola koyulmuş.

-Böyle kadınlar yüzünden çocuklar cahil kalıyor işte. Kıyıya doğru yürüdü.

O sırada evde babamla babaannemle göz göze geldiler.

-Gitmek mi istiyorsun?
-Evet.
-İyi, koş arkasından. Kocaman adam olmadan gelme yanımıza.

“”Nasıl peşinden koştuğunu anlattı bize.’’’’

-Gazi Baba dur bekle, bende geliyorum.

Tekneye nasıl yetiştiğini…
Dalgalara nasıl kapıldıklarını, tahlisiye gemicilerinin onları son anda nasıl kurtardıklarını, çaylarını şeker yerine kuru üzümle kırklama içmesini ve daha neler, neler… Bizler şimdi çocuklarımıza özel hocalar tutup, özel okullarda okutup çocuklarımıza kendimizi beğendiremiyoruz. Acaba yetiştirmede mi suç, yetişmede mi?

Sonrası bir başka macera ama bize bu kadarı yeter. Babam zaten ailesini yaban domuzlarından korurken bile koca bir adamdı. Sonra okumuş koca bir adam olmuş.
Vallahi pek de güzel kızları, ya sonra üüff nasıl da güzel ve başarılı torunları olmuş.

E yeter yani, Üç Ekime geleceğiz neredeyse.

Seni Çok Seviyoruz Babacığım.
Çok Yaşa E mi?

İşte tam bu satırı yazarken;

-Ne mutlu bizlere. Allah herkese yaşayan bir babaya doğum günü mesajı yazmak nasip etmemiştir.

Herkese bırakın hediye almayı. Her yıl anne ve babanıza mutlaka üzerinde tarih olan bir “ Hediye Mesajı “ yazın

2 / EKİM / 2017

Davi


Beğen

Davidoff
Kayıt Tarihi:1 Ekim 2017 Pazar 18:37:14

HEDİYE "YAŞAYAN EFSANE" YAZISI'NA YORUM YAP
"HEDİYE "Yaşayan Efsane"" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
erhanbay
6 Ekim 2017 Cuma 13:15:20
Öykü hoş.Yalnız yazıdaki "kırklama" ifadesi hatalı. Doğrusu "kıtlama" olacak. Şekeri kıtlıyarak(ısırarak) içmek anlamında kullanılır.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Davidoff 6 Ekim 2017 Cuma 15:45:31

Çok haklısınız Sn. Hocam. Yapmışım bir hata affola.

Uyarınız için teşekkür ederim.
Den(iz)
6 Ekim 2017 Cuma 12:01:02
Benim babam şiir sever. Ben ona hediye aldığımda mutlaka kısa bir şiir eklerim not olarak üzerine. Güzeldi yazı...

Sevgilerimle...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Davidoff 6 Ekim 2017 Cuma 15:48:29

Eminim yazmış olduğunuz şiirler hala saklıdır kendisinde ama hediyeler için aynı şeyi söyleyemem.

Teşekkür ederim.
Hatice Müge
5 Ekim 2017 Perşembe 00:28:22
Allah uzun ömürler versin. Bizim babamız farklıydı.Burada yazmak gerekmeyecek kadar farklı ve uzun bir yazı olur yazarsam. Fakat annem sayesinde hepimiz okuduk. Annem olmasaydı halimiz ne olurdu kimbilir.Bence anneler bir yuvanın temelini yapıyorlar.Herkes ebeveynler konusunda şanslı olamıyor malesef.Saygılar.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Davidoff 6 Ekim 2017 Cuma 15:50:10
Allah her ikisini de başımızdan eksik etmesin.

Gidenlere de rahmet dileyelim.
Nar-ı Çiçek
2 Ekim 2017 Pazartesi 18:54:38


Hayırlı bir ömrü olsun inşallah.
Mutlu olsun hayırlı bir evladı var diye..

Sevgi ve tebriklerimle.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Davidoff 6 Ekim 2017 Cuma 15:51:16

Sag ol Nar Çiçeğim.
Hicran Aydın Akçakaya
2 Ekim 2017 Pazartesi 17:19:29
Ömrü uzun olsun Allah başınızdan eksik etmesin, ne güzel bir hediye babaya.
Sevgiler...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Davidoff 6 Ekim 2017 Cuma 15:52:26

Amin Hicran Hanım.

Teşekkür ederim
Yeşil Mavi
2 Ekim 2017 Pazartesi 16:38:30
İnşallah bizim veletler de günü birinde arkamızdan böyle güzel şeyler yazar. Yazmamaları için bir sebep yok ama, yine de ne bileyim? Ve ya, en azından arada sırada mezarımızı ziyaret edip bir fatiha okusunlar yeter. :)))

Ben de bu konuda annemden ve babamdan razıyım, Allah da kendilerinden razı olsun.

Her babanın okurken keyif alacağı bir yazıydı, elinize sağlık! ve nice yıllara...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Davidoff 6 Ekim 2017 Cuma 16:53:30

Teşekkur ederim.
deniz-ce
2 Ekim 2017 Pazartesi 16:01:48


Allah başımızdan eksik etmesin.
Varlıkları yeter.



deniz-ce tarafından 11/5/2017 11:08:50 PM zamanında düzenlenmiştir.

Cevap Yaz
erolabi
2 Ekim 2017 Pazartesi 14:06:24
Babasını seveni "severim"
Anasını seveni "severim"
Atasını,dedesini seveni,hastane bahçesinde koluna girip polikliniklerde onlarla ilgilenen gençlere "hayranım"
babam 88 yaşının verdiği yaşlılıkla unutkan,ürkek ve yavaş bir insan oldu.
Geçen ay köydeydim.Babam ve annem kışları İstanbul Kağıthane'de ilkbahar-yaz-sonbahar aylarında Rize Çayeli Kaptanpaşa köyünde ikamet ederler.
ben de her yıl senelik iznimin büyük bir bölümünü onlarla beraber geçiririm.
Bir gün annem-babam ve ben ilçeye indik.
Öğlene doğru hepberaber güzel bir lokantaya gittik.
Hoş bir ortamda yemek yedik.
Babam " Oğlum çok masraf ettin.Allah razı olsun" dedi.
Benim yıllarca yediren-giydiren-koruyan Allah'ın vasıta kıldığı yaşlı adamın söylediğine bak dedim içimden.
Sen beni yıllarca doyurdun.
Ben sana bir defa yemek söyledim.
Babasını seveni "severim.
Sevmeyeni,kibir yapanı "döverim"
Çok içten,çok değerli bir yazıydı...Yazanı gibi.

Cevap Yaz
-Eternal-
2 Ekim 2017 Pazartesi 13:42:45
çok içten bu yazıyı bende tebrik ediyorum.

içinde gezindiğim ve kendimden parçalar bulduğum.

sürekleyici...


saygılar,



Cevap Yaz
Gülüm Çamlısoy
2 Ekim 2017 Pazartesi 13:36:26
Maşallah.
Mutlu yaşlar diliyorum.
Tebrik ediyorum.
Sevgimle.

Cevap Yaz
Aynur Engindeniz
2 Ekim 2017 Pazartesi 12:32:39
Nice uzun ve sağlıklı senelere inşallah. Allah herkesin babasına sağlık mutluluk versin Davim. Sevgilerimle.

Cevap Yaz
Nurefşan.
2 Ekim 2017 Pazartesi 12:11:21
Babalar bazen şımartılmak istiyor arada bir şımartın bence ve nice bereketli uzun ömürleri olsun

Cevap Yaz
ayşe1
2 Ekim 2017 Pazartesi 11:55:41
Ben de rahmetli hukukçu babamın kitaplarını elimden hiç düşürmem. Fatiha okurum sürekli.
Yaşayan babalara bin selam olsun! En gözde dileklerimiz onlar için olsun.
Yazınızı etkilenerek okudum, duygulandım.
Tebriklerim ve saygılarımla.

Cevap Yaz
Azure_
2 Ekim 2017 Pazartesi 02:46:35
Derinde etkiledi yazınız.. Ben 17.Yaşındayken babam vefat etti..ahh adaletli, merhametli canım babam çok özledim senı ÇOK..
Kutlarım yüreğinizi; Babanızla beraber nice yaşlar dilerim..sevgiler

Cevap Yaz
LutfiyeCanacik2050
2 Ekim 2017 Pazartesi 00:26:22
Uç ekimde doğan erkekler, ailelerine çok bağlı ve iyi baba olurlarmış. Sevgi ve saygilarimla

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


Davidoff 2 Ekim 2017 Pazartesi 00:29:27

Babam iki ekimde doğdu Lütfiye Hanım.

Bir günden bir şey olmaz değil mi :)

LutfiyeCanacik2050 2 Ekim 2017 Pazartesi 00:33:18
Olmaz merak etmeyin, sonbahar babalarınin içlerinde, ilkbahar saklı.Sevgi ve saygilar
Bedri Tokul
2 Ekim 2017 Pazartesi 00:20:35
Gece bekçisiydi babam.
O da öyle demişti bana:
"Ceketimi satar okuturum seni."
Para etmedi ceketi. Oysa o kadar çok istiyordum ki okumayı.
Nasip Askeriyeymiş. İlk maaşımı kuruşu kuruşuna eline saydığımda ağlamıştı.
İkinci maaşımı aldığımı göremedi. Bizleri bırakıp son yolculuğuna gitmişti.
Buna da şükür. Hiç olmazsa -kendimi kurtardığımı- görmüştü.
Allah sizin babanıza da, diğer babalara da uzun ömürler versin.
Babasızlık çok zor. Genç yaşımda yaşadım o zorluğu.
Sağ olsunlar evlatlarım biliyorlar kıymetimi.
Hüzünlenerek duygulanarak okudum yazını.
Ara da bir gelme.Daha sık gel. Daha sık yaz.
Seviyoruz seni. Biliyoruz yazılarının tadını, lezzetini.

Selam ve Saygıyla Bacı...


1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Davidoff 2 Ekim 2017 Pazartesi 00:26:05

Sağ ol Bedri Ağabeyim ben de sizleri seviyorum.

Yazılarım da sizlerle mutlu ki başka yerde olmayı sevmiyor.


Teşekkür ederim.

glenay
1 Ekim 2017 Pazar 18:48:19
Yazıyı okuyunca derin bir of çektim, benim babamı düşünerek.

Babamın babası o daha ilkokul birinci sınıftayken ölmüş.
Ailenin küçük çocuğu biraz şımartılmış. İlk okulu bile bitirememiş de sonra dışardan bitirmiş.
Yine de alt kademelerden başlayarak memur olmuş.
Beni anne diye sevmesine rağmen ilkokuldan sonra okutmadı.
Sebep olarak da hep o cahil hocalar yüzünden der, içinden çıkardı.
Ben bu yaşta içimde kalan bu okuma arzusuna yenik düşerek hâlâ okuyorum.
Tabi bu arada rahmetli babama da kızarak. Her şey zamanında olmalı.

Neyse, uzattım.
Tebrikler,
güzel bir konu ve yazı.

Sevgilerimle..

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


Davidoff 1 Ekim 2017 Pazar 22:43:27
Önce biraz uzunca yazımı okuduğun için sağ ol Sevgili Nazik Kardeşim.

Her nedense millet olarak okumaktan çok, yazmayı seviyoruz. bu yazıyı iki satırla da yazabilirdim. Hiç detaysız tabi.

Oysa okumayan kimse dil öğrenmeden yabancılarla konuşmaya çalışan insana benzer. Mutlaka okumalıyız.

Teşekkür ederim.
glenay 1 Ekim 2017 Pazar 22:54:48
Okumak konusunda gerçekten çok gerilerdeyiz.
Her şeye zaman buluyoruz da, okumaya bulamıyoruz.
Yazınızı uzun değil, hatta kısa buldum.
Gerçekten beğenerek okudum.

Okumadan yazmak mümkün değil.
İnsan okudukça yazmak istiyor,
kendinde de dışa vuracağı bir şeylerin olduğunu hissederek.

Sevgiler..
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.