Keyifler değildir yaşamı değerli yapan. yaşamdır, keyif almayı değerli kılan. bernard shaw
Bedri Tokul
Bedri Tokul

İTÇİ BEKİR

Yorum

İTÇİ BEKİR

( 6 kişi )

7

Yorum

12

Beğeni

5,0

Puan

481

Okunma

İTÇİ BEKİR

İTÇİ BEKİR

Yıldızların tatlı tatlı göz kırptığı bir yaz gecesi. İş güç zamanı köylü yorulmuş, daha ilk akşamdan uykuya geçmiş, köyün sesi soluğu kesilmişti. Abdil’de akşamdan yatmış, yatakta dönmüş durmuş ama bir türlü uyuyamamıştı. Edemedi kalktı. Ceketi omzunda dışarı çıktı. Sırtını kerpiç duvara verdi bir sigara yaktı. O saatte sigarasının ateşi belki de köydeki tek ışıktı.

"Olması lazım, bir yolu olması lazım. Kezban eli şakağında tasalı, Bekir aldı başını Mercimektepe ye gitti. İkisinin de yürekleri alaf alaf yanmakta. Bre Bekir insan bir ite bu kadar kararır mı be yiğidim? Sana yazık değil mi? O kınalı kekliğine Kezban’ına yazık değil mi?"
Sigarasını dudaklarına götürdü. Ciğerini dumanla doldurdu.
Ayağa kalktı. Sigarasını attı. Ezdi. Elleri arkasında gitti geldi. Omuzundan kayan ceketini düzeltti. Tekrar sigara yakacak oldu. Vaz geçti. Evine girdi. Yattı. Yorganı başına çekti. Uykuya geçiverdi.

Abdil Bekir’in can dostuydu. Hani " Bir yedikleri ayrı gider" derler ya. Öyleydiler.

Bekir esmer, dal gibi bir delikanlıydı. Kuruluğuna rağmen kuvvet yüküydü. Kara gözleri ateştendi. Düğünlerde güreş tutar az yenilir, çok yenerdi. Yumuşak huyluydu. Hareketliydi. Karaahmet pınarı gibi gürül gürüldü. Neşeli, güleç, konuşkan.

Bekir’in Ailesi kalabalıktı. Çok az tarlaları vardı. Tarlası çok, çalışanı da az olan çiftçilere yıllıkcı gidilir, hasat bittikten sonra da hakkı ürün olarak alınıp dönülürdü. Usul böyleydi. Geçen yıl da Gök Kâmil’lere yıllıkçı durmuştu Bekir.

Gözleri mavi olduğu için köylü ona Gök Kamil derdi. Gök mavi hiç bir yerde onun gözlerindekinden daha çirkin durmazdı. İki evliydi. İki karısından da çocuğu olmamıştı.
-Allah ona el kadar eti çok görmüştü.- Köylü öyle derdi.
Tarlası, geliri çoktu. Ona işi düşmeyen, para için kapısını çalmayan yok gibiydi. İstenilen parayı hemen vermez insanları üzer, sonunda parayı da faiziyle verirdi. Ödeyemeyenlerin ya ürününü ya da tarlasını elinden alırdı. İlenmelere aldırış etmez:
" İtin duası kabul olsa..." derdi.
Yanından hiç eksik etmediği bir de iti vardı. Onu Çocuğu gibi sever, bakar beslerdi

Bekir Gök Kamil’in huysuz olduğunu bildiğinden önceleri onun yanında çalışmak istememişti. Şehre inip amelelikten söz açsa da:
" Gitme. Şehirde iş yok Bekir. Perişan olursun. Aç kalırsın. Para kazanamazsın. Kezban bura da sensiz ne eder?" demiş, vaz geçirmişti Abdil.
Sonunda Gök Kâmiller de çalışmaya razı oldu. Horozlar tarlada iken öttü. Güneşi tarlada batırdı Bekir. Akşam gelir erkenden yatar, tatlı tatlı hayaller kurardı.
Bazı geceler şehre yerleşir, ak pak şehir çocukları yapardı Kezban’dan. Sonraki geceler, şehirden vaz geçer, çok çalışıp tarlalar almayı kurardı.

Bekir buğdaylar biçti. Harmanlar sürdü. Gök Kamil bağırdı, sövdü. Bekir sustu. Dudaklarını ısırdı. Kan tükürdü. Sıra pancar hasadına gelmişti. Erkekler şeker pancarı söker, kadın/kız pancar yaprağı keserdi.

"Kezban da gelir yaprak kesmeye Abdil. Göz göze geliriz. Ne tatlı olur bakışmak... Fırsatını bulunca da iki bıdırdaş " der uzun uzun anlatırdı.
Beklenen günler gelmiş, tarlaları bir hay huy almıştı. Bekir’le Kezban aynı tarladaydılar. Çalışanlar sevdalıları biliyorlardı. Bilmeyenler de orada öğrendiler. Abdil:
" Aman ha Gök Kamil’le dikkat et..." dediyse de, Bekir:
" Gök Kamil’in..." derdi.
Bir gün tarlada çalışanlar fırsat yarattılar. Bekir’le Kezban’ı tarla yakınlarında ki kuru derenin kuytusunda buluşturdular. Tam oturmuş konuşacaklardı ki, korkulan oldu. Gök Kamil bitti başlarında. Elinde sopa. Hırstan mosmor. Kaldırdı sopayı neresi olursa vuracak Bekir’e. Bekir çevik davrandı tuttu elini.
" Ağa ağır ol."
Gök Kamil bunu beklemiyordu. Tekrar kaldırdı sopayı. Bekir’in gözlerindeki ışıktan korktu. Vaz geçti.
" Ulan it. İt oğlu it. Aç it. Adam mı oldun? "
Çekti gitti. Bekir’le Kezban kala kaldılar. Bekir akşama Abdil’i buldu;
"Ölseydim iyiydi. Kolayı olsaydı da orada ölseydim iyiydi. Beni Kezban’ın yanında iki paralık etti. Bir daha gitmem Abdil. Onun da, tarlasının da..."
Dediğini de yaptı. Gitmedi. Alacağı haktan da vaz geçti.
Günler sonra Abdil’e:

" Gök Kamil’e ne yapacağımı biliyorum Abdil. Yaptığını yanına koymayacağım.“
Abdil ne kadar ısrar etse de Bekir’i söyletemedi.

Akdağın oralarda " Bükdibi" derler bir köy vardır. O köyün itleri çok keskin olur. Bekir oradan dişi bir itle döndü. Dişi itler daha boğuşcu olur. Artık Bekir’de itini yanından eksik etmiyor, yemiyor yediriyordu. İtini köyün tekmil itleriyle boğuşturdu. Bekir’in iti bütün itleri boğuyordu. Çoban Kerim’in iti bile kuyruğunu kıstırıp kaçar olmuştu.
Her yerde :
" Bu köyde benim itin üstüne it yok. Varsa çıksın" diyordu.
Her sözünün biri bin edilip Gök Kamile ulaştırılıyordu. İstediği de buydu zaten...
Gök Kamil dayanamadı sonunda. Bekir’i kahvede buldu. Sinirliydi
" Ulan al itini de gel hadi”
"Ama Hayrettin’in harmanda ağa. Orada boğuşsunlar ki, köylü köycek herkes görsün"
" Tamam lan Hayrettin’in harmanda"
Çocuklar koştular. Olanları nefes nefese köydeki evlere anlattılar. Kadın kız, çocuk, ihtiyar harmana doluştular. Gök Kâmille, Bekir itleri yanında harman yerine gelince köylü açıldı. Harman yerinin ortasına geldiler. İtler birbirlerine dik dik bakıyor, hırlıyor, burunlarını titretiyordu.
Bekir bağırdı:
" Tut hadi... Tut Koçum benim.”
İtler Kesik kesik ürküşlerle, iniltilerle birbirine girdiler. Köylülerin sesleri it seslerine karıştı. Harman yerini bir gürültü aldı, götürdü. Bekir’in iti alıp alıp çalıyordu yere. Gök Kamil’in itinde gevmedik, ısırmadık boyun boğaz koymadı Sonunda dayanamadı. Kuyruğunu kıstırıp kaçtı.
Gök Kamil’in itinin kaçması köylüyü bir hoş sevindirdi. Kimi şapkasını yere çalıyor, kimi göğe atıyordu. Bir sevinç yeli ki görmek gerek.
Gök Kamil yerden bir taş alıp itine attı. Taş değmedi. Değseydi belki de iti ölürdü. Öyle bir taş. Elini kolunu sallıyor bir şeyler söylüyordu. Kim duyar? Kim dinler? Edemedi. Köyün yolunu tuttu. Peşinden Bekir:
" Kamil ağa, Kamil ağa ben it değil " İtci Bekir’im" diye bağırdı.

Gök Kamil, Bekir günlerce konuşuldu. Gülündü. Bekir’in yürüyüşü de değişmişti. Şapkayı kulağına düşürüyor, sigarayı da ağızlıkla içiyordu. Adı da " İtci Bekir" e çıkmıştı,
(DEVAM EDECEK)





Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (6)

5.0

100% (6)

İtçi bekir Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz İtçi bekir yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
İTÇİ BEKİR yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
AYDINK
AYDINK, @aydink
30.4.2026 23:27:54
İtçi Bekir'in şahsında dövüle, ezilenlerin de günü geldiğinde övünülecek sebeplerinin olduğu çok güzel anlatılmış
var ol üstad
devamını da okuyacağım
yüreğine sağlık
selam ve saygı ile
Davidoff
Davidoff, @davidoff
20.4.2026 23:36:35
5 puan verdi
Bedri Abi, uzun zaman oldu sayfaya giremedim. Yazının 2.gördüm ama önce 1.ni okumak istedim ve emin ol yürekten söylüyorum şoktayım. Bir insan bu kadar mı doğal ve güzel yazar? Siz nerelere gelmişsiniz böyle tebriklerimi kat ve kat bildirmek istiyorum. Zaten güzel yazardın ama bu bambaşka bir Bedri Tokul sanki. Söylenecek tek kelime yok alkıştan ziyade...
Suat Zobu
Suat Zobu, @suat-zobu
20.4.2026 12:47:52
5 puan verdi
Abdil’in gece yarısı sigara içtiğinde ben de Cunnu’nun dam temeğinin dibinde sigara tüttürüyordum.
Harmandaki it dövüşünde de oradaydım.
Öylesine canlı anlatım.
Bayıldım inan.
Hani bir yaprak düşüşünü beş sayfada betimleme olayı var ya!
Tamam beş sayfa abartı ama olunca Bedri Tokul tarzı olmalı.
Adam yazdı mı yazıyor kardeşim.
Bizleri bu güzelliklerden mahrum etmediği için kendisine teşekkür ederiz.
İtçi Bekir;
Bakalım ne olacak?

Kel’den öptüm.
ŞÜKRÜ ATAY
ŞÜKRÜ ATAY, @sukruatay
19.4.2026 20:31:43
5 puan verdi
" Ulan it. İt oğlu it. Aç it. Adam mı oldun? " sözünü en güzel şekilde yedirmiş Gök Kamil'e " Kamil ağa, Kamil ağa ben it değil " İtci Bekir’im" diye bağırarak.
Çok ibret verici bir paylaşımdı, gönülden kutluyorum tebrikler üstadım.
Devamını da sabırsızlıkla bekliyorum.
En kalbî selam, sevgi ve saygılarımla.
Bedri Tokul
Bedri Tokul, @bedri-tokul
19.4.2026 18:53:58
Sen beğendiysen o yazı güzenir alibabam.

Öperim dost gezlerinden...
Alibaba
Alibaba, @alibaba2
19.4.2026 18:41:08
5 puan verdi
Süper!.. Müthiş bir yazı müthiş bir anlatım.
Devamını sabırsızlıkla bekliyorum ağabeyim. Kalemine, yüreğine sağlık.
Sonsuz saygılarımla...
Halit Durucan
Halit Durucan, @halitdurucan
19.4.2026 18:22:07
5 puan verdi
Bedri hocamda ne güzel yaşanmışlıklar var. İbretlik birr yazı draha okudum. Paylaşmaya devam Bedri abi... Selamlar saygılar
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL