Bedri Tokul
26 şiiri ve 159 yazısı kayıtlı Takip Et

Telgrafın telleri



TELGRAFIN TELLERİ

Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 22.9.2016 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.



70’ li yıllar…
Ev telefonuna müracaatından 10-15 yıl sonra sıran gelirse kârla başkasına devredebiliyordun. O yıllar öyleydi.O yıllarda yapılmış müracaatımdan hala haber bekliyorum !!!

Telefonla konuşmak için postanelerde beklenirdi. “Normal “konuşma yazdırır beklemekten sıkılır, “Yıldırım”a dönüştürürdün kaydını.

Sonraki yıllarda Özal döneminde telefon bağlatmak kolaylaştı. O dönemde ben de ilk ev telefonumu almıştım. Bir bayram günü. Annem yanımda. Uzakta olan kardeşimi arıyorum. Ama her arayışımda;
“Aradığınız istikamette tüm hatlar meşguldür. Sonra tekrar arayınız.” Diye bir bant kaydı çıkıyordu. Annem huzursuz, telaşlıydı. Yine bant kaydının çıktığı bir aramada ben;

“Çabuk açın hatları. Annem evladıyla konuşacak. ” Diye bağırdım. Kapattım telefonu.
Tekrar aradığımda tesadüfen hatlar boşalmış, bağlantı kurulmuş konuşma gerçekleşmişti. Annem:

“Aferin oğlum. Bunlara haddini bildireceksin. Bak nasıl hemen hatları boşalttılar. Gördün mü?” Demişti. Oysa karşımda kimse yoktu. Sadece bant kaydıydı. Ama annem çok mutlu olmuştu.

Önce çevirmeli sonra tuşlu daha sonra hafızalıları çıktı. Porselenden biblo gibi olanları da vardı. Şimdilerde çok azımızın evinde var ev telefonlarından…

Daha sonra çağrı cihazı çıktı. Görüşmek isteyen cihaza mesaj gönderiyor. Gelen mesaja göre hareket ediliyordu. Parası olanlar biraz da hava olsun diye o cihazdan alırlardı. Bir arkadaşımda da vardı o cihazdan. Mesaide ondan aldım kemerime taktım. Başka bölümdeki arkadaşlarımı güya ziyarete gittim. Niyetim çağrı cihazımın olduğunu göstermek.

“Buyur gel bir çayımızı iç.” Dediler.

“Vaktim yok. Bana çağrı cihazımdan mesaj gelebilir.”

“İyi ya işte. Mesaj gelirse cihazın zaten yanında.”

. Pot kırmıştım. Kahkahalar atıldı. Cihazın bana ait olmadığı anlaşılmıştı. Uzun süre bu cihaz olayı şaka konusu oldu.

Daha sonra araç telefonları çıktı. Onlar da gösteriş için alınıyordu. Belki de gerekliydi bilmiyorum.

Kocaman müzik setleri vardı. Kasetçalarlar vardı. Sevdiğin sanatçıların müzikleri doldurulurdu o kasetlere.” Seksenler” dizisinde olduğu gibi “Ergün Plak” dükkânları vardı.

Mektuplar yazdık. Mektuplar bekledik. Şimdi ne öyle bir uğraşımız ne de öyle bir sevincimiz var.

Bayramlarda bayram kartları verilirdi postaya. Şimdi olduğu gibi kalıplaşmış mesajların yerine…

Acil durumlarda Normal, ELT, Acele gibi tarifeleri olan telgraflar çekilirdi. Gidilemeyen düğünlere; günü, saati belirtilen süslü telgraflar gönderilirdi. Getiren postacıya bahşiş verilir, sonra o telgraflar mikrofondan okunurdu. Ben oğlumun düğün davetiyesinden iş olsun diye Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e de göndermiştim. Düğün günü gelen telgraf okunmuş davetliler şaşırmıştı.

Fotoğraf makineleri vardı. Onaltı otuziki pozluk. Takmayı beceremezsen film yanardı.

Babamın sağlığında televizyon dahi yoktu. Nevtron marka kocaman bir radyomuz vardı. Sessizce ajans dinlenirdi.

Siyah beyaz önce paket yayın sonra merkezi yayına geçen tek kanallı televizyonlarımız vardı. Bayrak çekilmeden kapatılmayan…

İlk cep telefonları tuğla büyüklüğünde antenliydi. Rehberinde çok az kişi kayıtlıydı.

Şimdi uydu yayınlı çok kanallı renkli televizyonlarımız var.

Telefonlarla görüntülü konuşuyor, istediğin resmi çekiyor istediğine gönderiyorsun. Sevdiğin müziği dinliyor, dilediğin mesajı yolluyorsun.

Dostların ısrarıyla o ittirmeli, kaktırmalı telefondan aldım. (Bir arkadaşım o telefonlar için öyle diyor). Bana soruyorlar:

“Telefonun kaç cigebayt, kaç megabiksel? Anladığım şeyler değil sorulanlar.
Bende, 10 dersem az, 100 dersem çok olur diye 50 diyorum.

İnternet mi?

Ona girecek olursak bu yazı bitmez. Bu yazıyı yazıp yayınlamama vesile olduğu için teşekkür edip geçeceğim sadece…

Evet!

Teknoloji iyi bir şey. Yaşamı kolaylaştırıyor. Ancak; özlemler azaldı. Kolay elde edebilmek, elde edilenin değerini düşürdü. Zor elde etmenin kendine has bir tadı vardı. O yok oldu.

Bu hızla giderse, belki de yıllar sonra insanlar ışınlanacak. Otobüsler, trenler, uçaklar “Bir zamanlar insanlar bunlarla birbirine kavuşurlarmış” diye müzelerde gösterilecek.
Belli mi olur?

SAYGILARIMLA…


Beğen

Bedri Tokul
Kayıt Tarihi:21 Eylül 2016 Çarşamba 20:53:10

TELGRAFIN TELLERİ YAZISI'NA YORUM YAP
"TELGRAFIN TELLERİ" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Suat Zobu
14 Ekim 2016 Cuma 11:08:10
Aynen. Çok güzel irdelemişsin Ustam VAROL. Biz o günleri yaşadık, o zorlukları yaşadık. İlginç tarafı o günlerde bize zorluk değil onlar bile bulunmaz nimet gelirdi.

Kalemine, ömrüne bereket Ustam. Selam ve saygı bırakıyorum.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bedri Tokul 15 Ekim 2016 Cumartesi 05:48:37
Sağ olasın.
Çok teşekkür ederim.
Oya gedik
23 Eylül 2016 Cuma 10:42:35
Başlığı görünce .telgrafın tellerine kuşlar mi konar şarkısını söylemeye başladım ben. Evet komutanimiz ne çok anılarımız var telofonla ilgili iki yıl bekledik bizde. Aslında o zor yıllarda çok mutluymuşuz meger . bizlere nostalji yaşattınız efendim. Emeğe Saygımla.
Sevgi ve selamlarimla. ..

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bedri Tokul 23 Eylül 2016 Cuma 11:46:13
...Herkes sevdiğine böyle mi yanar.
Ne güzel türkülerdi onlar. Ne güzel günlerdi...
Zordu sıkıntılıydı. Ama zevkliydi. Duyguluydu.
Teşekkürler Oya Hanım.
Selam ve Sevgiyle...
sami biberoğulları
23 Eylül 2016 Cuma 03:02:29
Sevgili abim.

Öncelikle hoş geldin.

Günün yazısını ve yazarını en içten dileklerimle kutluyorum.

Altmış yaşını devirmiş biri olarak yazdıkların benim hiç de yabancısı olmadığım şeyler. Hele de anamın mektupları. Rahmetli her yazdırdığı satırdan sonra sorardı '' Yazdın mı '' Diye.

Ve telgraflar:

Her kelime için para ödendiğinde en kısa şekilde yazmanın yolları aranırdı. Öyle olunca da karşı taraf çoğu kez anlamazdı telgrafta ne yazdığını.

Ve bir de ''Alo Adana, çık aradan kardeşim'' olayı))))))

Teknoloji hayatı kolaylaştırdı ama muhabbeti öldürdü be abi.

Mektup yazmayalı, mektup almayalı, bir postacının kapımı çalmayalı en az otuz sene olmuştur.

Güzel bir nostalji oldu.

Selam ve sevgilerimle.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bedri Tokul 23 Eylül 2016 Cuma 08:30:13
O "yazdın mı" olayı demek ki her yerde aynı.Bizde biraz fazlası olurdu. Birde " Oku denirdi her cümleden sonra.
Telgrafta aynen öyle.
"Teknoloji geliştikçe insanlar, insanlık devreden çıkar." Bu benim fikrim değil.
Bir makalede okumuştum. Aynen katılıyorum.
Bana postacı geliyor hocam. Ama getirdikleri banka ekstreleri...
Selam ve Sevgiyle.

Bu arada defterin yeni formatı güzel olmuş. Zira "Tebdili mekanda ferahlık vardır." Değişikliğin illa mekanda olması şart değil.
Kal sağlıcakla...
Numan Kurt
22 Eylül 2016 Perşembe 23:46:30
Kutluyorum Bedri Bey. Hikâyeciliğimizin öncülerinden Sait Faik Abasıyanık, uzun süre yazmamış. Sonra da "Yazmasam deli olacaktım..." diye anlatıyor sıkıntısını.
Kaleminiz durmasın, daha da güçlensin.
Saygılar.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bedri Tokul 22 Eylül 2016 Perşembe 23:56:32
Güzel temennileriniz için çok teşekkür ederim sayın Hocam.
Çok haklısınız.
Seviyorum Hocam yazma tiryakiliğini...
Selam ve sonsuz saygılarımla.
Gülüm Çamlısoy
22 Eylül 2016 Perşembe 23:14:21
Sürecin izafi yorgunluğu belki de belimizi büken yoksa dik başlı bir zaruret mi teknolojiden düşen payımıza?
Sorgulayan ve düşüncelerin yoğunluğunda duru bir anlatımla yine güne eşlik eden kıymetli çalışmanızı kutluyorum değerli komutanım.
Var olunuz.
Saygılar, selamlar...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bedri Tokul 22 Eylül 2016 Perşembe 23:23:27
İmgelerin ve felsefenin sultanı değerli Hocam !
Kıymetli yorumunuz ve uğrayıp onurlandırdığınız için çok teşekkür ederim.
Sağ olun.
Selam ve Saygılarımla...
rselcan
22 Eylül 2016 Perşembe 23:00:32
Edebiyat Defteri ne üyeliğimin başlangıcında böyle harika bir yazıyla karşılaşmam beni gerçekten heyecanlandırdı. Aynı süreçten geçen biri olarak çok duygulandım. Teknoloji geliştikçe, insana duyulan ihtiyaç azalınca, herhalde insana verdiğimiz değer de azalıyor maalesef. Bedri abimizden güzel yazılarının devamını diliyor, sevgi ve saygılarımı iletiyorum.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bedri Tokul 22 Eylül 2016 Perşembe 23:17:43
Hoş geldiniz. Hoşlukla geldiniz. Size Edebiyat Defterini anlatmayacağım. Zamanla ne kadar isabetli bir karar verdiğinizi zaten anlayacaksınız. Övgü dolu yorumunuz için de ayrıca teşekkür ederim.
Selam ve Saygılarımla...
Destina
22 Eylül 2016 Perşembe 22:09:31
Mektup arkadaşlığı kuşağından gelen biri olarak '
Teknoloji hayatımızın bir parçası olurken sanırım en çok O mektupların masum ve İçtenliğini çok hissettiremiyor kanımca ;

Sevgileri Telgrafın tellerinde unuttu verdik sanırım . Ve Çok uzun zaman oldu ..
Beğeni ile okudum Kıyametli paylaşımınızı 'artı yerinde çok yakışmış sevgilerimle

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bedri Tokul 22 Eylül 2016 Perşembe 23:27:33
Sitemize de sayfama da hoş geldiniz.
Güzel yazı ve yorumlarda buluşmak dileklerimle...
Selam ve Saygılar.
Nar-ı Çiçek
22 Eylül 2016 Perşembe 17:47:23
Günün yorgunluğu eskiyi daha çok özletiyor..

Tebrikler değerli anlatıma.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bedri Tokul 22 Eylül 2016 Perşembe 18:58:53
Teknoloji insanı yoruyor işte...
Değerli yorumunuz için teşekkürler.
Selamlarımla
Ayşegül AKDAĞ BARUTÇU
22 Eylül 2016 Perşembe 17:37:37
Kendimi nostaljil hissettim Hocam.
Ne kadar teknolojik çağda büyümüş olsam da en azından mektubun verdiği tadı bilirim :)
Tebrik ederim

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bedri Tokul 22 Eylül 2016 Perşembe 18:52:55
Çok teşekkür ederim Ayşegül Hanım.
Bizim kuşak böyleydi işte...
Selamlarımla...
gül peri
22 Eylül 2016 Perşembe 16:02:07
Teknoloji iyi bir şey. Yaşamı kolaylaştırıyor. Ancak; özlemler azaldı. Kolay elde edebilmek, elde edilenin değerini düşürdü. Zor elde etmenin kendine has bir tadı vardı. O yok oldu.

Bizleri geçmişe götürdünüz Teknolojinin aşamalarını birer birer dile getirmişsiniz.Haz duyarak okudum Ve şöyle düşündüm.Teknoloji ilerledikçe insanlar birbirinden uzaklaşıyor.Elindeki o küçücük aletin esiri oluyor.

Yazı ve yorumlarınıza özlem duyduk.İnşallah kötü bir şey yoktur.Saygılar efendim

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bedri Tokul 22 Eylül 2016 Perşembe 17:18:08
Sayın Hocam !
Hayatımızın gençliğinde başladığımız yere geri döndük. Bir Köroğlu , bir ayvaz misali iki kişi kaldık.
Ama gerçek özlem görüntülü telefonlarla giderilemiyor. İlla yüzlerini görecek kokusunu alacaksın.
Çocukların ziyaretindeydik. Birde kayırvalidenin sağlık sorunlarıyla ilgilendik. Dolayısıyla defterden sizlerden bir süre ayrı kaldım. Yazıları defteri sizleri çok özlemişim.
Değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim.
Selam ve Saygılarımla Hocam...
Beğdi
22 Eylül 2016 Perşembe 11:57:21
Keşke her şey eskiden olduğu gibi siyah-beyaz kalsaydı. :(

Nostaljik bir yazıydı, elinize sağlık!

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bedri Tokul 22 Eylül 2016 Perşembe 12:33:01
Ben de sizin gibi düşünenlerdenim.
Teşekkürler.
Selamlarımla.
H. Çiğdem ŞİİRBAZ
22 Eylül 2016 Perşembe 11:51:03
Eskiye özlem çekerken modern çağın bizi esir eden örümcek ağından kurtulamıyoruz ne yazık...Saygıyla.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bedri Tokul 22 Eylül 2016 Perşembe 12:31:40
Maalesef öyle...
Artıları eksileri hep tartışılıyor.
Teşekkürler.
Saygılarımla.
Davidoff
22 Eylül 2016 Perşembe 11:03:00
Her zaman olduğu gibi,

Unutulmaz yazıların kalemi.

Tebrik ederim Bedri Abi.


1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bedri Tokul 22 Eylül 2016 Perşembe 12:27:54
Bu ne güzel iltifat böyle !!!
Çok teşekkür ederim canım Kardeşim.
Sende öylesin.
Selam ve Saygıyla.

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
İbrahim Çelikli.
22 Eylül 2016 Perşembe 09:20:37
yazıldığım telefonlar.. bir de öğrenci olduğu için benim evi adres gösterenlerin telefonlar bir anda bağlandı.. anlamı kalmadı..

nevtron böyle mi yazılıyordu dedim..
öğrencilik yıllarımdan sonra gündüz iş akşam tv vardı radyonun tadına varamadık anlayacağın.. ama paçet yayını biliyorum.. uçak inebilmiş ise Ankara tv nin seçme proğramları ertesi gün erzurumda yayınlanırdı.. bir tane küçük kızın eli cebinde Erzurumcası ile filoçet halının reklamı vardı. estetik vardı..

şimdi polisiye dizinin arasında yarım saati bulan iğrenç bulaşık makinesi ve deterjan reklamı on kez yayınlanıyor eski tadlar.. acele yazdırdığım tlf sırası hep en son bana gelirdi.. komşuya söz anlatabilirsen yan tarafa koyar ünlemeye giderdi bizimkini.. o da illa üzerine bir şeyler alacak ve iki bahçe geçip yoldan atlayacak vs.. normal de beş liranın altında ücret herkese bana bir kaç kat fazla ama

bir otelde çalışan arkadaşımın önerisi ile işyerine gidip bekledim.. üst katta bir odaya yönlendirdi.. bizimki gelmedi.. indim aşağı ödeyeyim 130 TL.. tutmuş.. mustafa ile muhabbetim bitti.. bir de tabur komutanı maaşlardan kestiriyor idi.. 1,000,-TL. tlf parası yazmış..

en iyisi bu acı tabloyu kapatalım.. ikinci tv, renkli tv, cep telefonu, yenisi fotoğraf çekeni, görüntülüsü, internetlisi, iki hatlısı, akıllısı ve derken çocuklarımızı diğer insanları, edebi asıl önemlisi sevmeyi unuttuk..
o zamanlar sevmek de güzeldi.. insanlarda.. sadece seviyorduk.. bize belletildiği gibi. biz ne sevmeyi becerebildik.. ne de adam gibi sevmeyi anlatabildik.. asıl suçlu bizdik..
Allaha emanet olasınız..


İbrahim Çelikli. tarafından 9/22/2016 9:27:10 AM zamanında düzenlenmiştir.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bedri Tokul 22 Eylül 2016 Perşembe 09:42:34
Vay USTAm vay...
Demek ki bu yazı güzel olmuş.
Seni alıp o günlere götürdüğüne göre. Şimdi daha çok sevindim.
USTA bu arada Tırtarları kaçırmışımdır. Vaktim olursa geri döner okurum.
Lütfen kusuruma bakma.
Selamlarımla.
Sağ ol USTA
Fatma Oral
22 Eylül 2016 Perşembe 02:42:55
Güne düşen hoş bir yazı olmuş Komutanım. Bizim komşunun telefonu mahallede hepimizin numarasi idi. Telefon gelince kostura koştura haber verirdi. Insan ilişkileri daha sıcak. Daha güzeldi. Kaleminize sağlık.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bedri Tokul 22 Eylül 2016 Perşembe 09:15:50
Çok teşekkür ederim Fatma Hanım.
O günler öyleydi işte...
Sıkıntılıydı ama güzeldi bence.

Selam ve Saygıyla...
Kemnur
22 Eylül 2016 Perşembe 01:44:08
Vayyyy.... can komutanım gelmiş... hoş gelmiş... hakkaten yahu, o telefonun pek kıymete kısıldığı o devirleri de yaşadık biz değil mi? teknolojinin geldiği şu hale bak bir de.... şimdilik ışınlanmyı unut, ama görüntülü görüşmelerin şu ankine oranla çok daha yaygınlaşması yakındır. Zaten yaygın da kullanımı özel teknolojilere bağlı, o durum sıradanlaşacaktır diyorum... Her konuda batıdan 10-20 yıl geriden gitserrk de telefon konusunda kafa kafaya gidiyoruz maşallah... Sizi sağlıklı, moralli gördüğüm için mutlu oldum, selamlar, saygılar...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bedri Tokul 22 Eylül 2016 Perşembe 09:13:29
Can Dostum
Sami hoca vasıtasıyla selamını aldım. Selamlarımı gönderdim. Merak etmiş olman da beni çok mutlu etti. Kayınvalidenin hastalığı, bayramda oğlanı ziyaret derken bir süre ayrı kaldım.
Emin olun evim kadar sizleri ve defteri özlemişim.
Tahmin ediyorum. Bu arada epey yazı kaçırmışımdır. Vakit bulursam geri döner okurum. Bulamazsam da sineye çekerim. Şükür kavuşturana.
Selam ve Saygıyla...
Bir tutam hayat
21 Eylül 2016 Çarşamba 22:53:45
Ne hoş bir yazı olmuş.
Hele de bizler gibi yaşı kemale erenler,
eminim çok şey buldular kendilerine ait.
Her cümlesini tebessümlerle okudum.
Her cümlesinde hatıraların sevimli boşluğuna yuvarlandım.
Ne demeli?
Güzel günlerdi.
Basit ama güzel.
Çetrefilli bir hayatımız, asortik makinalarımız yoktu.
Televizyonumuz bile yoktu yahu!...
Ve,
biz yine de çok mutluyduk lambalı radyoya kulağımızı dayayıp radyo tiyatrolarını dinlerken.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bedri Tokul 21 Eylül 2016 Çarşamba 23:29:54
Evettt...
Çok haklısınız.
Radyo tiyatrosundan bahsedip beni de o günlere tekrar götürdünüz.
Ne mutlu olurduk, ne heyecanlanırdık, ne duygulanırdık değil mi?
hele o programın bir sinyal müziği vardı ki. Aman Allahım....

Selam ve Saygıyla.
Nermin Kaçar
21 Eylül 2016 Çarşamba 22:41:54
Bir turku vardir abican herkes bilir. Anasi kizini ozlediginde yazildigi rivayet edilen yuksek yuksek tepelere ev kurmasinlar. Arsli arsli tepelere kiz vermesinler. Bu turku beni cok etkiler. O kadar guzel bir yazi ki beni cok eskilere goturdun. Kalemine saglik abican. Sevgiler. Saygilar yuregine.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bedri Tokul 21 Eylül 2016 Çarşamba 23:24:47
Benim pırlanta kalpli can bacım. Seni duygulandırmış olmak bana en güzel hediye. Selamlarımla, saygılarımla. muhabbetlerimle....
Ayhan Sarıkaya
21 Eylül 2016 Çarşamba 21:45:13
Abi, inanki yarım sayfaya yakın yorum yazdım az önce yorumu tıklayacaktım interim gitmez mi. Sen benim o uzun yazdığım yorumu kabul eyle.
Yazdıklarının hepsini de tek tek yaşadım valla.
Selamlar abim, seni okyanuslar gadar seviyom.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bedri Tokul 21 Eylül 2016 Çarşamba 22:19:04
Senin canın sağ olsun. Ben senin gönlündeki yerimi biliyorum Ayhan Gardaş.Bende seni dünya kadar seviyorum. Öperim gözlerinden...
Emine UYSAL (EMİNE45)
21 Eylül 2016 Çarşamba 21:16:34
Sayende geçmisi yad ettik komutanim.

O zamanlar telefon alamiyorduk, simdilerde de kapattiramiyoruz. Ne zaman kapattirmaya gitsem bir baheneyle kapatmiyorlar.

Selamlar.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bedri Tokul 21 Eylül 2016 Çarşamba 21:22:45
Aynı sıkıntıyı ben de çektim Emine hanım. Sonunda bir tanıdık vasıtasıyla ancak kapattırabildim. Selam ve saygılarımla...
tacettin yıldırım
21 Eylül 2016 Çarşamba 21:08:12
ben inanıyorumki herkesin böyle cici bir telefon anısı vardır...sen yazınca mazi gözlerde tülleniyor ama gönüllerdede bir hüzün yaşanıyor bedros.... can....kalemin daim olsun gardaş

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Bedri Tokul 21 Eylül 2016 Çarşamba 21:27:06
Gardaş.
Bence o günler daha iyimiydi neydi ?
Ya da biz mi teknolojiye ayak uyduramıyoruz?
Her neyse geçmişi şöyle bir hatırlayalım istedim.
Öperim gözlerinden Saygıyla...
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.